Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Üyelerimize ÖzeL > Serbest Kürsü

İklim değişikliği tayyip erdoğan döneminde hissettirecek


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Serbest Kürsü - kategorisi altındaki İklim değişikliği tayyip erdoğan döneminde hissettirecek isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 31.07.2014   #1
Üye
fetih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Jul 2014
Üye Numarası: 439
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 12
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: fetih is an unknown quantity at this point
Standart İklim değişikliği tayyip erdoğan döneminde hissettirecek

AFETLER YAŞANACAK
· Dünya galaksideki açı değişimine bağlı olarak güneş sisteminin rüzgarda savrulmasını andıran bir değişim gerçekleştirdiği için dünya açısının 23 dereceden 35 derece gibi bir aralığı görmesi ve tekrar eski derecesine geleceği bilinmektedir. Bu değişim biraz zaman alacak. Yaklaşık 7 yıl sürecek bu dönemde insanlar çok büyük sıkıntı çekecek. Bu dönemde dünyanın hızı ve savrulması biraz arttı. 21 Aralık 2012’de güneş sistemi, galaksinin epliktik merkezinini dik olarak görmüştü. Burada çekim kuvvetine bağlı hız ve savrulma dünya üzerinde normal dışı iklim şartlarına neden olmaktadır. Bu durum da küresel ısınmaya neden oldu. Ve tanrı herşeyi dünya bilincini ve afetleri bir plan dahilinde gerçekleştirmiş. Günümüzde yaşanan dünya siyaseti ve afetler dönemi bir hikaye değildir. Tamamen tanrısal bir gerçekliktir.
· Dünya açısındaki değişiklikten dolayı kuzey yarım küre donacak, güney yarım küre yanacak. Sanki bir kesimde buzul çagı, bir kesimde ateş çağı yaşanacak. Bir kesimde tehlikeli don olayları ve dolu yağmurları, bir kesimde kuraklık ve orman yangınları gözlenecek.
· Tanrı gerçekleri açığa çıkartmasaydı gerçekler bilinmezdi. Tanrı sayesinde insanlar uyandı. Tanrı yaşananlarla insanlara bir gerçeklik gösterdi. Eski kavimlerin başına gelenler bugün yeryüzünün her yerinde çeşitli afetlerle görülmekte. Çünkü müthiş bir dönemden geçiyoruz. İyilerin ve kötülerin savaşı hiç olmadığı kadar güçlü bir şekilde yaşanıyor. İklim değişikliği ve afetler haklı bir gerekçe, afetler sebepsiz yere yaşanmıyor.
· Dünya tarihine baktığınızda Afetlerin tavan yaptığı ve bolca yaşandığı dönemlerde siyasi gerginliklerin değişimin ve savaşların bolca yaşandığını görmekteyiz. Bu dönemlerde insanlar mazlum halklar güçlüler tarafından öldürülüyorlardı. İnsanların ve inananların öldürüldüğü dönemlere afetlerde çok fazla yükselişler gözlenmiştir.
· Dünya çarkı kötülük ile dönüyordu. Küresel güçler ve yeryüzündeki varlıklılar haksız kazancı kötülük ederek ve açgözlülük üzerinden sağlıyorlardı. Egemenler yönetenleri yönettiler. Bozgunculuk ediyorlardı. Ekonomiler ve dünya siyaseti onların elindeydi. Kötülüğün temsilcisi küresel patronlar ayrımcılık yapıp tehdit gördükleri doğrucuları yok ediyorlardı. Liderleri öldürtüp, ülkelere saldırı kararları alıyorlardı. Artık onların devri bitiyor. Tanrı onların dönemini kapatıyordu. . Tanrı’nın emriyle yıkılış yaşıyorlar. Kötü düzeni sürdüren kötü güçlere yalakalık eden inançsız halklar bu yıkılıştan kötü etkilenecekler. Dünya için yaşayanlar büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaklar. Kötü düzenden beslenen inançsız azınlık afetlerden büyük zarar görecek.
· Allah küresel bozguncuların haksızlıkla kazandıkları şehirleri yıkıyor. Onların yaptıkları şehirleri darmadağın ediyor. Gasbederek öldürerek sahip oldukları topraklarda rahat edemiyorlar. Dün coğrafi kesifler gibi haksız gasplarını bugün açgözlülükle sürdürüyorlar.Allah bozguncuların halkıyla savaşıyor ve onlara fırsat vermeyecek.
· İklim değişikliği kaçınılmaz ve açıkça yaşanıyor. Nedeni ise şeytani anlayışın yönetimlere egemen olması ve mazlum halkların özgürlük çabalarının bastırılmasıdır. İklim değişikliğinin sonuçlarının geniş alanda ve sürekli görülmeye başlandığı bir dünyada yaşıyoruz. Etkileri kutuplardan ekvatora, sahillerden dağlara kadar görebiliyoruz. Şuna şüphe yok ki çoktan iklim değişikliğinin şekillendirdiği bir dünyada yaşamaya başladık. İklim değişikliği dünya genelinde doğal felaketleri hat safhaya çıkartacak. Özellikle büyük şehirlerde gıda ve su sıkıntısı baş gösterecek, hastalıklar ve şiddet artacak ve zaten hiç olmamış olan dünya barışı sarsılacak. Resmen kaos dönemi görülecek. Kaliforniya eyaletinin güneyinde yer alan Los Angeles'ta 10 günde büyüklüğü 3'ün üzerinde 10 sarsıntı yaşandı. Şili’de ardı ardına 8’lerdeki depremler dikkat çekici ve orta Amerika sallanıyor. Amerika kıtası ve Avrupa büyük tehdit altında görünüyor. Batıda yıkıcı bir deprem ve kitlesel bir tsunami yaşanma ihtimali var.
· Kölüğün düzeni yıkılırken kötülerin hepsi amaçlarına göre farklı nedenlerle yeryüzünden temizlenecek. Farklı afetlerle farklı sebeplerle ölecekler. Tanrıya inat dünya yaşamını isteyenler kaybedecekler. Tanrı düşmanlarına isabetli cezalarla dünya yaşamından el çektirecek.
· Dünyanın her yerinde inananlara halklara eziyet ve işkence ediyorlardı. Müslümanlar ve doğrucular büyük bir baskı altındaydı. Tanrı artık bu gidişe ve inanan halklarının öldürülmesine dur demektedir.
· İnsan faktörü ile iklim değişikliği arasında doğrudan bir bağlantı var. O da mazlum ve inanan toplumların özgürlük ve adil bir düzen istemelerini bastıran eski düzen yanlıların öldürücü ve yıkıcı mücadelesidir. Allah taraftarlarının eski düzen sahibi şeytan taraftarları tarafından engellenmesi ve öldürülmesi nedeniyle Afetlerin yaşanması tavan yapmıştır. Nedeni de Tanrı’nın ordularıyla yeryüzüne yönelmesi ile eski kötü yönetimlerin ardındaki halklar başlarına doğal afetler gelmektedir.
· İnançsızlar son yüzyıllarda Allah’ın düzenini ve sistemini reddetmiş ve küresel egemenliklerini kurmuşlardı. Yönetimleri bırakmadılar çünkü yönetimler üzerinden halkları sömürüyorlardı. Halkların (insanların) insanca ve adil bir şekilde yaşayacağı düzeni istemiyorlardı. Mazlumları ve inananları öldürmeyi bırakmadılar. Tanrı da afetleri kaçınılmaz olarak yaşatıyor. Tanrı pek çok kişi ve olaylarla onları doğru yola çağırdı. Ama onlar hem anlamazlar hem de bırakmazlar. Çünkü önce Tanrı’ya inanmıyorlar, ahireti ve iyiliği reddetmişler. Dünyaya sahip olmak için her şeyi yapıyorlar. Bu dünya hayatına saplanmışlar.
· Deccal’in ordusu inananlara karşı saldırı için hazırlandığında başlarına büyük bir bela yaklaşacak. Hiç beklemedikleri bir yerden Tanrı’nın orduları onları gökten taşlayacaklar. Tam saldıracakları bir anda Gökten meteor yağmuru yağacak. Ve yatmış saman çöpleri gibi yere yığılacaklar. Ordu tamamen ölecek. Uçaklarıyla savaş arabalarıyla beraber azaba uğrayacaklar.
· Her beldede Afetler görülmeye başlandı. Afetlere maruz kalan belde sakinleri 2daha önce buralarda böyle doğal afetler olmazdı.’diyorlar. Şaşkınlıklarıyla olanlara anlam veremiyorlar. Onlar 11 Eylül düzmecesiyle ortadoğuya savaş fikrine onay vermişlerdi. Şimndi kendilerini tanrı yolunda zannedip doğru yolda mı görüyorlar. Onlar zulmeden bir topluluktu. Şimdi başlarına gelenleri nasıl anlamlandıramıyorlar.
· İnananları öldürmeye yönelik hamleler Afrika ve Ortadoğu’da arttıkça Amerika ve Avrupa’da afetlerde büyük bir artış olacaktır. Afrika Avrupalı sömürgecilerin, Ortadoğu Amerikalı sömürgecilerindi. İslam terör, el-kaide gibi safsatalarla inanan yerli halkları öldürüyorlardı.
· İnananların bastırılmasına yönelik saldırılar arttıkça kıtlığın her türlüsünü görecekler. Şiddetli yağış ve sel ile ürünleri vurulacak. Yağışsızlık ve kuraklık ile ürünleri zarar görecek. Tanrı soğuk rüzgarlarla, şiddetli dolular ile ürünlerine darbe vuracak. Daha sayamadığım çeşitli afetleri insanlık yaşayacaklar. Tanrı eski düzenin yıkılmasına yönelik her türlü hamleyi yapacak.
· Bu dönem İncil kayıtlarında şöyle geçer. O zaman gökten ateş ve duman düşecek ve okyanusların suları göğe doğru köpüklerini kusacak, buharlaşacak ve ayakta olan her şey baş aşağı gelecek. Ve milyon kere milyon insan çok geçmeden hayatını kaybedecek.’
· İnananlar ile inançsızlar bir şehirde yaşarlar. Yani bu iktidar ile muhalefet anlayışı her beldede vardır. Allah afetler döneminde inançsızlar hedef alacak. Bir afet bir şehre geldiğinde inananlar çok az zarar görecek.
· Bazı bölgelerde ve şehirlerde bitmek bilmeyen dolu belası gözlenecek. İnandığını zanneden dünyacılar tanrıya küfredecekler.
· Kıyı kentleri sular altında kalacak. Deniz seviyesi yükselecek. Okyanuslarda açıklarda deniz seviyesinden 30 metre yükseklikler tehdit altında olacak. 30 metre altındaki kıyı yerleşim yerleri büyük sıkıntı çekecek. İç denizlerde izmir şirince gibi ege denizinde bu seviye 15 metreye kadar düşecek. Marmara ve karadenizde 2-7 metre gibi daha düşük yükselişler gözlenecek.
· Kutsal kayıtlarda dünyada 2014-2022 arasında fırtınalar dönemi, kıyı kentlerinin sular altında kalması, Yıldırımlar yılı, don belası, dolu belası, büyük bir deprem belası, ses belası, küresel bir salgın belası gözlenecek. 2023’e gelindiğinde insanların 1/3 i ölmüş olacak.
· Büyük bir deprem olacak. Amerika kıtasını oluşturan ana kara üçe kırılacak. Ve okyanus kıtayı mahvedecek. Dünya oldu olalı böyle bir deprem görmemişti. Avrupanın ve afrikanın batı kıyıları sular altında kalacak. Dünyanın 3/2sini etkileyecek bu olay zamanın bile az bir şey kaymasına neden olacak. .Kıyı kentleri sular altında kalacak
· Öyle afetler görülecek ki tüm insanlık bunlara şahit olacak. Şiddetli bir sesle bir küfür yöresinde insanlar ölecek. Suda dinamit patlatıp balıkların öldüğü gibi şiddetli bir sesle insanlar ölecek, kulaklarını tutacaklar ve kulaklarından kan gelecek. Allah inananları öldüren küresel güçleri ve yandaş yönetimlere karşı ordularını seferber edecek. Büyük kayalar dünya semasına girecek ve bir küfür beldesine meteorlar düşecek ve ses belası böyle gerçekleşecek.
· İnançsızlar küresel ısınmanın etkilerini hafifletmek için çaba içindeler. Uluslararası işbirliğiile tanrıya kafa tutabileceklerini mi zannediyorlar. İklim değişikliği sanayileşmeden ve gaz salınımından değildir. İnsanların şeytani psikolojilerinden dolayı tanrıyı öfkelendirmelerindendir. İklim değişikliği milyarlarca insanın hayatını tehlikeye atacak. Daha en kötüsünün görülmedi. Gelecek 5 yılda iklimde korkutucu değişikliklerin yaşanacağını kaçınılmazdır.
· İklim değişikliği bilim adamlarının beklediği gibi uzun sürede değil tam tersi çok kısa sürede çok şaşıracakları hızlı bir değişim olacak. Ve doğal afetler birden gerçekleşmeye başlayacak. Ardı ardına afetler dizilecek. İklim değişimine kısa sürede olabilecek bir şey değil diyen bilim adamları son günlerde yaşananlara büyük bir hayret duymaktadırlar. Tanrı dilerse elbette her şey olur.
· Avrupa’nın Atlantik kıyıları 2014 kışında 10 metreye yaklaşan dev dalgaların hedefi oldu. Portekiz’den başlayıp İspanya’dan geçerek Fransa’ya ulaşan kıyı bölgesinde arka arkaya yaşanan fırtınalar ölümlere, erozyona ve maddi zarara yol açtı. Aynı dönemde Amerika Birleşik Devletleri’nin ise dev bir patinaj pistinden farkı kalmadı. Dondurucu soğuklar haftalar boyunca ülke ekonomisini felç etti. Normalde ılıman bir kış geçiren güneydoğu bölgeleri de soğuktan payını aldı. Güney Yarımküre’de ise rekor kıran sıcaklar adeta kavurdu. Avustralya’da sıcak hava dalgası, evleri kül eden dev yangınlara yol açtı.
· İnançsızların şehirlerinin bir bir yıkıldığını göreceksiniz.Venedik, Hollanda, Fransa, İtalya, amerika kıtasının doğu sahilleri, avrupa kıtasının batı ve kuzey sahilleri, Avrupanın kuzeyindeki ülkeler, Afrika’nın kuzey ve batı kıyıları, orta amerika hep sulardan etkilenecek. Akdeniz ülkeleri kıyı kentleri yükselen sulardan etkilenecek. Kıyı kentleri sular altında kalacak. Herşey bir anda ansızın olacak.
· Allah herkesin içini bilir. Menfaat yüklü iç dünyası olanlar şeytanın yolunu seçtiğinden belalar onların üzerine olacak.
· Küresel ısınma birçok bölgedeki tarım randımanını olumsuz etkileyecek. Yeryüzü kıtlık yaşayacak. Ayrıca sağlık konusundaki tehditlerin de hızla artmasına neden olacak. Salgınlar her yeri kaplayacak. Kuraklık dönemini en belirgin Rusya hissedecek. Çünkü Rusya Suriye’de Esad’ı destekleyerek bir insanlık dramı yaşatmıştı. Allah önce Rusya’ya karşı bir savaş ihtimali oluşturacak. Ve bu durum güç kaybetmesine neden olacak. Sonra da afetlerden ve kuraklıktan nasibini alacak.
· Can alıcı hızda bir 2015 göreceğiz. 1915 yılının tam tersi gelişmeler hızla yaşanacak. Çatışma ve gerginlik hat safhaya çıktığında değişim ve düzelmede kendiliğinden başlayacak.
· 2014-2017 çok yoğun olacak. Ve çok şey hızla değişecek. Değişim o kadar güçlü ve külliyen olacak ki herkes kendi derdine düşecek. Mesela Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimi, yeni anayasa, yargı paketleri ve her alanda değişimler görülecek. Bunu yeryüzündeki her insan kendi üzerinde, evinde, işyerinde ve ülkesinde yaşayacak.
· 2014 yılının altıncı ayından itibaren salgınlar başlayacak. 2019 yılına kadar salgınlar hızla ve artarak devam edecek. En çok ölümler 2019 yılında görülecek. 2022 yılına gelindiğinde neredeyse insanların üçte biri ölmüş olacak.
· Tanrı asıl 2016 da tüm ordularını seferber edecek. Tanrının dinine saldırlar olacak. Mazlumlara ve inananlara yönelik saldırılar katliamlar yaşanacak. Tanrı da 2016-2023 arasındaki yedi yıllık dönemde yeryüzünü kılıçtan geçirecek. Yeryüzünde sayısız ve ardı ardına her türlü afetler yaşayacak. Özellikle inançsızların ve egemenlerin zarar gördüğüne şahit olacaksınız.
· Bozguncu milletler diyorlar ki “Şu bir gerçek ki basit olarak iklim her zaman değişti ve her zaman değişecek.” Bu doğal bir durum. Gibi makul sözlerle kendilerini kandırıyorlar. Bu Afetler neden bizim başımıza geliyor diye sorgulamıyorlar. İklim ile mücadele edelim diye toplantılar yapıyorlar. Sığınaklar ve erken haber alma kaçma çalışmaları yapıyorlar. Bak o çok istediğiniz ve zulüm ile sahip olduğunuz dünyayı Allah size veriyor mu?
· Afet olan şehirlerde insanların ortak bir söylemi var. Hep şunu söylüyorlar. ‘Buralarda hiç böyle afetler olmazdı. Çok uzun yıllar bu tür olaylara şahit olmadık. Şaşkınlık içindeyiz.’ diyorlardı. Tanrı bize neden öfkelenmiş olabilir.’ dediklerini hissediyorum. Biz doğru yoldaydık. Yoksa yanlış yoldamıyız bu olaylar neden bizim başımıza geldi diye sorgulamalara maruz kalmalıdırlar.
· Büyük bir dolu belası gözlenecek. Durmak bilmeyen ve yaşamı çok kötü etkileyen bir bela. O kadar çok ve şiddetli, yağacak ki herşey zarar görecek yollar kapanacak.
· 2015-2019 yılında kış dönemleri çok aşırı soğuk geçecek ve don olayları yaşanacak. İnsanlar buzul çağı mı geldi diyecekler. Soğuktan ölenler olacak, yaygın ve salgın gribal enfeksiyonlar yaşanacak.
· 2017-2021 aralığında büyük bir deprem olacak. Dünya var oldu olalı böyle bir büyük deprem görmemişti. Ana kara bir levha üçe kırılacak. Ve Amerika kıtası bundan en çok etkilenecek bölge olacak.
· Bozguncu zalimler insansız hava araçlarıyla Afganistan’da, Pakistan’da ve Yemen’de inanlara yönelik saldırılar yapıyor ve mazlumları el kaide saçmalığı ile öldürüyorlar. Allah da onların insansız hava araçlarını düşürecek uydularını meteorlarla vuracak.İsrail, Amerika sürekli uydu ile Ortadoğu’da inanan halkları izliyorlar. Allah da onlara karşı yapacaklarını yapacak.
· Dünyanın sıcaklığı yani küresel ısınma hızla artacak. İklim değişiklikleri kargaşaya, savaşlara, çekişmelere bölünmelere neden olacak.
· İstanbul'un bazı semtlerinde bir anda ani hava değişikliği yaşandı. Önce gökyüzü karardı ardından yoğun bir toz bulutu geldi, bu sırada göz gözü görmedi. Görüş mesafesinin kısalması sürücüleri de etkiledi. Bu tür ani hava değişimleri ve fırtınalar saniyeler içinde oluşacak. Bu tür vakalar dünyanın her yerinde çokça görülecektir.
· 30 saniyede bir dakikada yıkımlar yaşanacak. Ani hava değişimi bir anda yüksek alçak basınç değişimleri görecekler. Hava değişimleri yıkımlı ve fırtınalı gibi olacak.
· Havalar bir anda değişecek. Bir anda yağmurlu, bir anda kavurucu güneşli olacak. Bir anda hava soğuyacak bir anda ısınacak. Bazen şiddetli dolu bazen azgın bir yağmur görecekler.
· Dünyanın kuzey yarım küresinde kışlar dondurucu ve buzul çağı gibi geçecek. Özellikle 2015-2019 yılları arası çok çetin olacak. İngiltere’de sel baskınları 2015-2019 baharında daha fazla yaşanacak.
· İnananların nesli çoğalmasın diye nüfus planlaması adı altında çoğalmalarını engelliyorlardı. Bu onların geçmişte kız çocuklarını öldürmelerine, Musa döneminde Musa’nın gelişini engellemek için erkek çocuklarını öldürmelerine benziyordu. Allah Musa döneminde zalim egemenler olan firavunlara karşı nasıl çocuk ölümleri verdiyse günümüzde de benzer çocuk ölümlerine de şahit olacağımız kaçınılmazdır. Ortadoğu’ya saldıran NATO ve batının insanlıksız saldırgan askerleri bilerek ve gizlice pek çok çocuğu öldürmüştü. Tenhada çocuğun kafasına silah sıkan Amerikan askerleri vardı. Afganistan’da,Irakta, Suriye’de çocuk katliamları ve kayıp çocuklar gözlenmişti. Bu durumlar gösteriyor ki Allah benzer intikam alacaktır. Bu da yakında dünyanın bazı beldelerinde çocuk ölümleri göreceğimize işarettir. Allah ta inançsızların çocuklarını öldürerek aynı acıyı tattıracak. Katliamı yapan anlayışa sahip milletlerin kök nesilleri hedef alınacak. Allah birtakım salgınlarla sadece çocuk ölümlerini zalimlerin sahip olduğu kültür ve anlayışı taşıyan beldelere yaşatacak.
· İklim değişiklikleri için tedbirler almaya çalışıyorlar. Siz ne yapabilirsiniz ki. Hem suç işliyorlar hem de nasıl korunuruz hesabı yapıyorlar. Siz Rabbinizin kudretinden kendinizi koruyacağınızı mı sandınız. Bunların inançsız oldukları buradan belli. Afetlerin Allah tarafından geldiğine de inanmıyorlar. Akıllarına hiç tanrı gelmiyor. Tabiat ana dedikleri oluşum geliyor.
· İklim değişikliği çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Bu yüzden oranlar ve boyutu çok önemli. Geçmişte bu kadar hızlı değişim görülmemişti.
· İnançsızların ordularından birisi toprağın altında kalacak. Bir ordu depremle toprağın altında gark olacak.
· BM'den 'afet risk' raporu yayınlandı.Rapor'da afetlerde geçtiğimiz yıl 22 bin kişinin öldüğü bildirildi. Birleşmiş Milletler (BM), geçen yıl dünya genelinde meydana gelen 315 doğal afet nedeniyle 22 bin kişinin hayatını kaybettiğini, 95 milyon kişinin bu afetlerden etkilendiğini bildirdi. BM Afet Risk Azaltma Ofisi'nden (UNISDR) yapılan yazılı açıklamada,dünya genelinde kayıt altına alınmış afetlerin neden olduğu doğrudan ekonomik kayıpların son dört yılda peş peşe her yıl için 100 milyar doların üstünde gerçekleştiği belirtildi. Açıklamada, afetlerden kaynaklanan ekonomik zararın 2010'da 138 milyar dolar, 2011'de 371 milyar dolar, 2012'de 138 milyar dolar ve 2013'te 116 milyar dolar olduğu kaydedildi. UNISDR tarafından verilen bilgiye göre, geçen yıl 22 bin kişinin ölümüne yol açan tayfun, deprem ve sellerin meydana geldiği Filipinler, Hindistan, Çin, Pakistan ve Japonya'da 13 bin 700 kişinin hayatını kaybett Afetlerden etkilenen 95 milyon kişinin 84 milyonun Çin, Filipinler, Hindistan, Vietnam, Tayland, Pakistan, Bangladeş ve Kamboçya'dan yaşadığı belirtildi.
· ABD'nin doğu kıyısında bulunan milyonlarca ev ve iş yerinin, küresel ısınma nedeniyle gelecek 15 yıl içinde sular altında kalabileceği belirtildi. Küresel ısınmanın Amerikan ekonomisi üzerindeki etkilerini araştıran Risky Business adlı kar amacı gütmeyen kuruluş, bu konudaki tehlikenin, 25 yıl içinde ciddi boyutlara ulaşacağına dikkati çeken rapor yayımladı.Raporda, ABD'nin doğu kıyısında yer alan birçok gayrimenkul ve iş yerinin, deniz seviyesinin yükselmesi kasırgalardaki artış nedeniyle büyük tehdit altında olduğuna işaret ederek, küresel ısınma konusunda yeterli adım atılmazsa ABD'nin 15 yıl içinde yıllık 2 ila 3,5 milyar dolar değerinde gayrimenkul kaybına uğrayabileceği vurgulandı. Raporda, küresel ısınmaya karşı önlem alınmaması halinde, uzun vadede yılın bazı dönemlerinde sıcaklığın insan vücudunun kaldıramayacağı seviyelere çıkabileceği de ifade edildi. Kayıpların telafi edilemeyecek düzeye ulaşabileceği konusunda uyarılarda bulunulan raporda, gerekli.
· Gökten taş yağacak. Belirli beldelere meteor lar düşecek. Kimileri çok tehlikeli olacak.
· Yer çökmeleri yer kaymaları, heyelanlar müthiş derecede artacak. Dünya’nın her yerinde heyelanlarda aşırı artışlar olacak. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletinde yaşanan toprak kaymaları canlar aldı.
· Bir şehirde sayısız hortum çıkacak. Yüzü aşkın hortumla tanrı o şeyri yerle bir edecek. İrili ufaklı hortumların en büyüğü 2 km çapında olacak ve önüne gelen herşeyi kökünden kazıyacak araçları fırlatacak sözü geçen bu fırtınanın hangi şehirde gerçekleşeceğini bilmiyoruz ama tarihi 2015-2016 yıllarında olacak.
· Sel baskınları Avrupa’da binlerce insanı etkiledi. 2012 yılından sonra sellerde büyük bir artış görülen Avrupa’da yeni tedbirler ve çalışmalar yapılıyor.Avrupa sel ve doğal afetler için uydu ve çeşitli çalışmalar ile afetlere karşı tedbirler almayı amaçlıyorlar. Allah’a karşı savunma teknikleri arama yerine kendilerini ve amaçlarını neden düzeltmiyorlar. Onlar felaketlere karşı korunacaklarını mı sanıyorlar. Allah’ın azabı pek çetindir ve ne kadar tedbirli olurlarsa olsunlar ansızın yakalayıverir. İnananları öldürmeyi, Afrika’da Müslümanlara zulmü, mazlum halkların özgürlük arayışının bastırılması, Afganistan, Irak savaşı sonrası değişen Ortadoğu’ya baskıları, Türkiye’ye kirli planlarını tanrı bilmiyor mu. Batılılar inananlara savaş açtıkça Tanrı da savaşacaktır.
· Şiddetli yağmurların sellerin etkisiyle birtakım haşere ve sivrisinekler çoğalacak, bakteri ve virüsler üreyecek ve her yere yayılacaklar.
· Yeryüzünde aşırı yağışlar toprak kaymalarına neden olacak. Pek çok insan toprak altında kalacak.
· Ölümcül salgın hastalıklar yaygınlaşacak. Çok insan ölecek.
· Salgınlar inançsızları vuracak. Zayıf inananlar bile durumdan zarar görmeyecekler. Güçlü dirençli, iyi beslenen inançsızları saran vebalar gözlenecek.
· Göktaşı yağmurları yaşanacak. Korkunç görüntülere şahit olacaklar. Bir gece şehrin gündüz gibi ışıdığını görecekler. Yüksek seslerle yere yığılanlar olacak. Ateş yağmuru gibi olaylar gözlenecek. Yüksek seslerle diz üstü yere çökecekler. Kulakları sağar olanlar olacak.
· Yangınlar ve toprak kaymaları çokça yaşanmaya başladı. Büyük yangınlar şehirleri vuruyor. Çok ev yanabiliyor. Bazen bir mahallenin bir köyün tamamen yandığını görüyoruz. Defalarca bu tür olaylara şahit olduk. Allah kimlerin evine ateş atacağını kimlerin evinin toprak altında kalacağını iyi bilir. Önceden haksızlıkla yerleşmiş olanlar mutlaka karşılığını tanrıdan alacaktır. Çünkü tanrı her şeyin karşılığını verme dönemi yaşatıyor. Nesillerin kökeni ve ilk yerleşimleri incelerseniz tanrının ne kadar haklı ve adil kararlar verdiğini göreceksiniz.
· Buzulların erimesi sonucunda dünyadaki denizlerde yükseliş olacak. En ağır hasarı Londra, Amsterdam ve Berlin alacak. Avustralya'nın büyük bölümü suların altında kalacak ve devasa bataklıklar ortaya çıkacak. Güney Amerika'da ise Amazon ormanlarının neredeyse tamamı suların altında kalarak Amazon Denizi'ne dönüşecek. Türkiye'de buzulların erimesi durumunda ege ve akdeniz kıyıları hafif etkilenecek. Genel olarak etkilenmeyecek. Diğer ülkeler kadar agır geçirmeyecek. Deniz seviyesinde büyük yükseliş bütün uygarlık ve dünya biyosferi için büyük bir felaket anlamına geliyor. Ve bu kaçınılmaz olarak yaşanacak. Dünya nüfusunun yüzde 75'inden fazlası deniz seviyesinin 100 metre altında yaşıyor. Bilim adamları küresel ısınma devam ederse hava durumunda ciddi değişikler olacağı, kasırga, tayfun ve devasa su baskınları gibi felaketlerin daha büyük ölçeklerde ve sıklaşacağı konusunda uyarıda bulunuyor. ABD Çevre Koruma Ajansı'nın hazırladığı rapora göre geçtiğimiz yüzyılda deniz seviyesi 18cm kadar arttı. Bunun sebebinin ise dünya ısısının 0,5°C ısınmasından ötürü olduğunu açıkladı.
· Yerel mikro afetler görülecek. Bir fırtına sadece bir köyü etkileyecek. Artık tanrı ordularını tek kişiye dahi gönderecek. Mesela Çorlu’da fırtına bir kesimi yıktı geçti.
· Dünyanın çeşitli yerlerinde zararlı ve yıkıcı orman yangınları görülecek. Şiddetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüyen alevler yerleşim alanlarını tehdit edecek.
· Ceviz ve elma büyüklüğünde dolu yağacak. Dolu belası her yerde görülecek ve inançsızları hedef alacak. İnsanlar dışarı çıkamaz olacaklar.
YERYÜZÜNDE AFETLER ÇOK FAZLA
· Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) verilerine göre, Türkiye geçen yıl 2013’te 25 bin 775 kez sallandı.
· Peru'nun kuzeyinde şiddetli yağış sel felaketine yol açtı. Yerleşim yerleri, evler, araçlar, çamura ve suya gömüldü.Ülkenin güney batısında ise Ubinas volkanı faaliyete geçti. Volkanda oluşan patlamalar, Ubinas kenti ve Querapi köyünü dumana boğdu. Volkandan püsküren küller civardaki köy ve kentleri de etkiledi. Bölgeden çok sayıda kişi tahliye edildi.
· Şili'de 2014 Mart ayında 8,2 büyüklüğünde deprem Oluştu ve tsunami dalgaları sahillere vurdu.
· "Pasifik ateş çemberi" deprem ve volkan kuşağında yer alan Japonya, 11 Mart 2011'de tarihinin en büyük deprem felaketlerinden birini yaşamıştı. Richter ölçeğine göre 9 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan dev tsunami, 19 bin kişinin yaşamını yitirmesine, binlercesinin yaralanmasına ve ülkenin kuzeydoğu kıyılarında büyük hasara yol açmıştı. Deprem ve tsunami, Fukuşima santralinde de radyoaktif sızıntıya yol açarak Çernobil'den 25 yıl sonra dünyanın en büyük ikinci nükleer felaketine neden olmuştu. Üç reaktörün erimesi sonucu ortaya çıkan radyasyon sızıntısının ardından bölgede yaşayan 160 bin kişi tahliye edilmişti.
· Büyük Okyanus'ta iki volkanik adanın birleşerek büyük bir kara parçası oluşturduğu belirlendi.Japonya'nın başkenti Tokyo'nun bin kilometre güneyinde yer alan iki adanın deniz tabanındaki volkanik patlamalar sonucu birbirlerine doğru itilerek birleştiği belirtildi.Nishino-shima adası yakınlarında yeni bir adanın ortaya çıktığını, deniz dibindeki volkanik hareketlilik sonucu iki adanın dört ay sonra birleştiğini kaydetti.
· Türkiye’de seçim sonrası birkaç gün esen soğuk rüzgarlar bahar ağaçlarını vurdu. Fındık, kayısı ve pek çok meyve bahçeleri büyük zarar gördü. Yaşanan şiddetli soğukla gelen esinti tüm Türkiye’yi etkiledi. Meyvelerin üçte biri zarar gördü.
· Amerika, Irak’ta çatışmalar için bu sorun onların kendi sorunu kendi içlerinde bu sorunu savaşarak çözecekler dedi. Arap baharı Irak’a da girmişti. Amerika eski düzene başkaldıran halklar için yandaş hükümetlerine hep aynı şeyi söylüyor. Öldürün, kendi içinizde onlara fırsat vermeyin diyor. Afrika halkını silah ve savaşla bastırıyorlar. Tanrı’da afetlerle Avrupa’nın batı ve kuzey kıyılarını fırtınalarla vuruyor. Amerikanın doğu kıyıları ve İngiltere’nin güney kıyıları da fırtınalarla boğuşuyor.
· Bilim insanları ve çevre örgütleri, sıcak bir kış geçiren Türkiye'de iklim değişikliği ve sıcaklıklardaki artışın devam edeceğine işaret ediyor.
· Pazar günü 6.7 şiddetindeki bir deprem Şili’nin kuzey kıyılarını salladı. Otoriteler kıyı şeridindeki 100 binden fazla kişinin önlem olarak tahliye edildiğini açıkladı. Hasarın sınırlı olduğu rapor edildi. Başkent Santiago’nun yaklaşık bin 700 kilometre kuzeyindeki Iquiqe şehrinde insanların tsunami endişesiyle yüksek yerlere kaçıştığı gözlendi. İnsanlar artık çok tedirgin. Her an başlarına bir felaket geleceğini bilmekte ve bu endişeler ile yaşamaktadırlar. Bu devrin kaçınılmaz bir sonucudur.
· Kanada da meteor yağmurları oldu, adeta ‘ateş topları’ görüldü.
· Dünyanın her yerinde ani hortumlar çıkacak. Bir anda bir bölgeyi yok edebilecek. Ani hava değişimleri ve hortumlar paniklere yol açacak.
· Ebola salgını Batı Afrika’da yayılmaya devam ediyor. Gine’de yaklaşık 70 kişinin ölümüne neden olan hastalığa Liberya ve Siera Leone’de de rastlandı. Böylece sene başından beri bu üç ülkede hastalığa yakalananların sayısı 95’e ulaştı. Bulaşıcı hastalığa karşı en büyük silahın hijyen olduğunu belirten yetkililer halkı uyarıyor. İdrar, ter, dokunma ve buna benzer organik sıvılardan yayıldığı biliniyor. İshal, kanama ve yüksek ateşle kendini gösteren hastalığa karşı henüz bir tedavi yöntemi bulunamadı. Fakat hazırlanan aşının birkaç sene içinde insanlarda kullanılabileceği açıklandı. 1976’da Kongo’da ortaya çıkan hastalık, virüsü taşıyan yarasaların parçaladığı meyveleri yiyen maymunların avlanmasından dolayı insanlara bulaşıyor. Virüsün insandan insana geçmesi içinse elle temas yetiyor.
· Yunanistan'da, yıl başından beri grip salgınından ölenlerin sayısı 105'e çıktı.
· Orta Amerika ülkelerinden Nikaragua'da 6,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Korku panik ve can kayıpları yaşandı.
· Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, ülkede corona virüsüne yakalananların sayısının 182'ye yükseldiğini açıkladı.Virüs nedeniyle Suudi Arabistan'da şimdiye kadar 66 kişi hayatını kaybetti. Başka şehir Cidde’de ve Yemen’de de virüse rastlandı. Ağır Akut Solunum Yolu Yetersizliği Sendromu'nun (SARS) değişik bir türü olan corona virüsü ilk olarak Eylül 2012’de tespit edilmişti. Suudi Arabistan başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerinin korkusu haline gelen corona virüsü, akciğerleri ve böbrekleri tahrip ediyor. Bağışıklık sistemini çökerten virüsün uzun süreli yakın temasla bulaştığı belirtiliyor. Kaynağı hakkında yeterli bilgi olmayan virüse karşı henüz koruyucu aşı veya antibiyotik ilaç tedavisi bulunmuyor.
· Afganistan’da sel meydana geldi. Aşırı yağışlar toprak kaymalarına neden oluyor. 2bini aşkın insan toprak altında kaldı. Amerika ve pek çok ülkede toprak kaymalarından ölenler oldu. İklim değişikliğine bağlı aşırı yağışların kaçınılmaz sonucu olarak toprak kaymaları yaşanıyor. Yağışlar artacak, yeryüzünde aşırı yağışlar toprak kaymalarına neden olacak. Pek çok insan toprak altında kalacak.
· Sri Lanka'nın batısında bir köye gökten balık yağdı. Alışılmadık doğa olayına küçük bir hortumun neden olduğu sanılıyor. Hava sıcaklığı, nem oranı ve rüzgar hızında büyük değişimler olan bölgelerde meydana gelen hortumlar, tıpkı bir elektrikli süpürge gibi yerde ne varsa topluyor ve uzaklara taşıyabiliyor.
· ABD'nin, Amerika kıtasının kuzeyinde yer alan eyaleti Alaska'da 5.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Aynı gün Meksika’da 6 şiddetinde deprem oldu. Kuzey amerika kıtasında sayısız depremler gözlendi.
· Muğla'da hortum meydana geldi. Ortaca'nın Sarıgerme Mahallesi'nde meydana gelen hortum hasara yol açtı.
· Çin’in Guangdong bölgesindeki Shenzhen kenti 2008 yılından bu yana yaşanan en şiddetli yağışları geride bıraktı.
· Çin'in orta kesiminde bulunan Hunan eyaletinde şiddetli yağmur nedeniyle en yüksek seviyedeki kırmızı alarm verildi. Fınghuang’da birçok otel ve konutu su bastı. Nehir kenarında yaşayan 2 bin kişi tahliye edildi. Bölgede seller nedeniyle birçok otoyol kapandı. Toprak kaymaları meydana geldi.
· Paraguay'da Devlet Başkanlığı Sarayı'nı beyaz karıncalar bastı.
· Afganistan'ın kuzeyindeki Cevizcan vilayetinde dün başlayan şiddetli yağışlar sonucu oluşan sel felaketinde 53 kişinin öldüğü bildirildi.Cevizcan Vali Yardımcısı Abdurrahman Mahmudi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sel sularına kapılan 53 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını, onlarca kişinin de kayıp olduğunu belirtti
· Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) orta kesimlerinde etkili olan kasırganın neden olduğu hortumlar en az 17 kişinin canına mal olurken, büyük maddi hasar meydana geldi.Yetkililer arama kurtarma çalışmalarının sürdüğüne dikkatleri çekerken, ölü saysının artmasından ise endişe ediliyor.Hortumlar özellikle Arkansas ve Oklohama eyaletlerinde etkili olurken, yetkililer Arkansas’ın Vilonia kentinde durumun çok ciddi olduğunu belirtiyor.2011 yılında da kasırga nedeniyle büyük hasar gören kentin sakinleri yaşadıkları korkuyu şu sözlerle aktardı:“Bütün ağaçları söktü. Büyük bir karavanımız vardı onu aldı ve evin üzerine fırlattı.”Meteoroloji, yetkilileri Mayflower ve Vilonia’daki fırtınanın ülkede bu yıl görülenler arasında en şiddetlisi olduğunu kaydetti.Gece boyunca Arkansas, Tennessee and Mississippi’nin bir çok bölgesinde hortum alarmı verildi.
· Amerika Birleşik Devletlerinde hızla yayılan virüs ortaya çıkacak. Virüsün bulaşma riski çok yüksek olacak. Ateş, zatürre ve böbrek yetmezliğine neden olacak virüs batıya yayılacak.
· Kutsal topraklar Mekke'de gece bağlayan şiddetli yağmur cadde ve sokaklarda sel olmasına neden oldu. Adeta göle gönen sokaklarda birçok araç yağmur sularıyla sürüklendi ve Mekke sakinleri mağdur durumda kaldı.
· Panama'da 6,8 büyüklüğünde deprem oldu. Depremin merkez üssünün David kentinin 130 kilometre güneyi olduğu bildirildi.
· Tayland'da domuz gribi geri döndü. Tayland'da domuz gribine yakalanan 50 kişi hayatını kaybetti.
· Bangladeş'te gece çıkan şiddetli fırtınanın bilançosu netleşmeye başladı. Bini aşkın evin zarar gördüğü şiddetli fırtına sonucu 50 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.
· Şili’de inanılması güç dev yangın gerçekleşti. Rüzgarın etkisiyle tüm şehre yayılan yangın resmen bir kıyı kentini siliyordu. Güney Amerika ülkelerinden Şili’nin kıyı şehri Valparaiso’da çıkan büyük yangın sonucu en az 2 kişi hayatını kaybederken 3 bine yakın kişi de tahliye edildi. İnanılması güç bu tanrısal olay inançsız halka bir mesaj niteliği taşıyordu.
· Avustralya’nın Queensland eyaletinde sahil kentlerini vuran Ita Kasırgası can kaybı olmadan maddi hasarla atlatıldı.Hızı 120 kilometreyi bulan kasırganın oluşturduğu dev dalgalar ve aşırı yağışlar nedeni ile bazı bölgeler sular altında kaldı.
· Solomon Adaları yeniden sallandı. Makira Adası’nda meydana gelen depremin 7.5 büyüklüğünde olduğu açıklandı.
· Meksika’da deprem korkuttu. Başkent Mexico City ve ülkenin güney batı kıyıları Richter ölçeğine göre 7,2 şiddetinde sarsıldı.
· Orta Amerikada 7 üzerinde ardı ardına gerçekleşen depremler, şilideki depremler yıkıcı bir tepremin sinyalini vermektedir. Kitlesel bir levha hareketi yaşanmaktadır. Pasifikte büyük bir deprem ve yıkıcı bir tsunami görülecektir. Yeryüzü oldu olalı böyle bir deprem görmemiştir. Büyük levha üçe kırılacak ve Amerika ve avrupa bu depremden çok etilenecek.
· Elma büyüklüğünde yağan dolu, arabaların ve bazı dükkanların camlarının kırılmasına neden oldu. Yaz ortasındaki dolu fırtınasına sıcaklığın bir anda 32 dereceden 16 dereceye düşmesinin neden olduğu belirtiliyor.
· Milyonlarca hayvan telef oldu. ABD'de daha önce görülmeyen bir virüs nedeniyle 7 milyon domuz telef oldu
· Alaska'da volkan patlaması alarmı verildi. Alaska'da Pavlof Volkanı'nın patlama uyarı seviyesi kırmızıya yükseltildi.
· Suudi Arabistan'da yaklaşık iki yılda ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromunun (SARS) değişik bir türü olan corona virüsü MERS-CoV hastalığı nedeniyle 282 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.
· Afganistan’ın kuzeydoğusundaki Badahşan vilayetinde meydana gelen toprak kayması faciaya neden oldu. Birkaç gündür devam eden aşırı yağışın neden olduğu heyelanda en az 400 kişi yaşamını yitirdi. 2 bin kişi kayıp.Badahşan’ın Argo ilçesinin Ab Barik bölgesinde birkaç gündür etkisini artıran yağışın ardından meydana gelen heyelan 300 evi de toprağa gömdü. Bölgeden ilk gelen haberlere göre, yaklaşık 2 bin kişi dev toprak dalgasının içinde kayboldu.
· İtalya’nın doğusundaki Marche bölgesinde sağanak yağış ve yol açtığı sel felaketi hayatı felce uğrattı. Bir İtalyalı şaşkınlığını şu şekilde dile getirdi: ‘‘Bu sokakta yaşayan 80 yaşın üzeri insanlar, yaşamları boyunca bu kentte hiç bu tür bir felaket yaşamadıklarını söylüyor’‘
· Japonya’da son 3 yılın en güçlü depremi korkuttu.Tokyo'da 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
· Tayland’ın kuzeyinde 6 şiddetinde deprem meydana geldi.
· Alabama ve Mississippi eyaletleri başta olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) üçte biri kasırgaya teslim oldu. Amerikan medyası yaklaşık 75 milyon kişinin kötü hava şartlarından etkileneceğini aktarırken, şimdiye kadar ölenlerin sayısı ise 30 olarak açıklandı. Amerika Birleşik Devletleri’nin orta ve güney kesimlerinde sert hava koşullarının tehdidi sürüyor. Yetkililer ülkenin doğusundaki 20 eyaletin sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.Florida ve Alabama eyaletlerinde etkili olan aşırı yağışlar bölge halkına zor anlar yaşatıyor: Şiddetli fırtına ve bölgede meydana gelen hortumlarda birçok ev kullanılamaz hale geldi, binlerce kişi elektriksiz kaldı.Alabama eyaletinde karayolları kapandı, yüzlerce ev yıkıldı: “Çılgınca bir yağmur, hayatım boyunca gördüğüm en çılgınca yağmurdu. Sadece sağanak yağış, her yer sel, yollar çöktü.”Fırtına ve hortumlar nedeniyle geçen hafta 30’dan fazla kişi hayatını kaybetti. Amerikalı yetkililer ölü sayısının artmasından endişe ediyor.
· Türkiye'de ve dünyada kuraklık alarmı veriliyor.Susuzlukla baş etmeye çalışan Türkiye’de bazı kentler, ABD’de görülen ve su tüketimini kısmayı hedefleyen önlemleri almaya başladı.
· Bosna Hersek ve Sırbistan'da aşırı yağışlar büyük bir sele neden oldu.
· Bosna Hersek ve Sırbistan’da şiddetli yağışların yol açtığı su taşkınlarında hayatını kaybedenlerin sayısı çok fazla oldu. Sırbistan’da selden en fazla etkilenen kentlerden Obrenovac’ta binlerce kişi tahliye edildi. Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vucic bölgede son 120 yıl içinde görülen en şiddetli su baskınlarıyla mücadele ettiklerini söyledi.
· Bosna Dışişleri Bakanı Zlatko Lagumdzija ise suların çekilmesi ile ortaya çıkmasından korkulan bir başka tehlikeye dikkat çekiyor: “Toprak kaymaları ülkeyi tamamıyla harap ediyor. 2 binden fazla heyelanı kayda geçtik. Bütününü hesaba kattığımızda 120 milin üzerinde bir alana denk gelen 9 bin 400 civarında mayınlı arazinin heyelan altında kaldığını söyleyebilirim.”Bu arada afetten en çok etkilenen Bosna Hersek ile Sırbistan’da salgın hastalık tehdidi baş gösterdi. Yetkililer, su baskınlarına uğrayan bölgelerin vakit kaybetmeden temizlenmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.
· Sırplar'a yardım eden Avrupa Bosna'yı unuttu. İngiltere, Fransa ve Almanya'nın dahil olduğu 23 ülke, Bosna Hersek ve Sırbistan'daki sel felaketi sonrası yalnızca Sırplar'a yardımda bulundu. Türkiye ise ayrım yapmadan insani yardımları gerçekleştirdi.
· Şiddetli yağmur hayatı felç etti.Makedonya'nın başkenti Üsküp'te yollarda su birikti.
· Amerika kıtasında hem şaşırtıcı hem de üzücü doğa olayları yaşanıyor. Brezilya'nın en büyük şehri Sao Paulo sakinleri güne buz sürpriziyle uyandı. Caddeleri ve araçları kaplayan buz tabakası görenleri şaşkına çevirdi. En büyük şaşkınlık ise hava sıcaklığının 14 derece olduğu koşullarda buzlanmanın nasıl gerçekleştiği. Yoğun buz, şehrin en büyük havaalanının bir süreliğine kapanmasına ve araç trafiğinin tıkanmasına yol açtı.Ekipler sıkı bir çalışma sonucu yolları açtı. Brezilyalılar nadir görülen bu durumu fotoğraf çekerek sosyal medyada paylaştı.
· Dünyanın her yerinde ölü balık dehşeti yaşanıyor. Kaliforniya Del Rey limanına onbinlerce ölü balık vurdu.Pekçok göl ve denizlerde benzer balık ölümleri gözleniyor.
· Erdoğan’ı bir şahıs olarak değil savunduğu anlayış itibariyle iyilik ve doğruluğun temsilcisi gibi görmek daha doğrudur. Seçimlerde Erdoğan’a hayır diyen beldeleri Tanrı seller ile vuruyor. Çanakkale, Gökçeada, Giresun, İzmir, Eskişehir gibi şehirlerde seller meydana geldi.
· Çin'in kuzey bölgelerinde hava sıcaklığının 40 dereceye ulaşması sebebiyle sarı alarm verildi.Çin'de hava uyarı sisteminde kırmızı, turuncu, sarı ve mavi olmak üzere dört aşamalı alarm sistemi kullanılıyor. Diğer yandan Tibet, Guicou, Ciangşi, Fucien, Guangşi ve Guangdong eyaletlerinde de şiddetli yağış beklendiği bildirildi.
· Hindistan medyası, başkent Yeni Delhi ile ülkenin kuzey ve doğu bölümlerinde iki gündür etkili olan fırtınanın hayatı felç ettiğini belirtiyor.
· Hindistan'ın doğusundaki tarım arazisine yıldırım düşmesi sonucu 13 kişi hayatını kaybetti.
· Meksika depremle sallandı. 6,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
· Almanya’nın en kalabalık eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya’da aşırı sıcakların ardından yaşanan şiddetli fırtına nedeniyle meydana gelen kazalarda 6 kişi hayatını kaybetti. Maddi zararlar meydana geldi.
· Fransa Meteoroloji Genel Müdürlüğü, aralarında başkent Paris’in de olduğu 42 bölgede turuncu alarma geçildiğini duyurdu.Paris'in kuzeyinde bulunan Val D'Oise ve güneybatısındaki Yvelines bölgesi başta olmak üzere birçok bölgede fırtına etkili olurken, yer yer dolu yağdı. Rüzgarın ise bazı bölgelerde saatte 110 kilometreye kadar ulaştığı belirtildi. Yetkililer, aşırı yağış ve fırtınanın en az 2 gün daha devam edeceğini ifade etti.Turuncu alarm ise, hava koşullarının sosyal hayatı belirgin düzeyde etkilediği durumlarda veriliyor.
· Afganistan’ın kuzey ve kuzeybatı vilayetlerinde devam eden şiddetli yağış sonucu meydana gelen selde en az 200 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Sel sonucu binlerce ailenin evlerini terk ettiği ve yüzlerce dönüm tarlanın da sular altında kaldığı ifade ediliyor.
· Adı 2014 HQ124” olan “Çirkin”lakaplı bir meteor’un dünyaya yaklaştığı tespit edildi.Ay ile dünya arasından geçecek olan meteor tehlike arzedecek.ABD Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın uzay teleskobu NEOWISE tarafından tespit edildi. 2013 yılında bir Asteroid Sibirya’daki Chelyabinsk’e düşmüş ve bine yakın kişinin yaralanmasına neden olmuştu. Çirkin’in 10 ila 20 kat daha büyük olduğuna dikkat çekildi.
· İran’ın başkenti Tahran’ı vuran kum fırtınası 3 kişinin ölmesine neden oldu. Fırtına nedeniyle elektrik kesintileri yaşandı. Sosyal medyada paylaşılan videoda kent üzerindeki dev kum bulutu görülebiliyor.
· Pakistan'ın kuzeybatısında 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Kuzey kısmının büyük bir bölümü aktif fay hatları üzerinde yer alan Pakistan'da Eylül 2013'te meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremde, 376 kişi yaşamını yitirmiş ve Arabistan Denizi'nde yeni bir ada ortaya çıkmıştı.
· Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas Eyaletini vuran aşırı yağışların ardından su baskınları meydana geldi. Çoğu kişi evlerini terk ederken yüzlerce eve elektrik verilemedi.
· Amerika Birleşik Devleti'nin en kalabalık kenti New York, farelerle mücadele ediyor. Fare istilasına uğrayan kent halkı ise çaresiz.Fareler insanlara saldırıyor, istasyonda uyuyan insanların üzerine çıkıyorlar. Kentte adeta insanlar ve fareler yer değiştirmiş durumda.Uzmanlara göre kentteki fare nüfusu insan nüfusunun iki katına çıktığı belirtiliyor. New York belediyesi haşerelerle mücadele için 600 bin dolar bütçe ayırdı.
· Çin'in güneyinde etkili olan fırtına ve aşırı yağışlar sebebiyle 26 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.Sivil İşler Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Hunan, Jiangxi ve Fujian bölgelerinde yaklaşık 5 gündür etkili olan yağış ve fırtınada 3 kişinin kaybolduğu belirtildi.Fırtınanın şiddetini artırması sebebiyle önlem için 337 bin kişi tahliye edilirken, 115 bin kişinin de acil yardım malzemesine ihtiyacı olduğu kaydedildi.
· Hindistan'da etkili olan muson yağmurlarının neden olduğu toprak kayması ve sel yüzünden 11 kişi hayatını kaybetti.
· ABD Alaska depremin merkez üssü, nüfusu 10 binin altında olan Aleutian adaları olarak açıklandı.Deprem sonrası Alaska'ya bağlı diğer adalar için tsunami alarmı verildi.
· Meksika’nın Pasifik sahili açığında meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki deprem sonucu Guatemala'da iki kişi öldü. Depremin Meksika’nın güneyi ve Orta Amerika’da şiddetle hissedildiği bildirildi.
· Ardından yine Meksika’da 6,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Merkez üssü Pasifik kıyılarındaki Puerto Madero yakınları olarak açıklanan şiddetli sarsıntı en az beş kişinin ölümüne neden oldu.
· Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 2-6 Temmuz'da 25 kişinin daha ebola nedeniyle yaşamını yitirdiğini, 50 yeni vakaya rastlandığını belirtti. Salgının başladığı 2014 Ocak ayından bu yana üç ülkede ölenlerin sayısı 518'e, vaka sayısı 844'e çıktı.
· Japonya’nın güneyine ulaşan Süper Tayfun Neoguri Honshu ana adasında şiddetli yağışlara yol açtı. Tropikal fırtınaya dönüşen tayfunun etkili olduğu Nagano’da yağışlardan dolayı sel ve toprak kaymaları meydana geldi.
· Brezilya'nın güneyindeki Rio Grande do Sul eyaletinde sağanağın neden olduğu seller sonucu 18 bin kişi tahliye edildi.Yetkililer, eyalet genelindeki binlerce ev ve iş yerinin sular altında kaldığı 124 kentte acil durum ilan edildiğini ve hükümetin selden etkilenen bölgelere para yardımında bulunacağını açıkladı.
· Bazı bölgelerde açlık tehlikeli boyutlara ulaşacak. 10 milyon Yemenli, bir sonraki öğün yemek bulup bulamayacağını bilmeden yaşıyor. Yemen`de nüfusun yüzde 40`ı açlık çekiyor. Küresel bir kuraklık yaşanacak. İnsanlar kuraklıktan büyük sıkıntı çekecekler.
· Filipinler, tarihin en şiddetli tayfunlarından biri olan Haiyan’ın ardından ülkeyi, yine bir tayfun felaketiyle karşı karşıya. Rammasun Tayfunu nedeniyle ülkede en az 10 kişi hayatını kaybederken, 370 bin kişi evlerinden tahliye edildi. Hızı saatte 185 kilometreyi bulan tayfun ağaçları ve elektrik direklerini devirirken, birçok evin çatısını uçurdu.(15.07.2014)
· Çin’de hafta başından bu yana devam eden sağanak nedeniyle en az 18 kişi hayatını kaybettiği, bir milyondan fazla kişinin etkilendiği bildirildi.Çin Vatandaşlık İşleri Bakanlığı, Ciangşi, Hunan ve Guicou eyaletleriyle Guangşi Cuang Özerk Bölgesi'nde yağışlar sebebiyle 400 bin kişinin tahliye edildiğini açıkladı. Şiddetli yağış nedeniyle 9 bine yakın evin yıkıldığı ve 16 bin evin hasar gördüğü belirtilirken, 227 bin hektar ekili alanın zarar gördüğü kaydedildi.
· Kanada'da 12 ayrı yerde başlayan orman yangınları kontrol altına alınamıyor.
· Türkiye’de de çok farklı yerlerde aniden hortumlar çıkmakta bir anda hava değişimine bağlı yıkıcı rüzgarlar görülmektedir.
· Ege ve Akdeniz kıyı şehirlerinde CHP’li beldelerde İzmir ve Antalya başta olmak üzere şiddetli yağışlar, seller ve fırtınalar fazlaca olmaktadır.
· Bahçesaray'ı çekirgeler istila etti. Van Bahçesaray'ı istila eden ve tarım arazilerine zarar veren çekirgelerin ilerlemesini durdurmak için 40 kişilik ekip oluşturuldu.
· Kastamonu, 6 gündür etkili olan sağanak yağışla sele teslim oldu. Su baskınları nedeniyle, tarım arazileri ile ev ve iş yerlerini su bastı. Bölgede ilçeler de dahil bir afet yaşandı. Peki neden Kastamonu’da sel süreklilik gösterdi. Çünkü Haberal’ın memleketi. İnançsızların suçluyu seçtiği ve onunla inananlara yüklendiği için tanrı bölge halkına ordularını seferber etmiştir. 2014 belediye seçimleri sonrası Türkiye ve dünyada afetlerin artması ve belirli yerleri hedef alması çok şey anlatmaktadır. İnançsızlar sokak olaylarıyla Erdoğan’a savaş açtılarsa tanrı da inançsız halklara savaş açmıştır. Özellikle Türkiye’de haziren ayında sokak olayları her bölgede çokça artmıştır. Bununla beraber afetler de çokça artmıştır. Umarım insanlar bunların farkına varır.
· Adana'nın Kozan ilçesinde yazlık evlerinin çardağında otururken üzerlerine yıldırım düşen karı koca hayatlarını kaybetti. Adana'nın merkez Seyhan ilçesinde ikamet eden emekli işçi karı koca Tayyip Erdoğan’ı eleştirirken ve ona küfürler ederken başlarına yıldırım düştü ve öldüler. Tanrı inançsızları aynen böyle tek tek avlayacak. Geçtiğimiz hafta ABD de yayın yapan ve Erdoğan’a muhalif ve eleştirileriyle tanınan TİMES dergisinin Türkiye fotoğrafçısının başına da yıldırım isabet etti ve öldü. İnançsızlar da Suriye, ırak, Afganistan ve dünyada inananları böyle tek tek avlıyorlar. İnançsızlar inananları öldürdükçe tanrı da inançsızları öldürmektedir. Erdoğan’a düşmanlıkta hizmet edenler tanrının gazabıyla karşılaşacaktır.
· Selden etkilenen Sakarya'nın Hendek ilçesinde taşkın nedeniyle selden etkilenen evler hasar gördü.
· İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Şen, son günlerde ülkeyi etkisi altına alan soğuk ve yağışlı havaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Küresel ısınmadan dolayı bölgede iklim değişikliğinin meydana geldiğini ifade eden Şen, Türkiye'nin küresel iklim değişikliği nedeniyle artık "yarı tropik iklim" sisteminde kabul edilmesi gerektiğini anlattı.Şen, "Yarı tropikal iklim" sisteminde, mevsim değişimleri sırasında kısa süreli sağanağın normal olduğunu aktararak, şu bilgileri verdi:"Tropik iklim kuşağı, 30 derece enlemlerinden başlar ancak küresel iklim değişikliği nedeniyle kuzeye doğru kaymaya başladı. Yarı tropik olan kısım, bizim bölgemize geldi. Daha ileriki senelerde, tropik iklime doğru girmeye başlayacağız. Aşırı yağışlar, kuraklık, fırtına, hortum, bu iklim değişikliğin sonuçlarındandır. Küresel ısınmadan önce tabi ki bu yağış normal değildi. Dünya ısınmaya devam ediyor. Isınma devam ettikçe Türkiye'de bunun etkileri, sellerle fırtınalarla kuraklıkla kendisini gösterecek. Yani, küresel iklim değişikliği nedeniyle Türkiye'de mevsim değişimleri döneminde, afet şeklindeki faydadan çok zarar veren aşırı yağışlar bundan sonra da olacak."
· Çanakkale Boğazı'nda ortaya çıkan yüzeye yansıyan görüntü herkesi şaşırttı. Akıllara 61 yıl önce yaşanan Dumlupınar faciasını getirdi. Uzmanlar araştırıyor. Elbette bir nedeni vardır ancak Tanrı neden böyle bir görüntü vermek istedi. Bu önemlidir. Bir afete bağlı olarak izin olduğu bölgeden sonrası güvenlik sınırı çizmiş olabilir. Tanrısal bilgileri keşfetmede çok yetersiziz.


2001-2023 DÖNEMİ VE HİKMETLERİ
· Yeryüzünde savaş, tanrının ruhuyla şeytanın ruhu arasında gerçekleşmektedir. İnsanın bedeni bunun merkezidir. Bu ayrım insanlar üzerinde savaşı isteyenler ve barışı isteyenler olarak gerçekleşir. Bunun da ardında kötülük severler ve iyilik severler vardır.
· Işığın doğruluğun ve düzenin tanrısı olan Allah; karanlığın yalanın ve kaosun sahibi şeytanı yenik düşürecek.
· İyiler ile kötülerin mücadelesi doruk noktaya ulaştı.. Etkili bir mücadele olacak. Dünyayı iyiler düzeltirken kötülerde bu değişimin içinde olacaklar ve mücadelelerini arttıracaklar. Sırf azgın dünyacılar ile sırf ahiret için iyiciler mücadele edecek.
· Zenginlerin yönettiği dünyadan çok halkın yönettiği dünya da huzur olur. Yeryüzünde para sistemi, karanlık güçlerin elinden gidecek.İnsanlar yeni dünya düzeninden memnun kalalacaklar..
· Karanlığa karşı bu amansız savaşta, Göklerin Orduları safında olmak için bu yolu seçen her beşer varlığı, kendi payına düşeni kadarını yapmakla yükümlüdür. Ahiret yolunda olanların zaferi daimi sürecek küresel esenliği getirecektir. Bu yolda ancak; yükselten yükselir ve kurtaran kurtarılır. Sizlere aktardığımız bilgiyi sizler de çevrenizdekilere aktarınız ve kalenderlik ve alçak gönüllülük ile bilgeliği öğretiniz. Sirius misyonu, İlahi Plan ve programa bağlı olarak bir Semavi Vazife içerisindedir. Ve İlahi hiyerarşi’ye hizmet ederek bir hizmeti yerine getirmektedir ve bu yüzden tüm çalışmaları bir disipline bağlıdır. Böylece sizler de bu Semavi Disipline bağlı olarak aldığınız bilgi ve bilgelik ışığını benliğinize sindirip sonra ışık neşredici olunuz. Karanlık böyle yok edilecek ve şeytan böyle yenilecektir..
· Yeryüzünde kötü işler tasarlayanlar temizlendiğinde dünyanın karanlıktan nasıl aydınlığa çıktığını göreceksiniz. Yeryüzü artık kaygısız, güzel barış dolu bir yer olacak.
· Irkçılık, dincilik ve mezhepçilik varolma mücadelesi verirken kötülükten nemalanan birtakım merkezler agresif tavırlar sergilese de yok oluşlarının önüne geçemeyecekler. Batılın yıkılışını kimse durduramayacak.
· Onlara baktığımızda başarılı iş adamlarımızın her hangi birinden farklı görünmüyorlardı ama açgözlülüğün tahakkümüne girmişlerdi ve servet edinme metotlarında vicdansızdılar. Kalpleri sevgiden tamamıyla yoksundu. İhtiyaç içerisinde olanlar için hiçbir şefkat duygusu taşımıyorlardı. Tüm düşünceleri kendilerine ve servet biriktirmeye yönelikti. Yeryüzüne baktığımızda bunlara benzeyen kişilerin son derece faal olduklarını görüyoruz. Bunların çoğu özel hayatta yer alırlar ve hepsi resmi statü sahibi değildirler.
· Kötüler tarafından kullanılan başlıca silah “kargaşa, bozgunculuk, kurumlaşmış güvence yoksunluğu ve bunun sonucunda ortaya çıkan korkudur”…uluslar arası düşünme tarzının tüm ritminin değiştirilmesi gerekir ki bu da yavaş ve zahmetli bir iş demektir; her ülkedeki kargaşa ile tereddüt(ortamından) sorumlu olan kötü kişiler, yerlerini giderek7. Işının ritmi ile işbirliği halinde çalışabilen böylece “düzenli güzellik” oluşturabilen kişilere terk etmek zorundadırlar.
· Bu dünya afetlere yol açabilecek bir karışıklığın eşiğine gelmiş bulunmaktadır. Bununla ilgili bütün “aşağı güçler” son kozlarını oynamaktadırlar. Bunlara bizden pek çok beşeri de ekleyebiliriz. Herhangi birinizin uyanmakta olan spritüel bedeninin ilerlemesini geciktirmek için aşağı güçler her türlü çareye başvuracaklardır. Burada bir varlığın başka bir varlığın evrimini çekememesi söz konusudur. Her ikisi de aynı devrelerden geçmiştir, fakat biri kendi isteği ile yavaşlamış ve diğerine göre geri seviyede kalmıştır.
· Şimdiki kâinatımız, bir semavi üstadın dediği gibi; “bir ahlak kâinatıdır” bu kozmik evrim merhalesinin en belirgin özelliği ise, “ikili sistem” vasfını taşımasındadır. İkili sitem esas olarak karanlık ve aydınlık sabiteleri üzerine kurulmuş olup, bunların her birine ait olan sonsuz hususların yani karşılıklı zıtların dengesi üre işleyen bir mekanizmadır. Bu kâinata giren bir varlık önce karanlığın yolunda dermanı kalmayıncaya değin yürür ve sonunda ışık yolunu seçmek ve yolda yürümek özlemi ile tekrar canlanır, ışığı bulur kendini ışıtır ve bunun da uzun yolunu yürüyecek bir üst kâinata doğru ilerler. Ve bir zoru sınanma ile bir üst kâinata geçer. En önemli mesele karanlık ile yoğrulan benliğin, artık karanlığa ait her türü bağlarından arındırılması ve ışık bağları ile benliğin ışığa doğru çekilişini sağlayacak bir cehit ve faaliyet içerisine girilmesidir. Bu olgu bu kâinatın her beşer varlığı için mukadderdir, er veya geç de olsa…
· Yeryüzü nice zamanlardır karanlığın hüküm sürdüğü ve kâinatın nice sürgünlerine yuva durumunda bir gezegen olmuştur. Fakat artık kâinat içerisinde, Tanrısal Işık neşredecek olan bir kurtarılmış gezegen haline getirilecektir. Yeryüzünde ışık insanların çoğalması yeryüzünün giderek ışıyan ve en sonunda ışıklar saçan bir küre olmasına yol açacaktır. Bu görkemli olayda, bir Tanrı amelesi olmak kadar yüksek bir başka ey olamaz. Işık neşretmek için öncelikle ışığın bilgi ve bilgeliğini benliğe sindirmek ve yerleştirmek gerekmektedir. Kişiliğin bünyesinde yanar halde kalacak olan bilgi ve bilgelik ateşi, Tanrısal Işık e Bilginin alıp-aktırıcılığını sağlayacaktır. Sizlere bir disiplin plan ve program içerisinde aktardığımız semavi bilgi ve Bilgelikleri kalenderce edindiniz ve onları benliğinize yerleştirip ışık yayınız yani bilgi ve bilgelik öğretmenliği yapınız. Kişi fakat bildiği kadar olgun olduğunu bilerek, sürekli bilgi edinmeli ve olgunluğunu yeterli görmeyerek kendini bilme yolunda sürekli ilerletmeli ve çevresine de böyle öğretmelidir. İnsanlar için en tehlikeli kişiler, yarım bilgi ile öğretmenlik yapmaya kalkanlardır. Bunların yıllardır süren şarlatanlıkları ile nice insanlar yanıltılmış, aldatılmış ve özellikle spritüel konulara karşı polarize edilmişlerdir. Bu yüzden sürekli bilgi ve bilgeliğimizi geliştirerek, böylece doğru yolun öğretmeni olunuz.
· İnsan neyi çok severse dini odur. Parayı zenginliği isteyen dünya hayatını istiyordur. Dünyayı isteyen haksızlık eder ve zulmü tercih eder. İnanan ahireti tercih eder, hedefi dünya malı olmaz. Dünyaya sırtını döner. Ve o insanı faydalı ve sağduyulu görürsünüz. . Açgözlülükle kazanmak isteyenlerin insanlığa nasıl zulmettiğini tarihin her döneminde gördük. Bu dünya hayatını ölümlü olduğuna ve geçiciliğine inananlar neyin mücadelesini verecektir.. Ne dünyaya sahip olmak için kötülüğe başvurur ne de silahlanır. Yaşayacak kadarına razı olan fazlasında gözü olmaz. İlk hayat olan dünya hayatına aldanmayan Öldükten sonra dirilmeye inanmıştır ve Allah’a inanmıştır. Böyle anlayıştaki insan hoşgörülüdür, paylaşımcıdır. Dünya hayatına sırt çevirdiği için faydalı bir insandır. İnsanlığa zararsızdır. Ahireti tercih ettiği için imana sahiptir.
· Yeryüzünde sırf menfaatlerini düşünenler dünyayı kötü hale getirdi. Kardeşlikleri, akrabalıkları bozan ve düşmanlığı yayan en temel öğe dünya menfaatleridir. Mal,mülk için kardeşlik bozuldu. Toprak, tarla arsaya sahiplenenler insanlığa zarar verdi. Devletler arasında savaşlar çıktı.
· Yeryüzünde batıl yolda iki tür grup vardır. Birisi dinsizliği tanrı karşıtlığını seçmiş olan gog soyudur. Bu millet dünya hayatını tercih etmiş, ahireti reddetmiş, açgözlülük haksızlık ve zulüm ile dünyaya sahip olmayı isteyen millettir. Arzularının köle olmuş bu millet tüm günahları hak saymıştır. Bu millet her ülkede ve şehirde yeryüzüne yayılmış olarak vardır. Herkes çevresinde bu tipleri görür. Diğeri menfaatleri için dünya malına sahiplenen Magog soyudur. Irkçılık üzerinden topraklara ve devletlere sahiplenmiş halklarını ezen vesayetçi ve saltanat süren azınlık milletlerdir. Yönetimlere sahip tekelci ve baskıcıdırlar. Bu iki milleti dünyanın her yerinde görürsünüz. Aynı amaçlarda din düşmanlığı yapan kardeş iki millet gog ve magogdur. Bu gog magog soyu batıldır ama aynı safta yer almaktadırlar.. Ve diğer cephede inanan mazlum halklar vardır. Hak yoldaki halklar ile gog magog bileşkesinin çekişmesi tarih boyunca vardı. Günümüzde bunların çatışmasını rahatça görmekteyiz.
· İnsanları sevenlerle insanların karşısında olan zihniyet yeryüzünde mücadele etti. Dünya için insanlara savaş açanlar Tanrıyı karşılarına aldı.
· Dünya malına aldanan doğru yoldan ayrılır. Bu menfaat iki erkek kardeşi birbirine düşürdü. Ailede menfaatinin düşünen sevgiye ve kardeşliğe zarar verir. Aile bağlarının çıkar derdiyle koptuğuna şahit olmuşsunuzdur.
· Elbette ihtiyaç ve geçim için çalışılacak ama bu dünya hedef olmayacak. Hedef dünya ve içindekiler olunca şeytanın anlayışına tabi olunur.Şeytanın dini seçilmiş olur.
· Dünya için kazananın kazancı pul olur. Varlık içinde yokluk yaşar. Kazancında bereket olmaz. Dünyacı sürekli doyumsuz olur. Bitmek bilmeyen istekleri vardır. Arzu ve istekleri sürekli artar.
· Dünyaya egemen olmayı istemek topraklara, hazinelere, yönetimlere egemen olmayı istemektir. Dünya için hükmetme ve üstünlük kurma çabasında olanlar menfaatlerini kişisel ve ulusal çıkarlarını düşünürler. Bu anlayış yerine keşke tüm insanlığın çıkarlarını düşünselerdi barışı isterlerdi. Dünyada bir ulusun, bir ülkenin veya bir kesimin çıkarlarını düşünmek düşmanlığı ve savaşı mecbur kılmaktadır. Nimetlere sahip olmayı istemek, menfaat dinini yayan şeytanın işidir.
· Dünya için çalışan ve herşeye sahip olmayı isteyen anlayış iblis’in oluşturduğu canavar bir anlayıştır. Canavar, dünyaya sahip olmak için insanlara saldırıyordu.
· İnsanlara hizmet eden, ahiret için çalışan, adaleti ve barışı sağlayan iyiliği ögütleyip kötülükten sakındıran insan cennetliktir.
· İlk hayatı sevmenin, sahip olmanın ve istemenin verdiği hırsla insanlar doğru yoldan çıkarlar. Maddeciler insanlara zarar vermiştir.
· İnsanlar rahat yaşama arzusuyla hareket ettiğinde çevresine ve insanlara zarar vermektedir. Lüks yaşama hırsla sahip olayım diyenler insanlara zulüm etmektedir. İnsanoğlunu araçların köleliğinden kurtarmak, araçları insanlara hizmetkar etmek zorundayız. Aksi takdirde dünya üzerinde adaletsizlik büyürken, zulüm her geçen gün irtifa kazanacak, felaketler çoğalacaktır. Bütün bunlara karşı insanın körlüğü ve sağırlığı da artacaktır. İnsanlar, yeryüzünde neler olduğunu anlamalıdır artık.
· Zukarneyn peygamber insanları ikiye ayırır. Savaşı isteyenler ve barışı isteyenler diye. Savaşı isteyenler dünya mücadelesi veren inançsızlardır. Barışı isteyenler Allah’ı ve ahireti isteyen inananlardır. Menfaat derdinde deyilerdir. Savaşçılar kişisel ve ulussal menfaat amaçlarken barışçıllar külliyen insanların menfaatini amaçlamaktadırlar. Savaşçılar katliam ve geçici kısa menfaat elde ederken. Barışçılar insanlık için uzun ve ebedi menfaatler sağlarlar. Savaşçılar vesayeti, parçanın hükmetmesini isterken insanlığın büyük çoğunluğuna zulüm getirir. Barışçılar, insanlığa hizmet edilmesini ve insanlığın bütününün korunmasını istemiştir.
· Açgözlülük çok kötüdür. Yeryüzünde inançsızların kapıldığı bir hastalıktır.. Ulus ulusa karşı, ırk ırka karşı savaşır . Nedeni dünyaya sahip olmak dünya için çalışmaktır. Ahireti reddetmek daima açgözlülük yaşatır. Güçlü olan zayıf olanın malını gasbeder. Zayıfların özgürlükleri yaşam hakları kısıtlanır. Böyle bir dünya ortamında korku ve mücadele mevcuttur. Bu durumda daima güçlüler zayıfı ezer. Ve ‘orman kanunu’ insanlar ın kuralı olur.
· Çok kazanan her şeye sahip olmak istedi. Yönetimi sahiplendi ve vesayeti oluşturdu. Açgözlülükle daha çok kazanmak istedi. Bu nedenle insanlar paylaşmalıdır. Paylaşmayan insanlığa zarar verir. Bu nedenle zekat vardır. Tüm dinlerde paylaşmak ana esastır. Zekat, insanlık terörünü engeller. Sürekli kazanan doymaz daha çok ister ve istedikçe insanlara ve insanlığa zarar verir. Tarih ve günümüzdeki son devir bize bu gerçeği yine göstermiştir. Tüm dinlerdeki paylaşın ve dünyanın ardına düşmeyin emri çok isabetliydi.
· Allah yeryüzünde bir düzen olmasını ister. Bu düzen için kimilerini işveren kimilerini işçi kimilerini yönetici kimilerini yönetilen yapar. Dilediğine malı fazla verir dilediğine az verir ama bir kural koymuş. Ve demiş ki çok kazanan paylaşacak, az kazanan sabredecek demiş. Ama çok kazanan iyice açgözlülük etmiş fakirin lokmasına da göz dikmiş. Kaos üzerinden kazanır olmuşlar. Allah böyle yaparak insanların aralarına sevgi ve yakınlaşma koymayı arzularken şeytan bu farklılığı düşmanlık olarak göstermeye çalışmıştır.
· Yeryüzünde iki tip sermaye sahipleri vardır. Dünyayı seçmiş, haksızlığı yol edinmiş, kötü yollardan kazananlar. Diğeri ise Allah’a inanmış, ahreti seçmiş, iyi yola kazanlar. Bunlar temiz kazanırlar, helalinden haksızlık etmeden kazanırlar. Hizmeti seçmişlerdir ve insanlığa faydalıdırlar. Dünyada bu iki tip sermaye sahipleri vardır. Açgözlü zarar veren dünyacılar kendilerinin hak yolda olduğunu iddia ederken diğerlerin batıl yoldan kazandığını iddia ederler. Kendilerini doğru görürken karşıyı suçlu görürler.
· Başkalarının kaybı sayesinde kazanç sağlıyorlardı. Bu azınlık, zenginlik ve aşırı bolluk içerisinde yaşarken, çoğunluğun nasibi yoksulluk oluyordu. Yüzyılladır, dünyadaki durum da bu olagelmiştir. Çoğunluk için yoksulluk küçük bir azınlık için ise zenginlik söz konusudur.. Bu durum doğal yaşam biçimi olarak kabul edilmiştir.
· Tanrının nimetleri herkes için yeterliydi. İnsanlar ne paylaşmayı ne de kardeşliği öğrenebildiler. Yoksulluk ve aşırı zenginlik adil olmayan bir düzenin sonucudur.
· Siyasetle din iç içedir. Din ile siyaseti birbirine karıştırmayın diyenler dinsizlikle yönetilmeyi istemektedirler. Dinsizlikle yönetilmek yasasızlık, suçlar, yolsuzluk, haksızlık ve kaos demektir. Dünyada daima inananların ve inanmayanların birbirine olan mücadelesi ve siyaseti hep devam edegelmiştir. Dini siyasete karıştırmayın diyenler dinsizlik dinini kullananlardır.Din düşmanlığı yaparak siyaset yapanlar mazlumlara ve halklara zarar vermektedirler.
· İyi ve ahlaklı kişiler dünyada hoşlanılmazdı. Çünkü onlar fedakar olmayı ögütlerlerdi. Bu durum insanlığın çıkarına uygundur.Ama dünyacılar için fedakar olmak çok zordur. Olamazlar çünkü sadece dünyaya inanırlar.
· Dünyayı isteyenler ahireti isteyenleri tehdit olarak görürdü. Maddeci ve dünyacı bir hayat felsefesine sahip olduklarından tanrıya inanan ahiretçileri batıl yolda sayarlar ve akıldan mantıktan yoksun derlerdi. Bilimi ve akılı göstererek benliğe (şeytana) yani kendilerine güvenirlerdi. Oysa inananlar bilimi ve akılı göstererek Tanrıya güvenirlerdi. Bilimin tanrıyı gösterdiğini aklın kullanılması gerektiğini tanrının da insanı yönettiğini söylerlerdi.
· Toprakları ve devletleri sahiplenenler sadece bu dünya hayatı var dediler. Ahireti reddettiklerinden imansız oldular. Dünya için her türlü hukuksuzluğu meşru gördüler.
· İnsanlığa sahip çıkmayı öğrenemeyenler menfaatin yani açgözlülüğün kurbanı oldu. Sömürme niyetinde olan vesayetçiler hükmetti. Cehaletle yaşayanlar kendilerine aydın dediler. Halk için hizmet edenleri doğruluğu ve adaleti savunan aydınları astılar.
· İnsanlığın karşısında olan tüm ideolleri sahiplenenler tanrıya karşı olmuşlardır. Dini etnik ve her türlü ayrımcılığı yapanlar tanrıya ve dinine kafa tutmuştur.
· Haksız kazancı yol edinmiş olanların hukuksuzluktan kazanma mantığı zamanla etkinliğini kaybedecektir.
· Barış süreçlerine karşı olan inançsızlar tüm dünyada kardeşliği baltalamaya çalışırlar. ‘Ne kazanacağız.’ diyerek çıkar amaçlı düşünenler ‘kardeşlik ve barış anlayışını’ anlayamazlar.
· İnsanlığın sorunlarıyla ilgilenecek, insanlara barışı ve esenliği getirecek bir merkez dünyada olmadığı sürece insanlar bozuk düzenden zarar görecektir. Savaşlar ve tüm sosyal suçlar yaşanacaktır.
· Yeryüzünde yönetimlere insanlığa hizmet eden, doğrucu ve barışçı anlayışlar egemen olacaktır. Savaş siyaseti güdenlerin egemenliği yıkılırken barış siyaseti güdenlerin şefkati gelecektir.
· Hak ve hukuk insanlar tarafından sahiplenilirken sömürgeci vesayet egemenliği bir bir eriyecektir. Tüm yönetimlere tanrının egemenliği yavaş yavaş hakim olacaktır.
· Baronların, büyük para sahiplerinin ve yeryüzünün hazinelerine sahip olanların yönetmesi zamanla bitecektir. Paranın ve güçlü olmanın egemenliği değer kaybederken insani değerlere sahip çıkan doğrucu ve barışçı eşitlikçi yönetimler değer bulmaya başlamıştır.
· İnançsızların felsefesi ve egemenliği birden değil zamanla etkinliğini yitirecektir.
· Halkların mazlumların sermayesi birleşecek. Doğruluk yeryüzüne egemen olurken ortak kazanç ve paylaşımcılık artacaktır.
· Bilim ve akıl, din yerine konularak hem dini hem de bilimi karşı karşıya getirmeye çalıştılar. Din, bilim ve akıl ile ilerler ve yaşanır. İnançsızlar dini, bilim ve akıldan uzaklaştırarak Akıl ve bilime sahip çıkmıştır. İnananlar da inanmayanlar da aslında akıl ve bilime sahip çıkmıştır. Ancak sadece maddeyi kabul etmek maddi dünyanın gerçeklerini savunmak maddeciliği ve dinsizliği doğurmuştur.
· Biz her zaman doğruyuz diyenler doğru yoldan sapanlardır. Hak değişkendir ardından gitmeyeni düşürür.
· Sınırsız özgürlüğü tercih edenler insanlığa zarar vermiştir. Tüm bunların kökeninde arzularına dur diyememek vardır. Hevesine dur diyememenin devamında haksızlık, başkasının malına göz dikme, insan öldürmek, zina vardır.
· Maddeci ve çıkarcı felsefe temiz kazancı reddetmektedir. Bu nedenle barışı sevmez, onlara barışa gelin dendiğinde neyin karşılığında barış yapalım bu bize ne kazandırırki derler.
· İnsanlar gerçek bir dine, bir yaratıcıya ibadet etmek istemişlerdir. Sadece ondan dilemeyi ve onun için bir şeyler yapmayı istemişlerdir. Gerçek dinin gördükleri halde mahalle baskısından dolayı yaşayamamışlardır.
· Barış koşulsuz sevmektir. Olumsuz düşünmemektir. Ve hoşgörülü olmaktır. Merhametle bakmaktır.
· Sınırsız özgürlük zannedilenin tersine büyük bir fitnedir. Bütünün haklarına zarar verir. Ve düzeni bozar. İnsanın herşeyi yapması doğru değildir. Yasalar insanlık için en gerekli şarttır.
· Zekat yeryüzünde düzeni sağlayacak tek kuraldır. Kişisel gelirlerin çok artmasını yasalarla engellemek doğru olacaktır. Bir daha vesayetin ve büyük hırsların oluşmaması için fazla kazancın paylaşılması sağlanmalıdır. Yoksa insanla yine öldürülmeye başlayacaktır. İnsanoğlu gerçekleri görünce bir süre bu zekata bağlı kalmıştır. Ama tarih sürekli bir zaman sonra insanların yoldan yine saptığını göstermiştir.
· Hangi “inançtan” olursa olsun, hiç kimsenin ‘Öteki inanca’ yönelik olumsuz düşünmemesi gerekiyor. Eğer dünya için savaşmıyorlarsa Allah’tan başkasına kulluk etmiyorlar demektir. İnsan haklarını ve toplum düzenini koruyan her din doğru dindir. Hepsi de bir Allah’a çıkar.
· ‘Allah’ın nuru’ gerçeğin ortaya çıkmasıdır. Doğru ve insanlık adına olması gereken birgi ve faaliyetlerdir. Bu nur insanlığa hizmet eden güçtür. Bu güç doğruluk sancağıyla ilerler ve adalet kılıcını kullanır.
· Dünya malı imanı bozmaktadır. Mal kime verilirse korksun. Dünyada zengin olan ahrette fakir olur.
· İnsan rızkından olacağından dolayı hakkı reddetti. Elinin altındaki tehdit gördüğü kimselere zulmetti. Şefkat kanadını açmadı. Üstünlük kibrinden dolayı insan yalana başvurur. Ve yalanın ardı arkası kesilmez. İşte şeytan’ın kuru inadı da buradan gelir.Bir yalan söyledi mi ardı arkası kesilmez. Haklı olma ve üstün gelme arzusu suça ve günaha götürür.
· Sadece kendi ceplerini düşünenlerin zihniyeti devletin yönetim gücüne sahip olunca halkına zulmetti.dünyanın her yerinde çoğunlukt halk alt tabaka orta sınıf mazlum halklardır. Yönetimlere yerleşmiş olan sömürgeci vesayet tabakası yolsuzluk yaptı ve gelirleri paylaştılar. Çogunluk mazlum halkların sırtından geçindiler. Onların kazançlarını sömürdüler vergilerini aldılar. Ülkelerinin büyümesini mazlum halkların yaşam standardı yükselmesin diye istemediler. Mazlumlar üzerinden beslendiklerinden mazlumların gelişimini tehdit gördüler.
· Küresel sermayeyi ve özelleşmeyi reddedenler saltanatlarını kaybetmekten korktular. Serbest piyasaya, adil ekonomiye, rekabet gücüne savaş açanlar kolayca halkı sömürememekten korktular.
· Her ülkede ayrımcılık, ırkçılık veya zümrecilik halklara büyük sıkıntı yaşattı. Dün milliyetçiliği yaparak düşmanlığı oluşturanlar bugün yine aynı milliyetçilik ile savaşa devam diyorlar. Düşmanlık ve savaş isteyerek şeytanın yolunu savunmaya kalkıyorlar.Düşmanlığın ve terörün bitmesini istemiyorlar. Terörden medet umanlar varlıklarını sürdürmek için düşmanlığın sürmesine ve şehitlerin gelmesini istiyorlar..
· Küresel hukuksuzluğu adil düzen olarak görenler tam bir kafirlik sergilediler. Adil düzeni şaşkınlıkla karşılayanlar kalplerinin ne denli bozuk olduğunu göstermektedir.
· Kötüler bir zamanlar halkı aldatarak yönettiklerinden destek gördüklerini zannetmişlerdi. Şimdi kendilerini çoğunluk halk zannetmektedirler. Adil olduklarını sanırlar. Sevgiyi ve evrensel değerleri savunduklarını iddia edecek kadar şaşkındırlar. Doğruları, sevgiyi ve kardeşliği savunan birisi geldiğinde reddediyorlar.
· Yüzyıllardır kötüler iyilerle savaştılar. İyiler zarar verme ve öldürme taraftarı olmadığından dünyada yenik düşerler. Kötüler ise kirli planlar ve öldürücü silahlarla yok etme mücadelesine girerler kötüler iyilerle her yerde sürekli savaştılar. Dünya çok karışık ve karmaşık bir hale gelmişti. Sonunda iyileri yok etme birlikteliğine erişen kötüler tanrı’nın yeryüzüne müdahalesiyle karşılaştılar.
· Yeryüzü 1965-2010 yıllarında karanlığın son demine girdi. Yeryüzünü kötülükler kaplamıştı. Uyuşturucu, insan ticareti, rüşvet, intiharlar, kayıp insanlar, kadın ticareti, cinayetler, hırsızlık, gasp gibi tüm suçlar yeryüzünde en doruk noktaya ulaşmıştı. Bir tarafta açlıktan ölen sefil insanlar diğer tarafta lüks içinde yaşayan sefacılar.
· Dünyada iki tip zihniyet var. Birincisi sermaye sahipleri diğeri yönetim. Sermaye sahiplerinin tek amacı kazanmaktır. Nasıl kazandığı veya kazanırkenki sorunlar ikinci planda yer almaktadır. Yönetim de insanlığın korunmasını sağlayan zihniyettir. Yöneticiler insanlığın çıkarlarını korurlar. Yasama yürütme ve yargı yönetim gurubunda yer alır.
· Sömürücü yönetimler halkı soydular, yolsuzluk yaptılar, insanlara kıydılar. Gayrimeşru tüm yolları kullandılar.
· Var oluş mücadelesi veren ırkçılık, barışla yok oluşuna öfkelenmektedir ve şiddet istemektedir.
· Aydın dedikleri varlıklı insanlar asıl sömüren ve zulmü yapan suçlulardı.
· Fanatik taraftarlığı yapmak yerine doğruluk taraftarlığını yapsalardı dünya daha adil olurdu. Tarafgirlik hukuksuzluğu getirdi. Kör olmayı sağladı. Haksızlığı ve kuru inadı getirdi. Mantıksızlığı ortaya çıkardı.
· Fikirlerin hakim olduğu yerde şiddet olmaz. Şiddet, acizlerin işidir. Şiddet, mücadele azminin, mücadele ruhunun bittiği yerde başlar. Şiddet hiçbir zaman çözüm olmadı olmayacak. Söyleyecek sözü olmayanlar, verilecek bir mücadelesi olmayanlar şiddete başvururlar. Konuşacak birikimi, tartışacak yeteneği, bir mücadele geleneği olmayanlar şiddete başvururlar’‘ dedi.
· 2012 kutsal bir başlangıcın ilk yılı olacak. Ve Türkiye bütün bu bilimsel açılımın merkezi ve yürütücüsü olacak. Türk insanı eğitilerek dünyayı yönetecek ve yönlendirecek vasıflara ulaşacak. İnsanlık medeniyet görecek. İnsan olmanın haklı gururunu yaşayacak. Yüce Allahın kadına verdiği rol açıklık kazanacak.
· Zamanın uzamsal algısına, toplumsal evrimleşmenin gerçekleştirdiği yeni esenliğe giderek artan bir farkındalık düzeyi ile sahip olduk. Sahip olurken hem toplumsal yaşam değişti ve dönüştü ve hem de zaman algısı sürekli farklı bir değişim ve dönüşüm başkalaşması yaşadı. dinden, siyaset ve kültüre değin uygarlığın kapsadığı tüm ontolojik ögeler, giderek daha fazla zamanın hegemonyası içine girdi.
· Aldatılmış insanlardan bazıları doğruyu görüp te hakkın ardına düşmek ister. Yakınlarından birisi gelip ‘Sakın onlara uymayın. Onlar kötü, baskıcı, şiddetçi, yozlaşmış ve özgürlükleri kısıtlarlar. Babalarınızın yoluna uyun diyerek onları doğru yoldan saptırırlar.
· Zekat iblis’in yedi kudretinden ikisini parçalar. Bunlar tembellik ve açgözlülüktür. Zekat meselesi insanların önemli bir görevi gibi olmazsa insanlık yeni vesayeti kuracaktır. Halkın ortaklığı ile büyük yatırımlar yapılmalıdır. Çok kazanan mutlaka paylaşmalıdır. Geleceği bozacak tek şey sahip olma, yönetme hevesinde olanların dünya için koşturmasıyla yeni vesayet doğacaktır.
· Dünyanın iletişim araçlarıyla küresel bir köy haline geldi. Komşuların birbirlerine kilometrelerce uzaklaştığı, düşmanlık beslediği, ayrımcılık ettiği bir dünya istemiyoruz. Konuşun kaynaşın beraber olun. Hepimiz aynı dünya gemisindeyiz. Bir varlık kendi türüne bu kadar düşman olabilir mi. Ey insanlar, aklınızı başınıza alın ve tanrıya asi olmayın.
· Her insan kendini inanan olarak görür ve doğru yolda sanır. Bozguncular da kendilerini tanrının dinini savunduklarını sanarlar. Her insanın kendince bir ibadet şekli olmuştur. İnsanlar iyilik için farklı bir yol tutturmuştur. Önemli olan kendi gibi düşünmeyenlere de sırf insan olduğu için ayrım gözetmeksizin yardım e tmektir.
· Temiz ticaret ve helal kazanç inananlar sayesinde dünyada yürüdü. Dünyanın çarkı bu insanlar sayesinde döndü. Yoksa savaş, silah ve kaos üzerinden kazanlar ile değil. Sömürge ve ölümler üzerinden kazanalar batıl bir yol seçmişlerdi. Ve inanan mazlumlar bu egemen kaoscu yapı altında ezilse de varlığını temiz kazanarak sürdürebilmişti. Aslında sistemin ayakta kalmasını da bu insanların çabası sağlıyordu. Ama kimse bunun farkında değildi.
· Nükleer silahlar geçmişin köhne araçları. Prensipte nükleer silahlara karşı olmak her inanana farzdır. Sadece inançsızlar kitle imha silahlarına sıcak bakabilir. Ve başkalarında olmasına tahammül edemez.
· Maddeci yaşamın tutsaklığından nice kişi kurtarılabilirse ve onlar ışığı yoluna çekilirse semavi ışık öylesine giderek çoğalacak ve nefsaniyetin ve onun sahip ve hâkimi olan şeytanın yönetimi de o ölçüde yıkıma ve yok oluşa uğrayacaktır. Hz. İsa’nın dediği gibi “nefsaniyetin perdesi silah zoruyla yırtılamaz ve bu kabuğu bilgiden ve Tanrı sevgisinden başka hiçbir şey izale edemez.”
· Tüm dinlerde ona yöneltilen Yehova, Allah, Tanrı, yaratıcı baba, erihma rab gibi tüm güzel isimler ona hastır. Ve hepsi aynıdır.
· Dünyayı isteyenlerin her türlü zevki sefasına karşı ahireti isteyenlerin tutuculuğu vardı. Yaşamı seçmiş olanlar ahireti ve dirilişi reddederek inançsızlığı seçtiler. Bu nedenle sınırsız özgürlük ve arzularına tutkunluk ederlerdi. Böylece yeryüzünde suç işlenmesine, zulme zemin hazırlıyorlardı. Bu zihniyet tanrıya bağlı ve sadık olan zihniyeti tehlikeli ve zorba görüyorlardı. Çünkü inananlar tanrının yasalarına bağlı kalmak ve yasaların uygulanmasını istiyorlardı. Dünyada suç oluşturacak inasanların birbirine zarar vereceği yasaları kullanmayı ahireti tercih ettiklerinden istiyorlardı. Zina, hırsızlık, haksızlık, aşırı yemek, zekat(paylaşmak), öldürmemek, zarar vermemek gibi yasalara uyularak insanların yaşamda birbirlerine zarar vermemsini istiyorlardı. İnançsızlar inananları özgürlüğümüzü kısıtlayacak diye tehdit görürken, inananlar da insanlığa büyük zarar veren ve zulmeden bu inançsız anlayışı bir tehdit olarak görmektedirler. Dünya yaşamı ölümlü, geçici ve bir sınav ise mümkün olduğunca yaşama aldanmayarak ve yasalara bağlı kalarak kimsenin hayatına müdahale etmeden haksızlık etmeden bu dünya yaşamını atlatmamız gerekmektedir.
· Bir milletin Allah yolunda dirilişini engellemek isteyenler amaçlarına ulaşamazlar.Ç ünkü tanrı buna izin vermeyecek.
· İnsanlık adına herkes üzerine düşen görevi yapacak. İnsanlık için çalışan bir dünya göreceğiz. Artık savaş istenmeyecek barış istenecek. Bu hava yeryüzüne dalga dalga yayılacak



fetih isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
tayyip erdoğan ve mehdilik iddiasında olanlar fetih Serbest Kürsü 0 31.07.2014 22:18
deccal nedir deccal nedemektir deccal geldimi fetih Serbest Kürsü 0 31.07.2014 22:14
Recep Tayyip Erdoğan Ey Sevgili SıLa Diğer Videolar 0 02.04.2013 00:36
deccal ne demektir deccal nedir sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:36
Tayyip Erdoğan gerçeği sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:29


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları