Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Üyelerimize ÖzeL > Serbest Kürsü

deccal medine şam hadisleri incelemesi


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Serbest Kürsü - kategorisi altındaki deccal medine şam hadisleri incelemesi isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 01.10.2014   #1
Üye
Hellen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Oct 2014
Üye Numarası: 452
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 13
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: Hellen is an unknown quantity at this point
Standart deccal medine şam hadisleri incelemesi

Deccal, Medine’ye giremeyecek.
Peygamberimiz rüyasında Deccal’in Medine’ye giremediğini görür. Ve Medine’nin etrafında yedi meleği fark eder. Bu hadis günümüze kadar gelmiştir. Peygamberimiz kendi döneminde gördüğü rüyasındaki Medine, günümüzde Türkiye’yi simgelemektedir. Çünkü İran, Afganistan, Somali, Filistin, Suriye ve Iraklılara kucak açan ve Medine halkı gibi Ensar durumunda olan ve mazlumlara sahip çıkan Türkiye’dir. Somali’ye ve Afrika’ya en çok yardım eden ülke olmuştur. Dünyanın neresinde bir afet ve dram olsa orada Türkiye ve halkı zor durumda olanlara yardım etmiştir. Son yıllarda müslümanlara yapılan katliamlar artmıştır. Filistin, Libya, Suriye ve ırak da insanlar öldürülmektedir. Pek çok ülkede insanların açlık ve sefalete dünyanın sessiz kalmasına karşın Türkiye sürekli yardımlarını yapmıştır. Son yıllarda dünyada en çok yardım yapan ülke ve millet olmuştur. Türkiye bu haliyle dünyada devrin Medine’si durumundadır.
Bazı hadislerde Medine yerine Şam ifadesi de kullanılmıştır. Bazı hadislerde farklı sözcüklerle benzer amaç anlatılmış Medine yerine Şam ibaresi geçmektedir. Hadisler doğru ve sahihdir. Gelişimin, büyümenin ve kültürün zirvesini yapan İstanbul ve Türkiye o dönemin Şam’ını nitelemektedir. Bilim ve kültür bakımından ilerleyen Şam o dönemde İstanbul gibi bilim ve kültür merkeziydi. İlim öğrenmek isteyen teknolojiyi ve dönemi yakından yaşamak isteyen Şam’a giderdi. O dönemde Şam gelişmiş bir merkez olarak görülmektedir. Günümüzde Türkiye tam bu özellikleri nitelemekte ve günümüzün Şam merkezi olarak ortaya çıkmaktadır.
Suriye muhaliflerine, Irak halklarına ve tüm dünyada mazlumlara kucak açan Anadolu halkı Medine özelliğini taşımaktaydı. Dünyanın en çok yardım yapan ülkesi oldu. Yardımseverliğiyle günümüzün Medine rolünü taşımaktadır.
. Küresel bozguncular Amerika’yı ve BM’yi yönetmektedir. Yönetimleri elinde tutan bu kirli güç, komplolarla ve yandaş medyası ile insanlığı aldatıyor ve her şeyi meşru bir zemine oturtarak yapıyordu. Amerika ve batı medeniyeti El kaideyi, Taliban’ı Işid’i bahane ederek ülkelere ve Ortadoğu halklarına savaş açabilirken Türkiye’ye karşı böyle bir tutum sergileyemiyor. Çünkü Türkiye’nin etrafında yedi melek var. Peygamber bir hadisinde Deccal, Medine’ye giremez. Etrafında yedi melek var. demişti. O gün peygamberin rüyasında gördüğü Medine bugünün Türkiye’sidir. Etrafında yedi melek olması Geçerli nedenlerdir. Pek çok haklı neden küresel bozguncuların Türkiye’ye saldırı ve savaş ihtimalini çürütmektedir.
Peygamberimiz Medine’nin etrafında yedi melek olacağını söylemiştir. Ve her yere giren ve savaşlar açan Deccal Medine’ye giremeyecek denilmişti. Peki bu yedi melek nedir. Bu melekler savaş isteğini geri püskürten olumlu düşüncelerin sahibi meleklerdir. Mesela bu meleklerden en büyüğü şöyle diyordur: ‘Türkiye yapıcı, faydalı işler yapıyor, tehlikeli değil, hata yapmıyor. Ve bize tehdit değil. Bu nedenle ona savaş açmaya gerek yok.’ Bir diğer melek söyle diyordur: ‘Türkiye’ye saldıramazsınız yoksa Müslüman İslam toplumları ayağa kalkar ve çok destekçisi olur.’ Mesela diğer melek ‘ Türkiye ne teröre karışmış ne de kimyasal nükleer silahlara sahiptir.’ Mesela bir başka melek: ‘Türkiye’ye saldıramazsınız çünkü Avrupa’da, Amerika’da çok fazla Türk var. Ve bu savaş çok uzun soluklu olur.’ Mesela bir melek şöyle söylüyordur.’ Türkiye’nin destekçisi çoktur, Kafkaslarda ve dünyanın çok yerinde Türkmenler Türkiye’ye mutlaka destek verecektir.’ Gibi bu düşünceleri meleklere misal olarak verebiliriz. Çünkü ‘Melek’ demek Haklı ve doğru düşünce demektir. İnsanlar meleği sadece bir varlık olarak algılamamalıdır. ‘Melek’ kavramı çok derin bir konu olduğu için girmeyeceğiz.
Küresel bozguncular Amerika’yı, BM’yi NATO’yu ve dünyayı yönetmektedirler. Deccal, küresel lider olarak ortaya çıkmaktadır. Deccal’e hizmet eden bu şebeke dünyada her türlü kirli oyunu sergilemektedir. Baskıcı yönetimler altında ezilen inançlı halkların direnişi Arap baharıyla başlar. Ve bu halkların özgürlük ve eşitlik talepleri küreselleşir. Bu arada Türkiye bir güç olarak ortaya çıkar.
21.yüzyılın ilk yarısında dünyada çeşitli sorunlar yaşanıyordu. Türkiye bu sorunlara köklü çözümler üretiyordu. Ancak ABD ve diğer küresel güçler Türkiye’nin bu doğru çözümlerine karşı çıkıyordu. Küresel güçler kendi dünyacı ve menfaat mantıklarıyla geçici ve yanlış çözümler üretiyordu. ABD dünyada sürekli kazanmayı önceliğinde tutarken Türkiye insanlığı korumayı önemsiyordu. İnsanlığın sorunlarını ve evrensel değerleri birinci dereceden önemsiyordu. Türkiye’nin bu çabasını ABD ve batı medeniyeti tehdit olarak algılıyordu.Türkiye, dünyada meşru bir siyaset yapmaktadır. İnsanlık ve evrensel değerlere sahip çıkmaktadır. Ama küresel bozguncuların yönettiği BM, ‘Biz varken Türkiye’de kim oluyor. Dünyayı biz yönetiriz, Türkiye yetkisiz bir ülkedir ve haddini bilmelidir demektedir. Küresel bozguncular, dünyayı ve insanlığı hak ettiği adil ve güzel şekilde yönetemiyordu. Yönetmeyi de sorunları köklü olarak çözmeyi de hiç bilmiyordu. Yeryüzünde iyi bir yönetim ancak Türkiye ile mümkündü. Çünkü Türkiye anlayışı saf, doğal ve evrenseldi. Yani tanrısaldı. Bu dünyacı zihniyet dünyayı Türkiye’ye bırakmamaya kararlı. Dünyayı biz yönetiriz ve dilediğimizi yaparız diyorlardı. Bu nedenle Işid adıyla Arap baharına ve islam’a karşı bir savaş başlattılar.
Tayyip Erdoğan Obama’ya ortadoğudaki sorunların çözüm yollarını gösterdi. Ama Obama, Erdoğan’ın sırtını sıvazladı. Hadi bakalım hadi hadi bunlar seni ilgilendirmez der gibi çözümleri geçiştirdi. Erdoğan’ı oyaladı.Tamam, bakarız, bunlar senin işin değil gibi tavırlar sergiledi. Obama, Türkiye’nin varlığından memnun değil. Ama mecbur. İsrail’in Filistin saldırılarında, Suriye ve Mısır konularında Türkiye’nin anlayışını ve tavrını beğenmediler. Işid konusunda da Türkiye Irak halkına saldıran olmadı. Tüm bunlardan sonra söylemleri değişti. Biz Türkiye’ye dokunmuyoruz. Muhalif olmasına rağmen zarar da vermiyoruz. Birlikteyiz açıklamalarını yapıyor. Aslında bu açıklamaları sizden memnun değiliz ama size de bir şey yapmıyoruz. Biz istersek sizinle ilişkiyi keser sizi düşman ilan ederiz. Ama biz size bir şey yapamıyoruz. Anlamı çıkartılıyordu. Çünkü Türkiye dünyada doğruyu söylüyor ve dünyada çok etkiye sahip olmaya başlamıştı.
Erdoğan küresel güçlerle her bir araya geldiğinde Amerikan yönetimi, Nato ve BM bir açıklama yapıyor. Açıklamalara hiç dikkat ettiniz mi? Aynen şöyle ‘Türkiye ile ortak ve birlikte hareket etmeye devam edeceğiz.’ Türkiye müttefikimiz.’ İstihbarat paylaşımlarına devam edeceğiz. Türkiye ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz gibi söylemler aslında anlaşamamanın bir sonucudur. Amerika ve Batı, Türkiye’nin anlayışından ve felsefesinden hiç memnun değil. Türkiye insanlığın sorunlarını önemsiyor. Çözüm yollarını isabetli üretiyor. Çünkü Türkiye inançlı kalbiyle insanlığın sorunlarını kalben isteyerek ve gönüllü olarak çözmek istiyor. Amerika’da bu anlayış yoktur. Çünkü inançsız bir zihniyetle dünyayı yönetiyor. Bu zihniyet sorunları kökünden çözemez. İnsanlığı koruyamaz ve evrensel değerleri önemsemez. Nitekim Amerika pek çok olayda barışçıl, çözümcü ve yapıcı bir tavır sergilemedi. Çıkarlarına uymayan her konuda ötekileştirdi ve savaş siyaseti güttü. Bu nedenle insanlığın sorunları Amerika için önemli değil. Amerika için önemli olan küresel gelirlere sahip olmak ve küresel egemenliği yönetmektir. Tek Tanrı’ya inanan bir anlayış dünyayı iyi yönetebilirdi. Dünyayı sömüren ve haksızlıkla kazanan ve halklara zarar veren küresel bozguncular için inançlı bir yönetim büyük tehdit idi. Müslüman bir toplum olması nedeniyle Türkiye’yi sevmiyorlar. Erdoğan’ın güçlü ve yapıcı siyaseti karşısında bu söylemlerde bulunuyorlar.
Bu şartlar altında Obama Deccal, Tayip Erdoğan mehdi ise Sömürgecilik yapan batı medeniyeti de Yecüc mecüc kavimleridir. Hadi bakalım tüm hadisler bu isimlere ve kavramlara uyuyorsa gerçek çok açık değil midir? Dünyadaki değişim, küresel bir uyanış ve iklim değişikliği hep bir tesadüf mü? Tüm bu yaşananlar kıyametsel bir gerçeğe tamamen uyuyor ise tanrının varlığı açıkça ortaya çıkmış olmuyor mu?
MEHDİ GİBİ HAREKET EDİYOR. MEHDİ GİBİ SÖZLER SÖYLÜYOR.
Barış süreçleri, çözüm süreçleri, Ortadoğu’da hakkı söyleyen, ülkelere yardım eden, herkese kucak açan, İsrail’i ve BM’yi eleştiren, insanlığın sorunlarını önemseyen. Silahların üretilmesine kızan. Hep o’dur. Recep Tayip Erdoğan mehdi gibi düşünüyor. Mehdi gibi hareket ediyor.
Tayyip Erdoğan, insanlığın sorunlarının nasıl giderileceğini çok iyi biliyor. Tam bir sorun giderici. Dünyayı ancak çözümcü, uzlaştırıcı, barışçı ve demokratik bir adam düzeltebilirdi. Erdoğan, dünyayı yönetebilecek çok kabiliyetli bilgili ve donanımlı bir insandı. Tanrıdan gelen yöneticilik özelliklerine sahipti.
Dünyayı insanlık adına çalışan, evrensel değerleri koruyan. Hoşgörülü ve barışçı bir kişi ve ekibi yönetmelidir. Peki dünyayı kimler yönetiyor. Amerika’ya yön veren bozguncular. İnsanlık adına çalışana görev verilmiyor. Erdoğan bunu açıkça gördü. İşin ehline verilmediği bir dünyada yaşıyoruz. Tayip Erdoğan’a sende kimsin diye reddettiler. 1.dünya savaşında zorbalıkla yönetimlere sahip olanlar bugün zorbalıkla egemenliğini sürdürmek istiyorlar. Arap baharına karşı Işid düzmecesi için oluşturulan koalisyon bundandır.
Mehdi inananlara kucak açacak. Deccal’in zulmünden kaçanlar mehdiye sığınacak hadisi günümüzde aynen yaşanmaktadır. Suriye’den kaçanlar Türkiye’ye sığındı. Ürdün’den, Somali’den, Irak’tan Türkiye’ye sığınanlar oldu. Tayip Erdoğan mazlumlara kucak açtı. Filistinlilere kucak açtı. Hastaların bakımını üstlendi. Pek çok ülkede mazlumlara çıkış yolu gösterdi ve kılavuzluk etti. Aynen hadislerdeki gibi bir dönem yaşamaktayız.
Erdoğan’ın sorunları çözmesini istemediler. Tüm çözüm süreçlerini tıkadılar. Erdoğan’a Ortadoğu’da istikrarı sağlamak için yetkin yok dediler. Sen bizim bölgelerimize karışamazsın dediler. El kaideden sonra islama karşı ikinci bir haçlı birliğini Işid adıyla kurdular. Arap baharını ve İslam toplumların hak arayışını ışid terörü bahanesiyle durdurmaya kalktılar.
R. Tayyip Erdoğan, kimi kime şikayet ediyorsun. İsrail’i ABD’ye mi; Birleşmiş Milletlere mi şikayet ediyorsun. Suriye’yi Rusya’ya şikayet etsen ne olur ki. Öncelikle küresel yönetim ve amerikan siyaseti çok kaypak, savaş siyasetini yol adinmiş. Hikmetsiz ve basiretsiz bir küresel yönetim var. Sadece dünya için yaşayan ahirete inanmayan çıkarları için her yolu uygulayan bir akıl var. Dinsizliği ve din düşmanlığını yol edinmiş bu küresel bozgunculara hakkı söylesen de bir şey ifade etmiyor. Dünyaya sadece çıkarsal baktığı için Türkiye’yi düşman olarak gören bir şeytani anlayış var. Türkiye hakkı söylemekle ve doğru olanı yapmakla bu bozguncuların işini bozmaktadır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda bir konuşma yaptı.
Ortadoğu'da yaşanan terör ve şiddet olaylarına dikkat çeken Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in sessizliğine tepki gösterdi. BM Genel Kuruluna Mısır Cumhurbaşkanı olarak katılan Abdülfettah el Sisi' yi de eleştiren Erdoğan, "Mısır'da halkın oylarıyla seçilmiş iktidar darbeyle indirilirken Birleşmiş Milletler'de ülkeler bunu izliyor ve darbeyi yapan meşrulaştırılıyor. Birleşmiş Milletler doğruyu savunma konusunda çok daha cesur olmalıdır" dedi.BM'nin darbeye karşı tutumunu eleştiren Erdoğan, "Çocukların öldürülmesine, halkın oylarıyla gelmiş iktidarların silah ve tanklarla darbe yoluyla devrilmesine seyirci kalanlar, tepkisiz kalanlar, bu insanlık suçuna alenen ortak olmaktadır. Demokrasi diyorsak sandığa sahip çıkalım. Yok demokrasi değil de darbeyi savunacaksak, bu BM niye var diye merak ediyorum" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da dile getirdiği 'Dünya 5'ten büyüktür' sözü 'Genç Siviller' tarafından resmi olarak kampanyaya dönüştürüldü. Genç Siviller'in 2013’te Birleşmiş Milletler sisteminin değişmesi için başlattığı ''Dünya Beş’ten Büyüktür'' kampanyası, bugün New York'ta bir basın toplantısıyla resmen başlatıldı.
Erdoğan israil’i ve Netenyahuyu uyardı. Filistin’e saldırıları kınadı. Filistin çözümünü önermişti. Ama İsrail yönetimi Amerika’dan destek alarak Filistin’e saldırmıştı.
Libya’da halkın yanında oldu. Fransa’nın uçaklarla Libya’ya saldırmasına tepki gösterdi. Libya halkına ancak Nato müdahale etmeli diyordu.
Suriye’de çoğunluk muhalif halka karşı Esad savaş açtı. Rusya Esad’ı destekledi. Erdoğan orada da hakkı söyledi. Halkı dinleyin dedi. Şiddeti durdurun dedi. Ama iş daha kötüye gitti. Işid doğdu.
Erdoğan şimdi Işid diye Irak halkına ve islama saldırmayın diyor.
Erdoğan her hareketinde doğruyu söylüyordu. Adildi. Hakkı söylüyordu. O mehdi gibi davranıyordu. Siyaseti, evrensel değerleri önemsemesi, demokrasiyi göstermesi onun doğru yolda olduğunun kanıtıydı.








Hellen isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
deccal kim deccal kimdir deccal hadislerinde özellikler sevdurr Dini Konular 0 06.01.2014 20:22
deccal ne demektir deccal nedir sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:36
Deccal!!!!........ HiCReT Dini Konular 0 26.12.2012 14:08
Deccal da gelecektir TuRKuaZ Dini Konular 0 16.12.2012 12:53
Medine'ni GüLü ... YuReK iLahi-eZGi SözLeri 1 10.12.2012 01:31


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları