Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Üyelerimize ÖzeL > Serbest Kürsü

Hayvanlar alemi


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Serbest Kürsü - kategorisi altındaki Hayvanlar alemi isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 05.06.2018   #1
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.416
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Hayvanlar alemi

Kaynak köpek cinsleri.biz

Aksaray Malaklısı

*Kangal’a benzeyen Aksaray Malaklısı, Kangaldan daha büyük bir çoban ve sürü köpeğidir.*çıkış yeri Aksaray olduğu için bu isimle anılmaktadır. Anadolu çiftçilerinin vazgeçilmez dostlarıdır Aksaray Malaklısı, büyük ve küçükbaş sürülerin korumalığını üstlendiği gibi aynı zamanda iyi bir bekçi köpeğidir. Çiftçi hayvanlarına göz kestiren kurt sürülerinin eli boş dönmesini sağlar Çeviktir vücut ağırlıkları fazla olduğundan, kurt peşinde koşamazlar. kaçan kurtlar, bu köpeklerin varlığından dolayı sürüye yaklaşamaz
Yetişkinlerde 130 ila 140 cm.’ye ulaşan boy uzunlukları 90 kg.’ı bulan ağırlıkları ile devasa köpeklerdir. 17. Yüzyılda Evliya Çelebi, Anadolu’yu gezmiş ve Aksaray Malaklısı cinsi köpeklerini aslana benzetmiştir.*Aksaray Malaklısı tüyleri kısa ve sıkdır.* Kafatası iri olan köpeklerin kulakları sarkık ve orta uzunluktadır. İri yapısı çene altındaki deri tabakası kat kat gözükür. Tüy rengi krem veya kahverengi olup, dudakları aşağıya sarkıktır. Göz kapakları düşüktür. Göğsünün ön kısmı geniş, bacakları kalındır.Aksaray Malaklısı, 17. yüzyılda Anadolu topraklarında ortaya çıkmıştır Malak manda yavrusu olarak bilinmesine rağmen, Aksaray yöresinde “dudak” veya “yanak” anlamında kullanılır. Akbaş, Karabaş, Aksaray Malaklısı ve Kangal köpeklerinin Anadolu Çoban Köpeği ırkından geldiği düşünülse de bu köpekler birbirlerinden farklı ırklardır. Aksaray Malaklısı, çok eski tarihlerden beri 17. Yüzyıl da varlığını sürdürmüş bir köpek ırkıdır

*Malaklı köpeklerinin Kangal olarak satılmasından dolayı, günümüzde popülerlik kazanmıştır. Popülerlik kazanmasının sebeplerinden bir diğeri de, Cumhurbaşkanına Aksaray Belediye Başkanı’nın, malaklı yavrularını hediye etmiş olmasıdır. bu köpekleri ilk kez Evliya Çelebi Anadolu Aslanı” olarak da tanıtmaktadır. 1950 li yıllardan beri Amerikada üretiminin gerçekleştirilmiştir dünyada safkan ırk olarak kabul edilmektedir. Malaklı dünya üzerindeki en iri köpek cinsidir. vücudu normal köpeklere oranla oldukça büyüktür. Kaslı ve kuvvetli bir köpektir. Gösterişli yapısı korkutsa da tanıdıklarına dostane iyi huylu, sakin ve mülayimdir. yabacılara karşı sert ve tehlikelidir. Karşısındakinin kötü olduğunu anladığında hiç düşünmeden saldırma eğilimi gösterebilir. *hayvana saldırı düzenlediğinde, kurtulma şansı azdır. iyi bir koruma ve Cesur bir köpek olup, tehdit hissetmediğinde sakindir. Atik ve dayanıklıdır. Koku duyusu güçlü olan bu köpek ağır koşullarda rahat çalışır Aksaray Malaklısı, Anadolu topraklarında doğmuş, sert ve karasal iklime alışıktır Karasal iklimin etkisini gösterdiği kışın sıfırın altında kalın derisi ve kürküyle rahatlıkla adapte olur. apartmanda bakımı mümkün değildir. Orta bahçeli evlerin bu köpekler için uygun oldukları söylenemez.Malaklının bakımı kolaydır. tüyleri parazitlenmeye karşı haftada bir kez taranmalıdır. Yeni doğan yavruların büyüme süresi yaklaşık 24 ay, gelişimini tamamlama süresi 42 aydır. iyi beslenmeleri gerekir. *Anadolu’da bu köpeklere yiyecek olarak arpa unu, süt, kemik suyu ve yumurta yapılmaktadır. Bu öğünün yöresel adı Yal’dır. Malaklı günde 2 kez yal isimli özel karışımla beslenmektedir.Malaklı 7 bin ila 50 bindir. yavru köpeklerin 1.700.-TL gibi fiyatlarla satıldığı bilgisi edinilmiştir. Yetişkin köpekler 7 bin ila 10 bin TL, özel olanlar 20 bin ila 100 bin TL arasında alıcı bulur

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05.06.2018   #2
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.416
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Hayvanlar alemi

Kaynak sivas.gov.tr

Kangal Çoban Köpeği

*Dünyada emsali görülmemiş bir köpek türü olan Kangal Çoban köpekleri, Türkiye'de ve yabancı devletlerde haklı bir üne sahiptir. İngiltere ve Amerika'da bu köpekleri sevenler dernekler kurmuş, yarışmalar yapmıştır. Ne acıdır ki yabancı devletlerin göstermiş oldukları ilgiyi, bizler maalesef son 15 yıldır göstermekteyiz.
Kangal cesur, gayet hızlı ve çeviktir Kadın ve çocuklara muhlis, kötü niyetli kişilere caydırıcı bir silah olan Kangal zeki, ön kuvvetli ve sahibine aşırı bağlıdır Sahibi tarafından azarlandığında suçlu bir çocuk gibi başını öne eğer, sahibinin gözlerine mahsunca bakarak af bekler. Hislerini hal, hareket, mimik ve jestlerle değil havlamalarla belli eder
*Kangal Çoban Köpekleri görevlerine çok sadıktır dağda sürüden ayrılan veya geride kalan koyunun başından günlerce aç ve susuz bekledikleri anlatılmaktadır. Kangal Çoban Köpeğine sahip çiftçilerin en büyük gurur kaynağı köpeklerinin kurt boğmalarıdır. Kurt boğana sahip olmak ayrıcalık ve övünçtür Yüzyılların ihmaline rağmen ırk vasıflarından yüksek ruh yapısından en ufak taviz vermemiştir. Kan asaletine bağlıdır. Doğuda serbestken bile başka bir ırkla çiftleşmesi mümkün değildir. 1975 te askeri amaçla eğitime alınmış asırlardır eğitim gören köpek türlerinden çok yetenekli olduğunu kanıtlamıştır.

*İyi bir köpekte bu özellikler olmalıdır: Zeka :*Orta-yüksek düzeyde Güvenirlilik :*Sürü hayvanına ve sahiplerine zarar vermemelidir. Dikkatlilik Görevine karşı ilgi ve dikkati bulunmalıdır. Koruyuculuk Yabancıya karşı havlama - saldırı olmalıdır.
Güç :*Olası düşmanı durduracak güçte olmalıdır.
Hız :*Olası düşmanı kovalayıp yakalayacak hızda olmalıdır. Cesaret :*En önemli özellik cesarettir cesareti olmayan köpek etkili olamaz.Tüm özellikleri Kangalda bulmamız mümkündür. Kangal köpekleri dünya köpekleri arasında birinciliğini her zaman koruyacaktır. Kangal çoban köpeği, Anadolu insanının yüzyıllarca sürüsünü kötü niyetli kimselerden ve vahşi hayvanlardan korumuş bir ırkdır. Babiller zamanından beri yaşayan Bu köpekler savaş köpeği olarak kullanıldığı gibi at ve aslan avında da yararlanılmıştır.*Kökeninin Sivas Kangaldır Yozgat, Kayseri, Çorum, Tokat, Erzurum ve Erzincan'da da saf kanlılarına rastlanır. birinci derecede saf Kangal Çoban Köpeğini Sivas Kangal İlçesinde bulmamız mümkündür. 17. Yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesinde aslan kadar kuvvetli olarak tarif ettiği bu köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı kurucuları bu köpeği Anadolu'ya getirmiş Osmanlının Avrupa'ya yayılmasıyla Avrupa Çoban Köpeğinin bu ırktan türediği sanılmaktadır.Kangal Çoban Köpekleri günümüze kadar ırk özelliğini bozmadan gelmiş, çiftçilerin en güvenilir dostu olmuştur Dünyada köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkıdır Kangal köpekleri en zor iklimde verilen görevi canı pahasına yerine getirirler.

*Bakım ve beslenmesi köpek ırklarına göre basit ve ekonomiktir Ağız burun yapısı kısa küt çene kuvvetlidir. Dişler sivri ve sağlam, dudaklar sarkıktır. Göz, kulak, ağız etrafı siyahtır Gözler:*Kafatasına göre küçük yuvarlakça olup altın ve kahverengi arasındadır. Göz etrafı siyahtır. Bakışlar canlı ve asildir. Kulaklar:*Orta boyda üçgen şeklinde, uçları yuvarlak, kafasına yapışık ve sarkıktır. Kafa ve Göğüsü:*Önden bakıldığında aslanı andırır. Kafa iri, güçlü bir boyun ile desteklidir. Boyun:*Hafifçe eğik, güçlü ve adaleli, ayak bilekleri kuvvetli ve uzundur. Ön göğüs arkasına göre geniş ve omuzlar adalelidir.
Gövde baştan sonra bir karedir. Vücut güçlü, adaleli şişman değildir. Dirsek hizasına kadar göğüs derin, karin hafifçe içine çekiktir.
*Kızgınlıklar yıla yayılır kızgınlık daha çok ilkbahar, yaz ve kışın görülür. farklılık iklim ve bakımdan kaynaklanır ilk kızgınlık yaşı 13. ay dır Çiftleşme süresi:*Ortalama 20 dakikadır. Gebelik oranı % 64 ile % 94 tür Kangal köpeklerinde bir doğumda ortalama yavru sayısı 7 - 8 civarındadır.Ölü doğum oranı:*% 2 ile % 14 arasında değişir doğum ağırlığı 550 gr civarındadır. Doğum sayısının artması ile doğum ağırlığı azalmaktadır. Bir yaş civarında ortalama ağırlık ise 35 - 40 kg dır. Kangal yavrularında ağırlık artışının en yüksek olduğu dönem 6. ay ile 8. ay - 1 yaş arasında 10,5 kg olarak gerçekleşmiştir.

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05.06.2018   #3
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.416
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Hayvanlar alemi

Kaynak sivas.gov.tr

Kangal Çoban Köpeği

*Dişi damızlık Üstün ırk vasıfları taşımalı Vücut gelişimini tamamlamalıdır. Vücud organlarında uyum olmalıdır. En az sekiz adet meme başı bulunmalıdır. Yavrulara geçecek kalıtsal hastalık taşımamalıdır. Uysal ve iyi huylu olmalıdır.
Erkek damızlıkta üstün ırk olmalı Baş ve ağzı büyük olmalı gelişimini tamamlamış ve kuvvetli olmalı
kalıtsal kusuru olmamalı Bir buçuk yaşındaki erkek köpek ilk çiftleşme için idealdir Bu yaşta erkek Kangal yapısı gelişmiştir. Dişiler için 2. veya 3. kızışma dönemine kadar beklenmelidir Dişiler yaklaşık 180 günde bir kızışmaya girerler. Verimli çiftleşme için en uygun zaman 2. haftanın sonuna doğrudur. dişi köpek kendisine yaklaşan erkek köpeklerden seçtiğine uygun karşılık verir.
*Gebelik süresi:*Kangal köpeklerinde 58 - 63 gün dür. Gebeliğin 5. haftasında köpeğe ağır ve yorucu görev verilmemelidir. Gebe köpekler soğuk ve sıcaktan korunmalı, koşmalarına ve atlamalarına izin verilmemelidir. soğuk su, donmuş gıda, ekşimiş ve küflü gıdalar verilmemelidir. Köpeklere iyi gıdalar verilmeli fakat aşırı yağlanmamasına dikkat edilmelidir. Doğum anı:*Dişinin huzursuzluğu iştah kaybı, vücut ısısının düşmesi ve göğüsden sarımsı bir sıvının akması doğum anı belirtilerdir. Gebe köpek çevrede ne bulursa kullanarak kendine hazırlar. sancıların etkisiyle inler. Kasılmalar güçlenir yanına yatar ve yavruyu dışarı bırakır. Dişi köpek yavruların içinde olduğu zarı kendi çabasıyla soyar, göbek bağını keser, yavruların bütün deliklerini temizler

*Gebelikte hayvan fazla gıdaya zorlanmamalıdır. Kırkıncı günden önce gıdanın miktarını arttırmak gerekli olabilir. Gündelik doyurma işlemi az ancak sık aralıklarla yapılmalıdır gıdaya kalsiyum eklenmemelidir Köpeklerde fötüs, plesanta ve memelerdeki en büyük gelişme toplam 9 hafta süren gebeliğin son üç haftasındadır Gebeliğin ilk dört haftasında normal beslenmeye devam edilmeli, 5. ve 60. haftadan itibaren yiyecek miktarı her hafta % 10 arttırılarak doğum esnasında % 50'ye kadar arttırılmalıdır. Fazla yavru taşıyan gebe Kangalda gebeliğin son 10 gününde iştahsızlık görülebilir. azar azar ve lezzetli yiyecekler faydalı olabilir. Gebeliğin son üç haftasında uterusun büyümesiyle karın hacmi daraldığı için gebe köpekler günde üç kere beslenmelidir. *Anne köpek, doğumu izleyen birkaç gün yavruların yanında olmayı ister. ağız sütü üç gün salgılanır bunu giderek çoğalan normal süt izler.Süt salgısı 6. haftaya kadar artar, sonra azalır. Laktasyon döneminde normal süt verimi için ana optimum beslenmelidir. Gıda alımı doğumdan sonra artarak, doğumdan 3 - 4 hafta sonra maksimuma ulaşır.
Ergin Kangal köpekleri günde bir defa aynı saatlerde beslenmelidir. Orta boy için yaklaşık 2 kg'lık diyet düzenlenir. diyetin yaklaşık 1/3 'ü et, 1/3 ü tahıl ve sebze karışımı 1/3'ü de sudur Diyetin miktarı hayvanın ağırlığına, kondisyonuna ve yaptığı işe göre ayarlanmalıdır. köpek zayıf ise ya fazla çalışıyorsa ilave olarak bir miktar süt, 1 yumurta, bir miktar sebze veya tahıl verilmelidir.

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05.06.2018   #4
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.416
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Hayvanlar alemi

Kaynak hayvanlar alemi.net

Birbirlerine Uyumlu Yaratılan Canlılar

*bitki çiçeklerindeki nektar, çiçeğin iç kısımlarında bulunur. Bu böcek ve kuşların nektar toplamalarını, çiçeğin döllenmesini zorlaştıran bir dezavantaj gibi görünür. Oysa Allah, nektarı derinlerde bulunan çiçeklerin özelliklerine uygun yapılara sahip canlılar yaratarak, bitkilerin döllenmesini sağlamıştır. Avize ağacı ve Yuka güvesi arasındaki beraberlik bunun örneklerindendir. Avize ağacının üzerinde, büyük yapraklardan oluşan krem renkli çiçekleri taşıyan sap bulunur. bitkinin erkek üreme organlarında bulunan çiçek tozunu, ancak eğimli bir ağız yapısına sahip olan bir canlı toplayabilir.
Avize ağacı güvesi, topladığı çiçek tozlarını birbirine bastırıp top şekline sokar başka bir avize ağacı çiçeğine götürür. Önce çiçek dibine iner yumurtalarını bırakır. Sonra tepeciğe çıkar ve çiçek tozu topunu vurarak polenlerin dökülmesini sağlar.
*bir süre sonra yumurtalardan güve tırtılları çıkacak ve polenlerle beslenecektir. güve, önceki bitkiden topladığı çiçek tozu topunu, yeni bitkinin tepesine vurarak bitkinin de döllenmesini sağlar güvenin beslenmesi ve ağacın döllenmesi son derece uyumludur uyumu yaratan ağacın kendisi ya da güve değildir. Bir bitkinin ya da böceğin başka bir canlıdan haberdar olup taktik belirleyerek kendi ihtiyacına çare bulması mümkün değildir, akledip öğretemezler Her iki canlı da kendilerini tanıyan, herşeyden haberdar olan, yaratan, alemlerin Rabbi Allah’ın eseridirler. Allah yüce kudretini, kusursuz sanatını, büyüklüğünü tüm canlılarda olduğu gibi avize ağacı bitkisi ile güvenin birbiri ile uyum içinde yaratılmasında göstermektedir.*Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tespih eder; O’nu övgü ile tespih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz tespihleri kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır.” (İsra)Canlılar arasında ve ortak yaşamlardaki kusursuz uyumu yaratan yüce Allah’tır. güveler olmasa avize ağaçları kendi kendilerini dölleyemezler.

Örümcek Ağındaki Mucize

Örümcekler, inşaatlarını bedenlerinden salgıladıkları ipek ağlarla yaparlar. Örümcek ipi, çelikten tam 5 kat sağlamdır. havada hızla uçan büyük sinekler, örümcek ağının sağlam ve esnek tuzağından kurtulamaz. türe göre ağların özellikleri de değişir. Örneğin karadul örümceğinin ağında sağlam yapışkan damlalar bulunur. ağa yakalanan avın kurtulması imkansızdır. Örümceğin ağı, yapışkan, esnek ve sağlamdır. Ağ ile avına tuzak kuran örümcek ağını vücudunun uzantısı gibi kullanır. Örümcek, ağa takılan her türlü canlıyı hissedip yakalar. Örümceklerin mimari harikası ağları inşa etmelerini sağlayan yüce Allah’tır. bütün canlılar gibi Allah’ın ilhamıyla hareket ederler.

Petek yapımı

Petek yapımına kovanın üst kısımından başlanır aynı anda 2-3 dizi örülür. Bu iş uyumlu ve düzenle gerçekleştirilir. Aynı anda değişik uçlardan yapılan petek dilimleri çok düzgündür yüzlerce açı barındırmasına rağmen tek parça izlenimi verir. Bunun için arıların başlangıç ve birleşme uzaklığını hesaplayıp, hücre boyutlarını planlamaları gerekir. İnsanların altından kalkamayacağı bu işi arılar başarırlar Arılar topluca tek bir yerden yönlendirilmekte vasla başaramayacakları işleri başarmaktadırlar. Arıları olağanüstü sisteme sahip kılan, “göklerin yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi” Allah’tır.

Canlılardaki Fedakarlık

*Darwin’in evrim teorisi, 21. yüzyılda itibarını büyük bir hızla kaybetmiştir. 20. yüzyılda materyalistlerin destekleyip bilimsel bir gerçekmiş gibi telkin edilen teorinin geçersizliği kesin olarak anlaşıldı. mikrobiyoloji, biyokimya, paleontoloji gibi bilim dalları gelişti canlılığın, evrim ve tesadüflerle, evrimleşerek meydana gelmesinin imkansız olduğu ortaya çıktı. Çöken teori, canlı kökeni ile ilgili iddialara kanıt getiremedi soruları yanıtsız bıraktı. evrimciler çıkmaz sokaktadır Darwin, evrimi ortaya attığında, iddialarını bir mekanizmaya dayandırmıştı: doğal seleksiyon. tüm canlılar ortak atadan geliyor ve doğaya uyum sağlamaları sonucu farklılaşmışlardı ortama en iyi uyum sağlayan edindikleri özellikleri sonraki nesillere aktarabiliyordu. *doğada yaşam savaşı” olduğunu, savaşta güçlülerin kazanarak, güçsüzlerin yok olduklarını öne sürüyordu. Darwin’in yakın dostu ve evrim teorisinin en ateşli savunucusu Julian Huxley doğayı şöyle nitelendirmişti: arenada zayıflarla beceriksizlerin elenmesi, güçlülerle beceriklilerin egemenliği kaçınılmazdır. Peki doğa gerçekten evrimcilerin iddia ettikleri gibi sadece güçlülerin üstün geldiği, zayıfların ezilerek yok olduğu, bencilliğin ve kıyasıya yaşam mücadelesinin hakim olduğu bir yer midir?.Doğada canlılar çaba içerisindedirler. Her hayvan avlanmak zorundadır veya kendisini korumak için saldırganlaşabilir. Ancak doğa sadece bundan ibaret değildir. Doğada canlılar aileleri için, diğer canlılar hatta diğer türler için benzeri görülmemiş fedakarlıklarda bulunurlar.

*Fedakarlık birbirinin çıkarını kollama canlılar aleminde sıkça karşılaşılan tavırlardır. doğanın savaş yeri olduğunu iddia eden evrim canlıların fedakarlığıni açıklayamaz. Evrim düşmandan kaçan zebranın, neden geri dönüp düşmanları tarafından kuşatılmış olan diğer zebraları hayatını tehlikeye atarak, kurtardığını kesinlikle açıklayamaz. yumurtalarını yaşatabilmek için ölümü göze alarak kumsala çıkan aterina balıklarının bu davranışlarının neden doğal seleksiyonla elenmediği sorusunu cevaplayamaz.
Canlılardaki fedakar ve iş birlikçi davranışlar evrim teorisinin geçersizliğini ortaya koyarken, Tüm evreni üstün güç ve akıl sahibi Allah yaratmıştır her canlı, Yaratıcımız olan Rabbimizin ilhamı ile hareket etmektedir.*

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05.06.2018   #5
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.416
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Hayvanlar alemi

Kaynak hayvanlar alemi.net

Allah’ın Detay Sanatına Örnek Canlılar,*

İlimce herşeyi kuşatan Yüce Allah, yeryüzündeki tüm canlıları üremelerinden korunmalarına, beslenme şekillerinden inşa ettikleri yuvalara kadar üstün özellikle yaratmıştır. Canlıların en önemli özelliği yaşadıkları ortamla tam bir uyum içerisinde olmalarıdır Hangi ortamda olurlarsa olsunlar, canlıların temizlenme konusunda gösterdikleri kararlılık dikkat çekicidir. Her canlı gerek fiziksel özelliklerine gerekse bulunduğu ortama en uygun temizlik alışkanlığına sahiptir. kendi kendilerini temizleyen canlılar, kimi zaman da bu görevi yardımlaşarak diğer canlıya yaptırır. Birbirinden farklı temizlik ve bakım yöntemleri bulunan canlılar, yeryüzünde ilk andan beri sonsuz akıl sahibi Yüce Allah’ın ilhamı ile hareket etmektedirler. Göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur, tümü O’na gönülden boyun eğmişlerdir.”*(Bakara Suresi)

Deniz Samurunun Kürk Bakımı

Hayvanlar için temizlik kürk ve deriden başlar. temizlik yaşamlarını için önemlidir. dış etkenden yalnızca derileri ve kürkleri ile korunmaktadırlar.
tüm hayvanlardan kalın bir kürke sahip olan deniz samuru, her 3 cm2’de bir milyon tüye sahiptir. Bir insanda sadece 20.000 saç teli bulunur Deniz samurunun tüyleri ayrılıp derisine bakılsa derisi görülemez kalınlık onu okyanusların dondurucu soğuklarından korur. kürkün sıcak tutması, temizliğe deniz samuru kendini sürekli temizlemek zorundadır. temizlenmek için öncelikle kendini sürekli olarak ovalar. İkinci aşamada halı silkeler gibi kendine hafifçe vurur ve kürkü temizlenir su geçişini engelleyen bir yağ salgılanır. Deniz samurunun temizlenmek için sergilediği davranışlar, kürkü oluşturan tüylerin arasına hava dolmasına da yarar. Dolan havayla derinin ılık ve kuru kalması sağlanır.

Yavru Panterlerin Temizliği

panterler için temizlik önemlidir yavrularının temizliği konusunda oldukça titizdirler.Anne panter oyun oynarken kirlenen ve vücutlarına kene benzeri asalak toplayan yavrularını küçük ısırıklar ve uzun dil darbeleriyle temizler Anne panterlerin çengel gibi çıkıntılı dilleri, tıpkı bir zımpara işlevi görür. Panterlerin dili sert bir şekilde yaladığında et parçasını kemikten ayıracak güçtedir güçlü dil, yavruları temizlemeye gelince yumuşak darbelerle bir tarak haline dönüşür. Panterlerin dillerini kullanarak sahip oldukları temiz kürkleri derilerinin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. temiz ve düzgün bir kürk, serin havalarda kirli ve dağınık bkürke oranla daha sıcak tutar

Çamur Banyosuyla Temizlenen Gergedanlar

Her biri ayrı yaratılış delili olan canlıların kullandıkları şaşırtıcı temizlik yöntemlerinden biri de çamur banyosudur.iri vücutları bulunan gergedanlar, temizlenmek ve derilerini zararlı parazitlerden korumak için çamur kullanır çamur banyosu gergedanın temiz ve sağlıklı kalmasını sağlar kalın bir çamur tabakası kene ve asalakların deriye yapışmasını önler. böcek sinek gibi canlıların ısırıklarından ve Afrika’nın yakıcı güneşinden korur. serinletir Gergedanlar vücutlarını çamurla kapladıktan sonra güneş ışınlarının güçlü etkisiyle çamur kurur bu aşamada gergedanlar mucizevi bir davranış sergilemektedirler. çamur kuruduktan sonra kendilerini ağaca sürterek derilerinde kuruyan çamurun dökülmesini sağlar. Çamurun dökülmesiyle gergedanların derisindeki ölü böcekler ve ölü deri sıyrılmaktadır. Gergedanlar çamur banyosuyla temiz ve sağlıklı bir deriye kavuşur

Gergedanların parazitlerden kurtulmak için kullandıkları bir diğer yöntem kuşlarla yaptıkları iş birliğidir. Kuşlar, gergedan derilerine gömülen kene ve parazitleri ayıklarlar. Gergedanlar kuşlara besin sağlayarak yaptıkları temizliğin karşılığını vermiş, hem de deri parazitlerinden kurtulmuş olurlar.
gergedanların temizlikte sergiledikleri akılcı davranışlar, doğadaki tüm canlıların sonsuz ilim sahibi Yüce Rabbimiz’in ilhamı ile hareket ettiklerinin delillerinden yalnızca biridir.

Hatasız Sayı Sayan Afrika Antilopları

Bazı canlı türleri temizlik için dişleriyle tımarlama yaparlar. Afrika antilopları bu canlı türlerindendir Tımarlamada dişleriyle bedenlerini kazıyarak kene türü asalakları temizlerler.kazıma işleminde baş ve boyun gibi ulaşamadıkları bölgeleri tımarlamaları için yardıma ihtiyaç duyarlar. antiloplar birbirini işbirliği ile tımarlarlar Olayın mucizevi yönü, ise antilopların birbirlerini her defa aynı oranda tımarlamalarıdır. Kaliforniya Üniversitesi’nden Fizyoloji Profesörü Veteriner Ben Hart bu mucizeyi şöyle açıklar antilopların tımarlama işlemi programlanmıştır. Tımarlamanın oranını belirleyen bir biyolojik saat bulunmaktadır.
Tımarlama tamamen karşılıklı… en şaşırtıcı olan, antilopların tımar sayısını bile hesaplamalarıdır

mucize, uzmanlar tarafından doğadaki en çarpıcı karşılıklı fedakarlık örneğidir Eğer Afrika antilopları partnerini altı defa tımarlarsa, partneri de karşılık olarak altı defa tımarlamaktadır. Afrika antiloplarının tımarlama özelliklerindeki bir diğer nokta ise, yeni doğan yavru antilopların doğumlarının ikinci haftasından itibaren tımar sayısını hesaplamalarıdır. Afrika antiloplarının programlanmış” özellikleri ve fedakarlıkları son derece hayranlık uyandırıcıdır ve Yüce Rabbimiz’in ilminin canlılar üzerindeki tecellilerinden yalnızca bir tanesidir.

Antiseptik Uzmanı Filler

Doğadaki canlılar temizliklerini kendileri yaptıkları gibi, rahatsızlıklarını da kendileri tedavi ederler. Derilerini temizlerken çamur kullanan canlılardan filler bunlardandır Filler tıpkı gergedan gibi derideki parazitlerden kurtulmak için çamurda banyo yapar çünkü çamurda hiçbir mikrop ve parazit yaşamaz killi çamur, mikrop barındırmaz yaraların kabuk bağlayıp kapanmasını kolaylaştırır Filler antiseptik yapıdaki killi toprak parçalarını büyük bir özenle yaralarına sürer hortumlarıyla yaralarının üzerine kabuk bağlaması için toz atarlar.Fillerin yanı sıra bizonlar ve Amerikan bufaloları toz banyosu yaparak temizlenir banyoda bufalo gevşek derisini değiştirir. Yeni derilerinin üzerindeki ince toz tabakası ise böceklerin bu canlıları ısırmasını engeller.*

Hayvanlar temizlenmek, parazitlerden kurtulmak ve kendilerini tedavi etmek için kullandıkları yöntemleri çok iyi bilir hangi hastalığa neyin iyi geleceğini tespit eder. Bir gergedanın, bir filin toprakta antiseptik özelliğinin bilmesine imkan yoktur. Tüm bunlar Yüce Allah’ın örneksiz yaratışının ve canlılara ilhamının örneklerindendir Üstün ilim sahibi olan Allah gözetendir, yarattıklarını koruyandır.

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05.06.2018   #6
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.416
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Hayvanlar alemi

Kaynak hayvanlar alemi.net

BÖCEKLERLE İLGİLİ KURAN MUCİZELERİ

Böcekler olağanüstü özellikleriyle, birer yaratılış harikasıdır. yaratılışında öyle hassas dengeler söz konusudur ki, bu kusursuz ve detaylı sistem karşısında Yüce Allah’ın kadri, kuvveti, yaratışdaki incelikler ve üstün akıl kavranır. Yüce Allah her şeyi olduğu gibi böcekleri de üstün bir ilim ve hikmetle yaratmıştır.

Toplu Hareket Eden Çekirgeler

“Gözleri ‘zillet ve dehşetten düşmüş olarak’, sanki ‘yayılan’ çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.(Kamer Suresi) ayette, iman etmeyenlerin ahiretteki durumları tarif edilir. milyarlarca insanın topluca dirilişi, çekirgelere benzetilmektedir. Kuşkusuz Allah’ın bu örneği vermesinin pek çok hikmeti vardır. Çekirge sürüleri çok kalabalıkdır tek vücut olarak hareket ederler. Milyarlarca çekirge biraraya gelerek kilometrelerce uzunluk ve genişlikteki kapkara bir yağmur bulutunu andırır sürülerin bazıları 3-5 kilometre genişliğinde ve metrelerce derinliktedir Çekirge sürüleri yoğunlukdan ötürü, havanın kararmış görünmesine sebep olurlar.

yumurtalarını toprağın içine tohum gibi yerleştirir çekirge larvaları uzun süre toprağın altında kaldıktan sonra, yeryüzüne topluca çıkar Dişi çekirgeler toprağın içine 10-15 cm’lik tünel kazdıktan sonra, bir seferde 95 larva bırakır. bu işlemi üç sefer tekrarlar. Larva olgunlaştığında -havanın sıcaklığına bağlı olarak 10 ile 65 gün arasında toplu olarak toprağın altından çıkar 1m2’lik alanda 1.000 yumurta çukuru bulunur Çekirge sürüleri yüz km2’lik alanı kaplayabilecek çokluktadırlar. Km2 başına düşen çekirge miktarı ise 40-80 milyon arasında değişmektedir. Çekirgelerin toprağın altında olmaları, uzun süre kaldıktan sonra topluca ve çok kalabalık yeryüzüne çıkıyor olmaları, kıyamet günü insanların dirilişine benzer bir görünüm olabilir. Doğrusunu Allah bilir.
çekirgelerle ilgili tespitte bulunabilmek için kullanılan teknolojilerin bulunmadığı dönemde, böyle bir benzetmenin yapılması Kuran’ın, herşeyin bilgisine sahip Allah’ın vahyi olduğunun delillerindendir

Karıncaların İletişimi

Kuran’da Hz. Süleyman (a.s.)’ın ordularından bahsedilirken, karıncaların haberleşmesine şöyle işaret edilmektedir Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, dişi karınca dedi ki: “Ey karınca topluluğu, yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp geçmesin.””*(Neml)
bilimsel araştırmalar, küçük karıncaların çok organize yaşantıları olduğunu ve organizasyonda iletişim ağının var olduğunu ortaya koymuştur. National Geographic şöyle anlatır karınca, başındaki duyu organlarıyla, milyonlarca kimyasal ve görsel sinyal yakalar. Beyin 500.000 sinir hücresi içerir; gözler birleşiktir; antenler insandaki burun ve parmak ucu gibi hareket eder. Ağzın altındaki projeksiyonlar tadı algılar, kıllar dokunmaya karşılık verir.

karıncalar, hassas duyu organları sayesinde oldukça farklı iletişim yöntemleri kullanırlar Avlarını bulmaktan birbirlerini takip etmeye, yuva kurmaktan savaşmaya kadar hayatlarının her anında duyu organlarından faydalanırlar. 2-3 milimetrelik vücutlarının sığdırılmış 500.000 sinir hücresiyle, insanları hayrete düşüren bir iletişim sistemine sahiptirler iletişimleri kategorilere ayrılmıştır: Alarm verme, toplanma, besini haber verme, temizlenme, sıvı değişimi, gruplaşma, tanıma, kast düzenli bir toplum oluşturan karıncaların, karşılıklı alışverişe dayalı hayatları vardır. insanların halledemediği konularda paylaşma, temizleme, savunma vs. gibi kusursuz bir iletişim sergilerler.

Karıncalar kimyasal iletişim gerçekleştirirler. iletişim için kullandıkları kimyasal maddeler, “feromen”lerdir. Koku olarak algılanan ve iç salgı bezlerinde salgılanan sıvı olan “feromen”ler, karınca organizasyonunda en önemli rolü oynar. Bir karınca sinyal olarak sıvıyı salgıladığında, diğerleri koku veya tat yoluyla mesajı alır ve cevap verir Karınca feromenleri koloninin ihtiyaçlarına göre salgılanır. karıncaların feromeni, içinde bulunulan durumun aciliyetine göre de değişir karıncaların işlemleri yapmak için, kapsamlı kimya bilgisine ihtiyaç vardır. 14 asır öncesinde, karıncalar hakkında bilgi sahibi olunmadığı dönemde, karıncaların iletişimine dikkat çekilmesi Kuran’ın bilimsel mucizelerindendir

Böcekler, tüm özellikleriyle kendilerini kusursuz yaratan üstün güç Yüce Allah’ın varlığının delillerindendir Bu canlıları gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları Yüce Allah yaratmıştır. Allah, üstün ve benzersiz aklının delillerini görebilmemiz için birbirinden kusursuz, birbirinden detaylı sistemler var etmiştir. Allah Kuran’da şöyle haber vermiştir:Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır.”*(Zariyat Suresi)

Dişi Bal Arısı

“Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve çardaklarda evler*edin. -meyvelerin tümünden ye, Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda*yürü-Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz düşünen için ayet vardır.”*(Nahl Suresi) Erkek arıların kovan içindeki tek fonksiyonları kraliçe arıyı döllemektir.*Çiftleşme organları dışında arılarda bulunan özelliklerin hiçbirine sahip olmadıkları için erkek arıların kraliçe arıyı döllemekten başka iş yapmaları mümkün değildir.

Koloninin tüm yükü üzerinde bulunan işçi arıların ise, kraliçe arılar gibi dişi olmalarına rağmen yumurtalıkları gelişmemiştir, kısırdırlar. Kovanın temizliği, arı larvalarının ve yavrularının bakımı, kraliçe arı ve erkek arıların beslenmesi, bal yapılması, peteklerin inşası ve onarım kovanın havalandırılması,ve güvenliği, nektar polen su, reçine gibi malzemelerin toplanması ve bunların kovanda depolanması gibi görevleri vardır.
Böylece Kuran’da bal yapımında çalışan arıların dişi olduğuna işaret edilir. arılarla ilgili gerçeğin 1400 sene önce bilinmesi mümkün değildir. Ama Allah gerçeğe dikkat çekerek Kuran’ın mucizesini göstermiştir.

Canlıların genetik şifresi olan DNA’lar, kromozomlar üzerinde yer alır. Tüm arıların kromozom sayısı aynıdır değişmez. dişi ve erkekde eşit sayıda kromozom bulunur erkek arı 16 tek dişi arı 16 çift kromozoma sahiptir.
Kuran’da Nahl Suresi’nde arının yaratılışındaki ayrıntıya işaret ediliyor olabilir. (Doğrusunu Allah bilir.)* Kuran’da “arı” anlamına gelen “Nahl” isimli sure tam 16. suredir. Aynı şekilde arı da 16 kromozomlu bir canlıdır.

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 21.07.2018   #7
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.416
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Hayvanlar alemi

Kaynak özelliklerinedir.com

Ebabil kuşu

adını sıklıkla duyduğumuz kuşlardan birisidir, İslam dinindeki yeriyle bilinir. Ebabil kuşları görünüş ve vücut yapısıyla kırlangıçlara* benzer. Sağangildir
baharın habercisidir kışı başka yerde geçiren kuşların ilkbaharda ülkemize gelip Sonbaharda güney kesimlere göç eder en önemli özelliği hayatının %95’lik kısmını uçarak geçirir uçuş itibarıyla ilk sırada yer alır. sadece üremek için çok kısa bir süre yere inerler.Ebabil kuşlarının ayakları yerde yürümeye uygun değildir. kullanmamakdan körelme olabilir. yere indikleri zaman tekrar kalkıp uçmaları imkânsızdır. yuvalarını yükseklere yaparlar uçarken kendilerini boşluğa bırakırlar. Yerdeki ebabil kuşlarının sakat olduğu veya yavru olduğundan uçamadıkları sanılsa da asıl neden ayaklarından kaynaklanır

Ebabil kuşları havada uçarken uyumaktadır. uyku için dahi uçuşlarına ara vermezler. yiyeceklerini uçan canlıları yakalayarak bulurlar. uçarken çiftleşirler. Tekeşli kuşlardandır yuvalarını şehirde apartman çatısına yaparlar. akşam çok seri uçar ve gürültülü öterek dikkat çekerler. seri kuşlardır. Uçuş hızı ilk sıralarddır.Kanatları sürekli açıktır.
Kuyrukları çatallıdır Boyları 16 cm civarında Kanat açıklığı yaklaşık 45 cm dir Gözleri geceleri iyi görür
Sürüler halinde uçar yaşam süreleri 20 yıl civarıdır. yavrularına çok kısa süre bakar ve terk ederler.
daha çok Güneydoğuda bulunur ülkemizde her yere yayılmıştır. 4 türü bulunur En çok bulunan kahverengi ebabil türüdür.

Kaynak islamveihsan.com


KUR’ÂN’DA ANLATILAN “HÜDHÜD KUŞU”NUN HİKÂYESİ

Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Süleyman kıssasında İbibik kuşu olarak da ifade edilen “Hüdhüd Kuşu taraklı tepeliğiyle tanınan bir kuştur. Kanatları ve kuyruğu siyah beyaz alacalı, tepeliğinin uçları siyahtır. Yuvasını ağaç kovuklarına, duvar deliklerine ve kaya oyuklarına yapar Filistin’de ve Mısır’da bulunur; kışın Afrika’ya göçer. Eski Mısırlılar hüdhüde saygı gösterir ve tanrı Horus’un simgesi kabul eder
TEVRAT’TA ETİ YENMEYEN KUŞLARDANDIR Talmud’da “yaban horozu” olarak adlandırılır Karaîler hüdhüdü tavukla karıştırmış ve tavuğun yenilmesini yasaklamışdır.
Kur’ân-ı Kerîm Hz. Süleyman’dan bahsederken kendisine kuş dilinin öğretildiğini, cinler, insanlar ve kuşlara hükmettiğini ve onlardan orduları olduğunu bildirmektedir.

Âyetlerdeki bilgiler şöyledir sefer esnasında ordularıyla karınca vadisine gelen Hz. Süleyman kuşları gözden geçirir ve hüdhüdün olmadığını anlar. Sebebini sorar mazereti varsa ispat etmesini, yoksa canını yakacağı kafasını koparacağını belirtir. Çok geçmeden hüdhüd gelip Hz. Süleyman’a Sebe ülkesinden haber getirir ülkeyi bir kadının yönettiğini söyler ve dinî hakkında bilgi verir. Hz. Süleyman hüdhüde mektup vererek Sebe’ye götürmesini ve yöneticilerin karar vermelerini ister. Mektubu okuyan Sebe melikesi, Hz. Süleyman’a hediyeler gönderir
(en-Neml 27/16-35).

Hüdhüd hakkında Kur’ân-ı Kerîm’de verilen bilgilerin yanında başka bilgiler de vardır. Hz. Süleyman Beytülmakdis’in yapımından sonra insan, cin, şeytan, kuş ve vahşi hayvanlardan bir ordu toplar Mescid-i Harâm’a, ve Yemen’e gitmek üzere yola çıkar. San‘ada su sıkıntısı başlar Toprağın altındaki suyu gören olan, ve Hz. Süleyman’a su bulmada rehberlik eden hüdhüd aranır, bulunamaz. Ve olaylar Kur’an’da belirtildiği şekilde gelişir rivayete göre,*Hz. Süleyman ve ordusu konakladığında Ya‘fûr adını taşıyan hüdhüd Hz. Süleyman’ın konaklama işiyle meşgul olmasından faydalanarak dolaşmaya çıkar. Etrafı gözden geçirirken Sebe ülkesinin melikesi Belkıs’ı görür ve bahçedeki yeşilliğe konar.

Ufayr adlı Yemen hüdhüdü ile karşılaşır. Ufayr Belkıs’ın saltanatını anlatır. Hüdhüd, namaz vakti suya ihtiyaç duyan Hz. Süleyman’ın kendisini bulamamasından endişe edse de Ufayr ile Belkıs’ın mülkünü dolaşır. geri döndüğünde ikindi vakti olmuştur. rivayette, Hz. Süleyman’ın susuz alanda konakladığında insanlar, cinler ve şeytanlardan su bulmalarını ister, hüdhüdü aratır fakat bulamaz
Hz. Süleyman, seferde rüzgâr tarafından uçurulan bir halıda yol almakta ve kuşlarca güneşten korunmaktadır başına güneş ışıkları gelince hüdhüdün olmadığını farkeder. kuşların yöneticisi akbaba onu bir yere göndermediğini söyleyince Hz. Süleyman öfkelenir, hüdhüdü cezalandıracağını veya öldüreceğini bildirir
kuşların efendisi kartala hüdhüdü bulmasını emreder. Kartal havada Yemen’den dönen hüdhüdle karşılaşır; Hz. Süleyman’ın huzuruna gelirler. Hz. Süleyman hüdhüdün Belkıs’a dair anlattıklarını dinler sonra bonu Sebeliler’e gönderir


HÜDHÜDÜN ÖZELLİKLERİ*

İran efsanesinde hüdhüd evli bir kadındır.*yarı çıplak saçlarını tararken kayınpederi habersizce odaya girer.durumundan utanıp korkuya kapılarak kuş olur ve uçar, tarağı başında kalır. hüdhüdün Farsça’daki adı şâneser tarak başlıdır
Islâmda hüdhüdün*“ebü’l-ahbâr, ebü’r-rebî‘, ebû ibâd, ebû seccâd”*künyeleri vardır özellikleri şunlardır:*Toprağın altındaki suyu görür. Eşine çok bağlıdır, eşi ölünce yeni bir eş aramaz. Anne babasına çok hürmetkârdır; yaşlandıklarında yiyeceklerini temin eder. Annesi öldüğünde uygun bir yer buluncaya kadar onu başında taşıdığı için mükâfat olarak güzel bir tepelikle donatılmıştır*
İbn Abbas’ın naklettiğine göre Resûlullah hüdhüd, göçeğen kuşu, karınca ve arının öldürülmesini yasaklamıştır. Hüdhüdle Hz. Süleyman’a su bulmuş elçilik yapmıştır Hüdhüd hakkında Kur’an’da verilen bilgiler Eski Ahiddede vardır

DOĞU-İSLAM EDEBİYATINDA HÜDHÜD

Doğu-İslâm edebiyatlarında hüdhüd birçok özelliğiyle zikredilir. anne ve babasına gösterdiği saygıdan dolayı sembol olarak anılır Hz. Süleyman yer altındaki düşmanı belirlemek için hüdhüdü görevlendirmiştir. Arapça’da, herkesin göremediği şeyleri görebilen kimselere absar min hüdhüd” denir. Tepesindeki sorguçtan dolay“sâhib-i külâh”*diye nitelendirilir.
Hüdhüdün insanları kötü bakışlardan koruduğu büyüyü bozduğuna inanılır.*hırsızlara karşı dükkânlara, cinlere karşı da evlere asıldığı söylenir. hüdhüdün sağ gözünün insanın iki gözü arasına konması durumunda onun yer altındaki defineleri göreceği kabul edilir. hüd hüd” diye ötmesi gizli şeyleri göstermek için*“orada orada”*demesinden ibarettir.
Rüya tâbirnâmelerinde inanışlara bağlı olarak yorumlara yer verilmiştir. Rüyada hüdhüd görmek sıkıntıdan kurtulmak, suya kavuşmak, misafir gelmek, emniyette olmak, uzaktan haber almak şeklinde yorumlanmıştır. Arap inancında Arap şiirine girmiş hüdhüdün görme gücüne, işaret edilmiştir

Hüdhüdle ilgili Ferîdüddîn-i Attâr’ın şöyle anlatır kendilerine hükümdar seçmek için toplanan kuşlara hüdhüd kılavuzluk eder Kafdağı’nda sîmurgu aramaya çıkarlar. otuz kuş sîmurga ulaşır.
Hikâyede hüdhüd başında hakikat tacı taşıyan bir kuştur. Kuşların yolculuğu ruhun Allah’ı arayış seferidir -vahdet, zuhur-düşüncelerine dayanan sembolik hikâye İran ve Türk edebiyatlarında defalarca işlenmiştir. hüdhüd ilhamın sembolüdür. İran edebiyatında sevgiliden haber getiren bir kuştur
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Meŝnevî’sinde Hz. Süleymana yer altındaki suları görmesiyle zikredilen hüdhüd, kılavuz kuş mürşid özelliğiyle Türk edebiyatında da işlenmiştir.*

Gülşehrî’nin mesnevisinde hüdhüdün aklı, diğer kuşların halkı, sîmurg Tanrı’yı temsil eder Ali Şîr Nevâî’nin mesnevisinde hüdhüd tasavvufî karakterdedir ve kesret-vahdet ilişkisi içinde Tanrı’ya ulaşmayı sembolize eder. Derviş Şemseddin’in Deh Murg mesnevisinde ise her biri bir kişiyi veya tipi temsil eden, aralarında hekim sıfatıyla hüdhüdün de bulunduğu on kuşun birbirleriyle münazarası konu edilmiştir.
Mesneviler dışındaki divan şiiriinde hüdhüd mesel veya motif olarak yer almıştır. Kur’ân-ı Kerîm’deki Süleyman kıssasına işaret edilir. Nâbî’nin, “Ey hüdhüd-i ümmîd Sabâ’dan mı gelirsin” beytinde hüdhüd haberci olarak ele alınmıştır.


Kuranda Adı Geçen Canlılar


“Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır…”(Nahl Suresi, 66)

Bakmıyorlar mı deveye; nasıl yaratıldı? Göğe, nasıl yükseltildi? Dağlara; nasıl oturtulup-kuruldu? Yere; nasıl yayılıp-döşendi sen, öğüt verip -hatırlat. Sen, yalnızca öğüt verici hatırlatıcısın.”(Gaşiye Suresi, 17-21)

Tüm varlıklar sahip oldukları özelliklerle Yaratan’ın sonsuz gücünü ve ilmini gösterir Kuran’daki ayetlerde bu Allah’ın her yarattığı bir ayet, ‘bir delil ve ibretdir. Gaşiye Suresi’nin 17. ayetin dikkatle düşünülmesi ve ibret alınması gereken bir hayvandan, “deve”den bahseder Kuran bakmıyorlar mı o deveye nasıl yaratıldı” bu canlıya dikkat çeker
Deveyi “özel yapan, en ağır şartlardan bile etkilenmeyen vücududur. açlık ve susuzluğa günlerce dayanır, günler boyu, sırtında yüzlerce kilo yol katedebilir. o özel, bir yaratılışla var edilmiş insanın hizmetine verilmiştir. düşünen insanlara yaratılış delilidir.
“Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınan topluluk için elbette ayetler vardır.”(Yunus Suresi, 6)

Develer, 10 dakikada ağırlıklarının üçte biri su içerler. Bu 130 litreyide bulabilir. Bunun yanısıra deve, insana oranla 100 kat geniş alanı kaplayan burun mukozasına sahiptir., çok büyük ve kıvrımlı burun mukozası sayesinde, havadaki nemin %66’sını tutabilir
Besinlerden ve sudan maksimum istifade ederler
Hayvanlar böbreklerinde biriken üre kana karışırsa zehirlenerek ölür deve, vücudundaki üreyi defalarca karaciğerinden geçirir sudan ve besinden maksimum istifade eder Devenin kan ve hücre yapısı çölde uzun süre susuz yaşayabilmesini sağlar Hücre duvarları, hücrelerinin su kaybetmesini engeller Kan yapısı devenin vücudunda su minimuma indiğinde bile kan akışında ağırlaşmaya olanak vermeyecek biçimdedir.

kanda, susuzluğa dayanıklılığı arttıran albümin enzimi, diğer canlılardan daha fazladır Devenin bir başka destekleyicisi hörgücüdür. Hörgüçlerde vücut ağırlığının beşte biri kadar yağ depo edilmiştir. Devede yağın tek bir noktada toplanması, vücudun -yağa bağlı olarak- her yerinde yoğun oranda su atılmasını engeller. Bu da devenin suyu minimum oranda kullanmasına sebep olur. hörgüçlü deve, normalde günde 50 kilo besin alabilirken, zor şartlarda günde sadece 2 kg kuru otla bir ay boyunca yaşar Devenin ağız ve dudak yapısı, ayakkabı köselesini delecek kadar sivri dikenleri bile rahatlıkla yiyecek şekildedir. sindirim sistemi önüne çıkan herşeyi öğütecek kadar güçlüdür. kauçuktan bile istifade eder

Devenin gözleri iki kat kirpiklidir. Kirpikler, kapan gibi içiçe geçerek, gözü şiddetli kum fırtınalarına karşı korur. Develer burun deliklerini kum girmesini engellemek için kapatabilirler. Kavurucu sıcağa ve dondurucu soğuğa karşı önlem alırlar
Bütün vücudu kaplayan sık tüyler çölün yakıcı güneşinin hayvan derisine ulaşmasına engel olur soğukta hayvanın ısınmasını sağlarlar. Çöl develeri 70°C’lik sıcaklıktan etkilenmez, çift hörgüçlü develer sıfırın altında 52 derecelik soğukda yaşar 4.000 metrelik yüksek yaylalarda bile hayatlarını sürdürür Kızgın kumlarda önlem alırlar
Bacaklarına oranla son derece büyük ayakları özel dizayn” edilmiştir, hayvan kuma batmadan yürüyebilsin diye genişletilip yayılmıştır.

Ayak tabanlarındaki özel kalın deri kızgın çöl kumlarına karşı alınmış bir tedbirdir.
Görmüyor musunuz şüphesiz Allah, göklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmış, açık ve gizli nimetlerini tamamlamıştır. İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiç bir ilme dayanmadan, yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında mücadele edip durur.(Lokman Suresi, 20)
Deve, kendi vücudunu çöl ortamına göre kendisi mi ayarlamıştır? Burun mukozasını tepesindeki hörgücü o mu meydana getirmiştir? hortum ve fırtınalara karşı göz ve burun yapısını kendisi mi tasarlamıştır? Kan ve hücre yapısını, devenin kendisi mi ‘ düzenlemiştir? Vücudundaki tüylerin dokusunu o mu seçmiştir? O mu kendisini “çöl gemisi”ne dönüştürmüştür?
Deve elbette ki bunları yapamaz. “

Bakmıyorlar mı deveye, nasıl yaratıldı?” ayeti, olağanüstü hayvanın varoluşunu en iyi biçimde açıklar. Deve her şey gibi yaratılmış, özelliklerle bezenmiş ve Yaratıcı’nın üstünlüğünün işareti olarak yeryüzüne yerleştirilmiştir. Deve, üstün özelliklerle yaratılırken, insana hizmetle görevlendirilmiştir. İnsan tüm varlık aleminin içindeki yaratılış mucizelerini görmek ve tüm varlıkların yaratıcısı olan Allah’ı bilip-tanımakla…
Yükümlüdür

KURAN’DA İSMİ GEÇEN 9 CANLI


iki denizin birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; balık denizde akıntıya doğru bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. **(KEHF SURESİ*/*61) Zebra balıkları otomatik kalp yenileme sistemine sahiptir Howard Hughes Tıp Enstitüsü’nden Mark Keating balığın kalbini tam %20 oranında kestiler. Kalbinin 5’te biri kesilen balıklar 1 hafta sonra normal balıklar gibi hareket ettiler . 1 ay sonra ise yepyeni bir kalp duvarı örüldü. İki ay sonra kalp üzerinde hiçbir yara izi kalmadı kalp tamamen yenilendi
Balıklar, durgun halde yüzerken aniden yüksek hıza ulaşabilmek için çok fazla enerjiye ihtiyaç duyar Ani hızlanabilmek çok önemlidir; avcılardan kaçmak için gereklidir balıklar suda akıntıya karşı hareket eder Balıkta gücün ortaya çıkmasını sağlayan, omurga ve kastır Omurga, balığın dik durmasını, yüzgeçler ise kasların kendisine bağlanmasını sağlar

suda belli bir süre kalınca derimiz etkilenir cildimiz zarar görür. balıklarda bu olmaz.balıkların üst derisinde sert tabaka vardır. suyun vücuda girmesini engeller. bu tabaka olmasaydı, balığın vücudu zarar görecek, içeri su girecek vücut dengesi bozulacak balık ölecekti. Ancak bu olmaz ve balıklar su içinde yaşamlarını rahatlıkla sürdürür

Balıkların vücutlarında hava keseleri bulunur. Bu keselerle kısa sürede derinlere inebilir su yüzeyine doğru çıkabilirler. Balık derinlere indiğinde, hava keselerinin hayati önemi ortaya çıkar. derinlik arttıkça balığın üzerindeki fiziksel etkiler değişir, değişen şartlara hava kesesindeki gazın azaltılıp, çoğaltılmasıyla uyum sağlanır.
Balıkların vücutları dayanıklı bir deri ile kaplanmıştır. deri, alt ve üst iki tabakadan oluşur. Üst deride mukus bezleri bulunur. Mukus kaygan ve yapışkan bir yapıdadır, balığın içerisindeki hareketi sürtünmeyi en alt düzeye indirir. balıklara hızlı hareket imkanı verir. kayganlık özelliğiyle balığın düşmanlarca yakalanmasını zorlaştırır.
Mukus balığı hastalık yapan organizmalara karşı korur

Dentin adı verilen sert maddeden oluşan köpek balığında minik dişler gibidir. Hepsi geriye doğru uzanırlar. Eğer elinizi köpek balığının derisinin üzerinde başından kuyruğuna doğru gezdirirseniz pürüzsüz bir yüzey hissedersiniz. Ancak tam aksine kuyruktan başına doğru elinizi kaydırdığınızda oldukça sert gelecektir. Çalışmalar köpek balığı pullarında Allah’ın yarattığı kusursuz tasarımın onlara çeşitli avantajlar sağladığını ortaya çıkarmıştır. Pullar, köpek balığının derisinde zırh görevi görür. Sürtünmeyi azaltan küçük girdaplar oluşturan pullar, köpek balıklarının hızlı hareket etmesini sağlar.köpek balıklarının sessiz yüzmesinin sebebi pullarındaki özel tasarımdır

Beyaz köpek balıkları avlarını gözleri ile takip eder. Sıcak mercan kayalıklarında gezindiklerinde avlarını kolayca görürler. serin okyanusda beyaz köpek balıklarının soğuktan görüşleri etkilenebilir
Normal şartlarda soğuk etkisiyle kimyasal işlemler yavaşlayacağı için hayvanın gözleri avını takip etmede ağır kalması gerekir. Ancak köpek balığı hiçbir zaman problem yaşamaz. beyaz köpek balıklarının gözleri kendileri gibi soğukkanlı değildir. vücut kaslarının ısısı gözlere aktarılır. en hızlı hareket eden balıkları fok balıklarını bile rahatlıkla yakalayabilirler.

Bütün canlılar ısı ve elektrik yayarlar. Karada yaşayan canlının bu akımları hissetmesi zordur hava yalıtkan görevi görür. Ancak suda durum Elektrik doğal bir iletken olan suyun içerisine akar. Ve elektriği hisseden canlı son derece etkili bir duyuya da sahip olur. köpek balıkları da bu türdendir sudaki tüm titreşimleri, ısı değişimlerini tuzluluk oranını ve elektriği hissedebilirler.
Köpek balıklarının vücutlarında, jöle benzeri çok sayıda oluk mevcuttur. oluklar yoğun olarak köpek balığının kafasına yerleştirilmiş olmasına karşın, balığın tüm vücuduna dağılmıştır.*“Lorenzini ampülleri”olarak adlandırılırlar mükemmel elektrik algılayıcısıdırlar Köpek balıkları ve vatozlar bu algılayıcılarla avlarını bulurlar.
Bu organlar, başın ve hayvanın yüzündeki sivri kısmın üstündeki gözeneklere bağlıdır elektrik algılayıcısı olarak son derece hassastırlar. köpek balıkları, bir voltun 20 milyarda biri büyüklüğündeki akımları hissedebilirler. evinizdeki 1.5 voltluk kalem pillerden iki tanesini 3000 kilometre uzağa koyduğumuzda köpek balıkları bu pillerin yaydığı akımı hissedeceklerdir.


Mürekkepbalığı günlerini sığ sularda kum altında saklanarak geçirir. Gece olup avlanmaya çıkınca ışıklı organdaki bakteri ışık hayva- nın gece ışıkları arasında düşmanlarca seçilmesini engeller. olağanüstü yardımlaşmada karşılıklı iletişimin yanında dikkat çeken başka önemli noktalar da vardır. Bakterinin, ışıklı organa yerleşmesi için mürekkepbalığında özel bir doku vardır Balık, bakterinin kendi bedenine yerleşmesi için şekil değiştirmekte ve bakterinin yaşayabileceği uygun bir ortam hazırlamaktadır.


üzerine, tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. büyüklük tasladılar suçlu ve günahkar bir kavim oldular. **(A’RAF SURESİ*/*133)

çekirge 1000 metre uzaklıktan duyulabilen sesler çıkarır. Bunu havayı hareket ettirerek başarır.
Çekirge gibi küçük bir hayvan yalnız bir organıyla büyük bir kütleyi nasıl harekete geçirir? Çekirge, hava kütlesinin hepsini bir anda hareket ettirmez. Her titreşimde hava tabakasını sıkıştırır titreşim donup kalmaz. Her yöne yayılır hava esnektir. Sıkıştırmadan önce havayı dışa iter, itilen tabaka içe geriler çevresini sıkıştırır. Ve ses dışa doğru yayılır.Çekirgelerin sinir sistemi de bilim adamlarını şaşırtır insanların sinir sistemine benzer
Çekirgeler sinir sisteminde solunum döngüsünü kontrol eder. havada meydana gelen değişiklik oksijen azlığı veya aşırı sıcağın etkisiyle, canlı hızlı hızlı nefes alıp komaya giriyordu. sıcaklık düştüğü ya da oksijen seviyesi yükseldiğinde tekrar normale dönüyordu. Bu şekilde hem enerji tasarrufu sağlıyor, hem de acı hissini azaltıyordu.

Çekirgenin dışdan gelen uyarıların olumsuz olması durumunda komaya girmesi, hücre dışı potasyum iyonlarının yükselmesiyle bağlantılıdır. Sinir sisteminin çalışması için hücrelerin içinde potasyumun yüksek, hücre dışında ise düşük olması gerekir. çekirgenin hayatını kurtaran, dengenin değişmesidir. Sistemin normalden farklı çalışması olması gerekenden değişik bir durumun ortaya çıkması yanlışlık değildir. Yüce Allah’ın üstün aklının ve yaratış sanatının benzersiz oluşuna kanıttır.

Çekirgelerin çok yüksek sıcaklıklarda gösterdiği reaksiyonun insanlarda görülen migrenle benzerdir koşullar tehlikeli olduğunda sistemlerini durduran, enerji tasarrufu yapan ve vücuda gelecek zararları engelleyen çekirgenin koma halinin insanlardaki migrenin başlama mekanizmasıyla ortak özellik gösterir



Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı? **(ĞAŞİYE SURESİ*/*17)


Devenin Isıya karşı yalıtkan kürkü vardır
Bu kürk, hayvanın vücudunu sıcağa ve soğuğa karşı koruyan, su kaybını azaltan kalın ve keçeleşmiş tüyden oluşmuştur. Hecin devesi gündüzleri iç sıcaklığını 41 dereceye kadar çıkararak terlemeyi geciktirir su kaybını engeller
Kalın kürküyle, Asya’nın, (+) 50 dereceye varan sıcağına, kışın ise (-) 50 dereceye kadar ulaşan soğuğa dayanabilir.Kirpikleri birbirine geçebilen bir sisteme sahiptir. Tehlikede otomatik kapanırlar. İç içe geçen kirpikler hayvanın gözüne en ufak toz girmesine izin vermez Burun ve kulaklar, kum ve tozdan korunan uzun kıllarla kaplıdır.Uzun boynu yerden 3 metre yükseklikteki yaprakları yemesine imkan tanır.

*MÜKEMMEL SU KULLANIM ÜNİTESİ vardır Develer, 10 dakikada ağırlıklarının üçte biri su içer miktar kimi zaman 130 litreyi bulur deve, insana oranla 100 kat geniş alanı kaplayan burun mukozasına sahiptir. bu sayede, havadaki nemin %66’sını tutabilir. Her türlü araziye uygun ayakları vardır Ayaklar, esnek bir yastıkla birleşmiş iki parmakla donanmıştır. Hayvanın toprağı kavramasını sağlar Her türlü araziye uygundur.
Tırnaklar ayağı zararlardan korur.Dizler boynuz kadar sert ve kalın zardan oluşan nasırla kaplıdır. nasırlar hayvan kumlara yattığında onu aşırı sıcak ve yaralanmalardan korur.HORTUMLARA VE FIRTINALARA KARŞI ÖNLEM alırlar*Devenin gözleri iki kat kirpiklidir. Kirpikler, kapan gibi içiçe geçerek, gözü şiddetli kum fırtınalarına karşı korur Develer burun deliklerini de kum girmesini engellemek için kapatabilir


Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi? (FİL SURESİ*/*1 )

Hortum, filin en büyük yardımcısıdır. Fil, birbirinden farklı birçok işlemi hortumla gerçekleştirir. nefes alır, yiyecekleri tutarak ağzına götürür, koku alır, serinlemek için su fışkırtır. hortum, bir ağacın dalını bükebilecek kadar güçlü yerden bir bozuk parayı kaldırabilecek kadar hassastır. 1700’lü yıllarda fil hortumunun tek bir kasdan meydana geldiği zannediliyordu araştırmalar bilimi hayrete düşürdü. İnsan vücudundaki kas sayısı*639’u geçmezken* fil hortumunda yaklaşık 50.000 kas*olduğu ortaya çıktı. Üst üste eklenmiş halka görünümündeki kaslar sayesinde fillerin hortumları mükemmel bir hareket kabiliyeti kazanmaktadır.

Filler suyun altındayken akciğerlerinde iki tür basınç oluşur Bunlardan birincisi hortum sayesinde akciğerleri dolduran havanın oluşturduğu iç basınç. İkincisi havadan çok daha yoğun olan suyun akciğerlere uyguladığı dış basınç. canlının su altında yaşamını sürdürmesi için iki basıncın dengede olması gerekir.dış basınç çok fazla olursa akciğeri kuşatan kılcal damarlar basınca dayanamayıp yırtılır. Ciğeri tahrip olan canlı ölür bu basınç balık adamların kullandığı şnorkellerin boyunu belirliyor. Bu yüzden 30 santimi geçen şnorkel satın alabilmeniz mümkün değil.
Filler yapraklarla, ağaç kabuklarıyla, meyvelerle, otlarla ve bitkilerle beslenir. 24 saatlik günün %70’ını ya beslenerek veya yemek kaynağına doğru hareket ederek geçirir

Günün geri kalanında banyo yapar su içip dinlenir ve uyur Hareket etmeden bir bölgede birkaç gün kalırlar. Bu sürenin kısa olması önemlidir eğer hareket etmezlerse bitki topluluklarını yok edebilir
filler, Afrika Uzakdoğu’da ve Sri Lanka’da yaşarlar. Yeni beslenme alanlarına yaptıkları göçler kurak havada gerçekleşir. Yağışlı havalar fillerin üremesi için uygun ortamdır. Çiftleşme ve doğumlar bu sezonda olur. Fillerin gebeliği 22 aydır. memeli hayvanlar arasında en uzun gebelik süresine sahiptir gebe kalmalarıyla, doğumları aynı havaya rastlar. yavrular yiyeceğin bol olduğu zamanda doğar. Doğumlarındaki mükemmel zamanlama dikkat çekicidir.

Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: “Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin.” **(NEML SURESİ*/*18 )

Karıncaların koloniler halinde yaşar ve mükemmel bir iş bölümüne ve orjinal bir toplum yapısına sahiptirler bir çok yönden insandan daha fedakardır zengin-yoksul ayrımı, iktidar mücadelesi gibi kavramları bilmezler
Karınca yuvalarının dış dünya ile bağlantıları, bir karıncanın geçebileceği küçük bir delik vasıtasıyla sağlanır. delikden geçmek izine” tabidir. Kolonide sayıları çok fazla olmayan ve tek görevi “kapıcılık olan karıncalar vardır. “Kapıcılar” giriş deliğine tam uyan geniş başlarıyla, tıkaç vazifesi görürler. baş rengi ağaç kabuklarıyla aynıdır. Kapıcı, giriş deliğinde saatlerce oturur ve kendi kolonisinden olduğunu anladığı karıncaların girişine izin verir.

Kolonide yiyecek sıkıntısı başgösterdiğinde, işçi karıncalar “besleyici” karıncalara dönüşür yedek midelerindeki besinle diğerlerini beslerler Kolonide besin fazlası olduğunda, kimliklerinden sıyrılıp, yeniden işçi karıncaya dönüşürler.
Büyük veya küçük herhangi bir karınca, başındaki karmaşık duyularla, milyonlarca hatta daha fazla kimyasal ve görsel sinyali yakalar. Beyin 500.000 sinir hücresi içerir; gözler birleşiktir; antenler insandaki burun ve parmak ucu gibi hareket eder. Ağzın altındaki projeksiyonlar tadı algılar, kıllar dokunmaya karşılık verir Yeni besine ilk önce öncü karınca gider. Daha sonra, feromen denen ve iç salgı sıvısıyla diğer karıncaları çağırırlar. Yiyeceğin üzerindeki kitle kalabalıklaşınca işçilere, feromen salgısıyla sınır konur. besin küçük veya uzakta ise, öncüler sinyal vererek besine ulaşmaya çalışan karıncaların sayısında ayarlama yaparlar.

güzel bir besin bulunmuşsa karıncalar iz bırakır, yuvadaki karıncalar avcılara yardım etmeye gelir. besinin yuvaya taşınmasında hiç bir aksaklık çıkmaz. ortada ekip çalışması” vardır.
mikro canlılar, kendilerine hiç zarar vermeden, yaşadıkları bölgenin atmosferini etkileyecek asit üretmekte kullanabilmektedirler. Bir karınca, kendi kolonisini anlayabilir. işçi karınca, yuvasına giren bir karıncayı tanımak amacıyla anteniyle onun vücuduna dokunur.koloniden olanı üzerinde taşıdığı özel “koloni kokusu” sayesinde ayırdedebilir. Yuvaya giren karınca yabancıysa, ev sahipleri acımasızca saldırır. Yuvanın sakinleri, güçlü çene kemiklerini yabancının vücuduna geçirip ısırır formik asitle diğer toksik maddelerle düşmanı etkisizleştirir

Karıncalar, yuva arkadaşlarına antenle dokunduklarında amaç bilgi vermek değil, bilgi almaktır. karınca, yuva arkadaşınına hafifçe vurur anteniyle dokunur.amacı kimyasal sinyalleri diğerine yaklaştırmaktır. Bunun sonucunda arkadaşının bıraktığı kokuyu algılayıp takip ederek yiyeceğe ulaşır Karıncalar havadaki titreşime karşı sağırdır. Fakat ses titreşimlerine çok duyarlıdır. Bu alarm sinyalidir. duyduklarında yürüme hızını arttırırlar, titreşime doğru hareket ederler çevrede gördükleri bütün canlılara saldırırlar. Koloni üyelerinin duyduğu çağrıyı yanıtsız bırakmaması, karınca topluluğunun başarılı organizasyonu küçük bir insan topluluğunun alarm çağrısına istisnasız, topluca ve aynı anda, kargaşa meydana gelmeden cevap vermesi zor bir olaydır. karıncalar kendilerine emredileni zaman yitirmeden yapmakta, kolonideki disiplini bozmadan yaşamlarını sürdürlmektedirler

Yaprak taşımakla görevli orta boy karıncalar, kendilerine düşman sinek türüne karşı ilginç bir savunma kullanırlar. Düşman sinek, yumurtalarını bırakmak için son derece farklı bir yer seçer her karıncanın baş kısmına bir tane yumurta bırakır. Karıncanın vücudunda gelişip yumurtadan çıkan yavru sinek, hayvanın beynine ilerleyerek ölümüne sebep olur. işçi karıncalar, küçük boy yardımcıları olmadan, her an saldıran sineğe karşı savunmasız kalır Normalde üzerlerine konmak isteyen sinekleri makasa benzer keskin çeneleri ile uzaklaştıran işçi karıncalar, yaprak taşırken bunu yapamaz Bu yüzden savunma yapacak bir karıncayı taşıdıkları yaprağıa yerleştirirler. Sineğin saldırısında bu küçük koruyucular yaprağın üzerinden düşmana karşı mücadele verirler.

ayrı ayrı mucize ve ayetler olarak üzerlerine tufan, çekirge, güve kurbağa ve kan musallat kıldık büyüklük tasladılar suçlu ve günahkar bir kavim oldular. **(A’RAF SURESİ*/*133 )

Boyu 2 santimi geçmeyen ağaçkovuğu kurbağası sesini 50 metre uzaklığa duyurabilir Bu minik canlı nasıl olup da güçlü bir ses çıkarabilir Göz alıcı renklere sahip Altın Mantellalar, dünyanın en zehirli canlıları altın kurbağalara benzerler. Mantellalar, kimyasal silah anlamına gelen renkleriyle düşmana ‘zehirli bir canlı’ izlenimi vererek kendisine yaklaşmalarını engeller. Kutup bölgesine kış geldiğinde ısı düşer tahta kurbağası buna hemen cevap verir. Ve“o donar önce derin bir uykuya dalar, kalbi durur, soluk kesilir ve vücudundaki su buza döner. aylar bahar geldiğinde çok ilginç bir şey olur: Kurbağanın buzları erir, kalbi atar düzenli soluk alır Orta ve Güney Amerika’da yaşayan altın kurbağası çok güzeldir çok zehirlidir son derece tehlikelidir. zehirin kaynağı derisinden salgılanan *alkaloid*adlı kimyasaldır. Tek bir altın kurbağanın salgıladığı zehir, 10 kişiyi öldürür .

Yeşil çizgili Avustralya kurbağası hareketsizlik sonucu kas ve kilo kaybına uğrayan insanları tedavide ve damızlık hayvanları geliştirmede yeni yöntemlere ilham oluyor. Bu kurbağa, kurak yaz mevsiminde kendisini çamura gömüyor ve ürettiği mukozamsı bir koza içinde aylarca hareketsiz kalıyor.Güney Amerika’daki zehir oku fırlatan kurbağa, saldırıya uğradığında, çok küçük zerresi bile bir insanı öldürmeye yeterli gözalıcı renkleri de düşmanları uyarır. Kurbağa bu şekilde kendini savunur. canlının vücudundaki mükemmel sistemleri yaratan, tüm alemlerin Rabbi Yüce Allah’tır.


Kaynak ehlisünnetbüyükleri.com


Bir topal sineğe yenilen Nemrud

Nûh aleyhisselâmdan sonra Bâbil’de hüküm süren, yıldızlara ve putlara tapan Keldânî kavminin kralı Nemrûd, insanları kendine ve putlara taptırıyordu... İbrâhim aleyhisselâm Nemrûd’u Allahü teâlâya îmâna dâvet etti. Nemrûd reddetti İbrâhim aleyhisselâmın kendisine secde etmesini istedi. hapsettirdi ve ateşte yakılmasını emretti... odunlar ateşlendi. ateşe hazret-i İbrâhim’i mancınıkla attılar. Allahü teala “Ey ateş! İbrâhim’e serin ve selâmette ol!” diye emretti (Enbiyâ 69). Ateşin içi yemyeşil kesildi.

İbrâhim aleyhisselâm ateşten kurtulduktan sonra Keldânî kavmini îmâna dâvet etti. zâlim Nemrûd ve putperestler küfürden vazgeçmedi Nemrûd kibirliydi. Allahü teâlâ, Nemruda zayıf bir kul olduğunu gösterdi ona en aciz mahluku sivrisinekleri gönderdi. Sivrisinekler asker ve hayvanları helak eddi Nemrûd saklandı. Topal sinek, “Ya Rabbi! gazaya yetişemedim. Topallığım mani oldu” diyerek yalvardi, Allahü teala ona “Seni Nemrûd’un helakine memur ettim, git bul ve helak et” buyurdu topal sinek, Nemrûd’u buldu anahtar deliğinden girerek saldırdı . Nemrûd’un burnundan girdi beynini kemirdi Nemrûd kurtulamadı tokmaklarla başına vurarak can verdi


Kaynak *KöpekCinsleri.net

Alabay

Çoban Köpeklerindendir son derece güçlü yapısı vardır Orta Asya Çoban köpeğidir Kemikleri son derece iri ve kaslıdır. kaba bir görünümü olsada yüzünde şirinlik vardır.Kafası son derece büyüktür Kulak ise kısadır Tüyleri sık fakat kısadır. siyah, beyaz, gri, açık kahve renkleri bulunur Zekidi dengelidir.Kendi başına hareket etmeyi sever itaat konusunda zayıftır.Yabancılara şüphecidir korkusuzdur Bekçi ve sürü korumada mükemmeldir. Doğuştan koruma güdüleri nedeniyle koruma eğitimine ihtiyaç duymazlar.Saldırgan yapıları yoktur. Kötü özellikleri arasında toprak kazma huyu vardır Havlama rahatsız eder.Çok sık havlar Gece havlamaları fazladır.

Diğer köpeklerle yaşayamazlar. İlk kez köpek almak isteyenlere uygun değildir Erken yaşta sosyalleşme gerekir.Çocuklarla beraber yetişirse onları korur hertürlü iklimde yaşar .Çok soğuklardada yaşayabilir cok sıcaklardada Şehir yaşamı için tavsiye edilmez.en uygun alanlar bahçeli arazilerdir Çok hareketlidirler
bakımı*kolaydır sık fırçalamak ölü tüylerin atmak gerekir.Mevsim değişikliklerinde yoğun tüy döker
Sibirya’nın yoğun soğunda bu köpeklerden faydalanılmıştır birçok yerde kullanılmaktadır. Çin’De Afganistan’da her tarafta bu köpeği görmek mümkündür Dövüşçü kanır Orta Asya Çoban köpeğidir Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan da çok fazla tercih edilir


Kars Çoban Köpeği

Kars Çoban köpeği *600 yıllık geçmişe sahiptir Ülkemizde *çok yüksek dağlarda vadilerde yaygın görülür çok güçlü, kuvvetli ve korkusuzdur hayvanlara bekçilik yapmak için ve koruma olarak kullanılır. safkandır cinstir ve dağlık arazilere soğuk havaya dayanıklıdır. Türkiye de Erzurum, Kars, Artvin, Ardahan gibi doğu illerinde çok rastlanır. Çok zekidir Koruyucu özelliği olan bir cinsidir. Düşmanlara hırçındır Pençeleri çok güçlü ve uzundur düşmanına acımaz Ailesine sadık ve itaatkardır. Kars Çoban köpeğini çocuklar ile yalnız bırakılmamak gerekir. Yabancıları sevmezler agresif olabilirler dikkat edilmesi gerekir. ilgiyi sever sürekli ilgi ve sevgi onu iyi hissettirir Havlama özelliği komşulara rahatsızlık verebilir bahçe veya köyde beslenmelidir

Kars Çoban köpeği çok güçlü ve yapılı bir vücuda sahiptir. Boyları erkekler de 70-100 cm Dişilerde 65-90 cm ye kadar uzayabilir. Ağırlıkları erkekler de 75-110 kg Dişilerde 60-100 kg olabilir. kahverengi, siyah ve gri renkleri yaygındır Göğüs bölgesi yapılı ve derindir. *Kafası çok büyük bir biçime sahiptir. Burunları ise orta uzunlukta renkleri siyahtır. Gözleri kahverengi kulakları sarkık ve geniştir Kuyruğu uzun ve aşağı doğru sarkılmaktır. Arka bacakları ön bacağa göre biraz daha uzundur Kars çoban köpeği tüyleri orta uzunluktadır. Fazla tüy dökmezler 2-3 günde bir fırçalanmalı Haftada 2-3 defa banyo yaptırmak temizlik ve bakım açısından iyi olacaktır.

Kars çoban köpeği zekidir eğitimi zor olmayacaktır. Çoban köpeği olduğundan öğrenmesi çok hızlıdır köpeğini ödüllendirip eğitimini hızlandırabilirsiniz. Kars çoban köpeği olduğundan sürekli aktif olması gerekir. Onunla oyun oynayabilir vep egzersiz yaptırabilirsiniz. Aksi halde kilo alma olasılığı ve tembellik olabilir. Tembel olursa çobanlık zor olabilir.
*

Kaynak haber7.com

Hayvanlarla ilgili hadisler


İbn Ömer, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin, av köpeği tarla, bağ, bahçe ve sürü bekleyen çoban köpekleri dışındaki köpeklerin öldürülmesini emrettti demiştir (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, 1,1571)

Câbir b. Abdullah, Resûlullah köpeklerin öldürülmesini emretti. hatta çölden gelen bir kadının köpeğini bile öldürdük Daha sonra köpek öldürülmeyi yasakladı ve, "Hâlis siyah olanını, iki noktalı olanını öldürünüz. o, şeytandır" buyurdu demiştir. (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, 1,1572)

Abdullah b. Mugaffel şöyle demiştir:
"Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, köpek öldürmeyi emretti. Daha sonra, 'Halkın bütün köpeklerle sıkıntılası yok' buyurdu av köpeği ile çoban köpeğine izin verdi" demiştir. (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, I,1573)

Ebû Hüreyre'den rivayetle Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:Kim, ne av, ne sürü ne de tarla için olmayan bir köpek tutarsa, her gün amelinden iki kırat eksilir" buyurmuştur. Burada evlerde, evlerin içindeki süs köpekleri kasdedilmektedir. köpeklerin derileri bakteri üretmekte, salyasında, etinde ve derisinde trişin denilen Kurt ve Tenia bağırsak parazitlerini barındırmakta parazitler evlerde insanlar ve özellikle çocuklar için tehlike oluşturmaktadır. Mikroskop ve bakterinin bilinmediği, teknolojinin gelişmediği dönemde, Yüce Peygamber'e bunlar, Allah tarafından bildirilmiştir...Peygamber'imiz sallallâhu aleyhi ve sellem, evlerde köpek beslenmesine karşı çıkmıştır. Bu çok zeki ve sevimli hayvanlardan günümüzde kaçakçılık ve aramalarda emniyet hizmetlerinde yararlanılmaktadır.


Hz. Peygamber sav Eğitilmiş köpeğini besmele çekerek saldığında yakaladığını ye" buyurdu.

Resûlullah, "Oku attığında avı delip geçerse, avı ye. Ancak geniş tarafı vurmuş ise onu yeme" buyurdu.

Hz. Peygamber sav, "Okunu attın, avı bulamadın ancak sonra buldun, kokmamış ise onu ye" buyurmuştur. kokuşmuş ise bırak"

Hz. Peygamber sav, Hayber Gazvesinde kaynayan tencerede "Evcil eşek eti" görünce "Tencereleri dökünüz, kırınız veya yıkayınız" buyurdu. dinimizde dört ayaklı hayvanların sadece geviş getirenleri yenilmekte, bu da Kur'ân da işaret edilmiştir tek tırnaklı hayvanlar ve geviş getirmeyen hayvanları yemek yasaktır...

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, evcil eşek etini yemeyi yasakladı

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: Hayber Gazvesi'nde evcil eşek etlerini yasaklamış, at etlerine müsaade etmiştir.

at eti yemek haram değildir. Ancak İmam Mâlik, Ebû Hanîfe mekruh olduğu görüşündedir Delil ise Ebû Dâvûd'un rivayet ettiği bildiren hadistir. hadisin kuvuvvetli olmaması, kuvvetli hadislerde at etinin helâl olduğunun bildirilmesi, Ebû Dâvûd un hadisi ile amel edilmesine engel teşkil etmiştir.
Nahl sûresinin 5. âyetinde, havanların insanlar için yaratıldığı, bunlardan yararlanılıp yenildiği belirtil"At, katır ve eşekleri binmemiz ve süslenmemiz için yarattı..." buyurulmakla at, katır ve eşeklerden söz ederken, bunların binilmelerine işaret edilmiş yük taşımacılığında kullanılacağı bildirilmiştir. Ve at etinin yenilmesi tartışmalıdır kalmıştır.En sağlam yol, tartışmadan uzak durmaktır.


Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem keler için Ben o nu ne yerim, ne de yasaklarım" buyurdu.

Resûlullah sallallâhu aleyhi m sellem, yüze damga vurmayı yasaklamıştır.

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemin yanından yüzüne damga vurulmuş eşek geçmiş.*Resûl-i Ekrem, "Buna damga vurana Allah lânet elsin" buyurmuştur.

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yüzüne damga vurulmuş bir eşek gördü ve iyi karşılamadı. Allah'a yemin olsun ki ben, yüzün en uzak yerinden başka yere damga vurmam" demiştir. Kendisi, eşeğin kalçalarına damga vurmuş hayvanların kalçalarına damga vuranların ilki olmuştur. (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, II, 2118)

"Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, sırtı iki beyaz çizgili olan yılanın öldürülmesini emretti. Çünkü bu cinsler, gözü köreltir hâmile kadına zarar verir" demiştir.

İbn Ömer, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemi köpeklerin öldürülmesini emrederken işittim. buyuruyordu ki Yılanları ve köpekleri öldürünüz. sırtı iki beyaz çizgili ve kısa kuyruklu olanını öldürünüz. bu iki kısım gözü kö-reltir hâmile kadına çocuğunu düşürtür." (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, II, 2233)

Hz. Peygamber Mina'da mağarada iken "Mürselât sûresi" indi. bir yılan çıktı., "Bunu öldürün!" buyurdu. yılan kaçınca Resûlullah, "Allah, sizi onun şerrinden koruduğu gibi onu da sizin şerrinizden korudu" buyurdu.
Hayvanlara İyi Davranmak

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir karınca, bir peygamberi ısırdı, o da karıncaların yuvasını yaktırdı. Allah Teâlâ: 'Seni bir karınca ısırdı diye mi, bir ümmeti yaktın!' buyurdu." (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, II,


Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir kadın, kedi yüzünden azaba uğramıştır. Kediyi ölene kadar hapsetmişti ve yüzden cehenneme girdi. Onu ne doyurmuş, ne su vermişti

Ebû Hüreyre'den rivayetle Resûlullah buyurmuştur:
"Bir köpek, kuyu başında susuzluktan ölecekti İsrailoğulları'dan kötü bir kadın onu gördü ayakkabısını su doldurarak köpeği suladı, ve mağfiret olunup bağışlandı." (Sahîh-i Miislim Muhtasarı, II, 2245)

Yüce Allah'ın yarattığı, canlı cansız varlıktaki varatanın, hikmeti dikkate alınmalıdır. Küçücük bir karıncadan başlayarak her canlıya iyi davranılmalıdır. Allah’ın rızasının basit şeylerde de bulunabileceği unutulmamalıdır. İslâm'ın büyük günah saydığı fuhşa düşen kadının, zavallı bir köpeğin helâkine yol açacak derecedeki susuzluğunu gidermesi sebebiyle bağışlanması, ibretlik bir olaydır. kadının köpeği suladığı sırada fuhuş yapmaya devam edip etmediği bildirilmemektedir. kadın günahlara son vermiş tevbe etmiş olabilir. Köpeğe karşı bu davranışı bağışlanmaya sebep olmuş olabilir. Cenâb-ı Zülcelâl hazretleri, hiçbir canlıyı cansızı boşuna yaratmamıştır. Hepsi hikmete dayanır. O sırrın ve hikmetin bilinmesi zordur. Yaratılışın sırrını ancak ve ancak onu yaratanın bilir Ne Yüce Yaratıcıya ne de O'nun Peygamberine haddimizi aşarak soru soramayız. Bildirilenle yetinmek zorundayız...
"

Babilin kibirli Keldânî kavminin kralı Nemrûd, insanları kendine ve putlara taptırıyordu... İbrâhim aleyhisselâm Nemrûd’u Allahü teâlâya çağırdı Nemrûd reddetti İbrâhim aleyhisselâmın kendisine secde etmesini istedi. hapsettirdi ateşte yakılmasını emretti ve ateşe hazret-i İbrâhim’i mancınıkla attılar. Allahü teala “Ey ateş! İbrâhim’e serin ve selâmet ol!” diye emretti (Enbiyâ 69).ve Ateş yemyeşil kesildi.

İbrâhim aleyhisselâm Keldânî kavmini îmâna dâvet etti. zâlim Nemrûd küfürden vazgeçmedi kibirliydi. Allahü teâlâ, ona zayıf bir kul olan sivrisinekleri gönderdi. askerlerini helak eddi Topal bir sinek, “Ya Rabbi! gazaya yetişemedim. Topallığım mani oldu” diyerek yalvardı, Allahü teala “Seni Nemrûd’un helakine memur ettim, buyurdu topal sinek Nemrûd’un burnundan girdi beynini kemirdi Nemrûd tokmaklarla başına vurarak can verdi

Resûlullah buyurmuştur: Bir köpek, susuzluktan ölecekti İsrailoğulları'dan kötü bir kadın köpeği suladı, ve mağfiret olunup bağışlandı." (Sahîh-i Müslim Muhtasarı) her canlıya iyi davranılmalı Allah’ın rızası aranmalıdır. İslâm'ın en büyük günahı fuhşa düşen kadının, zavallı bir köpeğin helâkını önlemesi onun susuzluğunu gidermesi ve bağışlanması, ibretlik bir olaydır. Cenâb-ı Zülcelâl hiçbir canlıyı boşuna yaratmamıştır. Hepsi hikmettir. sırrı ve hikmeti ancak yaratan bilir

Küçücük bir karıncadan başlayarak her canlıya iyi davranılmalıdır. Allah’ın rızasının küçük şeylerde de olabileceği unutulmamalıdır. Cenâb-ı Zülcelâl hazretleri, hiçbir canlıyı boşuna yaratmaz Hepsinin hikmeti. Vardır Resûlullah buyurmuştur: Bir köpek, susuzluktan ölecekti İsrailoğulları'dan kötü bir kadın köpeği suladı, ve mağfiret olunup bağışlandı.(Sahîh-i Müslim Muhtasarı) biz Yüce Yaratıcıya ve Peygambere haddimizi aşan soru soramayız. Bize Bildirilenle yetinmek zorundayız...


Kaynak yaklaşansaat.com

KUR'AN'DA CANLILAR

göklerin ve Arz'ın yaratılmasında, gece ile gündüzün arka arkaya gelmesin de, denizdeki gemilerde, Allah'ın, Gök'ten indirdiği*suda ve*onunla Yeryüzü'nü* diriltmesinde,*her*canlıyı orada yaymasında, rüzgârları estirmesinde, bulutların Gök'le-Arz arasında, 'müsahhar'akleden bir topluluk için ayetler vardır. BAKARA/164

O(Allah) ki,*rahimlerde, size dilediği gibi şekil verir.*O'ndan başka İlah yoktur. O Aziz'dir, Hakim'dir.
Al-İ İMRAN


Arz'da, hiçbir*canlı ve iki kanatlı kuş*yoktur ki, sizin benzeriniz bir*'ümmet'*olmasın.*Kitap'ta

Levhi Mahfuzda hiçbir şeyi eksik bırakmadık. onlar, Rab'lerine toplanacaklardır.

[EN'AM(6)/38]


Gaybın anahtarları, Allah'ın yanındadır, onu hiç kimse bilmez, ancak O bilir. Karada ve denizde olanların tümünü, O bilir. Bir yaprak düşmez ki, O bilir.

Arz'ın karanlığındaki bir*'habbe'*yaş ve kuru ne varsa, hepsi apaçık bir Kitap'tadır.

[EN'AM(6)/59


Muhakkak Allah,*'habbe'yi ve*çekirdeği patlatandır. O, diriyi ölüden, ölüyü diriden çıkarır.*Allah böyledir. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz? EN'AM(6)/95

De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan, ilk kez yaratacak, sonra onu iade edecek olan var mı?" De ki: "Allah, yaratmayı başlatır, sonra onu iade eder.*Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?" YUNUS(10)/34

Arz'da,*hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkı Allah'a ait olmasın.*Tüm canlıların,*karar**yerini de, geçici yeri de,*(Allah)*bilir. Bunların hepsi, apaçık Kitap'ta dır.
[HUD(11)/6]

Ben, gerçekten benim de Rabb'im, sizin de Rabb'iniz Allah'a, tevekkül ettim.*O'nun, alnından yakalayıp-tutmadığı hiçbir canlı yoktur.*Muhakkak Rabb'im, dosdoğru bir yol üzerindedir."
[HUD(11)/56


O (Allah) ki, Arz'ı yaydı, onda dağlar ve ırmaklar kıldı.*Her bir üründen, ikişer çift yarattı.*O, geceyi, gündüze örter. Şüphesiz, düşünen kavim için ayetler vardır.RAD(13)/3

Allah, her bir dişinin, neyi yüklendiğini ve rahimlerin, neyi eksiltip ve neyi arttırdığını bilir.*Her şey O'nun yanında bir ölçüyledir.
[RAD(13)/8]

Göklerde ve Arz'da,*canlılardan ve meleklerden kim varsa,*Allah'a secde ederler, onlar büyüklük taslamazlar.
[NAHL(16)/49]

Hakkı örtenler, görmedi mi, muhakkak gökler ve Arz bitişik idi, ikisini ayırdık. her canlıyı sudan yarattık.*İman etmiyorlar mı?
[ENBİYA(21)/30]



Ey insanlar, dirilişten yana kuşku içindeyseniz, bilin ki:*Biz sizi,*topraktan; sonra 'nudfe'den sonra bir 'alak'tan sonra biçimi,belirsiz 'muzğa'dan yarattık.*

Bu apaçık bir beyandır. Dilediğimizi, tayin edilmiş süreye kadar,*rahimlerde tutuyoruz, sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz,*erginliğe eriştiriyoruz.

Sizden, kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, ilim bilirken, hiçbir şey bilmez duruma yaşlılığa döndürülmektedir.

Yeryüzünü,*kupkuru görürsün,*ancak Biz, onun üzerine*su indirdiğimiz zaman; titreşir, kabarır ve her güzel çiftten bitirir.

[HACC(22)/5]



Ey insanlar, size misal verildi, dinleyin. Muhakkak, Allah'ın dışında çağırdığınız ve boyun eğdiğiniz kimseler, toplanıp bir araya gelse bile,*bir sinek yaratamazlar.*
[HACC(22)/73]


Biz, insanı, çamurdan;*l*özden yarattık. onu nudfe olarak,*sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

meniyi, bir*'alak' olarak yarattık.*zigotu, 'muzğa' embriyo kıldık. embriyodan,*'izam' kemik kıldık. kemiğe, et*giydirdik. onu,*başka bir yartılışla inşa ettik.*

Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.

[MÜ'MİNUN(23)/12-14]



Allah, her canlıyı*ve hayvanı*sudan yarattı.*kimisi,*karnı üzerinde, kimisi,*iki ayağı üzerinde*kimisi de*dört ayağı üzerinde yürümektedir.*

Allah, neyi dilerse, yaratır. Muhakkak Allah, her şeye güç yetirendir.

[NUR(24)/45]


Allah,*sudan beşer ve insanı*yaratıp,*ona nesep ve soy yaratandır Rabb'in, Kadir'dir takdir edendir
[FURKAN(25)/54]

De ki:*"Arz'da gezip dolaşın ve yaratmanın nasıl başladığına bakın.*Sonra Allah, 'ahir ve sonu nşa edecektir. Muhakkak Allah, herşeye Kadir'dir."
[ANKEBUT(29)/20]

Kendi rızkını taşıyamayan canlılardan*nicesi*vardır ki,*Allah,*onları ve sizi rızıklandırır.*Ve O, işitendir, bilendir. *[ANKEBUT(29)/60]

Sizi topraktan yaratması,*O'nun ayetlerindendir. Sonra siz,*beşer ve insan olarak yeryüzüne yayıldınız.[RUM(30)/20]

Göklerin ve Arz'ın yaratılması,*dillerinizin ve renklerinizin farklı olması,*O'nun ayetlerindendir. Muhakkak, alimler için ayet ve hikmet vardır.
[RUM(30)/22]

O*(Allah)*ki, her şeyi, en güzel şekilde yarattı insanı yaratmaya çamurdan başladı.
[SECDE(32)/7]


Allah, sizi*topraktan, nudfe'den(meniden)*yarattı. Sonra size, eşler kıldı.*O'nun ilmi olmaksızın, hiçbir dişi, ne gebe kalır, ne doğurur.*

insanın),*ömürünün*uzaması ve kısalması,*ancak bir*Kitap'ta dır. Muhakkak bu, Allah için kolaydır.

[FATIR(35)/11]


Görmedin mi? Allah, Gökyüzü'nden*su*indirdi. Biz, onunla,*ürünler-meyveler' çıkardık.*Dağlardan da, beyaz, kırmızı, renklerde ve kuzguni siyah 'yollar-ocaklar' kıldık [FATIR(35)/27]

Ölü olan Arz'ı diriltmemiz, onlara ayettir. Biz ondan,*tohumlar-taneler çıkarttık,*ondan yersiniz.
[YASİN(36)/33]

Arz'ın bitirdiklerinden, onların bilmedikleri her şeyden, 'çiftler ve eşler yaratan*Allah,*ne yücedir!
YASİN(36)/36]

İnsan, görmüyor mu biz onu,* nudfe'den meniden yarattığımız*halde; o, bize hasımdır O yaratılışını unutarak,*diyor ki: "O çürümüş kemikleri, kim diriltecekmiş?"De ki: Allah , onu diriltecektir; *O, her yaratmanın Alimi'dir."
[YASİN(36)/77-79]

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 16.12.2018   #8
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.416
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Hayvanlar alemi

Kaynak tr kangal.com

Türk Coğrafyası Çoban Köpekleri


Dünyada sayısız köpek ırkı vardır ve gün geçtikçe arttırmaktadır tarih boyunca avcı bekçi yada çoban olarak sınıflandırılan köpeklere narkotik, yakın koruma, insana arkadaşlık eden, sınıflar eklenmiş insan köpeğin üstün özellik ve sadakatinden yararlanmada ilerlemiştir köpekler geçmişten günümüze Türklerin sürülerini korumuş Türk coğrafyasına yayılmıştır çoban köpeği besleyen atalarımız doğacak köpeklerin güçlü dayanıklı ve vahşi hayvanlarla mücadelede baskın olmasına çok fazla önem vermişler aynı ırk köpekler yerine en güçlü en dayanıklı köpekleri birbiriyle çiftleştirmişlerdir melez köpekler saf köpeklerin nüfusuna oranla çok daha fazladır

Türk çoban köpekleri 4 sınıfta toplanabilir bunlar

1)Anadolu Çoban Köpekleri
a)Kangal ç.k.
b)Malaklı ç.k.
c)Akbaş ç.k.
d)Guregh ç.k.
e)Yörük ç.k.
f)Çapar

Kangal

Ağız burun yapısı kısa küt çene kuvvetlidir.Dişler sivri ve sağlam, dudaklar sarkıktır. Göz,kulak,ağız etrafı ve burun üstüne kadar siyahtır.
Gözler :Kafatasına göre küçük yuvarlak olup altın ve kahverengi arasında bir renktir.Göz etrafı siyahtır. Bakışlar canlı ve asildir. Kulaklar Orta boy ve üçgen şeklinde, uçları yuvarlak, kafasına yapışık ve sarkıktır. Kafanın ve Göğüsün Görünümü : Önden bakıldığında aslanı andırır. Kafa iri, güçlü bir boyun ile desteklidir.*
Boyun : Hafif eğik, güçlü ve adaleli,orta boydadır düz, kalın kemikli, ayak bilekleri kuvvetli ve uzundur. Ön göğüs arkasına göre daha geniş omuzlar adalelidir. Gövde baştan sonra kare şeklindedir. Vücut güçlü, adaleli, şişman değildir. Dirsek hizasına kadar göğüs derin, karın hafifçe içe çekiktir.
Bacaklar güçlüdür.Ön bacaklar arka bacaklardan daha güçlüdür. Ayaklar iri yapılı, kuvvetli, parmak bombeli ve siyahtır.*kısa ve yoğun bir tüy yapısına sahiptir. Renkleri Bozdan çelik rengine kadar olabilir. Kuyruğu : Oldukça yüksek olup, rahat durumda düşük ve kıvrık, uyarıldığı zaman sırt üzerinde yüksek ve kıvrıktır.*
Ağırlık : Erkeklerde : 50-60 kg Dişilerde : 41-59 kg*
Cidago : Erkeklerde : 74 cm ile 81 cm Dişilerde : 71 cm ile 79 cm*
Kimilerine gore ise bu ozellikler farklıdır

Malaklı

Malaklı aksaray ve çevresinde yetişir ,anavatanı bu bölgedir aksaray malaklısı da denir yüzyıllardır aksaray ile şereflikoçhisar ilçesinde yaşayıp yetiştirilmiştir bu coğrafyada yüzyıllardır hayvancılık yapılır hayvan sürülerinin koruma ve bekçiliğini malaklı köpekleri yapmaktadırl Malak kelimesi aksaray yöresine aittir anlamı dudak demektir,bu köpeklere malaklı denmesinin sebebi köpeklerin dudaklarının büyük ve sarkık olmasıdır..köpeğin ırkı kangal da olduğu gibi “anadolu çoban köpeğidir” bu köpeklerde anadolunun köpeğidir isimleri yeni yeni duyulmaya bunun en büyük sebebi de üreticilerin malaklı yavrularını kangal adı altında satmalarıdır bu sayede dünyanın dört bir yanında insanlar köpeklerinin malaklı olduğunu bilmemektedir.
malaklı kangal gibi anadolu çoban köpeği olsada sivas köpeği kangaldan bazı fiziksel farklılıklar gösterir
Malaklı kangala göre iri yapılıdır kafa ve ayakda bu fark bellidir dudakları büyük ve sarkık olur, omuz yüksekliği erkeklerde 75-95 cm. Dişilerde 65-85 cm.dir. çok nadir olsada 100 cm'in üzerinde erkekler vardır. Ağırlıkları erkeklerde 70-100 kg. Dişilerde 50-80 kg. Dır bakıma bağlı olarak 120 kg. Ve üzerinde erkek malaklılar mevcuttur, renkleri boz karabaş ve sarı karabaştır ancak akbaş ve açık kahverengi ve beyaz malaklılar da vardır, vücutları çok kalındır hantal ve tembel gibi dursalarda çok seri ve hızlıdır karakteri sertdir yabancı ve kötü niyetlilere karşı son derece saldırgandır o bekçilik ve korumada mükemmel bir ırktır, hayvanlarla arası iyidir sert karakteri ve gücünün farkında olan malaklı sahipleri bu ırkın diğer köpeklere saldırgan olmasını sağlamış köpek dövüşlerinde kullanmışlardır büyük işyerlerini, lüx villaları,fabrikalarda koruma ve bekçiliği başarı ile yerine getirirler, kangalda olduğu gibi sürü gütme özellikleri vardır Anavatanı iç anadoludur sert iklime karşı son derece dayanıklıdırlar sıcak iklimde yaşayan malaklı sahipleri tedbir alarak kendi bölgelerinde bu ırkın bakımını yapabilirler Erkekler;75 cm -95 cm (70-100kg)*Dişler;65 cm -85 cm (50-80kg)

Akbaş

Türkiye’nin yerli köpek ırklarındandır Eskişehir, Polatlı, Sivrihisarda sürü koruma köpeği olarak yetiştirilir. Mastiff ve tazı özelliği gösteren dünyadaki tek ırktır maalesef Türkiye’de çok iyi tanınmaz
Kangalın popüler bir ırk olmasıyla Akbaş köpeğiyle melezlenmiştir yurt dışındaki ve Amerika’da yetiştiriciliği artmaktadır. Akbaş Çoban Köpeği, Amerika’da sürü korumada en başarılı köpek ırkı seçilmiştir. Amerikan Tarım Bakanlığı tarafından yapılan çoban köpeklerinin sürü koruma performanslarında Akbaş ırkı birinci olmuştur. vücudu örten kıllar beyaz olup uzun ve kısa tüylü iki adettirler Uzun tüylü olanlar soğuk iklim kısa tüylüler ise sıcak iklim için tercih edilir. kangal ile karşılaştırıldığında ufak yapılıdır. Akbaş köpeği daha çeviktir Ergin köpeklerin ağırlıkları 40-55 kg arasında. cidago yüksekliği 70-80 cm son derece şüphecidir. herkesin kötü niyetli olabileceği düşüncesini düşünür Bu kangalda yoktur. Kangaldan daha saldırgandır son derece bağımsızdırlar bakımı kolaydır. bahçeli bir ev gerekir. Köpeğin kulübesi bahçede gölgeye konmalıdır. Gündüzleri bağlı, geceleri salık olmalıdır. eğitimine 6-8 aylık dönemde başlanmalıdır.Beslenmeleri kolaydır. Akbaş köpeği son derece kanaatkardır. Kangal gibi yemek artıklarıyla sağlıklı bir şekilde kolayca beslenirler. Altı aylık döneme kadar günde 3, altı ay bir yaş arası günde 2 ve 1 yaşından sonra günde 1 öğün besleme yeter. altı aylık döneme kadar en az haftada 3 öğün süt verilmelidir. tüm yaşamı boyunca haftada 3 öğün pişmiş kemiğe ihtiyaç vardır.

Guregh boz çoban köpekleri

Boz çoban köpekleri İri kafa,geniş ve derin göğüs,uzun bacak,kalın bilek,yuvarlak ve güçlü kemik yapısı, hafif sarkık dudak,akrep kuyruk, gür bir ses,çıkık olmayan alın yapısı ile yüksek üst çene.uzun ağız yapısı,toplu parmakları vardır.ince beli,kaslı yapısı ve geniş göğüs uzun ağız ile aslan görünümündedir.*Yürüyüş ,sivas kangal gibi tırıs hızda rahvan stil değildir.aslan tipi,ön omuzlarını,göğüs kafesini ve arka bacaklarını ayrı açılarda tutarak kafa aşağıda yururler.alarm durumunda kafa ve kuyruk yukarı kalkar Oval yapılı,gözler yanlarda,alın yapısı hafif eğimli,uzun ağızlı,burun siyah,dişler makas stili doğru yerlesmıs,burun ucu düz şekilde alt çene ile birleşir,dudaklar hafif sarkık,yüksek üst çene yapısı,iki kulak arası mesafe çok genıs degıldir.* BOYUN;kalın ,güçlü ,uzun ve kaslıdır. En karakteristik yapısı boynudur.*GÖĞÜS KAFESİ; yandan dirseklere iner kalkan balığı tipinde yandan uzun ve karın kısmına doğru yukarı çıkar,son iki kaburga kısadır.bel ince orta uzunluktadır.*SIRT;omuzlarda geniş,karın bölgesine doğru incelir,sırt çizgisi omuzlardan yukarı dikleşerek güçlü boyun ile birleşir.*

Yörük

Türkiyede koyunculuğun olduğu bölgelerde görülür. Değişik renk ve tonlardadır; uzun. Orta veya kısa kıllı olabilir Yörük veya Çoban köpeği olarak adlandırılır 1000 yıllarında Yörükler tarafından Orta Asya’dan Anadolu’ya getirilir. Türkmenistan’da yaşayan ve değişik renklerde olan Alabai’lerin ırkdaşıdırAsırlardır sürü koruma köpeği olarak yetiştirildikleri için bu görevi en az Kangal ve Akbaş kadar iyi yaparlar. Vücut yapısı olarak Kangal ve Akbaşlara benzerler. ala, kara, sarı kaba gibi post yapısı ve rengine göre sınıflandırılır orta asyadan getirdiği ırk özelliklerini koruyan az sayıda yörük çoban köpeği kalmıştır hayvancılığın azalması ve yörük çoban köpeklerine farklı isim verilmesi yavaş yavaş ırkın azalmasına melezlenmesine neden olmuştur trakyada karayaka adı altında denizli kütahyada çoban köpeği adı altında iri yapılı sağlam karakterli yörük köpeklerine rastlanır
Erkekler;65 cm -85 cm (55 -70kg)*
Dişler;60 cm -75 cm (45-55kg)
insanlara karşı hoşgörülü iken köpeklere ve yabani hayvanlara karşı saldırgandırlar

Çapar (karayaka-dalkır)

Post rengi dışında kangaldan farkı yoktur Artvinde yöre halkının dalkır dediği köpeklerin üretimi yapılmaktadır kangalla çok yakın akrabadırlar kangalın kaplani renklisidir anne ve babası boz posta sahip olsada kangal yavruları çaparlı çıkabilir rk boy kilo karakter olarak kangaldan farkı yoktur

2) Kafkas Çoban Köpekleri
a)Kafkas Dağ Köpeği
b)Kars çoban köpeği
c)Kafkas nagazi
d)Dağıstan Volkodav
e)ermeni Gampyr koyun köpeği
f)Azeri çoban köpeği
g) Kısa Tüylü Gürcistan çoban köpeği

Kafkas Dağ Köpeği

Bu köpekler Gürcistan merkezlidir kuzey Azerbaycan dan güney batı rusyaya uzanan bölgede hayvancılıkla ugraşılan bölgelerde sürü korumada son derece başarılı güçlü ve yabancıya karşı kuşkulu saldırgandırlar kuşkucu oluşu sürü korumada geniş bölgelerde koruma ve bekçi köpeği olarak kullanılmasını sağlar İri, güçlü, kaslı, sağlam kemik yapılı ve yüksek bir köpektir. Sert ve haşin mizaçlıdırlar, ayıya benzerler. Vücut uzunluğu, cidago yüksekliğinden fazladır. Kafa sivri ve üçgendir ve kafasına yukarıdan bakıldığında ayı kafasına benzer. Boyun kısa ve kuvvetlidir. Dudakları siyahtır Köpek dişleri uzun ve kalındır. Kulakları kafaya üstten yerleşmiştir Gözleri badem ve kahverengidir.*
Kuyruğu aşağıya kanca gibi sarkar hareket ederken kızdırılırsa orak ve sarmal şekli alır. Postu iki tabakadır. kalın saçaklıdır. saçak ve püsküllerden bol bulunur. Büyümesi ve olgunluğa gelmesi yavaştır. Çok dayanıklıdır aşırı ve zor iklime kolayca dayanır Canlı, hareketli, akıllı, sağlam iradeli ve inatçıdır Aile üyelerine çok naziktir koruma alanına bir yabancı köpek girerse, çok kuvvetli koruma içgüdüsüyle aniden saldırganlaşır. Sakin karakterlidir koruduğu sürü, aile veya mülke karşı tehlike olduğunda hızla saldırır. Çok uyanık ve ihtiyatlıdır. Çevresindeki en ufak bir değişiklikte, hemen hırlar ve havlar 6.000 metreye ulaşan yükseklikde, uzun yıllardan beri büyük koyun sürüleri yaşar Kafkas Köpeği büyük sürüleri hırsızlardan ve vahşi hayvan saldırılarından korur Kafkas Dağlarının güneyindeki Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ile kuzeyindeki Çeçenistan, Abhazya, Balkar, Karaçay Dağıstan gibi cumhuriyetlerde, koyun sürülerinin ve çiftliklerin korunmasında bu ırktan yararlanılırErkekler;70 cm -85 cm (70 -100kg)*Dişler;65 cm -80 cm (55-80kg)

Kars çoban köpeği(kıllı/saçaklı/tüylü)

Yüz yıl kadar önce Doğu Anadolu’ya gelen Malakanlar tarafından getirilen Kafkas Çoban köpekleridir Post Rengi bütün renkler görülür.Kafkas dağ köpeklerine benzeselerde biraz daha ince ve daha boyludurlar Baş büyük, geniş ve iri yapılı ayı baş ve siyahtır Burun iri, orta uzunlukta, küt ve siyahtır. Ağız büyük, çene kuvvetli dudaklar siyahtır. Gözler kahverenginin değişik tonlarındadır. Alın düz, kulak sarkık, geniş ve siyah tüylüdür. Karın kısmı kalın, bel ve sağrı kısmı geniş ve adalelidir. Göğüs geniş ve derindir. Kuyruk uzun tüylü, büyük, yukarı ve sırta kıvrımlıdır. Bacaklar kuvvetli, iri pençeli ve güçlüdür. Pençe vurma özelliğine sahiptir. Boyunda ve arka bacaklarda tüyler uzundur. Sürü koruma içgüdüsü yüksek ve uyumludur. Sert karakterlidir.Sürü koruma ve bekçilik için kullanılır Erkekler;70 cm -90 cm (70 -90kg)* Dişler;65 cm -80 cm (55-70kg)

Kafkas nagazi

Kafkas çoban köpeklerinin önemli bir koludur tüm bölgede görülür daha cok alçak kesimlerde hayvancılık yerlerinde bulunur kurtlarla mücadelede canlarını bile ortaya koyarlar kangala benzer ve kurdu uzun süre takip ederler.muazzam çoban köpekleridir Kafkas dağ köpeklerine göre ince yapılı ve ufaktırlar uzun tüylü bir posta sahiptirler orta uzunlukta tüylü nagazilerede rastlanır genellikle beyaz-kirli beyaz- ve ala olurlar bölgelerini cabuk sahiplenirler yabancılara kuşkuyla yaklaşırlar ermeni gampyr ile akrabalığı vardır ve benzer özellikleğe sahiptir Sürü koruma içgüdüsü yüksek ve uyumludur. Sert karakterlidir.

Dağıstan Volkodav

volkodav kurtboğan anlamındadır bölgedeki birçok ırka volkodav denir Dağıstan volkodavlar Kafkas çoban köpeklerinin aksine doğal ortamda değil linsan eliyle üretilmiş hazar denizinin kuzet batısında ki Dağıstandan üstün özellikleri sayesinde Rusya ve tüm Kafkas bölgesine dağılmıştır. sürü ve mülk bekçiliğinde kullanılır. Dağıstan volkodav üretilirken Kafkas dağ köpekleri ermeni gampyr, Türkmen alabay, Kafkas nagazi ve Kafkas bölgesi ve Sibiryada yaşayan vahşi kurtlar kullanılmıştır. Bircok ırkın gen özelliğini taşır 55 kglik bir volkodava ve 110 kglik bir volkodava rastlanır İki kardeş arasında bile büyük ölçüde boy ve kilo farkı görülür kafa yapısı alabay ve Kafkas köpeklerine benzer bu ırkı diğer köpeklerden ayıracan en büyük özellik karakteridir diğer hayvanlara karşı saldırgan bölgesinde kuşkucu tanımadığı insanlara karşı mesafelidir Yabani hayvanlara karşı gözü karadır mücadeleden kaçmaz tüyleri orta veya kısadır. Post rengi beyaz olmakla birlikte her renk ve alacalı volkodavlarda bulunur.
Erkekler;70m -90m (60-95 kg)
Dişler;60 cm -80cm (50-85kg)


ermeni Gampyr koyun köpeği

Ermenistanda çok eski zamanlardan beri yaşarlar ve en eski sürü koruma köpeklerinden 3.000 yıl önce uzun tüylü ve kısa tüylü olmak üzere iki çeşitti Ermeniler ticari maksatla bunu Kafkasya dağ Köpeği ve Orta Asya Çoban Köpeği olarak görmektedir. 1660’ da “Bazı çoban köpekleri İsviçre’de bir manastıra götürülmüştür St. Bernard Köpeğinin aslının Ermenistan’dan gittiği ima edilir
Cidago Yüksekliği: 64 cm. 90 cm’e kadar olanına rastlanır. Ergin Ağırlığı: erkekler 50/80 kg dişiler 45/70 kg
Post Rengi: Bütün renkler ve lekeler görülür. Dağda yaşayan uzun postlu ovada yaşayan kısa postludur Kısa olanın kulak ve kuyrukları kesilir.*
Karakteri akrabası olan Kafkasya ve Orta Asya Çoban Köpekleri’ne benzer. sakin olup, koruma alanlarına tecavüz olduğu zaman, harekete geçerler.*
sürü ve özel mülk koruma amacıyla yetiştirilir

Azeri çoban köpeği

Kars çoban köpeklerinin Azerbaycan da üyeleridir cok benzerlik gösterir bütün renkler görülür kısa ve uzun tüylüdür Sürü koruma içgüdüsü yüksek ve uyumludur. Sert karakterlidir.
Sürü korumada ve bekçilikte kullanılır
Erkekler 70 cm -80 cm (70 -80kg)*
Dişler 65 cm -75 cm (55-70kg)

Gürcistan çoban köpeği

Gürcü çoban köpeği, iri yapılı ve kaba görünüşlüdür Uzunluğundan bağımsız yapısıyla soğuğa ve sıcağa karşı koruma sağlar sık tüylüdür hayvanları ve çevreyi bekler. bekleme özelliği, Gürcü çoban köpeğinde gelişmiştir. çevreyi iyi öğrenme, iyi algılama ve hizmet etme özellikleri vardır Kafkas dağ köpeği ile Gürcü çoban köpeği arasında dış görünüş, tüylerin uzunluğu, baş yapısı, bacak yüksekliği, kulak açısından büyük fark vardır. huyları birbirlerine benzer. Her an tetikte olma, dikkat, güçlü koruma içgüdüsü, en baş özellikleridir., yabancılara saldırgan, sahibine ve yakınlara aşırı bağlı, yumuşak ve sevgi doludur. Gürcü çoban köpeğinin kuyruğu kesilmez, uzun ve kıvrık kuyruk bu köpeğin gücünün tamamlayıcısıdır. pek çok renkte olabilirler


3) Orta Asya Çoban köpekleri
a)Türkmen Alabay
b)Kazak Tobet
c)Kırgız Herder
d)Özbek Torkuz
e)Afgan Kuchi
f)Tacik Dakhmarda
g)Moğolistan çoban köpeği


Türkmen Alabay

ismini ala renklerde olmasından alır çok büyük ve kuvvetlidir Bağımsızdırlar son derece dengeli ve Her zaman soğukkanlıdır. Yabancılara karşı tetiktedir. dışarıda yaşaması gerekir.*
oldukça iridir. çoban köpeklerinin tüm dayanıklı, vakur, sportif, fiziksel direnç ve karakter özelliklerine sahiptir. azami ağırlık veya yükseklik yoktur. şaşırtıcı ebatlara sahip olabilirler.*
Bağımsızlığına düşkündürler Eğitimleri zordur. Mutlaka bir görevleri olmalıdır. Evi, çifliği beklemek, korumak gibi. Egzersiz ihtiyaçları fazladır. Tembel zamanları da olur, ama aldanmayın. Anında fiırlayıp hareketlirler.*sahibe gereksinim duyar. Eğitimde bağırıp şiddet uygulamamalıdır sahibini benimsiyorsa lider olarak kabul edip itaat eder.Erkekler;70 cm -90 cm (60 -90kg) Dişler;65 cm -80 cm (55-80kg)


Kazak Tobet

Kazakistan merkezlidir güney Rusya ve altaya kadar olan bölgede bulunan Türkmen alabay köpeğine benzer alabaya göre kalın kemiklidir kangal ile malaklı arasındaki durum alabay ile tobet arasında da vardır. sıcak ve soğuğa karşı çok dayanıklı ve güçlü köpeklerdir Erkekler;70 cm -90 cm (70 -100kg) (ortalama)*Dişler;65 cm -80 cm (65-85kg)(ortalama)

Kırgız Herder

çok eski bir sürü koruma köpeğidir Özbekistan Köpeği Dahmarda ile akrabadır Cidago Yüksekliği: Ortalama 70-72 cm.Post Rengi: Beyaz üzerine koyu renklerde beneklerden oluşur Kırmızımsı kahverengi posta sahip köpekler de bulunur. Kaslı vücudu vardır. Atik, kıvrak ve hareketlidir. Vücut uzunluğu ve cidago yüksekliği aynıdır kare biçimlidir. Göğüs derindir. Kuyruk ve kulak hemen hemen her köpekte kesilir. Postundaki kıllar orta uzunluktadır. iki tabakadır. Altta sık ve kalın ikinci tabaka bulunur.*saldırgan ve bölgecidir. Koyun, keçi ve sığır sürülerini koruma yaparken işini ciddiye alır en ufak değişikliğe aşırı tepki verir. diğer köpeklere karşı düşmanca tavır sergiler ve dost olmaz insanlara karşı da aynı tavrı sergiler.*
yakın akrabaları gibi, Kırgızistan Çoban Köpeği de sürü korur ve kırgız ülkesinde boldur koyun ve mülkü korur. ülkede yapılan ve geleneksel köpek dövüşlerin de tercih edilir. sinirli ve saldırgandırşehir ve ev hayatına uygun değildir.

Özbek Torkuz

Orta Asya Çoban Köpeği’nin, İpek Yolunda bulunan Özbekistan’da yetiştirilenleridir İki tipi vardır iri olana Torkuz, ufak olana Sarkangik denir. Özbek yetiştiricilere göre, en az 3.000 yıldan beri bu ülkededir Türkmenistan Alabay Köpeği ile birlikte, Orta Asya Çoban Köpekleri’nin en kıymetlisidir Bu ülkede, köpek dövüşleri geleneksel olarak çok yaygındır. Avrupa ve Asya dövüş köpeği bu ülkeye getirilmiş ve Özbek Köpekleri ile melezlenmiştir. Sarkangik ve Torkuz’dan bu ülkede saf olarak çok az kalmıştır Cidago Yüksekliği: Ortalama 80-82 cm.
Ergin Ağırlığı: Erkek: Dişi Post Rengi: Çeşitli renklerdedir. beyaz üzerine, iri parçalı lekeler bulunur. Siyah, kahverengi, gri ve açık kahverengi üzerine beyaz lekeli olanları da vardır
Sağlam iskelet yapılı, derin göğüslü ve atletiktir hastalandığında kendini çok çabuk toparlar Kuyruk ve kulaklar kesilir. Bilhassa Torkuz’un kuyruğu ve kulağı kesilmemiş olanını görmek zordur. sert ve aşırı iklim şartlarına uyum sağlamıştır. iri tip olan Torkuz’un çok iri ve geniş kafası ve ağzı vardır. zayıf tipli Sarkangik Torkuzdan uzun boyludur. Torkuz ve Sarkangik’in melezlenmesine çok sık rastlanır. Postundaki kıllar kısa fakat kalındır. Postunda sık bir alt tabaka bulunur. Kış aylarında postundaki kıllar daha uzundur.*Aile içinde sakin yapılı ve naziktir. Bölgesini korumada hassas ve yabancıya karşı soğuk ve mesafelidir Orta Asya Çoban, Kafkas ve bazı iri sürü koruma köpekleri gibi aşırı sinirli ve sert değildir. Torkuz bekçi köpeği olarak ve dövüş için yetiştirilir. uzun fakat ince yapılı bir köpek olan Sarkangik sürü koruma köpeği olarak yetiştirilir ve nadiren dövüştürülür*

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 17.12.2018   #9
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.416
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Hayvanlar alemi

*Türkiyede yetişen hayvanlar



Kangal'lar dövüşürken ön bacaklarını kullanırlar. Ayaklar iri yapılı, kuvvetli parmaklar bombeli ve siyahtır. Ayakların tümü gövdesinin rengindedir. Bazılarında ayak pençesinin üstünde bir tırnak olur. Ön parmak 4 adet ve kalın küt tırnaklıdır.*
Tabandaki tırnaksız olan beşinci yassı parmak topuk görevini yapar.pençe tırnağı çift olabilir. iyi bir özelliktir Pençe ön ayaklarda olup, arka ayaklarında olmaması mahsur sayılmaz. Dört ayağın pençeli olması iyidir Bel ve sırt aynı genişlikte gövde renginden koyu renkt seyrek siyah kıllarla kırçıllıdır.*

Post, sık, kısa ve yoğun tüy yapısına sahiptir. Vücut rengi bozdan çelik rengine değişiklik gösterir. Göğüste beyaz bir madalyon bulunabilir. Yüzünde Kangal beni veya benleri ile üst damağındaki siyah leke Kangal'ın soy saflığının garantisidir.
Kangal köpeklerinin küçümsenmeyecek derecede zekâları,alıngan ve hassas bir ruh yapıları vardır. Çok cesur, kuvvetli, çevik hızlı koşan bir hayvandır. Verilen görevi canı pahasına yaparlar. Sevinçlerini ve elemlerini kolayca belli ederler.*
hislerini yalnız hal, hareket, mimiklerle havlamalarla açığa vururlar. söyleneni anlarlar övüldüklerini ve yerildiklerini bilirler. İyi niyetli ve kötü niyetli kişileri anlarlar.*

Üzüntüsünü durgunluk, donukluk,kederli bir görünüm,isteksizliklerle ifade eder. Sevincini ise canı gönülden davranışlarla gösterir. Sevdiğini kıskanır Sahibinin başka bir* köpeği sevip, ilgilenmesini hazmedemezler. Kan asaletine sadıktırlar. başka bir köpek ırkı ile çiftleşmezler. aynı ana-babadan doğan kardeşlerin de birbirleri ile çiftleşmedikleri tespit edilmiştir. en kötü şartlarda bile ırk vasıflarından ruh yapısından fedakârlık yapmayarak saf kalmayı başarmıştır.



TİGEMDE CEYLANCILIK
*

Ceylanpınar'a ismini veren ceylanların 1960 yıllarına kadar Suruç' tan Cizre'ye kadar olan alanda İşletme sınırları haricinde 500-1.000 başlık sürüler halinde dolaştığı bilinmektedir.
usulsüz avlanma ticari amaçla ceylanların yavrulama döneminde satılması nedeniyle nesli büyük ölçüde azalmıştır*

1968 yılında urfa ceylanpınarda ceylanlar hakkında ilk resmi çalışmalar yapılmıştır.1977 Yılında ceylan neslinin azalmasıyla İşletme sınırları içinde Orman Bakanlığı Milli Parklar ve Avcılık Genel Müdürlüğünce ceylanların korumaya alınması için ceylan üretim istasyonu projelendirilmiştir*


1978'de Çırpı Deresi kenarında 26 hektar açık arazi çitle çevrilmiş,ceylanlar satın alınarak cey*lan üretim istasyonu faaliyete geçirilmiştir. Ceylan yetiştirme ve üretme çalışmaları Orman Bakanlığı Milli Parklar ve Avcılık Genel Müdürlüğünce yürütülmüştür.

*1982 tarihinde ceylan yetiştirme ve üretim istasyonu 23 ceylanla İşletme Müdürlüğümüze devredilmiştir. Ceylan üretim istasyonunda üretime devam edilmiş ceylan sayıları hızla artmıştır. İşletmemizde damızlık satışı 15 Temmuz-15 Ekim tarihlerinde yapılmaktadır.*

1993 yılında İşletmemizdeki konukeviyle merkez sığırcılık arasındaki çamlığın etrafı çitle çevrilmiş olup, 1993 te 246 1994 487 ceylan olmak üzere toplam 733 baş ceylan bırakılmıştır. Yetiştirme ve üretim devam etmektedir. 2011 üretimi 124 baş dişi , 112 baş erkek olmak üzere toplam 236 baştır.

Efsanelere konu olmuş ceylanlar çok hızlı kaçabilen hareketli, hassas ve çok iyi koku alabilen bir yapıya sahiptir. tehlike anında bir kaç saniyede 100km/h hıza ulaşabilmekte ve koşabilmektedir. Çevrede kuş uç*ması ürküp kaçmalarına neden olur . Koştuklarında hiç bir şeyi görmez ve süratle koşarlar yaşama süresi 8-12 yıl kadardır

İşletmemizde ceylanlar çitli alanda serbest dolaşmakta meradan yararlanmaktadırlar.kaba yem olarak önlerinde sürekli kuru yonca otu bulunmaktadır. Kesif yem olarak 0,3 Kg besi yemi verilmektedir. Hayvanların yazın çok fazla suya ihtiyaçları olduğundan önlerinde sürekli temiz su bulundurulmalıdır.*


OSMANLININ GÜVERCİNLERİ

Osmanlı Devletinde,Kuşçuluk saray tarafından desteklenmiş protokolde de yeri olan bir meslek…kuşların ayrı ayrı özelliği var. Sanmayın ki sesi veya görüntüsü için avlanıyorlar veya tutuluyorlar …Bizzat savaşta kullanıldığı için özel bir öneme haizdir.*Osmanlı Devleti’nde güvercinler sarayın değerli hayvanlarındandır sarayda yetiştirilen güvercinlerde kesinlikle melez ırk bulundurulmaz güvercin eğitiminde, yurtdışından uzmanlar getirilmiştir.*

Kuşçuluk Selçuklulardan Osmanlılara geçmiştir. 17. yüzyılın sonuna kadar kuşçuluk bir saray uğraşıydı avlanma gereksinimi ile birlikte yürümüştür.ilk padişahlar ava meraklı olduklarından sarayda Doğancıbaşı, Atmacacıbaşı, Şahincibaşı, gibi kuşlarla ilgilenen rütbeli kişiler bulunmaktadır… Padişahlar V. Mehmet’ten sonra av ile ilgilenmemişlerdir. “şikar halkı” denilen av teşkilatı korunmuştur. 1600’lü yılların başında sarayda görevli 30 doğancı, 271 çakırcı, 276 şahinci, 45 atmacacı olmak üzere 592 görevli çalışmaktadır.*

hocamız Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde 1600 lü yıllarda İstanbul’da kuşbazlar 500 dükkan ve 600 kişiden oluşmaktaydı.diyip yetiştirilen güvercin ırklarını sıralamıştır Pal, taklabaz, şeber, cevizi, Şami, Mısıri, Bağdatlı, munakkit, alare, marselos (martoloz), demkeş, sabe, talazlı, pelenk, jebar,*
Osmanlı toplumunda kuşlarla ilgilenen kişilere kuşbaz”denir Saray kuşbazları saraydaki“kuşluk”denilen bölümde kuşlarla ve güvercinlerle ilgilenirler. Osmanlıda güvercinlerle ilgili belgeler titizlikle ve düzgün olarak kayıt edilmiştir


Güvercinler

İnsanlık tarihinde MÖ. 10 bin yılından başlayıp en eski zamanlara uzayan döneme paleoletik çağ adı verilmektedir. Dünyada bilinen en eski kuş betimlemesi üst paleolitik çağda günümüzden yaklaşık 30–35 bin yıl öncesine aittir. Bu betimleme bir baykuşa ait olup Chauvet mağarasında duvar resmi olarak bulunmuştur.*
Polonya Bilimler Akademisi güvercinin paleolitik çağın sonlarına doğru günümüzden 12 bin yıl önce Anadolu’da evcilleştirildiği ve dünyaya yayıldığı görüşündedir. Anadolu’da paleolitik çağ günümüzden 12 bin yıl önce başlayıp gerilere doğru devam etmektedir.*

Ülkemizde paleolitik çağın merkezi Antalya yakınlarındaki Karain mağarasıdır. mağarada dönemi aydınlatacak bulgular elde edilmiş kuşlar ve güvercinlerle ilgili bir bulguya ulaşılamamıştır. kazı çalışmaları devam etmektedir.
MÖ. 10 bin ve 8 bin yılları arasındaki 2 bin yıllık dönem mezolitik çağ olarak adlandırılmaktadır. Antalya Beldibi ve Belbaşı mağaraları, Samsundaki Tekeköy başlıca merkezlerdir Beldibi mağarasında geyik figürü bulunmaktadır.ancak güvercin figürü bulunamamıştır.


Anadolu’da neolitik çağ MÖ. 8 bin ile 5500 yılları arasıdır 10.000 yıl önce başlayan bu çağda avcılığın sistemli hale geldiği başta köpek olmak üzere hayvanların evcilleştirildiği arkeolojik bulgularla kanıtlanmıştır. Neolitik çağın sonlarına doğru güvercinin evcilleştirildiği düşünülebilir. Ancak arkeolojik bulgu yoktur. Neolitik dönem, kuş betimlemelerinin arttığı bir dönemdir.Göbeklitepede kuş betimlemelerine rastlanır. leylek figürü dikkat çekicidir.taş stellerinde kuşların ağ ile yakalanışlarını gösteren sahneler vardır.

Neolitik çağda Kuşların canlı yakalanmasının evcilleştirmeyi de getirmiş olması doğaldır. Anadolu’da dönemin en önemli merkezlerinden Konya Çatalhöyük’teki kazılarda Çatalhöyük sakinlerinin kentsel yerleşime sahip oldukları tarım ile hayvancılıkta ileri gittikleri anlaşılmıştır.*
Çatalhöyük’te meolitik çağa ait akbaba figürlerine rastlanmıştır. figürlerin ölümü simgelediği düşünülmektedir.Anadolu’da akbabanın ölümü simgelediği uğursuzluk olarak nitelenmediği kutsal olarak değerlendirildiği sanılmaktadır.*


Eski neolitik çağda tanrıların gökyüzünde yaşadığına inanılması ve uçma yeteneği bulunmayan insanoğlu ile tanrılar arasında uçabilen kuşların aracılık yapabileceğine inanılır ölünün gömülmeden akbabalar tarafından yenmesine izin verildiği tahmin edilmektedir.*
Çatalhöyük’te ölülerin akbabalarca yendiğini gösteren betimlemeler bulunmuştur. ölünün tanrılara ulaşabileceği düşünülmektedir. bu görevi yerine getiren akbabalar kutsal bir kuş olarak kabul edilmektedirler. Neolitik dönemde güvercin ile ilgili bir bulguya rastlanmamıştır.Neolitik çağı izleyen kalkolitik dönem, Anadolu’da 7 bin yıl önce başlamıştır. Kalkolitik çağ, MÖ 5500 ile 3 bin yılları arasında yaşanmıştır. Şehirleşme hızla gelişip çanak çömlek yapımı Maden ve özellikle de bakır kullanımı yaygınlaşmıştır Bu çağda Anadolu’da Burdur Hacılar, Denizli Beycesultan, Afyon Kusara Tuz gölü Canhasan, Mersin Yümüktepe gibi şehirleşmiş yerleşim bölgeleri bulunmaktadır. Bu yerleşim ağı Anadolu’nun uygarlık tarihinde ne denli önemli bir bölge olduğunun çok güzel bir göstergesidir.



Kalkolitik dönemde Halaf’da bulunan kap üzerinde güvercingiller ailesinden kumru figürüne rastlanmıştır. Bu çağ hayvanların evcilleştirilip geliştirildiği bir çağdır. Dünyada güvercin evcilleştirilmesine ilişkin ilk bulgular bu döneme aittir.*

Güvercincilik konusundaki en eski bilgiler, MÖ. 4500 yıllarına,günümüzden yaklaşık 6500 yıl gitmektedir. Köken olarak evcil güvercinin ilk Orta Asya milletleri tarafından eğitildiği tahmin edilmektedir. Prof. İlhami Kiziroğlu, güvercinlerin günümüzden 6000 yıl önce Ön Asya’da evcilleştirildiğini Anadolu’da devam ettiğini belirtmektedir.*

Evcil güvercinlerin kalkolitik çağda Asyada gelişip Mısır ve Mezopotamya’ya dağılıp Anadolu’ya geldiği kabul edilmektedir güvercin Anadolu’da eskiden beri vardır olduğunu Anadolu kökenli olarak yayılmış olabileceği de düşünülmektedir.*

Hitit döneminde Anadolu’da ayrı bir kuş kültürü bilinmektedir. Asya’da bulunmayan kuş türlerinin bu kültürde yer alıyor olması,güvercin kültürünün Asya kökenli olmadığını göstermektedir. Mısır ve Mezopotamya’da saygı gören baykuş karga akbaba gibi kuşların Anadolu kültüründe ölümü ve uğursuzluğu çağrıştırdığı için yer almıyor olması, Anadolu’nun kendine özgü bir kuş kültürü geliştirdiğini ortaya koymaktadır.*

Güvercinler
TUNÇ ÇAĞI

Tunç çağı Anadolu’da MÖ. 3 bin ile 2 bin yılları arasında yaşanmıştır. Çorum yakınlarındaki Alacahöyük, Malatyadaki Arslantepe, Çanakkale Troya ile Horoztepe, Hasanoğlan, Mahmatlar gibi önemli yerleşim yerleri dikkat çekicidir.*

Bu çağa ait çanak ve çömlekler üzerinde bir çok kuş türü kumru ve güvercin figürlerine rastlanmaktadır. bulgular güvercinin günümüzden 5 bin yıl önce Anadolu’da yaygın olarak bulunduğunun kanıtlarıdır.*

Anadolu’ya komşu ülkelerin sanatında benzer bulgulara rastlanmaktadır. Tunç çağına ait Mezopotamya buluntularında Sümer kalıntılarında güvercin ve kumru figürleri bulunan mühür ve bazı arkeolojik eserler elde edilmiştir.Sümer şehirlerinden Ur’da tabaka ve Kişteki mezar buluntularından güvercin yetiştirildiği anlaşılmaktadır.*

MÖ. 3 bin yılına ait Mısır kayıtlarında, Mısır hanedanlığı zamanında güvercinlerin yemek amacı ile yetiştirildiği anlaşılmaktadır. güverci eti ve gübresi için yetiştirilmekte güvercin eti sofraların makbul bir yiyeceğiydi. Güvercin gübresinden yararlanmak için güvercin kulesi adı verilen yüksek kuleler yapılmaktaydı.*

Anadolu’da erken dönemlerde başlayan şehirleşme ve hayvanların evcilleştirilmesine bağlı olarak gelişen güvercin yetiştiriciliği, Avrupa ve dünya ülkelerine yayılmıştır.güvercin ırklarının çoğu Anadolu kökenlidir

Evcil güvercinlerin Avrupa’ya gelmesi anadoludan sonra olmuştur. Avrupa’ya ilk güvercin MS. 2. yüzyılda Romalılar döneminde girmiştir. Avrupa’da güvercin yetiştiriciliğinin yaygınlaşması ise MS. 14. yüz yıla rastlamaktadır.


Güvercin, insanoğlunun ilk evcilleştirdiği kuş türüdür en eski bilgiler, M.Ö 4500 yıllarına, günümüzden 6500 yıl öncesine kadar gitmektedir. evcil güvercinin ilk Orta Asya milletleri tarafından eğitildiği tahmin edilmekle Anadolu kökenli bir gelişim olabileceğide düşünülmektedir

bilim insanlarında evcil güvercinin atasının kaya güvercini (Columba livia ) olduğu görüşü yaygındır. Bu görüş 1850’li yıllarda evrim teorisinde çalışırken güvercinlerle ilgili araştırmalarda bulunan Charles Darwin’e aittir. Darwin, yabani bitki ve hayvan türleri üzerinde durmuş Evcil güvercinin beslenmesi ve üretilmesi ile ilgili deneyler yapmış. farklı ırkları birbiri ile eşleştirerek yeni güvercin ırkları elde etmiştir. evrim teorisini geliştirmiştir.bilim insanları da aynı kanıyı paylaşmakta evcil güvercinin, kaya güvercini olmak üzere 2 ya da 4 yabani güvercin türünün melezlenmesiyle ortaya çıktığı görüşünde birleşmektedirler.

*


Arap Bülbülü O’nu Hudeybiyede Gördüm:


Bizim Beşir yavruyken beslendiği için uyumlu ve evcil bir kuştur.ele gelir, insanlarla arkadaşı gibi oynar. başınızda kalıp sizi bıktırırcasına uğraştırabilir. Evcilleştirmek için beslemeli nazik davranmalı, elle yakalamamalı, ürkütmemelisiniz. Evcilleştirmenin en etkili yolu kafesindeki yemi alıp acıktığında elle yemeğe davet etmektir.*
birçok kuş evcilleştirilebilir. yaklaştırmak için sürekli ilgi şarttır. elde tutmamak, sıkmamak önemlidir. Arap Bülbülümüz Beşirde şaşırtan bir şey yaşadım.dayanamayıp mıncıkladım Sandım ki kaçacak Tam aksi avcumu açtığımda elimde durmaya devam etti. Arap bülbülümüz beşiri mıncıklayarak sevdiğimiz halde kaçmadı. İşte evcilleştirmenin ileri bir safhası ile karşı karşıyayız. Size hiç yabancılık çekmiyor elinizden korkmuyor. Sizden zarar gelmeyeceği konusunda herşeyi ile emin.Yemen, Mısır Ürdün Kudüs Arabistan Suriye ve güney illerimize kadar birçok yerde gördüğüm bu sevecen kuş coğrafyanın neşesidir. Hareketli tavırları, güzel ötüşleri, kafalarındaki tüyleri kabartarak çalı tepesindeki duruşları ve kafes hayatında hızlı evcilleştirilebilmeleri ile müstesna canlılardan biridir.


Saka Kuşu; Kırmızı Yüzlü Bir Tutku

Tüm kuşlarda olduğu gibi sakalarda da sadece erkek sakalar nameli öter.çiftleşme mevsiminde ötüşleri artar. Dişi kuş yuvadayken bölgede hakimiyetini* ilan etmeyi amaçlayan erkek saka yüksek bir ağaç yada elektrik teline konarak muhteşem bir konsere başlar.

Çocukluğum Manisa Demirci ilçesinde geçti. Elimizde sapan dağ tepe tarla bahçe gezer kuş vurmaya çalışırdık. önümüze ne gelirse. Serçe, kumru, ispinoz, iskete tabiki saka. Annem Akhisarlıdır. Akhisar’ın sakası meşhurdur.* Akhisarlılar sakaya çok meraklıdır. yolunuz düşerse Akhisar’da dükkan önlerinde tahta kafeslerde sakanın ötüşleri ile ortalığı yıktığına şahit olursunuz.*

Akhisarda sakalar dikkatimi çekti. özelliklerini öğrenince, gözüm sakaları aramaya başladı.tam evimizin önünde duruyorlardı. evimizin elektrik teline çıkan alev kırmızısı erkek saka mahalleyi sesi ile inletiyordu.yuva yapıyorlardı.*

Erkek ve dişi sakalar ot çöp yün toplarlar.erkek dişiye nezaret eder. “yuvayı dişi kuş yapar”. birlikte* yuva yapacakları ağaca gelirler. Erkek tepelere çıkar dişi yuvaya gelip ağzındakiler ile yuvayı örmeye devam eder.*

birkaç dakika sonra saka kuşları çıka geldiler. Erkek yukarıda yerini aldı, dişi ise evimizdeki dut ağacına sokuldu.Kuşun yerini belledim.usulca çıkıp baktım.dalların arasında yün ve ipliklerden fincan şeklinde yuva vardı.o kadar iyi kamufle olmuştu ki kuşları takip etmesem görmem mümkün değildi.


Akhisar’da ilk saka kuşumu aldım aklıma girenler, kapanlı bir kafes aldırdılar. Hiç kimse bu kuşun ötücü yönünü bilmiyor. Şehrin içinde ağaçlara yuva yapacak kadar insanlarla iç içeler. Aldığım saka yavru idi. Yani kafası kırmızılaşmamış.bir dala kafes astım. kapan bölümünde bir kuş vardı* baştankara sakanın yanına koydum. baştankara etcildir kurtcuklarla beslenir İğne gibi gagaları vardır. O akşam saka ile kavgaya girdiler. “Cı cıcıcıcı” şeklinde atışıyorlardı

Saka kuşunu bahçeye götürdüm.kafesin ortasında hem saka hemde baştankara vardı Bir saat sonra geldim bir de ne göreyim, saka kuşum yerde yatıyor. Baştankara kuşumun kafasını yusyuvarlak delmiş ve beynini yemiş. Aklım başımdan gitti. Çok üzüldüm.ablamın zoru ile saka kuşları hayatıma girmişti.* beslemeye başladım.kapanlı ile on civarında saka yakalamıştım. Annem çok merhametlidir. Kuşların esaret durumuna çok üzüldü ve hepsini tek tek saldı. O günü de unutamam.

İnsan üzülüyor bu tabiatın nadide kuşları için. Güzel olmaya gör, düşmanların peytah olur çevrende. Bu, saka kuşu içinde geçerlidir. Tüyleri ve sesinin güzelliği nedeniyle ökseler, ağ ve kapancılarla tutulagelir. Nisan sonunda bir araya gelen sakalar mayısta yuvalarını kurmaya Haziran başından itibaren de yavrular yuvalardan uçurulmaya başlanır. Kuş tutucuları Ağ ve kapanları ile saka yavrularını tutmaya çalışırlar. Ağa yakalanan kuşlar dişi ise salıverilir.dişi kuşlar ötmedikleri için makbul değildir. Kış döneminde “kınalı” sakalarda tutulur. bunlar tabiata alışık oldukları için esaret hayatına alışamaz ve çırpınırlar.


sakacılar kuşları kafeste çırpınıp tüylerini bozmasın diye kafes etrafını fermuarlı bez ile sararlar. Böylece kuş çırpınmaz*
Birde “Kasım Sakası” vardır. Balkanlardan sonbaharda Afrikaya göçen bu kuşlar ülkemizdeki* sakalarımızdan iri ve gösterişlidirler.*
Kasım sakaları Göç yolu ile geldikleri için halk arasında “geçim sakası” olarak adlandırılırlar.*


Trakya’dan İstanbul’a uzanan coğrafyada ağlarla yakalanır ve alıcılara sunulur.Nisan ayı gibi saka çiftleri birbirini bulur Eşleşip yuva aramaya başlarlar. Mayıs gibi fincanı andıran yuvalarını çalı dalına yapmışlardır. Dişi yuvanın içine 4 ile 6 arası yumurta bırakıp kuluçkaya yatar. baba saka ise ağacın yakınlarındaki yüksekliğin üzerinde en güzel namelerini döktürmeye başlar. 14 gün minik yumurtalardan yavru sakalar çıkmaya başlar. çıkışta muhteşem bir hikmet vardır.

Anne saka yumurtalarını gün gün yumurtladığı için yavrular bir anda değil gün be gün çıkarlar. ilk çıkan daha iridir iki hafta anne itinası ile beslenir ve tüylenirler. Artık yuvadan ayrılma zamanı gelmiştir. İlk yumurtadan çıkan yavru yuvanın en gelişkinidir uçma sırası ondadır. Ekmek elden su gölden” geçinen yavru sıcak yuvadan ayrılmak istemez Anne baba sakalar bazen yiyecek sunarak bazen de zorla yavruyu yuvadan uzaklaştırırlar. Dal dal sıçrar yavru saka.


Sakalar Her seferinde yavrusunu daha uzuna uçurur bu an yavru için en tehlikeli zamandır dengesini kaybedip tutunamazsa yere inebilir. yer onun için tehlike ile doludur. Aniden fırlayan bir kedi, ayak altında ezilme tehlikesi yada afacan bir çocuğun ellerinde hayatı sona erebilir.
Hiç unutmam mahallelede yürüdüğümde kulağıma yavru saka sesleri geldi Yavru sakalar Çıt pat yada siç çuk” diye öterler.bu seslere odaklanarak dev bir çam ağacının altına geldim. rüzgar ağaçları sallıyordu.yukarıdan küçük bir kuşun pırpırlayarak Rüzgarda dengesini kaybetmiş uçarak göğsüme kondu.İşte bu şekilde yuvadaki yavrular tek tek evden uğurlanır.*

Her sene sonbaharda yavru sakalar küçük sürüler oluşturarak yetişkinler ile birlikte küçük göçler gerçekleştirirler.tahta kafeste beslenir. Kenevir, aspur en yaygın yedirilen tohumdur. kalın ve ince yem olarak tabir edilirler. saka kuşunuza karışık kanarya yemi de verebilirsiniz.yeni yakalanan* sakanın kafeste yemlenmeye alışması önemlidir.*

Doğru yemlenme yapılmadığında sakalar ölebilir. Yavru sakalar keneviri kıramazlar.kenevirin Fazlası kuşu şişmanlatabilir. Sakaların yöresel adı dikenci kuşudur. Sarı yada mor dikenlerin üzerinde tohum yemeye bayılırlar. sakalara diken de verebilirsiniz. Yeşillik önemli bir gıdadır. Çimen, semizotu meyve kuşu kızıştırmak yada ötüşünü arttırmak için nijer tohumu verilebilir.Saka meraklıları bu kuşları tüy renk vb. özelliğine göre sınıflandırmışlardır. Tek ve çift kenesetli, kömürcü, altı payam vb. beslediğiniz kuş ötmüyorsa yapabileceğiniz onu salmaktır. Ötmeyen bsaka beslenmez.ustalara göre her erkek saka öter,maharet onu öttürebilmektir



Kuşculukta en yaygın melezleme dişi kanarya ile erkek sakanın çiftleştirilmesidir. farklı genden oluşan kuş, baba ve anneden aldıkları ile benzersiz bir canlı haline gelir. baba saka kadar olmasa da turuncuya yakın yüz maskesi, sarı kanatları vardır. Annenin tüy özelliklerini üzerinde gösterir.*

saka iri olup dayanıklı bir kuştur. ötüşü muhteşemdir. melez kuşlara saka sesi dinletmek gerekir. Kanarya ötüşlü melez makbul değildir.dişi melez kuşlar ötmezler. Katır gibi oldukları için üreme özellikleri de yoktur.melezin cinsiyetini anlamak kolay değildir. kuşların ötüyorsa erkektir.küçük tohumcul kuşların erkekleri “fi” kısmından anlaşılabilir. Yetişkin erkek kuşun kuyruk altındaki dışkılama bölgesinde nohut büyüklüğünde bir şişlik olur. Bu kısım dişide olmaz.

saka kuşu dünyada çok sevilen bir ötücü kuş türüdür Türkiye ortadoğu Suriye’de de saka kuşları beslenir Balkanlarda da. Orta Asya’da,* Kırgızistan’da bizimkilere göre daha beyaz sakalar yaygındır Türkiye’de bulunmadığı için çok makbul olan beyaz maskeli sakaların ana vatanı Orta Asyadır Arap dünyasına inildikçe saka yerini Arap Bülbülü’ne bırakır Uzak doğuda ise tepelikli kardinal bülbülü oturur sakanın tahtına. Osmanlı Saraylarının vazgeçilmez kuşu olan saray kuşhanelerinde beslenen sakalar dünya üzerinde en büyük ilgiyi bizim ülkemizde görmüşlerdir.


TÜRK ATI AHAL TEKE

Türkmenistanda iki cins at yetiştirilir biri Ahal-Teke, diğeri Yomut atlarıdır. Ahal-Teke atı, “Ahal” olarak bilinen Kopet dağları ile çevrili olan başkent Askabatda yaşayan Teke Türkmenleri tarafından geliştirildiği için bu adı almıştır. Dünyaca ünlü Türkmen atının güzelliği, görkemi bu atlarda gizlidir. Büyük İskender Asya Seferinde ahal tekenin suretine ve güzelliğine hayran kalmıştır. 15. ve 16. yüzyılda bu at Rusya’da tanındı Rus zenginleri tarafından satın alındı. Almanya’ya götürüldü. Almanların ünlü Trackhaner atının kökeni Ahal-Teke atıdır Türkmen atları Arabistan’a geldi Arap atı oldu. Kuzey Afrika’ya geldi Berberi atı oldu, İspanya’ya geldi Endülüs atı oldu.

Zarif ve ince yapısıyla Ahal-Teke nin kulakları dik ve ince; gözleri canlı ve parlak; boynu ince ve uzun; bel kasları kuvvetli; sağrısı geniş hafif eğimli; incikleri kısa, kolları uzun; tırnakları küçük ve sağlam göğsü geniş ve serttir. Halk arasında kamış kulaklı, ince belli, kalkan göğüslü olanlar tercih edilir. Kuyruğu ve yelesi kısa; kuyruk kılları incedir. Ahal-Teke boynunu, saldırıya hazırlanan bir kobra gibi dik tutar. saltanat sahibi padişahı andırır.
Gözleri keskindir uzağı görür ve tehlikeyi tespit eder. Tırnaklarının sağlam olması uzun mesafeler kat etmesini sağlar.az yem yer, az su içer. susuzluğa dayanıklıdır çöl şartlarına elverişlidir çöle en dayanıklı atların başında Türkmen atları gelir.


Kangal*

hayvanlar insanlar tarafından sevilmekte insanların en sadık dostu olabilmektedir. bu konuda akla ilk gelen ise, sadıklığı ve dostluğuyla tanınmış köpeklerdir.Köpek türleri içerisinde bazıları ön plana çıkar ve ilgi fazla olur köpek türleri, bölge ve ülkelere göre değişir. Kangal köpekleri, Türkiye’de en çok sevilen, köpek türleri arasında ilk sıralarda yer alır kangal köpeklerinin nasıl ürediğine dair kesin bilgilere ulaşılamazken,saf ırk olduğu kanıtlanmıştır. Avrupa ırklarında olduğu gibi suni yollarla üretilmemiştir.kangal köpekleri çok özeldir Doğal yollarla kendi içlerinde ürerler en güçlü erkeklerin genleri, bir sonraki kuşağa aktarılır. Bu da, kangal köpeklerinin yüzyıllarca Anadolu’nun sert iklim şartlarına nasıl dayandığını açıklamaktadır.

Kangal köpekleri sakin yapılı ve akıllıdır korumalı bir yapıdadır. bunda ise ırksal yatkınlık ve köpeklerin çoban köpekleri olması önemlidir kendi bölgelerinde başka köpeklere bekçilik verilirse agresifleşir kangal köpekleri, Anadolu’da çoban köpekleri olarak kullanılmış kullanılmaya devam etmektedir. bu köpekler, yaşadığı bölgeyi benimser yaşam alanı olmayan bölgelerde saldırgan ve agresifçe davranmazlar. kangal köpekleri insanlar ile sağlam ilişkiler kurmaktadırlar. Buda, bu köpeklerin neden sevildiğini ortaya koymaktadır.kullanım amacına eğitimlerden geçmektedirler. saf ırktan geldikleri Avrupa ırklarına oranla eğitimleri zordur.


Kangal köpekleri, doğal yollarla ürerler safkan özelliğindedir. köpeklerin eğitimi 3 aylıkken verilmeli,eğitimi veren kişi uzman olmalıdır. köpeklerin eğitimleri saf ırkı temsil ettikleri için çok zordur. içgüdüler taşırlar. içgüdüler, sürüleri, insanları evleri koruma konusundadır. içgüdüleri zekalarıyla hareket edebilmesini sağlamaktadır.*
Kangal köpeklerinin sadıklığı kuvvetlidir. sahipleriyle çok kuvvetli bir dostluk bağı bulunur sahiplerinin istediklerini komutsuz yerine getirirler.
Yapısal ve güç olarak son derece kuvvetli ve kaslı bir bedene sahip olduğu görülmektedir. beden yapısı, genetiktir.*

Bu köpekler kuvvetlidir ağırlıklarının 2 3 katı ağrılıkları ağızlarıyla sürükler. Gen itibariyle kapalı yerde yaşamaya uygun değillerdir. geniş alanlarda yaşaması uygunudur. çocuklarını ve kendilerini korumak isteyen aileler kangal köpeklerini bahçelerinde besler bu köpekler sahibine karşı dost canlısı ve de tam bir koruyucudur.
Kangal köpeklerinin kürkü yoğun tüylerle kaplıdır. kangal köpeği sahiplerini haftada bir kere köpeğin sert kıllı fırçasıyla taramalıdır uygulamanın amacı köpeğin kürkünün sağlıklı ve parlak olmasını sağlamaktır.bakımı kolaydır. özgürce yaşayabilecekleri geniş bir yaşam alanına ihtiyaç duymaktadırlar.Kangal çoban köpeği, Anadolu insanını sürüsünü kötü niyetli kimselerden ve vahşi hayvanlardan korumuş bir köpek ırkıdır. Babiller zamanından beri varlığı bilinmektedir. savaş köpeği olarak kullanıldığı gibi, at ve aslan avında da yararlanılmıştır.arkeolojik kayıtlarda, Osmanlı arşivlerinde ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde Kangal çoban köpeğinin varlığı kanıtlanmıştır.


Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kangal köpeği yetiştirilmiş çoban köpeği olarak kullanılmıştır. İmparatorluğun parçalanmasından sonra çoban köpeği yetiştiriciliği kaybolmuştur.Kökeni Sivas Kangal ilçesidir Yozgat, Kayseri, Çorum, Tokat, Erzurum ve Erzincan'da da saf kanlarına rastlamak mümkündür. saf Kangal çoban köpeğini Sivas Kangal ilçesinde bulmak mümkündür.Kangal Köpeği Aslanı andırır. En önemli özelliği kıvrımlı yukarı kalkık halka biçimindeki görüntüsüdür. Kangal'larda kuyruğun yukarı doğru kıvrımlı olması üstün özellik sayılır. kuyruğun rengi gövde renginden koyudur. Karabaşlık,ırkın belirli özelliğidir.*

Kangal'larda kafa iri başın alın kısmı geniş ve yüksek, çene kalın ve güçlü, dişler çok iridir. Çene ve burun orta uzunlukta, burun kısmı küt, kulaklar düşük ve büyükçe,Göz etrafı siyahtır.*
Gözler oval, siyah ve kahverengi tonlarındadır. Boyun hafifçe eğik, güçlü ve adaleli, ense başa yakın genişliktedir. Gövde baştan sona kare şeklindedir. Gövde kirli beyaz ile grinin açık veya koyu tonlarındadır. Göğüs yüksek ve geniş olup, üst kısmı öne doğru bombelidir. Göğüs güçlü adalelidir, şişman değildir. Kangal'lar dövüşürken göğsünü çok iyi kullanırlar. göğüs derin, karın hafif içine çekiktir. bacaklar kalın, ve güçlüdür

Türkiyede yetişen hayvanlar*

Kuşculukta en yaygın melezleme dişi kanarya ile erkek sakanın çiftleştirilmesidir. farklı genden oluşan kuş, baba ve anneden aldıkları ile benzersiz bir canlı haline gelir. baba saka kadar olmasa da turuncuya yakın yüz maskesi, sarı kanatları vardır. Annenin tüy özelliklerini üzerinde gösterir.*
saka iri olup dayanıklı bir kuştur. ötüşü muhteşemdir. melez kuşlara saka sesi dinletmek gerekir. Kanarya ötüşlü melez makbul değildir.dişi melez kuşlar ötmezler. Katır gibi oldukları için üreme özellikleri de yoktur.melezin cinsiyetini anlamak kolay değildir. kuşların ötüyorsa erkektir.küçük tohumcul kuşların erkekleri “fi” kısmından anlaşılabilir. Yetişkin erkek kuşun kuyruk altındaki dışkılama bölgesinde nohut büyüklüğünde bir şişlik olur. Bu kısım dişide olmaz.



saka kuşu dünyada çok sevilen bir ötücü kuş türüdür Türkiye ortadoğu Suriye’de de saka kuşları beslenir Balkanlarda da. Orta Asya’da,* Kırgızistan’da bizimkilere göre daha beyaz sakalar yaygındır Türkiye’de bulunmadığı için çok makbul olan beyaz maskeli sakaların ana vatanı Orta Asyadır Arap dünyasına inildikçe saka yerini Arap Bülbülü’ne bırakır Uzak doğuda ise tepelikli kardinal bülbülü oturur sakanın tahtına. Osmanlı Saraylarının vazgeçilmez kuşu olan saray kuşhanelerinde beslenen sakalar dünya üzerinde en büyük ilgiyi bizim ülkemizde görmüşlerdir.


Keklik, Kınalı Dilber

Türkülerimize, destanlarımıza konu olmuştur keklikler. Bir av kuşu olarak bilinse de Anadolu insanı çok sevmiş ve kafes kuşu olarak evlerinin baş köşesinde ağırlamıştır. Kak kak kak Kabarak kabarak? şeklindeki ötüşü nice insanın en sevdiği namelerden biridir.birkaç türü bulunur kekliğin. Ama en güzel görünüşlüsü Anadolu Kekliğidir.*

Kırmızı gagası, beyaz yanağı, gagasının üzerinden başlayan gözünün üzerinden ensesine uzanan sürmeli siyah tüyleri gri başı ile sevimli bir yüzü vardır. Gri vücudu üzerinde siyah kesik çizgili kanatları üzerinde harika durur.
Anadoluda yaygın olarak avlanır kınalı keklik. Yazın av köpekleri ile izi sürülür. kekliği farketmeniz kolay değildir. Son derece akıllı olan bu canlı, rahatlıkla kamufle olabilir.*

Kekliği saklandığı yerden çıkaracak en önemli şey köpektir. Kuşun kokusunu bilir ve saklandığı çalıya atlar. Keklik doğrulduğu anda avcı silahını patlatır.
Eti çok lezzetli olan keklik üreme mevsiminde avlanmaz. Çalıların içine yuva yapıp yumurtalarını bırakır. 10-15 arası yumurta bırakan kekliğin yavruları tavuk civcivlerini andırır.minik ve oldukça hareketlidir




babam köy öğretmenliği yaparken iki tane keklik yavrusu tutmuş. o kadar minikler ki. Yere sofra bezi serdik civciv yemi yaydık. keklik yavrularını içine saldık.üç gün boyunca fik fik diyerek kalburu turladılar. Yem yemediler su içmediler. Tabi sonra da öldüler. Çok üzüldük.Tabiatta keklik, yavrularını yumurtadan çıktıktan sonra peşine takarak gezdirir tehlike ile karşılaştığında uçar gider. çil yavrusu gibi dağılırlar. tehlike geçer. Anne keklik* gelir farklı bir ötüşle yavrularını yanına toplar. İşte Kainattaki muhteşem sanat. Bu aklı fikri olmayan canlıya bu ince davranışı veren kim ? Anne keklik sıkıntı anında tehlikeyi kendisine çekerek uzaklaşmayı, yavrularda saklanıp anneleri gelinceye kadar ortalıkta görünmemeyi nasıl akıl ediyor. Tabi ki bilen ve yöneten yüce Yaratıcının sevki bunları sağlıyor.



Keklikler tavukgillerdendir.tavuklarda olduğu gibi çok kuvvetli ayakları vardır. kırmızı ayakları yeri geldiğinde müthiş bir savaş aracı olabilirler. kekliği elinize aldığınızda doğru yerden tutamazsanız ayakları ile elinizi yaralayabilir. ayaklar beslenmede aktiftir. Tavuk gibi eşelenmeyi severler. Tohumculdurlar. Bitki tohumlarını çok severler.*

Keklikler böcek solucan ve kurt yerler.kekliğe buğday, arpa, küçük mısır taneleri verebilirsiniz. Civciv yemi iyi gelecektir. kumlanmayı seven bir canlıdır.beslendiği ortamın eşelenebileceği kumla kaplı olması hoşuna gidecektir. ev ortamında bu olamayacağı için taşlığında biriktirebileceği kumu ona kap içinde sağlamanız gerekir.

Türkiyemizin doğusunda keklik beslemek çok yaygındır.Siirt kekliği meşhurdur. Atalarımız keklik beslemek için kafes geliştirmişlerdir. Dallardan örülme kafesin ağız tarafına ortası kalem çubukla bölünen iki boşluk vardır. Keklik buradan başını dışarıya uzatır* Kafesin su ve yem bırakılır. Keklik başını menfezden uzatarak yem ve sudan istifade edebilir. Gerçekten akıllıca bir çözüm.

kafes içindeki keklik, aralıklarla dışarıya çıkarılır kafes toprak zemin üzerine konulur.
ev kadınları kapı önünde laflarken kekliklerini yanlarında çıkarırlar. keklik* otu çimeni çok sever. yeşilliğini eksik etmemeniz gerekir.
Keklik yabanıl bir canlı olduğu için kümeste kuluçkaya yatmaz.tabi bir ortam meydana getirmek gerekir. Ama kafeste mevsimi geldiğinde yumurtlayabilir. kafesinde dişili erkekli iseler yumurtalar döllü olacaktır. yumurtaları kuluçka makinesine koyarak yavru keklikler elde edebilirsiniz.*

ülkemizde birçok keklik yetiştiricisi* keklik üretimi gerçekleştirmektedirler. Üretilen keklikler Tarım Köy İşleri tarafından satın alınmakta ve tabiata salınarak sayılarının arttırılması sağlanmaktadır.


Yavru keklikler son derece hareketli canlılardır. Anne babaları gibi yürür ve sekerler.ampul altında ısıtılır ve civciv yemi ile beslenir.korunaklı cam kafeslerde bakılır. Büyüdükce büyük tel kafeslere alınır.Tüfekle vurulması yanında kekliğin ağ ile yakalanması doğu yörelerimizde yaygındır. minik kazık ve kazığın yanından çıkan kemetlerden oluşan ağ dağlık bir mevkide serilir. çığırtkan keklik kafes içine yerleştirilir. Kafesin etrafı taşlarla örülür kafesin üst kısmı açıkta bırakılır avcılar saklanırlar. Çığırtkan kekliğin ötüşü* ile keklikler sürü halinde çıkagelirler. Keklikler ağa takılır Böylece keklikler yakalanmış olur.*

Kekliği ağ ile yakalama kekliği yemek için değil kafeslerde beslemek için tercih edilir. ağla yakalanan keklikler kesilmez kafese alıştırılır.
makbulu kekliği yetişkin halde değil yavru iken yakalamaktır. böyle yapıldığında keklik insana alışık olacak ve kafeste çırpınmayacaktır.

Van da okuduğum yıllarda Siirtli bir velimiz hediye keklik getirmişti. Siirtin kekliği meşhurdur.* çok güzel bir kafes yaptık.kütüphanede kekliğe bakıyorduk. dışarıya da saldığımda kaçmıyor ayaklarımızın altında dolaşıyordu. Birgün Kafes boştu. bizim keklikt Söğüt dallarından aşağıya inmiş. O kadar evcildi ki kaçmamıştı eşiniyordu. kışkışlayarak kulübesine soktuk yakalayıp kafesine koyduk. İşte yavruyken yakalanan keklikler bu kadar evcildir.


Kekliğin bir başka yakalanış şekli İç Anadolu bölgesinde yaygın olan karda* yakalamadır. Kışın karın ilk yağdığı gece avcılar yola revan olurlar. kışalaya kışalaya giderler. çalıları taşlarlar. saklanmış keklik olabilir bir tanesinden bir keklik parlar. Tırlayarak kalkar ve uçarak uzaklaşır. Bu avda maharet kekliğin nereye gittiğini görebilmekten geçer.

hava soğuktur. Keklik* uçamaz.yere düşer her yer kar olunca kara saplanır Avcılar kekliğin uçtuğu tarafa yürürler. karların içinde düştüğü yeri görür ve elleri ile kazarak karların arasından kekliği çıkarırlar.böylece keklik yakalanır

Keklik tabiatımızın süsü nadide canlılardandır av hayvanı olarak vurularak azalmasına gönlüm razı değil. keklik bir tutku.çiftliklerde rahatlıkla üretilebilen bu canlıya düşkün olanlar evlerinde besleyebilirler.hem sesini dinler hem de insana son derece alışık olan bu evcil canlılarla daha yakın olabilirler.


Florya, Bir İstanbul Kuşu

Flurya, Flur vb. isimleri bulunan hafif tombul, iri kuş, Osmanlı Tarihinde kafes kuşlarındandır. İstanbula has bir kuştur eski payitahtta. bugün Florya semti ismini bu güzel kuştan almıştır. Kalın gagası olan Floryalar, yeşilden sarıya çalan renge sahiptirler. Erkekleri gösterişli ve canlı renklere sahiptir. Dişisi kırçıllı ve mattır.

Renklerinin yeşilliğinden dolayı seçilmezler. İlkbahar ve yaz boyunca onu, servi tepelerinde çekirdek çatlatırken yada ?Fruuuuuuuuuuuuuuu? diye öterken görebilirsiniz. Floryanın Yemlenmesi, çiftleşmesi bakımı saka kuşu ile benzerdir.kanarya ile florya çiftleşirler. Floryacılar sakacılardan daha fanatiktirler.kuşa tutku ile bağlıdırlar.*

Floryanın saka ve kanarya gibi şakımalı ötüşü yoktur. Cızırtıya benzer ötüşü kullanırlar. Floryacılarda sakacılar gibi kuşlarının kafeslerini bir bez ile sarar ve kuşun ortamdan etkilenmemesini bu şekilde sağlarlar.


Arap Bülbülü O’nu Hudeybiyede Gördüm:

Adını çoğumuz duymuştur. Ama nasıl bir şeye benzediğini bilmeyiz. Arap coğrafyasına ait bir kuştur. Onunla ilk kez Mekke civarında karşılaştım. Hudeybiyede Huneyn vadisinde çalımsı ağaçcıkların arasında oynaşan siyah damlacıklar Ve yine harikulade bir şakıma.*

simsiyah kuşlardı bunlar. Gagaları küçük sivri, sığırcık boyunda kuşlar. Peygamber Efendimiz (SAS) gerçekleştirdiği çöl yolculuklarında, istirahatlarında, hayatının herhangi bir bölümünde bu kuşların ötüşlerine kulak vermiş olabilir. Onların şahsında, Allahın sanatını tefekkür etmiş olabilir.

Arap Bülbülleri Arap coğrafyasında görülür. Sıcak iklimleri sever sevimli canlılar ülkemizde güney kesimlerde yaşayabilmektedir Antakya Adana Mersin civarında görülmektedirler. Türkiye’mizin güneyi Suriye, Irak, Ürdün, Arabistan Yemen Arap Bülbüllerinin ana vatanıdır

Yemende birçok Arap Bülbülü gördüm başkent Sana’da Sula Şehrine giderken önümüzdeki araba Arap Bülbülü’ne çarpmıştı.Yerdeki minik kuşa yaklaştım ölmüş kuşu elime aldım. Az ileride karakol vardı. Birkaç asker Ne yaptığımızı sordu Elimizdeki kuşu gösterince şaşırıp tebessüm ettiklerini hatırlıyorum.


Arap Bülbülü O’nu Hudeybiyede Gördüm:


Antakyada dükkan önlerinde Arap Bülbülü beslendiğini görebilirsiniz. Kalın tok sesi ile sabahları akşam öten bu kuş Adana Hatay arasında sevilerek beslenen bir kafes kuşudur.
Arap Bülbülü etçildir kenevir, aspur ayçiçeği onlara günlerce yeter bülbüller kafeste beslenemez. sadece solucan, böcek vb. ile beslenebilirler. Arap Bülbülünün bakımı kolaydır. Etcil beslenme yanında meyveler, sebzeler ve hububat ile bakılabilir.*

Arap Bülbülüme Bukalemunlarım için ürettiğim un kurdundan veriyorum. Deliriyor etcil yemler için gagasının yapısı bile bunu anlatıyor İnce ve sivri. Ağaç çatlaklarından kurt böcek toplamaya müsait yaratılmış. Meyvenin her türlüsünü verebilirsiniz. meyve sebze ürünleri kafeste koku yapabilirler. Bu nedenle katı ürün vermelisiniz.*
Evde misafirler için yapılan kek artmıştı. bülbülümüz Beşire özel kek yapıp torbalara doldurduk ve onu besleme konusunda çok rahatladık.onun adı Beşir, çünkü kendisi Arap Yarımadasından ve görünümü siyah. Osmanlı’da arap yarımadasından getirilen siyah tenli nice paşa olup en çok Beşir isimli Ağalar bulunmaktadır.
Arap Bülbülleri son derece hareketli, sevimli ve sempatik canlılardır.kuşlardan evcilleştirilmeye en müsaitidir insana yakındırlar.ilgilenenler insansı bir ruhu olduğu izlenimine kapılır.alıştığı kişiye candan tavırlar sergiler.




Adana ve Antakya bölgesinde bu kuşlar yuvalarından alınmakta genç yaşta beslenerek insana yakınlaştırılmaktadır.evcil arap bülbülü ev yada iş yeri ortamında, neşe kaynağı olabilir. Kafadan kafaya uçar omuzlarına konar. elinize gelir sizinle oynar solucan tarzı şeyleri sevdiğinden elinizde tesbih varsa bir çocuk gibi tesbihle oynamaya başlayacaktır
Kargagillere benzediği için renkli ve ipsi şeylere ilgisi büyüktür. yuvasına taşıyabilir. dezavantajı ise dağınık ve pis olmalarıdır. Tohumcul olmadığı için yedikleri kokuşmaya müsaittir ve yerken sağa sola bulaştırabilir.dışkısı sıvımsı olduğu için koku yapabilir.Arap Bülbülleri devamlı ötmezler. Sabahları ve özellikle de ikindi sonrası ötüşleri ile meşhurdurlar. bülbül ötüşüne benzer tok, kısa ama muhteşem nameleri vardır. Flüt tarzı devamlılık arzeden melodilerde çıkarırlar.güney illerimizde yavruyken devşirme yapılır. Yetişkin kuş doğadan tutulduğunda uğraş gerektirebilir.

Safkan Türk Atı Ahal Teke

Günde 200 kilometre koşabilen, hızlı, üç gün susuz kalacak kadar güçlü, manevra yeteneği yüksek bir at Ahal Teke. Binicisiyle duygusal olarak bütünleşiyor, tek sahip istiyor. Orta Asya Türklerinin ismini Türkmenistan’daki bir bölge ve aşiretten alan atı Ahal Teke.Akhal-Teke (Ahal Teke) Türk atıdır. 3000 yıl evvel insanlar tarafından ilk evcilleştirilmiş at türüdür Orta Asyada Türk halkları arasında yaygındır. Türkmenler Akhal-Teke atına sahib çıkarak Türkmen atı olduğunu söylerler. Akhal-Teke Manas ve Dede korkut gibi Türk destanlarında geçer.Yaşayan en eski at ırkı olan Akhal – Teke sıra dışı fiziksel gücünü duyarlı kişiliğini Orta Asyanın kendine özgü doğa koşullarından almıştır. kanı birçok modern at ırkının gelişimini etkilemiştir. yüzyıllar boyu safkanlığını koruyabilmiştir.Irkın ismi 19. yılların sonunda anlaşılmıştır. AKHAL-*Türkmenistan'da Pers imparatorluğunun parçası olan Kopet dağlarının eteklerinde bulunan bir vahanın adıdır. TEKE -*Türkmen kabilelerinden sonra egemen olan yüzyıllarca Türkmen atı yetiştiren göçebe boyunun adıdır.Türkiye’de bir tane var


Safkan Türk Atı Ahal Teke maalesef Türkiye’de tek O da Türkmenistan Cumhurbaşkanı Berdimuhammedov’un, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e hediye ettiği safkan 'Ahal Teke' 'Arkadaş' adlı attır. Abdullah Gül’ün zaman zaman atı ziyarete gittiği biliniyor.
* Kafası uzun ve geniş bir alnı vardır.
* Manalı bakan iri badem gözleri, dar ve dik kulakları uzun ve yüksek bir boynu vardır.
* Vücudu uzun ve eğimli, dar bir göğsü uzun ve güçlü bacakları vardır.
* Kas yapısı mükemmeldir.
* Birçok rengi vardır, yaygın olarak yağız ve dorudur.* En belirgin özelliği ışıkta parlayan ve değişen metalik altın rengidir.

Saf Ahal Teke ırkının ortaya çıkarılması çalışmalarına, TİKA’nın desteklediği projeyle adım atıldı. TİKA’nın Türkmen Atları Devlet Birliği ile Tarım Bakanlığı’ndan uzmanlar başkent Aşkabat’ta Moleküler Genetik Laboratuarı’nda incelemelerde bulundu.Ahal Teke atlarını diğer atlardan arındırmak için yapılacak tahlil çalışmalarındaki kimyasal malzeme Türkmen Atları Devlet Birliği’ne teslim edildi.TİKA ile Türkmen Atları Devlet Birliği işbirliğinde yürütülen proje kapsamında Ahal Teke atlarının kayıt ve tescil işlemleri, DNA testleri, at hastalıklarının teşhisi,* doping analizleri at yarışmalarına katılımlarının sağlanması konularında gerekli eğitim programları ve organizasyonların yapılması öngörülüyor.



BOZKURT*

BOZKURT kışkırtılmadıkça insana saldırmaz gerekmez. Kuzey Amerika’nın uçsuz bucaksız ovalarında kışın geceleyenler, kurtların, yaktıkları ateşin üç metre yakınına geldiklerini görmüşler. Durup insanları seyretmişler, fakat hiçbiri vahşi harekette bulunmamışlardır.

Eski Dünya’da özellikle Rusya’da kurt hücumu hakkında çok hikaye anlatılmaktadır kurtların adamın altındaki ata göz koyduklarına hükmedilebilir. Avrupa kurtlarının. evcil köpeklere karışması sonucunda, insanoğlu karşısındaki korku ve saygıyı kaybetmişlerdir kurtlar, en tehlikeli ve amansız düşmanlarının insanoğlu olduğunu gayet iyi bilirler.

Bozkurtlar şimdikinden çok kalabalıktı.Kuzey Kutbu bölgeleriyle Orta Meksika Asya Sibirya ve Hindistanda sürüler halinde yaşarlardı.
İnsanoğlu yüzyıllarca boz kurdla manasızca savaşmıştır Medeni insanlar, evcil hayvanlarını taşıyarak dünyaya yayıldıkça, kurt insanlardan uzak,bölgelere çekilmiş ve nüfusu azalmıştır.

zeki, ve güçlü bir hayvandır insanlar kurttan korkarlar hak kurt insan,ve hayvanlar için yabana atılır bir hasım değildir zekası filinkinden, atınkinden ve gorilinkinden geri kalmaz. iri ve kuvvetli bir hayvandır.Kanada kurtları 85 -90 kilo olabilirler.İri kurt 120 santim olup 50 santimlik bir kuyruğu vardır. Omuz hizasında boyu 90 santimdir.

Kurdun kalın ve sık postunun rengi siyah ile beyaz arasındaki tonlarda olur.kurtların postları sarı veya kahverengi benekli de olabilir. Kurdun kısa kulakları vardır, Kulaklar küçük olursa, donmaları ihtimali azalır. Kurdun uzun ve tüylü kuyruğunun faydası ise Kurt. uykuya yattığında kuyruğunu, çıplak burnunun ve ayaklarının etrafına sarar kuyruk onları donmaktan korur.


Kurtlar ve yavruları örnek bir aile tablosu meydana getiriler. İlkbaharda çiftleşirler. Erkek, eşinden ayrılmadığı takdirde,hayatının sonuna kadar tek eşle kalır. Kurt çifti kayalık bir mağarada ıssız yerlerde barınırlar*

Yavrular çiftleşmeden iki ay sonra dünyaya gelirler. Yeni doğan yavrunun isli kahverengi veya grimsi mavi renkte sık tüylü bir postu vardır. Doğduğu sırada kördür. Çekik lâcivert gözleri dokuzuncu gün açılır. Yavru kurdun gözleri iki ay sonra yetişkinlerinki gibi sarımsı gri renk alır.

yavrunun başlıca gıdası anne sütüdür. anne iki hafta sonra memeden kesmeye başlar. yavrularını midesindeki sindirilmiş etleri kusmak suretiyle besler. Anne yavrularının yanından ayrılmaz onları kendi yiyeceğiyle eşinin ya da yakın akrabasının getireceği etle besler.Erkek kurdun, avlanıp yiyeceği, kusulup yavrulara midesinde getirmesi adettir. Avlanmadığı zaman,nöbet tutar. tehlike anında ailesine işaret verir ve dikkati üzerine çekerek gerilemeye başlar.düşmanı inden uzaklaştırmayı başarır. Kaza annenin hayatına son verirse baba yavrulara bakar onları, kustuğu yiyecekle besler Yavrular çabuk gelişir Üç haftalık olunca anneleri onları inden çıkarırlar. Yavrular günlük hayata katılarak avlanmasını başlarının çaresine bakmayı öğrenirler.Kurtlarda aile bağları kuvvetlidir. Yavrular büyüyünceye kadar ailede sevgi vardır Aile üyesi tuzağa yakalanacak olursa, akrabaları kurtarmak için ellerinden geleni yaparlar.Genç kurt bir buçuk yaşına kadar büyür. Dişilerin erkeklerden çabuk gelişmeleri enteresandır. Erkekler üç yaşından önce yetişkin sayılmazlarsa iki yaşındaki dişiler üremeye hazırdırlar. on iki yaşındaki kurt ihtiyarlamaya başlar. On dört yaşındakinin dişleri aşınmıştır. kurt en çok yirmi yaşına kadar yaşayabilir.


Amansız Bir Avcı:*Kurdun beslenme şekli hakkında çok söylenmiş ve yazılmıştır. Aç kurdun, karnını çamurla doldurduğunu, kurtların dolunay zamanında şişmanlayıp ay ufaldıkça zayıfladıkları
kıtlık zamanlarında ön ayaklarını emmek suretiyle hayatta kaldıklarını duymuşsunuzdur. söylenenlerin gerçekle ilgisi yoktur.

Kurt sürü halinde avlanır. sürü, hikayelerde anlatıldığı gibi, yüzden fazla canavardan meydana gelmez. Kurt sürüsü ailedir Anne, baba yavrular ve akrabalar birlikte avlanabilir.yüz elli kilometre uzunluğunda avlanma alanları vardır. geyik, dağ koyunu, ren geyiği ve mus geyiği gibi hayvanları öldürürler.*

kurtların nüfusu otuz beş bine yakındır
insanların bulunduğu bölgelerde evcil hayvanlar koyunlara, sığırlara ve atlara pusu kurarlar. Tavşanlar, kemiriciler,hayvan leşleri kurdun yiyecek listesinde yer alırlar. Kurt yerine göre böğürtlen ve karpuz gibi meyvaları yer, haftada tek öğünle yetindikleri olur.kuvvetten düşmemesi için öğünün bol olması gerekir.ağırlığının beşte birini yer artan eti toprağa gömer.

Kurdun gün batarkenki uluması, duyanın asla unutamayacağı derin ve dalga dalga uzayan, tüyler ürpertici bir sestir. Kurdun ulumasında atların ürperdikleri ve titremeye başladıkları görülmüştür.


TÜRK ATI AHAL TEKE

“Vatanımız, halkımız, bağımsızlığımız gibi atçılığımızı da yüksek tutmak zorundayız.
Bizim medenîyetimiz dünyanın en eskisidir insanlara yol göstermiş onları korumuştur. kıymetli sembollerimizden birisi de attır.atalarımız o kadar temiz atlar yetiştirmiştir ki, asırlar boyu yaşamıştır.*
“TARİHİ ÇEVİR, NAL SESİ KISRAK SESİ BUNLAR,
DELMİŞ ROMA’NIN BAĞRINI MIZRAK GİBİ HUNLAR”

ahal-teke atlarımız safkandır. Buna inceliği, eşi emsali olmayan dış görüntüsü şahitlik etmektedir. "*
Türk atıdır.ilk evcilleştirilmiş attır Orta Asyada yaygındır. Türkmenler sahip çıkar Türkmen atı olduğunu söyler. Ahal Teke adı Manas ve Dede Korkutta destanlarında geçen Türkmenistan‘ın Ahal vilayetindeki Teke kabilesinden gelmektedir.

Asil ve dik duruşu, uzun ince boyunu, dik omuzları, uzun sırtı ve bacakları küçük sert bir kalçası vardır. Boynundaki saçları ipek gibi yumuşak ama azdır. Kulakları atlarınkinden uzun ve Orak şeklindedir. Ahal Tekelerin gözlerinin etrafı siyah olduğu için gözleri badem gibi görünür.*

Vücudu hafif metaliktir parlar. Kılları ince ve yumuşaktır. Büyüleyici asil hareketleri elastiktir. Hüner ve eğitim gösterilerinde diğer atların zorlandığı bazı hünerleri kolayca başarır. Soğukkanlı, zeki, duygusal ve inatçıdır, sahibine daima bağlıdır.

Ahal Teke atı eski Türk atının torunudur, buz çağında var olmuş dört at türünden biridir. milat dan önce bile doğu Avrupa dan Çin‘e kadar nam salmış ve kıymetli bir atdır. Savaşlardan dolayı sayıları azalmış Timurlenk (1336-1405) tarafından Arap atı kısrakları ile fazlalaştırılmışlardır.


Ahal Teke atı Avrupalı at soylarını geliştirmekte rol oynamıştır. Beverly Turk adlı birisi tarafından 3 ya da 4 Ahal Teke atı getirilmiş bugünün en soylu atları olarak görülen “Saf-kan İngiliz”-atı’nın türetilmesinin temeli olmuşlardır. “Türkmen atı” Ahal Teke erkeğinden Alman-imparatorluğunda 17 damızlık at türetilmiş alman yarış atları soylandırılmışlardır.Avrupa’da ki at soyları Ahal Teke damızlıkları ile çiftleştirilip asilleştirilirler.*

Her at soyu için resmi bir soy kitabı vardır. Ahal Teke’nin soy kitabı Moskova’da başlatılmıştır. Ahal Teke, Türkmenlerin Türkmen-köpeği ve Türkmen halısının yanında en büyük gururları ve resmi Türkmenistan armasında gösterdikleri milli hayvanlarıdır.Türkmenlerin yetiştirdikleri Ahal Tekeler, Asya bozkırlarında hür olarak sürüler halinde yaşarlar. Başlarında atlı Çobanları vardır.

Kaşgarlı Mahmud’un deyimiyle “at Türkün kanadı”dır. kanatsız kuş uçamaz, atsız Türkmen aş bulamaz. Dede Korkut “yaya adamın umudu olmaz”der. At sosyal hayatta kutsal kabul edilir kahramanın en büyük yardımcısı atıdır. Kahramanın kişiliği, kimliği ile ilgilidir. Düşünen, konuşan, uçan bu varlık, kötülükten birlik ve bütünlüğün sağlanmasında rol oynamıştır. Köroğlu’nun kahramanlığında “Kır at” vardır.

görkemi, güzelliği, sesi ile sanat şaheseri olan at; yol gösterme akıl verme yönüyle de bilge niteliğine sahiptir. Türkmenin varı, devleti olan at, mitolojiktir At bir yanıyla da insanın ruh, duygu ve düşünce dünyasını ifade eder. Saha (Yakut) Türkleri ilk insanın yarı at, yarı insan olduğuna inanmaktadırlar.
Türkiye’de bir partinin sembolü olan at Kazakistan ve Türkmenistan devlet sembollerinin merkezinde yer almaktadır.


Türkmenistanda iki cins at yetiştirilir biri Ahal-Teke, diğeri Yomut atlarıdır. Ahal-Teke atı, “Ahal” olarak bilinen Kopet dağları ile çevrili olan başkent Askabatda yaşayan Teke Türkmenleri tarafından geliştirildiği için bu adı almıştır. Dünyaca ünlü Türkmen atının güzelliği, görkemi bu atlarda gizlidir.*

Büyük İskender Asya Seferinde ahal tekenin suretine ve güzelliğine hayran kalmıştır. 15. ve 16. yüzyılda bu at Rusya’da tanındı Rus zenginleri tarafından satın alındı. Almanya’ya götürüldü. Almanların ünlü Trackhaner atının kökeni Ahal-Teke atıdır Türkmen atları Arabistan’a geldi Arap atı oldu. Kuzey Afrika’ya geldi Berberi atı oldu, İspanya’ya geldi Endülüs atı oldu.

Zarif ve ince yapısıyla Ahal-Teke nin kulakları dik ve ince; gözleri canlı ve parlak; boynu ince ve uzun; bel kasları kuvvetli; sağrısı geniş hafif eğimli; incikleri kısa, kolları uzun; tırnakları küçük ve sağlam göğsü geniş ve serttir. Halk arasında kamış kulaklı, ince belli, kalkan göğüslü olanlar tercih edilir.*

Kuyruğu ve yelesi kısa; kuyruk kılları incedir. Ahal-Teke boynunu, saldırıya hazırlanan bir kobra gibi dik tutar. saltanat sahibi padişahı andırır.
Gözleri keskindir uzağı görür ve tehlikeyi tespit eder. Tırnaklarının sağlam olması uzun mesafeler kat etmesini sağlar.az yem yer, az su içer. susuzluğa dayanıklıdır çöl şartlarına elverişlidir çöle en dayanıklı atların başında Türkmen atları gelir.


Kangal*

hayvanlar insanlar tarafından sevilmekte insanların en sadık dostu olabilmektedir. bu konuda akla ilk gelen ise, sadıklığı ve dostluğuyla tanınmış köpeklerdir.Köpek türleri içerisinde bazıları ön plana çıkar ve ilgi fazla olur köpek türleri, bölge ve ülkelere göre değişir. Kangal köpekleri, Türkiye’de en çok sevilen, köpek türleri arasında ilk sıralarda yer alır

kangal köpeklerinin nasıl ürediğine dair kesin bilgilere ulaşılamazken,saf ırk olduğu kanıtlanmıştır. Avrupa ırklarında olduğu gibi suni yollarla üretilmemiştir.kangal köpekleri çok özeldir Doğal yollarla kendi içlerinde ürerler en güçlü erkeklerin genleri, bir sonraki kuşağa aktarılır. Bu da, kangal köpeklerinin yüzyıllarca Anadolu’nun sert iklim şartlarına nasıl dayandığını açıklamaktadır.



Üveyik, Dağların Nazlı Kuşu

Nice şiire konu olagelmiştir üveyik kuşu.* güvercingillerdendir. Zarif narin ürkek bir görünüşü vardır. Güvercin ve kumrudan küçüktür. Renkli tüyleri dikkat çeker. Boyunundaki kanatlarındaki işlemeler göz kamaştırır.kuyruğunun altı beyaz tüylerle süslüdür. Türkiyemizde dağlık kesimlerde ağaçların üzerinde yaşar. Erkek üveyik üreme mevsiminde turrrrg, turrrrg? diye öter. Avcıların önemli av kuşlarından biridir. Tavşan yada keklik vuramayanlar üveyik peşine düşerler. ürkek ve yanına sokulması zor bir hayvandır. ötüşleri ile yerlerini kolaylıkla belli ederler.*

Çocukken ava meraklı akrabalarım ile ava giderdik. av hayvanı bulamayınca bizimkiler üveyik avına yönelirdi. vurdukları üveyiğin kanadını itina ile sakladığımı defterimin arasında koruduğumu hatırlıyorum.sapanlarla avlanırken küçük bir çocuğun üveyik yavrusu ile geldiğini gördük. yuvasından almış.kuşu çocuktan kurtardık Evimizde besledik Gagasının arasından su ve mercimek taneleri gönderiyorduk. Ama verdiklerimiz ağır geldi sindiremeyerek öldü.

Çok kıymetli bir büyüğümü ziyarete gitmiştim.evin altındaki küçük servi ağacında İki üveyik buraya yuva yapıyorlardı. Arkadaşım Anadoludaki* efsaneden bahsetti. Zamanında yürümekte olan üveyiğin sonradan uçma melekesi kazandığını İnsanlarında ruh dünyalarında kanatlanabileceklerinden bahsetti Gerçekten* üveyiğin farklı bir uçuşu vardır. Havalandığı zaman müthiş diklenir ve sanki bir ok gibi hedefine gider.

Üveyiğin bakımı zor değildir. Kolaylıkla evcilleşebilir. Ortama uyum sağlar. Güvercingillerdendir tahılı severek yer. Güvercin kümeslerinde beslenebilir.

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 17.12.2018   #10
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.416
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Hayvanlar alemi

Kaynak tr kangal.com

Türk Coğrafyası Çoban Köpekleri

Afgan Kuchi

Kuçi, Afganistandaki Sürü Koruyucu Köpeklerdendir isimdir. Orta Asya Çoban Köpeği’nin soyundandır Afganistan coğrafik ve jeolojik bakımından değişik özelliklere sahiptir Afgan Köpeği dağ, ova ve çöl olmak üzere üçe ayrılır Dağ tipi alçak yapılı arka bacakları daha sağlamdır. Ova tipi uzun bacaklı ve yüksektir. Çöl tipi köpeklerin postu kısa tüylüdür. Afganistan’ın kuzeyinde yerleşen Özbek ve Türkmenlerin olduğu bölgelerde bulunur
Cidago Yüksekliği 70-80 cm.
Ergin Ağırlık: 90 kg olabilir.
Post Rengi: Beyaz, kahverengi, siyah, gri veya boz renk ile bu renklerin benekli ve çizgili formları görülür. Sırt ve yanların koyu, diğer tarafların açık olduğu post rengi yaygındır. Vücudun ayaklar ve burun ucu uç kısımlarında beyazlık bulunur Çok iri ve ağır köpeklerdir. Kısa, yumuşak ve sık postu vardır. ikinci tabaka bulunur. Kuyrukları sakin iken sarkıktır ama hareket ve alarm durumlarında sırtlarına doğru sarmal şekilde kıvrılır. Baş ve boyundaki gevşek deri tabakası, boğuşmada aşırı yaralanmayı önler.*
Çok aksi ve kavgacıdır. Sahiplerinden başka kimsenin yanlarına yaklaşmasına ve dokunmasına müsaade etmez Kendilerine karşı nazik tutumlarını yanlış değerlendiren sahipleri, bu köpekleri sakin olarak tarif eder Afgan halkı, geçmişte göçebe bir hayat yaşıyordu. Göçebelikde, koyun ve keçi sürülerini yırtıcılardan koruyan köpekleri vardı. Bu mükemmel köpekler İpek Yolu’ndaki kervanları da koruyordu. Kuçi, Afganistan’da yaygın yetiştirilir koyun ve keçi sürülerinin korunmasında kullanılır. Afganistan’da köpek dövüşleri yaygındır ve Cuma günleri çeşitli merkezlerde bu dövüşler yapılır. Dövüşler genellikle köpek ölene veya çekilene kadar devam eder köylüler veya iki köy arasında mera ve otlak yüzünden kavga çıkar Bu durumda her iki taraf ortaya köpek çıkarmakta ve dövüştürmekte kim yener ise, galibiyetini ilan etmektedir. Köpek dövüşlerinde yenilen köpek ölmezse bile, sahibi tarafından öldürülmektedir.*

Tacik Dakhmarda

Orta Asya Çoban Köpeklerindendir Tacikistan’a has bir ırktır, bu ülkenin çevresinde görülür.*Cidago Yüksekliği: 61-81 cm, ortalama 70 cm.*
Post Rengi: Kırmızımsı-kahverengi postu ile Orta Asya Çoban Köpekleri’nden ayrılır. Kangal Köpeği’ne benzer. Chorashma olarak bilinen ikinci tipi vardır postu siyah ve sarımsı kahverengi ile siyah ve beyazdır Çift renklisi tutulmaz. Ense, göğüs ve bacak uçlarında beyaz lekelere müsaade edilir Akıllı ve ağırbaşlı bir ırktır yabancı kişi ve köpeklere şüphecidir tepki verir. Geniş göğüslü, kaslı ve yağsız vücuda sahiptir. Çevik ve hareketlidir. Kafa geniştir. Kuvvetli ağız ve güçlü çeneleri vardır. Kuyruk ve kulak kesilir. Postundaki kıllar kalın ve sıktır.
Güçlü ve sağlamdır Görünüm ve post rengi Kangal Köpeği’ne benzer. Kangalda ki gibi, ağız, burun, göz ve kulaklarda siyah maske bulunur.*
Kullanma Alanı: Sürü koruma ve özel mülk korumadır Dövüş amacıyla da yetiştirilir

Moğolistan çoban köpeği

Orta Asya Çoban Köpeğidir Tibet Mastifi Köpeği’nin Moğolistan alt tipidir Tibet Mastifi Altay Sürü Gütme Köpekleri ve Asya ırkları ile akrabadır Eski Sovyetlerde , Kafkasya Çoban ve Alman Çoban Köpeği ile melezlenmesi sonucunda, sayısı azalmıştır. Moğolistan’a getirilen Tibet Köpekleri ile Moğolistan ırkları melezlenmiştir. Bu melezler Moğolistan Ovcharka olarak isimlendirilir. Moğollar, Moğolistan Çoban Köpeği ırkına çok değer verir Cengiz Han zamanında mevcut olduğuna ve onun en sevdiği hayvanın Moğolistan Çoban Köpeği olduğuna inanırlar. İki ayrı tiptir tüylü, iri ve yüksek tip, daha mülk korumada küçük olan ise sürü korumada kullanılır. yavrularda, her iki tip de görülür büyüyünce, kullanma amacına uygun olarak ayrılır ve yetiştirilir. Her iki tipin melezlenmesinden elde edilen köpeğe Bancars denir. bunlar diğer iki tip kadar değerli değildir. Cidago Yüksekliği: 61 cm. Ve 75 cm. nin üstündedir Ergin Ağırlığı: Post Rengi beyazdan gri ve siyaha kadar bir çok renktedir en çok tutulan post rengi siyah ve sarımsı kahverengidir. sarımsı kahverengide gözlerin üstündeki kaş belli olur.
Sağlam yapılı, kuvvetli, iri kemikli v
yağsızdır. Çok kıvrak, sert, haşin ve güçlüdür Uzun post kılları dışında, bütün Orta Asya ve Sibirya Irkları’na benzer. Sürü koruma görevi yapan bütün köpeklerin kulakları kesilir. özel mülk koruması yapanların kulakları kesilmeden kalabilir. Kaba, sık kıllarla kaplı postundaki tüyler uzundur.*
Güçlü ve inatçıdır Korkusuz ve çok çalışkandır Sahipleri ile oyuna meraklıdır çocuklara karşı çok sabırlı ve naziktir. yabancı köpekler ve insanlara çok az toleranslıdır
Asıl görevi koyun sürülerine bekçiliktir Özel mülk korumasında başarılıdır Kent hayatına uygun değildir

4)Balkan Çoban köpekleri
a)Bulgar Karakaçan
b)Makedon Karaman
c)Arnavut Sharplaninac


Bulgar Karakaçan

Avrupa sürü koruma köpeklerinin en eskilerindendir Bulgar Çoban Köpeği, Tibet, Orta Asya, Kafkasya, Türkiye ve Balkan Çoban Köpekleri ile akrabadır. Çok asil karakteri ve mükemmel çalışması ile Bulgaristan’ın doğal zenginliklerindendir. Bir çok tipi vardır en iyi örnekleri Stara Planina, Pirin, Rila ve Rodop Dağındadır Cidago Yüksekliği: Ortalama 70-72 cm.
Ergin Ağırlığı Post Rengi: Eskiden yetiştiriciler sadece iş kabiliyetine baktıkları için, renk ayırımı yapmıyor bütün renkleri kabul ediyorlardı. günümüz yetiştiricileri beyaz zemin üzerine siyah iri lekeli ve kabarık tüylüleri yetiştirmektedir farklı renkte yavrular elde edilir İri, kaslı çok güçlü bir köpektir. kemikler Kuvvetli
Çok çevik ve hızlıdır. Saf Bulgar Çoban Köpeği’nin en önemli özelliği uzun yaşamasıdır. 20 yıla yaşayanına rastlanır. Postundaki kıllar uzun, sert ve kaba, kalın ve su geçirmezdir Postun tımarı kolaydır.*Sakin ve güvenilir bir köpektir. Çok akıllıdır ve gerçek ve sahte tehdidi anlar Kolayca eğitilir Sahibine sadıktır.*sürü korumada kullanılır. Sürü korumada kullanılan köpeklere “Hanaka” adlı demir tasma takılır*

Makedon Karaman

Makedonya Karaman Çoban Köpeği, Sharplanina ırkındandır Makedonya ve Güney Sırbistanda yüzlerce yıldan beri varlığı bilinir Bu ırk son yıllarda Karakaçan, Karavlak Sürü Gütme Köpeği, Sırbistan Sylvan Köpeği ve Sharplanina köpeği ile melezlenmiştir Yugoslav Sharplanina yetiştiricileri, ülke dışından Newfoundland Köpeği getirmişler ve Sharplanina ile melezlemişlerdir. Karaman Köpeği’nin siyah postunda, Newfoundland’ın etkisi vardır bu köpeğin kökenini Türkiye ve İran’da aramak gerekir İkinci Dünya Savaşı’na kadar Makedonya’da az bulunan bu ırk, son yarım yüzyılda artmıştır. Cidago Yüksekliği: Ortalama 70-72 cm Ergin Ağırlığı Post Daima siyah renklidir. koyu kahverengi griden, siyaha bütün renk tonları görülebilir. alacalı köpeklere de rastlanır Balkan ırklarına benzer Makedonya Karaman tipik bir dağ köpeğidir. Sağlam kemik yapılı, kaslı ve güçlüdür Bacakları kuvvetlidir. Kafası geniş ve iridir. kulağı kesilir. Post kılları orta uzunluktadır. Kalın, sık ve bol kıllı ikinci alt tabakaya sahiptir.*Cesareti ve sürü korumadaki başarısı ile ünlüdür sakin tabiatlı çevik ve ataktır.*Sürü koruyucu olarak kullanılır

Arnavut Sharplaninac

Avrupa’daki sürü koruma köpekleri gibi çok eski çağlarda Doğu’dan gelmiş, bölgeye uyum sağlayarak ve yerli köpeklerle melezlenerek, yeni bir ırk
çıkmıştır. 1930 da tanınmıştır.
Cidago Yüksekliği: Erkek: 60-80cm Dişi: 60-75 cm. Ergin Ağırlığı: 45-75 kg.
Post Açık ya da koyu demir grisidir. beyaz beneklidir.Kemik sağlam, orta büyüklüktedir. Yuvarlak kafası, güçlü çenesi ve dişleriyle, kaba bir görünüşü vardır. Gözler siyah renkli ve bademdir Bakışları yumuşaktır. Kulaklar iki yana sarkıktır. Kuyruk sakin iken aşağıya sarkık, alarm durumunda yukarı kalkar. Post tüyleri en az 10 cm dir Deri üzerinde ikinci bir katman tüy tabakası vardır Cesur, dikkatli, enerjiktir. sadece kendi efendisine itaat eder. Bunun dışındakilere düşmandır Mükemmel bir çoban köpeğidir. Kurtlarla başeder .


Kaynak kuraanda yaratılış. Com

*
CANLILARIN YARATILIŞI

SİVRİSİNEK MUCİZESİ
*

Yağmur mevsiminin yaklaşmasıyla
kurumuş gölcüklerde büyük hareketlilik yaşanır. Gölcük tabanlarında ya da suyla dolma ihtimali olan çukurda sivrisinekler hareket halinde uçmadan yürürler birşeyler ararlar Sivrisinek gibi uçan bir canlının, kendisi için dağlar tepeler gibi engelleri yürüyerek aşması ilginçtir Binlerce sivrisinek hep birden, emir almışçasına hareket eder görev zamanı gelmiştir.
*

Yumurtadan çıkan sivrisinek yavrularının, büyümesini tamamlayabilmesi için küçük bir suya ihtiyaç vardır. Bu, çamurlu bataklık, havuz ya da teneke su olabilir durgun suyu tercih ederler bu sular fotosentez yapan bitkiler sayesinde, oksijence zengindir Sivrisinek yumurtaları su olan her ortamda gelişir, Yumurtadan çıkacak larva, yetişkin bir sinek oluncaya kadar farklı evreler geçirir. Her evrede de yavru sineğin ihtiyaçları olur. Kuraklık ve aşırı sıcak yumurta gelişimini engeller. anne sivrisinek doğacak yavruların gelişmesini rahat tamamlayacağı bir ortam bulmak zorundadır. sivrisinek en uygun yeri nasıl bulur. Bakarak mı, koklayarak mı, tesadüfle mi

kendinizi tepecik ağaç ve çukurla dolu bir alanda, düşünün, üstelik de
aletiniz olmadan, yürüyerek, sıcak güneşin altında... Ne kadar yorucudur sivrisinek için de uygun yer bulmak zordur. onun böyle bir arama yapacağı bilindiği için, ihtiyacı düşünülmüş
en mükemmel sistemle donatılmıştır. yumurtalarını bırakacağı yeri kolayca bulur Karnının altındaki alıcıyla, toprağın nem ve sıcaklığını bilir yumurtalarını bırakmaya uygun olup olmadığını tespit eder. En uygun yer için de toprağı santim santim, hiç yorulmadan tarar.

10 mm .'lik bir canlının toprağın nemini ve sıcaklığını ölçmesinin nasıl bir işlemdir Toprak araştırması zahmetlidir. Toprağın neminin, yaşının, verimliliğinin ölçülmesi, için özel aletlerden faydalanılır. dedektör kullanılır, toprağa sondaj yapılır neyin, ne olduğunu bilmeden yapılacak çalışma ve kazıdan sonuç elde etmek zordur. hatada telafisi güç, emek, zaman ve para kaybı doğar.
Sivrisinek de kesin netice için toprağı tarar. bilgiler alır, değerlendirir ve karar verir. O ise tam donanımlı teknik bir alet değil, 10 mm . boyunda küçücük bir canlıdır… Karnının altındaki küçük alıcısıyla toprağı adımlarken tek düşüncesi yavrularına uygun bir yer bulmaktır bu özellikleri nasıl ortaya çıkmıştır

10 mm . büyüklüğündeki küçük bir sivrisinek dahi bilinçli bir arayış içindedir. Amacı yumurta ve yavruların ihtiyaçlarını karşılayacak bir ortam bulmaktır. zahmetli bir işe girer ve yürüyerek yer arar. sivrisinek yumurtanın ihtiyaçlarını nereden bilir
Sivrisinek ısı ve, nemden habersizdir. nemin, hacimini topraktaki suyu bilmez. Proteinin ve enzimin ne olduğunu, hangi şartlarda harekete geçerek yumurtanın gelişimini sağlayacağını sivrisineğin bildiğini, ileriyi görerek hareket ettiğini düşünmek akıl karı değildir.
Sivrisinek düşünmesi olmayan, 1 cm . büyüklüğünde bir böcektir. eğitim almayan, öğrenme yeteneği bulunmayan bu böcek hangi bilgiyle hareket eder?


sivrisineğin araştırmada kullandığı teknik donanımdır: Isı ve nemi en hassas biçimde ölçen ve uygun yere doğuştan yerleştirilen organa
sivrisinek nasıl sahip oldu? kendi vücudunda değişiklikler mi yaptı?
evrim" içinde, tesadüfen sivrisineğin vücuduna ısı ve nem ölçümü yapan bir organ mı eklendi ne kadar garip ve mantıksız şuursuz evrim teorisi budur. Teoriye göre bütün canlılar tesadüflerin birbirlerine eklenmesiyle ortaya çıkmıştır. tesadüfü geçersiz kılan yüzlerce soru vardır. organ tesadüfse sivrisinek bu organı hangi amaç için, kullanacağını nasıl öğrenmiştir? bu organ tesadüfse, bir kerede olmalıdır Tam çalışmayan eksik organ işe yaramaz. İşe yaramayan organın muhafazasının, evrim için bile anlamı yoktur. Sivrisineğin kendi vücuduna organ yerleştiremez organın amaç ve nasıl kullanılışını bilip diğer nesillere aktaramaz Ortada kusursuz bir uyum vardır ve tesadüf böyle bir uyum yaratamaz. Mükemmel uyum yalnız sivrisinekte değil, bütün canlılarda ve doğanın her köşesinde görülür.
*

1920 de, Kanada'da yeni inşa edilen elektrik santralının jeneratörleri çok kısa sürede bozulmuştu. jeneratörlerin motorlarına sıkışmış yüzbinlerce sivrisinek vardı bu sinekleri jeneratöre çeken neydi? Jeneratörler temizlenince yine aynı olay tekrarlandı Erkek sivrisineğin duyargaları. binlerce seste , dişi kanat sesini tanıması için üstün yetenekle donatılmıştır. Jeneratörlere saldıranların tümü erkek sivrisinekdi. Sebebi makinelerin içinde kendilerine kur yapan dişilerin var olduğunu düşünmeleriydi! Jeneratör vızıltısıyla dişi vızıltısını karıştırmışlardı. Jeneratörlerin hızının değiştirilmesiyle sivrisineklerin aklının karışması önlendi. Bu olay, sivrisinek çiftleşmesini sağlayan çok ilginç bir sistemi hatırlatır Erkek sivrisinekler dişileri kanat seslerinden tanır Sivrisineklerin çiftleşmesi havada uçarken gerçekleşir. erkekler ergin olana kadar, yani kısa yaşamlarının ilk 24 saati çiftleşemezler. antenleri kurumadığından sağırdırlar. dişi kanat seslerini çiftleşme çağrılarını- duyamazlar.

Sivrisineklerde işitme yeteneği gelişmiştir. Erkeğin kafasından çıkan 2 tane küçük tüylü antende bulunan çok sayıda duyu hücresinden meydana gelmiş "Johnston organı", ses titreşimlerini alır ve ayırt eder. tüylü duyargalar yalnızca dik durumdayken sese duyarlıdırlar. Erkeğin dişisini havada tutmak için kullandığı kıskaç olmasaydı, çiftleşme gerçekleşemez, sivrisinek nesli son bulurdu. Dişi sivrisineğin kanatlarından çıkan ses erkek sivrisineği etkiler Dişinin kanat sesleri, erkeğin antenindeki reseptör hücreleri titreştirir ve sivrisineğin beynine elektrik sinyali gönderir. Dişiler kanatlarını erkeklerden hızlı çırparlar dişinin kanatlarındaki titreşim erkeklerde çiftleşme isteğini artırır. Sivrisineklerin bol olduğu yaz günlerinde etraftaki sesleri düşünelim. Taşıt sesleri, insan sesleri, pek çok ses. Bu kadar sesten erkek sineğin, dişisinin cılız kanat sesini duyması zordur erkek sivrisineğin hassas "kulakları", bütün seslerden dişi sesini ayırdeder ve erkek sivrisinek çiftleşmek için dişiye uçar. Sivrisinek sürüsüne düşen dişi, erkekler tarafından farkedildiğinde, erkek sivrisineğin cinsel organının yanındaki özel kıskaçlarla tutulur çiftleşme genellikle havada bazen yerde gerçekleşir. Çiftleşmeden sonra erkek, sürüye geri döner ve ölür.


Sivrisinekte çok ilginç bir sistem vardır. karşı cinsi kanat çırpma sesiyle tanır
her yıl dünyaya gelen trilyonlarca sinek kanatlarını kendi cinsiyetlerine nasıl belli eder Her dişi kanatlarını yavaş, her erkek de hızlı çırpma kabiliyetine sahiptir. burada evrim teorisinin cevaplaması gereken sorular ortaya çıkar. sivrisinek yaratılış değil, tesadüf sonucunda varolmuş olsaydı, doğan her sivrisineğin kanatlarını rastgele çırpması ve kaos yaşanması gerekirdi. erkeğin daha yavaş, dişinin hızlı kanat çırpmasını gerektiren sebep yoktur. her cinsiyet emre uyar, hiçbir mecburiyet yokken, kendi cinsiyetlerini belli edecek hızda kanat çırpar frekans farkının tek başına anlamı yoktur. erkek sivrisinekte yaratılıştan bulunan üstün algılama olmasaydı, kanat çırpışların anlamı olmazdı. Dişi sivrisineğin çıkardığı titreşimler, insan için ne kadar anlamsızsa, erkek sivrisinek için de anlamsız olurdu. erkek dişiyi algılayıp çiftleşemezdi Erkek sivrisinekte üstün bir algılama olsa, fakat erkeği de dişisi de sivrisinekler farklı frekanslarda kanat çırpsalardı, erkekte üstün algılama yeteneğinin anlamı olmazdı. Buda sivrisineklerin yokolması anlamına gelirdi.sivrisineklerin çiftleşmek için birbirlerini tanımalarını sağlayan sistem ilk sivrisinekden itibaren varolmuştur Bu hassas mekanizmanın birdenbire ortaya çıkmasının tek açıklaması yaratılıştır.
Çiftleşmeden sonra dişi sivrisinek, erkeğin spermlerini özel bir kesede muhafaza eder, haftalar boyu döllenmiş yumurta yumurtlayabilir. Dişi sivrisinek çiftleşmeden itibaren kan emer yumurtalarının gelişmesi için kana ihtiyaç vardır.


Culex türünün yumurtası, alt kısmında huni şeklinde oyuk taşır. oyuğun anlamı yok gibi gelir. son derece önemli bir görevi vardır oyuk, içine dolan hava cansimidi işlevi görür yumurtanın su üzerinde kalmasını sağlar
Yumurtanın altında ki yumurtanın "alabora" olup işe yaramaz olması kolaydır. yumurta tek başına suya bırakıldığında, uzun süre suda kalamaz. ufak bir sallantıda dengeyi yitirir, devrilir ve alt tarafda hava bulunan delik su dolarsa yumurta batar yumurtaların yaşayabilmeleri için su üzerinde kalmaları gerekir. akıl sahibi insanoğlu yumurtaların batmaması için siz ne yapardınız? Sivrisinek bu problemde en akılcı yolu kullanır. Yumurtaları yapıştırır Bir disk şeklinde yanyana yapıştırılan yumurtalar, su üzerinde yüzen bir sal oluşturur. Çapı yaklaşık 11 mm . olan disk su üzerinde kolaylıkla yüzer.

Sivrisinek Yumurtalarının altındaki oyukta bulunan hava ve yumurtalar arasındaki boşluk, hava yastığıdır diski suyun üzerinde tutar. Bu akılcı yöntem kullanılmazsa, yumurtalar suya batar ve ölür suyun kaldırma kuvvetinden haberi olmayan sivrisinek, en uygun çözümü nasıl bulmuştur. ortada ki problemin farkında mıdır Yumurtaları tek tek birbirine yapıştırmak ve özenle sal yapmak oldukça zahmetlidir yumurtaların bir sonraki mevsim çatlayacağı düşünülürse, sivrisinek sonucu göremeden ölecektir. Yumurtladıktan sonra yumurtalarıyla bağı kalmaz kısa bir süre sonra ölür ölümünden sonra yumurtalarının güvenliği için büyük bir çaba harcar
Yaptığı zahmetli işin hayatına etkisi yoktur. hayatta kalmak için değil, neslini kurtarmak için çaba gösterir. Hiçbir zaman görüp ne şartlarda gelişeceklerini, bilemeyeceği bir nesli kurtarmak amacıyla, en doğru kararı verir ve en zor işi başarır.

bir böceğin yapması gereken, yumurtlama zamanı yumurtaları rastgele yerlere yumurtlamasıdır. Tek amacı hayatta kalmak, yemek yemek ve çiftleşmek olan böcek, sonucunu göremeyeceği bir iş için neden çaba gösterir? Bu çabayı sivrisineğe gösterten nedir? Çok açıktır ki sivrisineğin yaşam kavgası yoktur. O, yaptığı en doğru ve sağduyulu hareketi, kendisine verilen ilhamla yapar
Evrimcilerin, yaratılışa karşı olanların yanıtlamaları gereken soru Sivrisinek, yumurtaların batmaması için en uygun çözümü nasıl bulmuştur?
Evrimciler bunu hiçbir şekilde cevaplayamaz imkansız da olsa, sivrisineğin başka yumurtaları gözlemlediğini, çözümü kendisinin bulduğunu varsayalım. böyle olsa bile,
yumurtaların altında doğuştan hava oyuğu bulunmazsa, sivrisineğin yapmaya çalışacağı sal işe yaramaz
sivrisinek, yumurtalarını birbirlerine yapıştıracak ve suda etkisini yitirmeyecek doğal yapıştırıcıya doğuştan sahiptir. Bu olmazsa ne yumurtaların altındaki hava deliğinin, ne de sivrisineğin sal yapmaya karar vermesinin anlamı olmaz.
Sivrisineğin yaptığı salın disk şeklinde olmasının anlamı ve amacı vardır. Sal için disk en uygun şekildir. sivrisinek başka bir geometrik şekil kullansa ince uzun bir dikdörtgen yapsa sal alabora olur. Disk şekli, su kuvvetiyle oluşması muhtemel momentleri dağıtarak, güvenliği sağlar. Birbiriyle uyumlu bir sistemi oluşturan detayların, zamanla , şuursuz tesadüflerle, kendi kendine oluştuğunu iddia etmek akılsız bir durumdur bu detayların birinin eksik olması bütün sistemin yokolmasına sebep olur. Sivrisinek deneme-yanılma" yoluyla geliştiremeyeceği, tesadüf sonucunda oluşamayacak bir biçimde yumurtalardan bir sal yapmaktadır. yegane açıklaması, doğumdan en fazla bir kaç hafta sonra bu salı yapan canlının, bu iş için gerekli bilgi ve donanıma sahip kılınmış ve bu iş için "programlanmış" olduğudur.
*

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Eti Yenen Ve Eti Yenmeyen Hayvanlar SıLa İslamda Kurban ve Hükümleri 2 27.02.2013 15:34
Kedilerin alemi eFe Resimlerle Ilgili Serbest Kürsü 9 17.12.2012 22:38
HayvanLar aLemi Gif ve avartarLarı ... YuReK Gif Hareketli Resim Animasyonlar 0 15.12.2012 15:31
Hak Yarattı Alemi TuRKuaZ iLahi-eZGi SözLeri 0 08.12.2012 22:50
Hayvanlar konuşursa YuReK Dini Hikayeler 0 26.11.2012 16:29


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları