Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Üyelerimize ÖzeL > Serbest Kürsü

illüminati amerikan siyaseti ve dünya gündemi


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Serbest Kürsü - kategorisi altındaki illüminati amerikan siyaseti ve dünya gündemi isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 06.03.2014   #1
Üye
fahrettin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Mar 2014
Üye Numarası: 380
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 8
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: fahrettin is an unknown quantity at this point
Standart illüminati amerikan siyaseti ve dünya gündemi

AMERİKAN SİYASETİ VE GÜNDEMİ

ABD yönetimi küresel bozgunculuk yapmaktadır. Wikileaks belgelerinden ve yazışmalardan anlaşıldı ki ülkeler arası gerginlikleri arttırıcı ve kışkırtıcı işler yaptıkları ortaya çıktı. Herkesi dinleyerek bizim hakkımızda olumsuz düşünenler var mı diye sürekli kuşkucu ve güvensiz tavrıyla kendi suçlu psikolojisini ortaya serdi. Küresel liderliğini kirli planlarla ve muhalifleri ezerek sürdürmeyi yol edinmişti. Dünya lideri bir devletin yönetimini küresel bozguncuların sarması ve menfaatlerine göre insanlığı kullanması son yüzyılda içler acısı bir dünya tablosu çizmiştir. Büyük patronlar ve sermaye güçlerinin açgözlülükleri büyük olumsuzluklara neden olmuştur. ABD ve dünyanın yönetiminde önemli etkiye sahip olan bu zenginler savaşlara, gasplara, açlıklara, ve kaoslara neden oldurmuştur.
Afganistan ve Irak’ta sivillerin öldürülmesi. Müslümanların ve insanların keyfi zevk ve eğlence edilerek öldürülmesi ABD askerlerinin ne kadar zalim olduğunu göstermiştir. Küresel askeri birliğin zihniyetini görmemek mümkün değil. Tamamen taraflı, düşmanca ve meşru olmayan işlerle mazlum insanlara saldırmışlardır.
Amerikan istihbarat örgütü NASA'nın, bilimkurgu filmlerini aratmayan teknolojilerle sıradan insanlardan büyük ülkelerin devlet liderlerine kadar herkesin telefonunu dinlediği, maillerini okuduğu ortaya çıkınca ABD Başkanı Barak Obama yeni bir güvenlik stratejisi oluşturmak için kolları sıvadı. Nitekim en son Alman başbakanı Merkel’in telefonunun dinlediği ortaya çıkınca iki ülke arasında kriz yaşanmıştı. Almanya "no spy" anlaşması için ABD'yi zorlamış ancak Washington buna yanaşmamıştı. Obama sonunda baskılara boyun eğerek -veya boyun eğmiş gibi yaparak- önceki gün iç ve dış istihbarat başkanlarıyla yaptığı nihai görüşmenin ardından "Bir daha müttefiklerimizi dinlemeyeceğiz" şeklinde tarihi bir açıklama yaptı. Daha sonraki bir konuşmasında da Obama, "İstihbaratımız dünyadaki her ülkenin, devletin niyetleriyle ilgilenmeyi sürdürecek" dedi. Bu söylem hukuksuz dinleme faaliyetlerini meşru kılıyor.
Amerikan ajanlarının hukuksuzluğu ve suçları ortaya çıktı. İnsanların kişisel haklarını ihlal ettiler. Her türlü kanunsuzluğu meşru gördüler. Dinlemeler, izlemeler, baskılar , öldürmeler gerçekleştirdiler.
Uydudan ülkeleri, dünyayı izliyorlar. İran’ı Türkiye’yi izliyorlar. Filistin de insan öldürmek için izliyorlar. Afganistan’da halkı öldürüyorlar.
Amerikalıların gizli ses kaydı Ukrayna ve AB’yi karıştırdı. Ukrayna da değişimi etkilemek isteyen Amerika birtakım çabalarda bulunarak koalisyon çabasında olmuştur. Muhalif lider Vitali Kliçko’ya yeni hükümette şans vermeyen Nuland Avrupa Birliği’ne de sert çıkıyor. Ukrayna’daki siyasi çözüm sürecinde Birleşmiş Milletler’in devreye girmesini isteyen Nuland, krizde yetersiz bulduğu Avrupa Birliği’ne küfür ediyor.
Binney bu kez "ABD artık bir polis devletidir" ifadesini kullandı.Yasaları es geçen ve kendini devlet zanneden paralel bir devlet var dendi.Kendi bloğundan bazı belgeler paylaşarak onlar üzerinden yorum yapan Binney'in, NASA'nın, mahkemeleri ve yasaları aşarak kendi kurallarını koyan bir "paralel yapı" (Parallel Construction) olduğunu söylemesi dikkat çekti.
ABD yönetimi diktatörlere destek vermektedir. İsrail Ortadoğu’nun kanseridir." ABD ve İsrail Arap devrimlerini İsrail'in lehine çevirmeye çalışmaktadır.
El kaide adı altında Müslümanları hedef alıyorlar. İnsansız hava araçlarıyla nerden geldiği belli olmayan füzeler ile insan avlıyorlar. Dünya güvenli bir yer olmaktan çıktı. Allah yaşamın korunması için dünyayı atmosfer tabakasıyla korunmuş tavan yaptı. Ama zulmedenler gökten izleyerek nereden geldiği belli olmayan ansızın tepesine düşen füzelerle öldürülüyorlar. Tanrı bu duruma elbette öfkelenir ve inançlı halkını mutlaka koruyacaktır.
İsrail muhalefeti Arap baharı zihniyeti taşımaktadır. Baskıcılıkla ve ırkçılıkla bir yere varılamayacağını bilmektedirler. İnançlı muhalifler olarak İsrail siyasetini eleştirmektedirler.
İnsanlığın sorunlarını gidermek adına hiçbir çözüm politikası olmayanlar yapıcı çözüm çalışmalarını anlayamıyorlar. Çözüm süreçlerini istemeyenler ve hiçbir destek vermeyenler menfaatleri için yaşayanlardır.
Dün Irak’a kimyasal silahlar bahane edilerek girildi. Bugün Suriye’de Esad rejimi halka kimyasal silahları kullanıyor. Ama hiçbir şey yapılmıyor.Kimyasal silahlardan dolayı Irak’a saldıran Amerika şimdi silah kullanan Esad’a neden ses çıkarmadı. AB güvenlik konseyinin beş daimi üyesinden Rusya’nın etkisiyle Suriye’ye tepki gösterilmedi. Amerika ‘Kimyasal silah kırmızı çizgilerimizdir.’ diyordu, ama Ne Esad’ı gönderebildiler ne de sınırlama getirebildiler. Yani işlerine gelen yönetimlere kimyasal silah serbest işlerine gelmeyen yönetimlere izin verilmiyor. Bu nasıl ikilik, nasıl çelişkidir. Amerika artık dünyada güveni kaybediyor. Irak’a ne için girildi. İran’a neden ambargo konuldu. Barışa adalete ve evrensel değerlere sahip çıktığını söyleyen Amerika artık bitiyor.
Rusya, ABD ve dostu İran’ın arasını birleştirmeye çalıştı. İran’da seçim sonrasında yeni hükümet ABD’ye yaklaştı. Nükleer anlaşmazlıklar için birbirini yerlerken bugün petrol ve nükleer anlaşmalardan dolayı sıkı dostluk kurdular. ABD bu arada bu yakınlaşmayı Türkiye’ye karşı da kullanmak istiyor. İleriki yıllarda İran-Irak çekişmesi gibi Türkiye-İran çekişmesi gözlemeyi umdular. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Zarif ABD hakkında sıcak ve yakın söylemlerde bulundu.Bu arada ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Kongre üyelerinden İran ile nükleer müzakereler sürerken yeni yaptırım yapmamalarını istedi.
Obama yeni İran hükümetiyle arasını iyi tutmaya çalışıyor. Birden ABD ile İran arasındaki ilişkiler iyileşti. ABD, son günlerde İran’a özellikle sıcak yaklaşıyor. Çünkü Türkiye’de hedefledikleri 17 Aralık darbesi sonrası gelinecek son noktadaki gerginliklerde Türkiye’ye İran desteğinin önü kesilmek istendi. Amaç önce İran’a vurmaktı. Ortadoğu’da yaşanan değişimler planları değiştirdi. En son Türkiye’ye saldırmak ana hedef yapıldı. Hızla değişen dünya ve gelişen Türkiye onları planlarında revizyon yapmaya itti. Şimdi ilk amaçları Türkiye’ye saldırmak. Bu nedenle İran yakınlaşması hedeflendi. 11 Eylül saldırısının planında asıl ve son hedef, Türkiye idi. Afganistan ve Irak’tan sonra İran vardı. En son Türkiye hedefteydi. İran’la nükleer anlaşmanın 20 Ocak’tan itibaren yürürlüğe gireceğinin açıklanması uluslararası toplumda yankı bulmaya devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama da İran konusunda diplomasiye ve barışa bir şans vermek gerektiğini kaydetti: “Kongre’ye şu an yeni yaptırımlara başvurma zamanı olmadığı yönünde bir mesaj gönderdim.’ dedi.
Rusya, ABD ve dostu İran’ın arasını birleştirmeye çalıştı. İran’da seçim sonrasında yeni hükümet ABD’ye yaklaştı. Dün nükleer anlaşmazlıklar için birbirini yerlerken bugün petrol ve nükleer anlaşmalardan dolayı sıkı dostluk kurdular. ABD bu arada bu yakınlaşmayı Türkiye’ye karşı da kullanmak istiyor. İleriki yıllarda İran-Irak çekişmesi gibi Türkiye-İran çekişmesi gözlemeyi umdular. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Zarif ABD hakkında sıcak ve yakın söylemlerde bulundu. Bu arada ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Kongre üyelerinden İran ile nükleer müzakereler sürerken yeni yaptırım yapmamalarını istedi.
İran ile ABD arasında barış havaları estirdiler. Dünya medyalarında birlik ve sevgi gösterileri yaptılar. Yatırım nükleer anlaşmalar ve yakınlaşma sağlayan ABD şimdi Türkiye-İran anlaşması gerçekleşince geri adım atmaya başladı. Türkiye’ye karşı bir saf kurmaya çalışan ABD İran’ı yanına almak istiyordu. Ardından ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, nükleer anlaşma yapılmasına rağmen İran’a yönelik belirli yaptırımların sürdürüleceğini açıkladı. Yaptırımları çiğneyen ülkelerin yaptırıma uğrayacağını ifade eden Kerry, İran ile ticaret yapmanın yollarını aradığı iddia edilen Fransa’yı uyardıkları söyledi.Bu ülkeye yönelik yaptırımların sürdüğü vurgusunu yapan Kerry, İran ticarete açık değil ve İranlılar bunun ticarete açık olmak anlamına gelmediğini biliyor. İranlılara bu yaptırımların süreceğini söyledik” diye konuştu.
Türkiye ve Fransa’nın da olduğu bazı ülkelerin İran ile daha fazla ticaret yapma olanağı aradıklarını ifade etmesi üzerine Kerry, tüm ülkelere yaptırımların süreceğini açıkça beyan ettiklerini belirterek bu kuralı çiğneyen ülkenin yaptırıma uğrayacağı vurgusunu yaptı. Kerry, “Fransızlar bazı işadamlarını oraya göndermiş olabilir. Yaptırımları çiğneyemezler. Eğer çiğnerlerse yaptırıma uğrarlar ve kendileri de bunu biliyor. Onları uyardık.” dedi. Türkiye2nin İran ile yaptığı anlaşmadan hoşnut kalınmadığı anlaşıldı.
İran İslam Meclisi Başkanının Tunus yeni anayasa kutlamaları töreninde yaptığı emperyalizm karşıtı konuşma, tüm ümitlerini İslam devrimimin temsilcilerine bağlamış olan, sömürgeci zalimler tarafından mağdur edilmiş halkların mesajıydı. ABD heyetinin töreni terk etmesi, bu emperyalist düzenin sermayedarlarının kendi duruşlarını savunmak hakkında ne kadar düşük kapasiteli ve zayıf olduklarını kanıtlamıştır.
Kimyasal silahlardan dolayı Irak’a saldıran Amerika şimdi silah kullanan Esad’a neden ses çıkarmadı. AB güvenlik konseyinin beş daimi üyesinden Rusya’nın etkisiyle Suriye’ye tepki gösterilmedi. Amerika kimyasal silah kırmızı çizgilerimizdir diyordu, ama Ne Esad’ı gönderebildiler ne de sınırlama getirebildiler. Yani işlerine gelen yönetimlere kimyasal silah serbest işlerine gelmeyenlere izin verilmiyor. Amerika artık dünyada güveni kaybediyor. Barışa adalete ve evrensel değerlere sahip çıktığını söyleyen Amerika artık bitiyor.
Boston maratonunda halka panik yaratmak isteyenlerin amacı bireysel silahsızlanma çabasını yıpratmak ve ilgiyi İslam terörü algısına yöneltmekti.
ABD’de küresel Ergenekoncular Obama ve Kerry’i eleştirerek Dış siyasette çok zayıfsınız. Ortadoğuda neden zayıfladınız, etkili siyasetiniz neden yok diyorlar. Türkiye sizden daha aktif, Türkiye’yi susturun ve durdurun diyorlar.Etkili Türkiye’den rahatsızlar. Koltukları için bozguncuların hizmetkarlığını yapan Obama, Biden ve Kerry dünya hedefinde olduklarından onlara uymakta ve hizmet etmektedirler.
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, 2016'da yapılacak başkanlık seçimlerine aday olacak. Biden kaybolan Amerikan egemenliğini şiddet ile kurmaya çalışacaktır. 2016 seçimlerinden sonra dünyada seviyesiz ve şiddetçi bir siyaset göreceğiz. 2016-2019 arası gerilimin doruk yaptığı nokta olacaktır. Irak’a Afganistan’a savaşta önemli rol oynayan Biden yenidünya düzenine direnecektir. Ama yeryüzü ve insanlık barış, adalet, demokrasi, özgürlük ve eşitlik için asla vazgeçmeyecektir. Evrensel değerler yaygın ve kitlesel hareketle sahiplenilmeye başlamıştır. Bu nedenle bu güce kimse direnemeyecektir. Bu küresel baharın nedeni yaşanmış son yüzyılın bu evrensel değerlerin bastırılmasıdır.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada Obama-Netanyahu görüşmesinin 3 Mart'ta gerçekleşeceği belirtildi. İkilinin gündeminde Filistin ile İsrail arasında devam eden barış görüşmeleri, İran ve bölgesel konular olacak.Açıklamada, Netanyahu'nun ziyaretinin İsrail- Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerinin derin ve sıkı sıkıya bağlı olduğunun göstergesi olduğu ifade edildi.
Şimdi de birbirlerinin sömürgesine sahip çıkıyorlar. Bazen paylaşamıyorlar. Hatta birbirleri arasında sömürge çekişmeleri yaşanıyor. Şurası benim şurası senin diye geçmişte paylaştıkları dünyayı şimdi kaçınılmaz şekilde kaybediyorlar. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Harf "Putin'in, Sisi'nin cumhurbaşkanlığı adaylığına desteğine" ilişkin "Biz herhangi bir adayı desteklemeyiz. Mısır'ı kimin yöneteceğine karar vermek, ABD ya da Putin'in işi değil" dedi. ABD'nin Mısır'la köklü, güçlü ve tarihi ilişkilere sahip olduğunun altını çizen Harf, "Bu değişmedi ve Rusya'ya yapılan bu ziyaretin bizim Mısır'la ortak çıkarlarımızı etkileyeceğini düşünmüyoruz. On yıllardır gördüğümüz üzere ilişkiye getirebileceğimiz kendine özgü kapasitelere sahibiz. Konular üzerinde birlikte çalışmaya devam edeceğimiz bir konumda olduğumuz düşüncesindeyiz. Diğer ülkelerle çalışmak istiyorlarsa, bunu yapmada özgürler" diye konuştu.
ABD Başkanı Barack Obama, Washington ziyaretinin son gününde Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande onuruna verdiği yemekte iki ülke arasındaki uzun yıllara dayanan ittifakı övdü. Başkan Obama dış politikada İran'a geniş yer ayırdı.Obama, bir gazetecinin 100'den fazla Fransız iş adamının Tahran'ı ziyaret ettiğini hatırlatması üzerine bu konuda net mesajlar verdi. Bazı şirketlerin İran'da keşif ve yatırım imkanı arayabileceğini ifade eden Obama, yaptırımların delinmesi halinde ABD'nin tepkisinin çok sert olacağı mesajını verdi. Paris mi Londra mı sorusunda Başkan Obama, her iki ülkeyi de iki kızına benzetti. 2 kız çocuğuna sahip olduğunu belirten Obama, her ikisi arasında ayrım yapamadığı gibi İngiltere ve Fransa arasında da bir ayrım yapamayacağını, her iki ülkeyle de yakın ilişkileri sahip olduklarının altını çizdi.
Amerika’ya giden Francois Hollande, San Francisco'da 1700’lerde kıtaya gelen Fransızlara sahip çıktı. Fransız Cumhurbaşkanı Hollande'a belediye başkanı tarafından kentin sembolik bir anahtarı hediye edildi.  Hollande burada yaptığı konuşmada, San Francisco'nun modern, özgür, toleranslı ve yaratıcılıklarla dolu bir yer olduğunu belirterek, ''Belki de bu yüzden 60 bin Fransa vatandaşı burada yaşamayı tercih ediyor. 300 binden fazla Fransız şirketi California genelinde işlerini yürütmekte'' diye konuştu. Fransızların uzak kıta halkını katledip yerleştikleri San Francisko adı üzerinde Fransız şehriydi. Amerika kıtasına giden Fransız korsanlar ve yağmacılar oraya yerleşmişlerdi.
ABD’de medya operasyonları algı yöneticileri var. ABD gündeminde tekelcilik ve taraflı yayınlar kaçınılmaz oluyor. Masa başında haberi senaryo ediyorlar sonrada oyuncuları bulup haberi yapıyorlar. Böylece insanlar aldatılıyor ve bir kalıba koyuyorlar. Kendi siyasi taraftarlarını oluşturuyorlar. Buna ofis haberciliği deniyor.
Time dergisi her sene yılın kişisini seçmek için internet üzerinden halk oylaması yapıyor ancak nihai kararı editörler veriyor.TIME'ın geçtiğimiz hafta sonuçlanan anketini, Mısır'da Muhammed Mursi'yi deviren darbenin liderliğini yapan Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abdulfettah Sisi ilk sırada tamamlamıştı. Ancak editörlerin tercihi Papa'dan yana oldu. İkisi de birbirinden farksızdı. Dinin en tepe lideri papa’yı koymak daha mantıklıydı. Çünkü yeryüzünde bir din savaşı yaşanıyordu. Şeytanın ruhuna hizmet edenler seçtikleri kişilerin hepsi kendi taraftarları olsa da en tepe sembolik ismi göstermeleri normaldi.
CIA eski Başkanı, yeni görevi olan KKR isimli finans kuruluşunun başında ilk iş olarak Türkiye'ye operasyon yaptı. Türk ekonomisi Mayıs 2013'te zirve yaptı. Türkiye'nin bu çıkışını engellemek isteyen baronlar ise Erdoğan'ı düşürmek ve Türkiye'yi yağmalamak için hemen düğmeye bastı. MİT'in tespitlerine göre baronlar, operasyon için KKR (Kolhberg Kravis Roberts) adlı 200 milyar dolarlık ABD finans devini seçti. Türkiye'yi buhrana sürüklemek için 25 milyar dolar fon ayrıldı. İşin başına ise Kuzey Irak'ta Türk askerinin başına çuval geçirdikten sonra CIA'in başına getirilen, sonra da yasak aşk nedeniyle buradan kovulan General DavidHYPERLINK "http://www.haber7.com/etiket/david+petraus" HYPERLINK "http://www.haber7.com/etiket/david+petraus"Petraus getirildi. Milli İstihbarat Teşkilatı'nın elde ettiği bilgilere göre, Petraeus, Kolhberg Kravis Roberts (KKR) adlı kuruluşun başına geçirilmesi için geçtiğimiz yıl Nisan ayının 15'inde görüşmelere başladı. Mayıs ayında ise bu kurumun başına getirildi. Önce dış basında "Diktatör" denilerek Başbakan yıpratıldı. FinancialHYPERLINK "http://www.haber7.com/etiket/financial+times"HYPERLINK "http://www.haber7.com/etiket/financial+times"Times, Guardian, WSJ, Der HYPERLINK "http://www.haber7.com/etiket/der+spiegel"Spiegel hatta Today's Zaman bile bu oyunun ortakları oldu.Sonra ise Gezi Olayları teşvik edildi. Diktatör söylemi tüm Türkiye'ye yayıldı. Para babaları ve reklamcılar ile çapulcular, Gezi'de büyük bir işbirliği sergiledi. Ancak yetmedi. Baronlar bu kez devlet içindeki oluşuma görev verdi. Paralel yapı desteklendi. Şok operasyonlarla hükümet çökertilmek istendi. Amaç ülkede hem siyasi hem ekonomik kriz oluşturmaktı. Türkiye'nin ekonomik istikrarını sarsmak, piyasaları çökertmek hedeflendi. Bu sayede hem politik istikrar bozulacaktı.200 milyar dolara hükmeden KKR'nin IMF Başkanı Christina Lagarde ile de ortak hareket ettiği belirlendi. IMF'nin de Türkiye'yi tekrardan kendisine mahkum ettirmek için KKR'nin gerçekleştirdiği bu operasyonu desteklediği öğrenildi. Şirketin yakınında bulunan diğer bir isim ise George Bush'un danışmanlarından olan Hanyri Kravis.Ortadoğu'daki tüm karanlık işlerin arkasından çıkan adam olarak bilinen Neocon Richard Perle de KKR'nin içindeki isimlerden. CIA ajanı da olan Perle'nin devrim yaşayan bir çok ülkedeki ekonomik krizin ardında olduğu, bu nedenle Karanlıklar Prensi olarak tanındığı ve son olarak Gezi Olayları'nda ise Taksim'de bir otele yerleşerek tüm yaşananları bizzat takip ettiği iddia edilmişti.Dünya çapında bir çok ülkede yatırımları bulunan Yahudi sermayesinin finans şirketlerinden olan KKR, 'leverage buy' olarak bilinen yöntemi kullanıyor
ABD’de Türkiye aleyhinde propağanda yapılıyor. Türkiye terör ile ilişkilendirilmek isteniyor. Bazen afişlerle, bazen reklamlarla, gazete ve dergilerle, sisivl toplum kuruluşlarının düzenlediği etkinlikle İslam düşmanlığı yapılırken Türkiye düşmanlığı da kullanılıyor.
RUSYA
Rusya artık sevilmiyor ve istenmiyor. Balkanlarda ve Kafkaslarda egemenliğini yavaş yavaş kaybedecek olan Rusya’ya şimdiden tepkiler başladı. Rusya egemenliğini reddeden Ukrayna halkından sonra Gürcistan meclisinden de aynı söylemler yükseldi.
Ukrayna’da AB taraftarları ve Rusya taraftarları oluştu. Günlerdir AB’ye hayır diyen Ukrayna başbakanı eleştiriliyor. Halk ikiye ayrılmış durumda Rusya taraftarları ve Rusya karşıtları oluştu. 'Bize bir adım gelene koşarak gideriz' diyen Putin egemenliğini kaybetmek istemiyor.Rusya'nın başkenti Moskova'da temaslarda bulunan Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den 15 milyar dolarlık yatırım ve yüzde 33'e varan doğal gaz indirimi aldı. Küresel güçler destekçilerine sürekli yardım yapıyor ve sürekli birilerini kurtarmaya çalışıyor. Ancak bu durum kaçınılmaz olarak kendi batışlarını getirecektir.
GÜNCEL DÜNYA
SURİYE
Yönetme, hakimiyet kurma ve egemen olma zihniyeti yanlış ve batıldır. Esad anlamsız olarak çoğunluk halka rağmen hala yönetme zorbalığı gütmektedir. Halkı tehdit görüp kendilerini hak yolda sayan zorba yönetimler aynı yolu tutmaktadırlar. Menfaatçi zihniyet ve yönetimler, bir bir batmaya mahkumdurlar.
Suriye lideri Esad, halkları terörist ilan ederken inançlı halkları el kaide olarak niteliyor. Aynı ABD ve Rusya politikalarını yürütüyor. ABD ve Rusya’da küresel ortamlarda bu inançlı Müslüman halkları terör olarak nitelemeleri dünyada islama yükledikleri anlamı nedeniyledir. Aslında bu onların kendi sorunudur. Bozuk anlayışları nedeniyle mazlum halklara saldıran bu zalim ülkelerin yönetimleri şeytani bir saplantıya düşmüştür. Asıl onlar terörist yönetimlerdir. Devlet terörleri devri gördük. Avrupa, Esad’mı yoksa El Kaide bağlantılı gruplar mı daha iyi şeklinde düşünüyor. İnançlı mazlum halkları terör ve gelecek tehlikesi olarak görüyorlar. Onların bu karşılaştırması utanç vericidir.
Esad rejimi saltanatını halka bırakmayan zorba yönetimdir. Ülkeye sahiplenmiş, yönetimi bırakmayan, vesayeti kurmuş ve çoğunluk halka silah gücüyle direnen bir diktatör anlayışındadır. Adilliği olmayan bir yapıdır. Esad rejimi küresel dış güçlerin ve batıl anlayışın desteğiyle ayakta durabilmektedir. Rusya CHP ve batı destekli bir anlayıştır.
Ortadoğu’da Suriye’den sonra Irak da çok karıştı. Ülkede inananlar ile inanmayanların mücadelesi başladı. Irak savaşı sonrası ülkede menfaatleri için çatışanlar evrildiler. Suriye, Mısır ve Lübnan’a benzer küresel inanç temeline dayalı gerçek Armegeddon savaşına Irak’ta katılmış oldu. Bölge iyice karışıyor. İnananlar ile inanmayanların mücadelesi Tüm Ortadoğu’yu ve Afrika’yı kaplamış durumdadır. Afrika kıtasındaki ülkelerin yarısı bu mücadeleyi yaşamaktadır.
Suriye’de iyilik felsefesine dayalı Müslüman temelli bir hükümetin yönetime gelmesini İsrail, ABD, Rusya ve küresel güçler istememektedir. Halkların desteklediği islami eğilimli hükümetlerin yönetime gelmesini tek isteyen ülke Türkiye’dir. İnançlı halkların yönetimini el-kaide ve terör olarak niteleyen küresel batıl anlayış aslında gerçek terörün sahibidir. Menfaatleri için yaşayan bu küresel teröristler Allah için dünya savaşını yaptığını söylemek gibi bir tezatlığa da düşmektedirler.
24 nisanda Suriye’nin dostları konulu toplantıda Rusya dışişleri bakanı çözüm sürecini eleştirdi. ABD’ dışişleri bakanı Con kery’e Suriye muhaliflerinden tepki geldi. Hiçbir şey yapmıyorsunuz ama ‘Evet katliam oluyor.’ diyorsunuz denildi. ABD Suriye konusunda ikiyüzlü davranıyor. Türkiye’ye karşı evet haklısın diyorlar diğer taraftan Türkiye karşıtı davranışlarda bulunuyorlar. Bu aldatıcı tablo daha ne kadar sürecek merakla izleniyor.
Muhalif gibi görünerek Suriye'ye giren El-Kaide, Esad ve Maliki'ye bağlı. Esad Rusyanın hükümeti, Maliki de Amerikanın hükümetidir. El kaideyi, Amerika ve Rusya kurmuştu. Oynanan oyunlar gayet açıktır. El kaide batıya hizmet eden bir taşerondur. Bunlara rağmen bu terör algısına aldanmış Müslüman cahiller de vardır.
El kaideyi Amerika ve Rusya kurmuştu. Oynanan oyunlar gayet açıktır. El kaide batıya hizmet eden bir taşerondur. Bunlara rağmen bu terör algısına aldanmış Müslüman cahiller de vardır. ÖSO gibi muhaliflerin elindeki yerleri almak için mücadele ediyor. Esad güçleri de El-Kaide'nin yerleştiği alanlara dokunmuyor. Bunlar Irak'taki cezaevlerinden serbest bırakılan El-Kaideciler. Bilinen sayıları 7 bin. Ancak dünyaya onların katliamları servis edilerek, algı yönetimi yapılıyor. Böylece 150 bin muhalifin tamamı "terörist" muamelesi görüyor. Türkiye'den Osman Sağırlı'nın analizine göre; Irak'ın Tikrit'te bulunan Tasfirat Cezaeevi'ne 26 Eylül 2012 tarihinde düzenlenen silahlı saldırıda 90 mahkûmun kaçtığı duyurulmuştu. Irak Meclis Güvenlik Komitesi Üyesi Hakim El Zamili, "Kaçmayı başaranlar arasında önemli El Kaide militanları da var" diyordu. Bizzat batılı güçler kaçışa ortam hazırlamışlardı. Şimdi Bunları kime karşı kullandıkları anlaşıldı. Aslında tabandaki bu milisler tepedeki küresel oyunculardan habersiz. Birileri birilerini kullanırken dinsel değerleri de kullanmaktadırlar. Tüm bu çelişkiler içinde sömürgeci menfaat mantığından başkası ortaya çıkmıyor.
El Kaide ve İŞİD örgütleri ÖSO gibi muhaliflerin elindeki yerleri almak için mücadele ediyor. Esad güçleri de El-Kaide'nin yerleştiği alanlara dokunmuyor. Bunlar Irak'taki cezaevlerinden serbest bırakılan El-Kaideciler. Bilinen sayıları 7 bin. Ancak dünyaya onların katliamları servis edilerek, algı yönetimi yapılıyor. Böylece 150 bin muhalifin tamamı "terörist" muamelesi görüyor. Türkiye'den Osman Sağırlı'nın analizine göre; Irak'ın Tikrit'te bulunan Tasfirat Cezaeevi'ne 26 Eylül 2012 tarihinde düzenlenen silahlı saldırıda 90 mahkûmun kaçtığı duyurulmuştu. Irak Meclis Güvenlik Komitesi Üyesi Hakim El Zamili, "Kaçmayı başaranlar arasında önemli El Kaide militanları da var" diyordu.
Suriye muhaliflerine karşı haçlı birliği oluşturmuşlar. İnançlı halka karşı birlik etmişler. ESAD RUSYA VE İRAN IŞİD NUSRA, HİZBULLAH muhaliflerin düşmanıdır. Suriye muhalifine soruyoruz. Suriye’de neler oluyor.Beşar Esad ve Suriye direnişine karşı çıkan herkes bizim düşmanımız. Nizam yani Esad'ın güçleri. İran ve Rusya, Beşar Esad'ın projesinin daimi temsilcileri. IŞİD, Nusra, Hizbul Cellad dediğimiz Hasan Nasrallah'ın askerleri olan Hizbullah, Irak ve Yemen şiileri. Hatta Kuzey Koreliler. Tepemizde dolanan, bomba yağdıran uçak pilotları Koreli. Mücahidlerin rehin aldıkları Koreliler var.Türkiye'nin TIR'larından un ve gıda maddesi çıkıyor. Keşke o TIR'lardan silah çıksaydı. Ne iyi olurdu. O zaman savaşın şekli böyle mi olurdu? Türkiye'nin buraya silah yardımı yaptığını söyleyenler Rusya'ya, İran'a ve Lübnan'a niye bakmıyor? Onlar üstelik inkâr da etmiyor. Açıkça destek verdiklerini her ortamda söylüyor. Türkiye'deki Müslümanlar bize destek çıktı. Kapılarını sonuna kadar açtı. Biz onların istediği zamanda ve istediği gibi ölmediğimiz, insani destek gördüğümüz için Türkiye'yi zorda bırakmak istiyorlar.
Kerry, Suriye konusunda ABD politikasının başarısız olduğu iddialarına karşı çıktı. Suriyede politika yürütmenin zorlu olduğunu ifade etti. Herhangi bir özür ifadesi kullanmak istemediğini belirten Kerry, ”Daha hızlı ilerlemek istiyoruz. Daha iyisi olsun istiyoruz. Ama dikkat çekmek istediğim nokta; diplomasi dirençli, gayretli, yavaş ve hızlı bir şekilde çalışmak anlamına geliyor.” dedi.
Esed’in geçmiş döneme oranla daha da güçlendiğini kabul eden Kerry, Dürüstçe söylemek gerekirse Esed konumunu birazcık güçlendirdi ama savaşı kazanmıyor, şeklinde konuştu. Kerry son olarak Suriye politikalarını sürekli gözden geçirdiklerini ifade etti. Başkan Barack Obama’nın da aynı görüşleri paylaştığına dile getirdi. Obama’da Kerry’de sürekli dünyayı aldatıyorlar. Birilerinin çıkarı için evrensel değerleri çiğniyorlar. ABD liderliği büyük bir sarsıntıya ve güvensizliğe neden olmuş durumdadır. Suriye’de yaşanan insanlık ayıbına bilakis engellemediği için ABD neden olmaktadır. ABD bu anlayışla mutlaka kaybedecektir. ABD dünya düzenini sağlarken güçlü ülkelerin desteğiyle bu kudreti sürdürdüğünü düşünmektedir. Fransa, Rusya, İngiltere gibi ülkelere haksız da olsalar asla tavır alamamaktadır. Bu nedenle insanlık adına yanlış anlayışa ve dünya siyasetine sahip olan ülkelere dur diyememekle kendi tahtının sallanmasına neden olmaktadır. Amerikanın liderliği 2014 yılında yıkılacaktır. Ve yedi yıl boyunca zayıflayarak yok olacaktır. Küresel dünyada insanlık doğru ve adil olan anlayışın yanında olacaktır.
Suriye’de Beşşar Esad rejimine karşı savaşanların bir kısmını Avrupa’dan gelen gençler oluşturuyor. Nasıl ki beşşar Esad rejiminde Ruslar, Koreliler var ise Esad’a muhalifler de çeşitleniyor. Resmen Armegeddon savaşı yaşanıyor. Avrupa ülkeleri, sayıları binlerle ifade edilen bu savaşçıları engellemek için seferber olurken, bir başka endişe konusu da Suriye’de özellikle radikal eğilimli grupların safında savaşanların ülkelerine döndükten sonra fikirlerini kendi ülkelerinde yayma düşüncesi. “Avrupalılar için her şey daha da kötüleşiyor. Tehlike çanları çalmaya başladığında, anne babalar yetkililerle temasa geçerse, özel bir arabulucu çocuğa gidebilir ve sorumluluğu alarak konuşabilir. İslam’ın dünyanın öbür ucundaki noktaya gidip savaşmasını gerektirmediğini anlatabilir. Bu çok net bir şekilde gerekli. Bu insanlara şimdilik sadece anti terör kurallarına göre muamele ediyoruz” Öte yandan Suriye’de rejime karşı savaşan her 10 kişiden birinin Avrupa’dan geldiği tahmin ediliyor.Geçtiğimiz hafta ilk defa bir İngiliz vatandaşının Halep’te intihar saldırısı düzenlemesinin ardından Avrupalı yetkililerin teyakkuza geçtiği belirtiliyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Esed rejiminin kimyasal silahların Suriye'den çıkarılması konusunda ayak sürüdüğünün açık olduğunu belirterek, "Suriye'nin kimyasal stoğunun sadece yüzde 11'i şimdiye kadar ülkeden çıkarıldı. Yavaş ilerleme kabul edilemez" dedi.
ORTADOĞU
İsrail Ortadoğu’da mezhepsel bir çatışmanın çıkması için fırsat kolluyor. Ve büyük beklentiler içindedir. Yandaşlarını silahla destekliyor. Menfaatçi ve çıkarcı inançsızlar ilk ayrılığı Kerbela olayında çıkarmıştı. İsrail yanlısı menfaatçi anlayış bölgede aynı anlayışa sahip olanlarla işbirliği yapacaktır.
Irak’ta Suriye’de Libya’da ve Somali’de barış girişimlerinde bulunan Türkiye çözüm ve barış süreçlerine öncülük etmektedirler.
Irak'ta, aşiret devrimcilerinden ismini vermek istemeyen bir kaynak, el-Anbar ilinin el-Kerme ilçesine bağlı Zirau Dicle bölgesindeki askeri birliğe düzenledikleri saldırıda birliğin imha edildiğini ve askerlerin kaçtığını iddia etti.
Irak:11 yıldır şiddet ülkeye hakim. Ama Irak aslında 34 yıldır bir savaştan diğerine sürüklenmiş bir ülke. 1980’deki sekiz yıl süren İran Irak Savaşı, ardından Kuveyt’in işgali ve sonrasında gelen uluslararası askeri müdahale. Bunu izleyen on iki yıllık ambargo dönemi ve ardından 2003 Savaşı. Yani 34 yaşındaki bir Iraklı Savaş, yıkım ve acıdan başka bir şey görmemiş. Şiddetin bu düzeyde olmasında bu gerçeği etkisini unutmamak gerek.Amerikan ordusu resmen ülkeden çekilmiş olsa da meşruiyetini direnişten alan şiddet artık farklı gerekçelerle her gün kendini üretmeyi sürdürüyor. Bir yandan Sünni-Şii çatışması diğer yandan Arap-Kürt gerilimi, El Kaide ve Suriye’den yükselen alevler Irak’ı yakıyor. 2006’da ülkeyi ve sonrasında tüm bölgeyi zehirleyen mezhep vurgusu özellikle askeri kontrol noktalarında çok belirgin. Her noktada Hazreti Ali’nin resimleri, bayraklar dikkat çekiyor. İnsanın tanıştığı kişiye ilk olarak “Sünni misin Şii mi?” diye sorası geliyor, sanki çok önemliymiş gibi.Sokaklar, mahalleler yüksek duvarlarla birbirinden ayrı olmuş durumda. Bu cinnet ortamında insanlar günlük yaşantısını sürdürmeye çalışıyor. Evden çıkanın geri gelip gelmeyeceğinin ciddi bir soru olduğu ortamda sağlıklı bireyler yetişmesini beklemek hayalcilik. Bu tablonun “güvenliği” ekonominin petrol ve doğalgazdan sonraki en önemli sektörü haline dönüştürmesi sürpriz değil. Yıllardır Irak’ta çalışan bir Türk işadamı kullandığı zırhlı aracın aylık maliyetinin 17.000 dolar olduğunu anlatıyor bize.
Bu fiyata şoförü ve silahlı koruması dahil değil. Üstelik bu güvenlik hizmetini almadan sokağa çıkmak da akıl karı görünmüyor. Önlemlerin çoğu Irak’ın siyaset ve bürokrasi kadrolarıyla gelen yabancı konukları korumak için alınmış durumda. Iraklılarsa kaderine terk edilmiş. Bu koşullar altında Irak’tan nasıl bir siyasi çözüm, nasıl bir normalleşme çıkacağı konusundaki sorular da yakıcı. Yaklaşan bir seçim var ama bu seçim de birlik getirmekten çok ayrılıkları derinleştirecek gibi görünüyor.Sokaklarda başbakan Maliki’nin ve diğer siyasilerin seçim afişleri göze çarpıyor. Ama bu ortamda nasıl seçim yapılabilir, insanlar sandığa nasıl gidebilir? Bu ilk soru. İkincisi 325 sandalyeli parlemento için 276 parti ve 70 siyasi blok yarışacak. Yani kimin kim olduğu, hangi görüşü nerede temsil edildiği belirsiz. Siyasi yapı parti ve kurumlar oturmamış. Bu koşullarda oturma şansı da zayıf. Üstelik Mukteda el Sadr gibi bir lider bir kez daha siyasetten çekildiğin ilan ederek belirsizliği dahada derinleştirdi. Bir de Sünni bölgesinde ayaklanma ve askeri operasyonlar var. Suriye, Kürtlerle ilişkiler, petrol yasası ve diğer sorunlara sıra gelmedi.Amerikan işgali sonrası ülke “diktator Saddam Hüseyin’den kurtulsa da” rejimini yıkamadığı anlaşılıyor. Bazı Iraklı gözlemcilere göre Maliki yönetimi Saddam Hüseyin’in bile sahip olmadığı yetki ve etkiye sahip. Siyasi kültür Saddam rejiminin izlerini taşıyor. Kurumlar o eski bildik yapıya bazı rütuşlarla kuruluyor. Saddam döneminden bugünün en önemli farkı artık sokaklar da güvenli değil.
Bağdat’ta sekiz bombalı araçla farklı yerlerde terör gerçekleştirenler Irak’ta ses getirecek ve ülkeyi kaosa götürecek eylemler amaçlıyorlar.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani, Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD), Suriye'nin kuzeyinde ilan ettiği kantonlara ilişkin, "Biz Suriye'de tüm siyasi tarafların içinde yer alacağı oluşumu muhatap alırız. . Rojava'da tek bir kesimin aldığı kararı değil, partilerin birlikte alacağı ve her kesimin kabul edeceği kararları destekleriz" ifadelerini kullandı.PYD kadrolarınca ilan edilen kantonları tanımayacaklarını kaydeden Barzani, "Biz Suriye'de tüm siyasi tarafların içinde yer alacağı oluşumu muhatap alırız. Bizim Rojava'da kabul edip onaylayabileceğimiz şey halkın ortak sesidir" değerlendirmesinde bulundu.
Ortadoğu'da diplomatik kriz çıktı. Ürdün parlamentosunun, Amman'da bulunan İsrail Büyükelçisi'nin sınır dışı edilmesine karar verdiği belirtildi. Bu arada İsrail, her zamanki gibi Ürdün sınırında birkaç noktayı vurdu. Bölgede gerginlik artarak devam edecektir.
Reuters'ın haberine göre, İran ile Irak arasında 195 milyon dolarlık silah anlaşması imzalanmıştı.Irak haberi ne doğruladı ne de yalanladı. Ancak Bağdat yönetimi, El Kaide ile savaşını gerekçe göstererek terörle mücadele eden bir ülkenin silaha ihtiyacı olduğunu vurguladı.Amerikan birliklerinin, 2011 sonlarında Irak topraklarından çekilmesinin ardından Bağdat'taki Şii Maliki hükümeti, İran ile yakınlaşmaya başladı.Washington ise, iki ülke arasında yaşanan bu bahar havasından rahatsız oluyor. Ancak bu rahatsızlık uluslararası haber ajansı Reuters'ın önceki gün geçtiği bir haberle daha da arttı.Amerika Birleşik Devletleri'nin bu zorlu süreçte kendilerine silah satmadığını da hatırlattı. İran ise, silah satışı anlaşmasını kesin bir dille yalanladı. Birleşmiş Milletler'in yaptırım kararları İran'ın silah satışı yapmasına izin vermiyor.
Katar'da Türk lokantasında patlama meydana geldi. Olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 12 olarak açıklandı. Ortadoğu’da ve dünya’da Türklere ve Türkiye sevdalılarına saldırılar artacaktır. İnanan milletler sıkıntı yaşayacaktır.
Mısır’da Mursi yönetimi darbe ile yıkılınca ilişkiler zayıfladı. Mısır'la olan ilişkiler hakkında açıklamalarda bulunan Gül, "Bizim Mısır'la ilişkilerimiz düşük düzeyde olsa da devam ediyor. Bizi endişelendiren ve üzen Mısır gibi büyük bir devletin bu gibi acılı deneyimlerle karşı karşıya olması" şeklinde konuştu. "İsrail'le kavgaya devam etmek size mantıklı geliyor mu?" sorusunu ise Gül, "Mavi Marmara olayı çok acılı oldu.
Mısır’da geçici darbeci hükümet geçen 6 ayda 70 milyar dolar iç borçlanma gerçekleştirdi.
Somali'de Başkanlık Sarayına iki araçla intihar saldırısı düzenlendi. Somali’de bombalı saldırılar ve yerel çatışmalar sürekli yaşanmaya başladı.
Budistlerin Müslümanlara yönelik saldırıları artıyor. Myammar’da Müslümanlar katlediliyor. Bir okula yapılan saldırıda on üç çocuk öldü.
Tunus diktatörlük sonrası demokrasiye geçiş sürecine devam ediyor diye aldatıyorlar. Yeni anayasanın kabul edilmesinin ardından kurucu mecliste özel oturum ve tören düzenlendi. Oturuma Fransa ve Lübnan Devlet Başkanları da katıldı. Eski egemenler yine yanlarında. Hani devrim olmuştu. Bir şey değişmemiş. Tunus’ta gerçek devrim yavaş yavaş gelecek.Mecliste konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Hollande bu anayasa “İslam ile demokrasinin uzlaşabileceğini gösteriyor” dedi:“Bu çok önemli, büyük bir metin, çünkü birlikte başardığınız kurumsal bir uzlaşmanın metni. Ayrıca başka ülkeler için de takip edilecek bir referans teşkil ediyor.” Diyerek Fransa’ya karşı ortaya çıkan devrimleri kendi aleyhlerine çevirme çabasını gütmektedirler. Tunus’u 2011 devriminden sonra ilk kez ziyaret eden Hollande ayrıca ülkenin yeniden yapılanması için her zaman yaptıkları gibi 500 milyon Euroluk katkı yapacaklarının sözünü verdi. Biraz para ile mevcut yönetimi desteklerken ülkenin kaynaklarını kepçe ile götüren anlayışa sahip Fransa, Tunus’a sıkıca sahip çıkıyor.Tunus 2011’de tüm bölgeye yayılan Arap ayaklanmalarının kıvılcımının parladığı yer olmuştu. Anayasa uzlaşmasıyla birlikte devrim sonrası işbaşına gelen el-Nahda partisi iktidarı bir geçici seçim hükümetine devretmeyi de kabul etti. Ülkede 2014 sonundan önce genel seçime gidilmesi planlanıyor. Bakalım bu aldatma zamanı ne kadar doğru sonuca gidecektir.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry, resmi bir ziyaret için, geçtiğimiz ay referandum ile anayasasını yenileyen Tunus’a gitti. Temasları kapsamında Cumhurbaşkanı Mansuf el Marzuki ile görüşen Kerry, ‘bölgede bir örnek teşkil edeceğine inandığı Tunus’a ülkesinin destek vermeye devam edeceğini’ kaydetti. Görüşmelerde iki ülke arasında terörle mücadele ve ekonomi alanlarında bir dizi anlaşmaya imza atıldı .
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande Paris Camii’ni ziyaret ederek I. ve II Dünya Savaşı’nda Fransa tarafında savaşırken hayatını kaybeden Müslüman askerleri andı. Türkiye ve ABD gezisinden sonra Müslümanlara şiddet uygulayan Fransa, kaçınılmaz olarak Müslümanların son dönemdeki ayaklanmalarını fark etti ve artık tanımaya başladı.
İsrail'de 'Türk uçak gemisi' takıntısı yaşandı. Jerusalem Post gazetesi, Türkiye'de 'ilk yerli uçak gemisi' olarak tanınan 'Havuzlu Çıkarma Gemisi' ihalesinin tamamlanarak projenin uygulamaya geçirilmesi yolunda ilk adımın atılmasının İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin tüm güvenlik hesaplamalarını altüst ettiğini yazdı Gazete, bu kararla beraber İsrail Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın tehdit algılarının arttığını bildirirken, "İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın tehdit algılamalarının artması, İsrail'in doğalgazını daha önce planladığı şekilde Güney Kıbrıs'taki LNG terminali üzerinden Yunanistan yoluyla Avrupa'ya mı, yoksa denizaltından bir boru hattıyla Türkiye'ye mi sevk edeceğine ilişkin kararını etkileyecek" diye yazdı.
Rusya’da muhalif liderler hakim karşısında, muhalif olmaya dahi izin vermeyen Rusya başkanı Putin ve yandaş yargı kötü sonuç verirlerse Rusya’nın da karışması kaçınılmazdır. Bu arada Rusya’da insan hakları savunucuları, Kremlin’in muhaliflere yönelik artan baskı politikasının endişe verici boyutlara ulaştığını belirtiyor.
Hizbullah'ın şehit liderlerini anma" töreninde konuşan Nasrallah, ülkedeki patlamaları gerçekleştirenlerin tekfirci gruplar olduğunu savunarak, ABD ve İsrail'i, çıkarlarını elde edebilmek için bu grupları desteklemekle suçladı ve Lübnanlıları fitnelere karşı koymak için birlik olmaya çağırdı.
Bangladeş'te mahkeme aralarında Cemaat-i İslami lideri Matiur Rahman Nizami'nin de olduğu 14 kişiye idam cezası verdi. Sadece Bangladeş’te değil dünyada yıllarca aynı yöntemleri kullandılar. Öldürerek, cezaevlerine atarak, işkencelerle inanan halkları temizleyemeyecekler. Devlet olarak haksız yere silah kullananlar ve devlet terörü yaratanlar inananları sürekli bastırdılar. Filistin’de, Afganistan’da, Arakan’da, Sincan Uygur’da, Afrika ülkelerinde, Türkiye’de, Mısır’da tüm İslam ülkelerinde inanan liderleri ve insanları sürekli öldürerek yok edemediler. Ve her zaman hakkı ve adaleti isteyen insanlar çıkacaktır. Haksızlıklara dur diyenler mutlaka olacaktır. Bu nedenle iyiler asla tükenmez. Öldürerek bitiremediler. Hukuksuzluğu haksızlığı ve öldürmeyi yol edinmiş olanlar yönetimlere ve güce sahip olmakla istediklerini yapabilmişlerdir. Kanun biziz diyen, yargılanamayan ve sorgulanamayan bu anlayışlar yeryüzünden yıkılacaktır.
DİĞER
Meksika’da silahlı sivil gruplar uyuşturucu çetelerine savaş açtı Artık halklar devletlerin bilerek yapmadıklarını yapmaktadırlar. Tanrının evrensel değerlerine ve yasalarına artık halklar sahip çıkmaktadırlar. Meksika’da bozguncu derin devlet ülkeyi yönetmektedir. Kanunsuzluğu ülkeye yaymış olan bu yapıya halk artık karşı çıkmaktadır. Halkı ve seçilmişleri yöneten bu derin yapı ülkeye çok zarar vermiştir.
Arjantin’de düşük memur maaşlarından dolayı polisler grev yapıyor ve zam istiyor. Ancak bu duruma hazır olan halk yağmalamalara başladı. Ülkede günlerdir yağmalama gerçekleşiyor. Ülke karışmaya ve hukuksuzluğa ne kadar hazırmış. Polis mi bu manevi ahlakı sağlıyormuş yoksa halk zoraki mi yasalara uyuyormuş. Belli ki arjantinde başka oyunlar dönüyor. Ayrıca yüzyıllardır inançsızlığı aşılayanların bir getirisidir bu yaşananlar.Asıl olan halk zorba yönetimlerden ve Avrupa sömürgesinden bıkmış. Artık özgürlük ve eşitlik isteyen halklar kanunsuzluğun yol edindiği dönemi bitirmek istiyor.
Tayland’ın başkenti Bangkok’ta üç aydır eylemcilerin işgali altında bulunan hükumet binasını boşaltmak için operasyon düzenleyen polisle göstericiler arasında çıkan çatışmalarda en az 4 kişi öldü çok sayıda kişi de yaralandı. Taylan her geçen gün daha da karışıyor.
Muhalefetin günlerdir sokaklarda olduğu Venezuela'da polis göstericilere sert müdahale ediyor, muhalefetin önde gelen isimlerini de göz altına alıyor. Venezuella da muhaliflerle yönetim yanlıları çatışıyor. Ülke zor günler geçiriyor. Sokaklar savaş alanına döndü. İktidara yönelik sert eleştirileriyle gündemden düşmeyen muhalefet lideri Leopoldo Lopez de güvenlik güçleri tarafından göz altına alındı. Venezuella'da hükümet karşıtı gösteriler devam ediyor. Beyaz Saray, "Venezuela'da şiddet olaylarından derin endişe duyuluyor" dedi.
Ekvator Ginesi 1990’larda petrol çıkarmaya başladı. Yine sömürgeci güçler devredeydi. Ancak tüm gelişmemiş ülkelerde olduğu gibi petrol gelirlerinden sadece birkaç üst kesim insan faydalandı. “Avrupa ülkelerini incelediğimizde, Avrupa tarihinde görülen önemli değişimlerin zaman aldığını görürüz. Afrika’da konuşulan da bu tür bir değişim, yani kolonileşmeden şimdiye kadar olan süreçte her şey o kadar hızlı gelişti ki. Gelişmenin birinci planı özel yatırımcıyı arttırmak ve teşvikler sağlamak. Ülkedeki tekelciliği kaldırmak.
Taylandlı yetkililer, insan hakları örgütlerinin tüm uyarılarına karşın geçen yıl eylül ve kasım ayları arasında 1300 Rohingya Müslümanını tekrar Myanmar'a gönderdiklerini açıkladı.
Nijerya baharı da başlıyor. Nijerya'da saldırı: 42 ölü.Borno eyaletindeki bir kasabaya silahlı kişiler baskın yaptı. Nijerya'nın kuzeydoğusunda Boko Haram örgütünce pusuya düşürülen 9 asker hayatını kaybetti.
Pakistan'ın Karaçi kentinde düzenlenen intihar saldırısında ilk belirlemelere göre 11 polis hayatını kaybetti, 40 kişi yaralandı.
Dünyada her dört çocuktan birisi açlık çekiyor. Yeryüzünde adalet ve paylaşım olmadığından zengin daha zengin fakir ise açlıktan ölüyordu. Gelir uçurumu vardı. Kötülük algısı dünyaya yayılmıştı. Bu da tüm yaşamları etkilemekteydi.
Dalai Lama'nın uzun süredir "din bayrağı altında bölücü ve Çin karşıtı faaliyetler düzenleyen siyasi bir sürgün olduğu" savunulurken, Obama'nın Dalai Lama'yı kabul edecek olması, Çin'in içişlerine yapılan "kaba müdahale" olarak nitelendirildi. Sözcü Hua, bu adımın uluslararası ilişkiler prensiplerine aykırı olduğu gibi Pekin-Washington ilişkilerine de zarar vereceği değerlendirmesinde bulundu. Pekin yönetiminin, bu duruma "kesinlikle karşı" olduğunu vurgulayan Hua, ABD'ye "Dalai Lama'nın bölücü faaliyetleri için elverişli zemin oluşturmasına fırsat vermemek adına bu kişiyle yapılması planlanan görüşmenin iptal edilmesi" çağrısında bulundu.
İzlanda Avrupa birliğine girmeyi durdurdu. İzlanda hükümeti AB’ye üyeliği askıya almasıyla muhalifler gösteri ve yürüyüş düzenlemeye başladı.
Kuzey ülkeleri, İsviçre, İsveç, Norveç, İzlanda, Portekiz, gibi ülkeler İngiltere egemenliğinden kurtulacak. Yönetenler ile muhalif halklar arasındaki çekişmeler iyice artacaktır.
AFRİKA
Afrika’da ve tüm dünyada dinler arası çatışma yaşanıyor. Dünyanın bu duruma düşmesi sizi endişelendirse de korkmayın bunların olması gerekiyor. Hıristiyanlar Müslümanları öldürüyor, Güçlü olanlar mazlum halkları eziyor. Batılılar kendi yarattıkları bu ortama ‘Kötü şeyler oluyor duruma müdahale etmeliyiz.” Diyorlar. Ve şiddetle silahla ve askerle baskıladıkları bölge halklarını bu sefer aynı yöntemlerle yok ederek susturmak istiyorlar.
Dünyada her yer karışık. Müslümanlar ve mazlumlar öldürülüyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin (DKC) doğusundaki şiddet olaylarında en az 70 kişi yaşamını yitirdi. BM) Genel Sekreter'nin Suriye'deki çocuklarla ilgili ilk hazırladığı raporda, çocukların çektiği acının sadece tarifsiz değil, aynı zamanda kabul edilemez olduğu ifade edildi. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, "Orta Afrika Cumhuriyeti'ndeki Müslümanların korunması ve katliamların engellenmesi için elimizden geleni yapmalıyız" dedi. Çin polisi yoğun olarak Uygur Türklerinin yaşadığı bölgede, Müslümanların hak ve özgürlük arayışı için yürüyüş düzenleyen bir gruba ateş açtı, 15 kişi öldü. Venezuela'da öğrenciler yine yine yönetim karşıtı gösteri yaptı. Bulgaristan'ın doğusunda gösteri yapan bir grup, Filibe'deki Cuma Camii'ne taşlar ve yanıcı maddelerle saldırdı. Somali’de patlamalar, burnike Faso’da çatışmalar, Libya’da gerginlik yükseliyor. Tunus ve Cezayir’de olaylar tüm bunlar adalet, özgürlük ve eşitlik arayışıdır.
Ortadoğu şekillenirken Türkiye değişime öncülük etmektedir. Türkiye her ülkeyle anlaşmalar yapmaktadır. Stratejik toplantı ve anlaşmalar maksimum seviyeye çıktı.
Güney sudan’da orta Afrika cumhuriyetinde ve Afrika’nın tüm ülkelerinde bağımsızlık mücadelesi yaşanıyor. Kötülerin egemenliği iyileri yıldırdı. Kötülerin yasaları insanlığa zara verdi. Mısır, Suriye, Irak, Afganistan ve tüm dünyada değişim mücadelesi Armegeddon savaşının başladığını doğrulamaktadır.
Güney Sudan'da halk yönetime egemen olmak istiyor. Ancak geçmiş çağlarda batılıların sömürgesiyle yönetime oturmuş olan darbeci yönetim mücadele ediyor. Güney Sudan'ın başkenti Cuba'da silah seslerinin duyulduğu bildirildi.
Güney Sudan'ın başkenti Cuba'da çatışmalar başladı. Eski vesayet yönetim ile halkın mücadelesi yaşanıyor.
ABD, Sudan Büyükelçisi'nin Müslüman olduğu için görevden alındığı iddiası çok konuşuluyor.
Güney Sudan'ın Yukarı Nil eyaletinin başkenti Malakal'daki çatışmalardan kaçmaya çalışan 150 kişinin Nil Nehri'nde boğulduğu bildirildi.
Güney Sudan’da hükumet güçleri ile Riek Machar’a bağlı muhalif gruplar arasındaki çatışmalar artarken, ülke genelinde çok sayıda sivil, Birleşmiş Milletler’in kontrolü altındaki kamplara sığınmaya devam ediyor. Bu arada Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi, ülkedeki şiddet olayları nedeniyle 350 bin kişinin komşu Sudan’a sığınabileceğini duyurdu.
Güney Sudan’da hükümet güçleri ile Riek Machar’a bağlı muhalif gruplar arasındaki çatışmalar artarken, ülke genelinde çok sayıda sivil, Birleşmiş Milletler’in kontrolü altındaki kamplara sığınmaya devam ediyor. Bu arada Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi, ülkedeki şiddet olayları nedeniyle 350 bin kişinin komşu Sudan’a sığınabileceğini duyurdu.
Libya ve Trablus’ta Fransa konsolosluklarına saldırılar artık Fransa’yı bu topraklarda istememenin göstergesidir.
Cezayir’de rehine krizi ve yabancıların öldürülmesi Cezayir’de yeni bir dönemin başladığının sinyalidir. Cezayir’de isteklerini dile getiren ve seslerini duyurmak isteyen bir gurup silahla rehinelerle eylem yapmak ister. Ancak Fransa ve Cezayir hükümeti silahla ve şiddetle bastırırlar. Ve öldürülenlerin çoğu bu saldırgan hallerinden kaynaklanmıştır.
Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Hristiyan ve Müslüman militanlar arasından devam eden çatışmalar nedeniyle nüfusun yüzde 15’inin açlık riski taşıdığını açıkladı. Fransa’nın ve Afrika Barış Gücü’nün müdahalesi de Orta Afrika Cumhuriyeti’nde huzuru sağlayamadı. Müslüman Seleka militanları ile Hristiyan militanların çatışması nedeniyle yaklaşık 1.3 milyon kişi evlerini terk etti.
ABD, son dönemde çatışmaların arttığı ve Fransa'nın daha fazla asker göndermesiyle uluslararası toplumun gündemine gelen Orta Afrika Cumhuriyeti'ne asker gönderme kararı aldı.
Başbakan Erdoğan Bangladeş'te idam cezasına çarptırılan Cemaat-i İslami liderlerinden Abdulkadir Molla'nın idam cezasının infazına engel olunması için Bangladeş Başbakanı ile görüşmüştü. İdam olayı gerçekleştikten sonra Bangladeş karıştı.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, Vatikan'ı, rahiplerin çocuklara cinsel tacizde bulunmasına zemin hazırlayan politika izlemekle suçladı.Komitenin raporunda, "Vatikan, rahiplerin binlerce çocuğa cinsel tacizde bulunmasına izin veren prensipleri sistematik olarak kabul etmektedir" denildi.
Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Hristiyan ve Müslüman militanlar arasından devam eden çatışmalar nedeniyle nüfusun yüzde 15’inin açlık riski taşıdığını açıkladı. Fransa’nın ve Afrika Barış Gücü’nün müdahalesi de Orta Afrika Cumhuriyeti’nde huzuru sağlayamadı. Müslüman Seleka militanları ile Hristiyan militanların çatışması nedeniyle yaklaşık 1.3 milyon kişi evlerini terk etti.
Bangladeş'te Cemaat-i İslami Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Abdülkadir Molla'nın idam edildi. Ardından Bangladeş karıştı. Sokak olayları ve çatışmalar başladı.
AVRUPADA NELER OLUYOR
Yakıncağ avrupasında cadılarla ve büyücülerle mücadele ediliyor diye manevi değerlere inanan insanlar öldürüldü. Şeytana hizmet ettikleri ve büyü yaptıkları söylenirdi. Ancak onlar isa ve havarilerinden öğrendiklerini uyguluyorlardı. Böylece pek çok inanan insanlar şeytanla ve şeytani işlerle ilişkilendirildiler. Pek çok inanan insanı öldürdüler. Onlar cadılarla değil incilin manbevi dünyasıyla savaştılar. Yakıncağda yüzbinlerce insan cadı avı dedikleri uydurulmuş kuramla öldürüldü. Tanrıyla ve diniyle savaşanlar baştan doğru İncilleri kabul etmemişlerdi. Ama halk İncilleri örf ve adetlerinde yaşıyordu. Onlae lusifere (şeytana) karşı cephe almışlardı ve sırtlarını dünyaya dönen halklardı. Ama kendilerini inanan yerine koyan varlıklı ve din sömürgecileri bunu kullandılar. Ve kendilerini tanrı adına savaşı yerine koydular. Halbuki insanları ve halkları öldürenler asıl şeytanın taraftarlarıydı. Yıllarca baskıyla ve zulümle halkı tanrıdan zorla uzaklaştırdılar. Halkı maddeci, çıkarcı dinden uzak hale getirdiler. Falcı büyücü ve cadsılara başlatılan savaş gerçekte dine ve tanrıya başlatılmıştı. Ve savaşı başlatan şeytanın halkıydı. Bu savavş avrupada 300 yıl sürdü ve nice masum insanlar öldürüldü.
İskoçya’da Avrupa’da ki en eğitimli krallardan biri olan 6.James inanan halkların hallerinden öyle etkilenir ki kendisi inançsız olduğundan bu halkları devlet yönetimine tehdit olarak görür. O gün Jamesin tutumu bugün kü islamafobinin temel felsefesidir. Ve en yalın halidir. Hatta 6.james tanrı için çalıştığını ve inananlar için yazdığı kitabın adı ise şeytan ve büyücülükle ilgilidir. Kitabının adı iblis bilimidir. Avrupa tarihi de çok çarpıtılmış. Ve yalan üzerine kurulmuş. Avrupanın yakın çağı tam bir uydurma tarihtir. Avrupa halkını inançsızlaştırmak için yapılmıştır. Avrupa halkı tamamen gerçeklerden uzaklaştırıldı.
Avrupa’da birtakım şiddet ve terör olayları birileri tarafından kurgulanarak islama bağlıyorlar. Avrupa medyası da bu duruma çanak tutmaktadır. Güncel temalarında İslam ile terör bağdaştırılıyor. Avrupa gerilemesini ve ekonomik çöküntüsünden kurtuluşu artık ülkelerindeki göçmenleri postalamakta görüyor. Son yıllarda özellikle 11 eylül sonrası İslam ve yabancı düşmanlığının perçinleştiği Avrupa’da küresel egemenliği islama kaptırmama çabası hızla sürmektedir.
Avrupa'nın ırkçı partilerinin Türkiye planı: Yer Viyana. Tarih 14 Kasım. Fransa, Hollanda, Belçika, İsveç, Avusturya ve İtalya'nın aşırı sağcı partilerinin buluştuğu gizli toplantıda alınan karar: Türklerin AB'ye üye olmasını engelleme, Türk düşmanlığı, Avrupa’daki Türkleri nasıl süreriz gibi pek çok konu planlarla ele alınmıştır.
Avrupa’da göç ve yabancı sorunu yaşanıyor. Yakında Amerika’ya da sıçrayacak. Avrupa, zor günler geçiriyor. 2007 yılında Avrupa Birliği’ne tam üye olan Bulgaristan ve Romanya Avrupa Birliği’nin en zayıf ekonomilerine sahip. Bu arada uzmanlar göç edecekler arasında birçok üniversite mezunu olduğunu bunun, ekonomilere katkı sağlayacak iş gücü olarak görülmesi gerektiğini belirtiyor. Ve AB aralarında tüm bu durumları engelleyici çalışmaları görüşüyorlar.
Yunanistan’da işsizlik rekor seviyede, Japonya’nın kamu borcu rekor seviyede, Ukrayna’da ekonomi çökmüş durumda.
Ukrayna'nın başkenti Kiev'de meydana gelen şiddet olayları balkan baharının başladığını göstermektedir. "Kiev sokaklarında meydana gelen şiddet olayları Hükümete karşı olurken asıl hedef mevcut devlet yapılanmasına ve Rusya’ya da bir tepki olarak doğmaktadır. Rusya etkisindeki Ukrayna artık Rusya etkisinden kurtulmak istemektedirler.
Ukrayna'dan sonra hükümet karşıtı gösterilerin yeni adresi Bosna Hersek oldu. Bosna basını yaşananları "Bosna Baharı" olarak nitelendirirken, ülkenin dört bir yanından gelen protesto haberleri Bosna Hersek yönetimini endişelendiriyor. Bosna Hersek’in kuzeydoğusundaki Tuzla kentinde işsizliğe tepki olarak başlayan hükümet karşıtı gösteriler Saraybosna, Zenitsa, Bihaç ve Banya Luka’ya sıçradı. Tuzla kentinde bir hükümet binasına yumurta ve taşla saldıran göstericiler binayı ateşe verdi.
Ukrayna’da isyan Rusya’ya karşıdır. Rusya lideri Putin değişimi bastırmaya çalışmaktadır. Ukrayna'da yaşanan siyasi kriz nedeniyle parçalanması halinde, Kırım'ın Türkiye'ye katılacağı iddiaları netliğe kavuştu.
Ukrayna’da AB taraftarları ve Rusya taraftarları oluştu. Günlerdir AB’ye hayır diyen Ukrayna başbakanı eleştiriliyor. Halk ikiye ayrılmış durumda Rusya taraftarları ve Rusya karşıtları oluştu. Aynı durumu Gürcistan meclisinde de gördük. Rusya artık sevilmiyor ve istenmiyor. İngiltere-Fransa-Rusya’nın şekillendirdiği dünya ve kurulan kanunsuz ve bozuk düzen artık isyanları mecbur kılmaktadır.
Rusya'nın başkenti Moskova'da temaslarda bulunan Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den 15 milyar dolarlık yatırım ve yüzde 33'e varan doğal gaz indirimi aldı. Küresel güçler destekçilerine sürekli yardım yapıyor ve sürekli birilerini kurtarmaya çalışıyor. Ancak bu kendi batışlarını getirecektir.
Rusya’da muhaliflerin hapis cezasına tepkiler büyüyor Moskova’da duruşmada tansiyon yüksekti. Duruşma salonu dışında toplanan sanık yakınları ile aralarında Pussy Riot üyeleri ve muhalif liderlerin de bulunduğu destekçiler kararı protesto etti. Eylemde yaklaşık 200 kişi gözaltına alındı. Ülke çapında protestolar 6 Mayıs 2012’de Vladimir Putin’in üçüncü dönem cumhurbaşkanlığı görevine başlamasıyla patlak vermişti. Rusya da putin ve eski yönetim karşıtı gösteriler hızla artarak devam edecektir.
Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu Başkanı Vladimir Konstantinov, ülkedeki olayların daha da tehlikeli boyutlara ulaşması durumunda, Kırım'ın Ukrayna'dan ayrılmasının gündeme gelebileceğini söyledi. Konstantinov, Ukrayna'daki krizde birçok Avrupa ülkesinin aktif rol oynadığını belirterek, sokak olaylarının iç savaş başlattığını söyledi.
Ukrayna'nın başkenti Kiev'de bir ayı aşkın süredir devam eden olayların şiddeti hat safhaya ulaşmış durumda. Ukrayna balkan baharının öncüsü durumundadır.
Ukrayna’nın başkenti Kiev’de devam eden hükümet karşıtı gösteriler ülke çapına yayılarak komşu ülke Polonya’yı etkilemeye başladı. Bu anlayış Avrupa’ya yayılacak. Özgürlük isteyen halklar baskıcı yönetimlerin altında ezilmek istemiyor. Demokrasi, kalkınma, refah istiyor. Halk kendi kendilerini yönetmek ve hizmet istiyor.
AB ile Rusya arasında Ukrayna çekişmesi yaşanıyor. Ukrayna’da Rus yanlısı heykeller yıkılıyor. Rusya Ukraynaya 15 milyar dolar yardım sözü vermişti. Yardımlarını askıya aldı. Bu arada AB ukrayna’ya 50 milyar dolar yardım kararı aldı. Putin AB’yi uyarıyor. Ukrayna’da halk Rusya yanlısı ve karşıtları olarak iki kutuplaşma halindedir. Ukrayna’ya AB’de sahip çıkmak istiyor. Rusya da sahip çıkmak istiyor. Bu çekişme tüm balkanlara yayılacak gibi görünüyor.
Rusya’da Putin yönetimine karşı gösteri düzenleyenlere dava açarak demokrasiyi bastırdılar. Putin en baskıcı yönetim anlayışını taşımaktadır. En bozuk anlayışı taşıyan putin yönetimi en baskıcı ve yozlaşmış anlayışını dünyada sergileyecek ve dünyaca batıl ve haksız bir anlayışa sahip olduğunu gösterecektir. Yeryüzü halkı Rusya yönetiminin ne kadar insani anlayıştan uzak olduğunu görecektir. Ve dünya kamuoyunda değerini tamamen yitireceklerdir.
Kırım'da parlamento ve başbakanlık binasını işgal eden Rusya yanlısı silahlı grupların eylemi de devam ediyor.Ukrayna'daki Rusya yanlılarının haklarını koruyacağını duyuran Rusya, Ukrayna sınırındaki ordu birliklerine acil tatbikat için hazırlık emri vermişti.Ukrayna Parlamentosu da son afla serbest bırakılan siyasi mahkumların aklanmasını öngören yasayı kabul etti.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklama, Kırım'daki durumdan çok endişe duyuyoruz. Ukrayna'nın Kırım bölgesinde, Rusya yanlısı silahlı kişilerin hükümet binalarını işgal ettiği yönündeki gelişmelerden haberdarız. Durumu yakından izliyoruz. Ukrayna'nın içindeki ve dışındaki tüm tarafları, itidalli olmaya, gerginliği artıracak ve Ukrayna'nın egemenliğini etkileyecek davranışlardan kaçınmaya çağırıyoruz" ifadesi kullanıldı.
ABD, Rusya'yı uyardı: Yanlış adım atma dedi. ABD Savunma Bakanı Hagel "Rusya, Ukrayna sınırındaki tatbikat konusunda şeffaf olmalı. Hassas bir dönemde yanlış yorumlanacak bir adım atmamalı" dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün, Ukrayna sınır hattını kapsayan Ordu birliklerinin hazırlık seviyesinin test edilmesi için acil bir tatbikat emri verdi."Rusya Ukrayna sınırındaki tatbikat konusunda şeffaf olmalı. Hassas bir dönemde yanlış yorumlanacak bir adım atmamalı" uyarısında bulundu. ABD'nin Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü güçlü şekilde desteklediğini ve tüm ülkelerden Ukrayna'nın egemenliğine saygı göstermelerini ve provokasyonlardan kaçınmalarını beklediğini söyledi.
NATO'dan Putin'e 'Kırım' uyarısı yapıldı. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Rusya'yı Ukrayna'da gerilimi tırmandıracak adımlar atmaması konusunda uyardı. Ukrayna'nın özerk bölgesi Kırım'da parlamento ve başbakanlık binasının Rusya yanlısı silahlı gruplar tarafından işgal edilmesi NATO'da da endişe yarattı. Rasmusmen."Kırım'daki gelişmeler konusunda endişeliyim. Rusya'yı bölgede gerilimi tırmandıracak veya yanlış anlamalara yol açacak hareketlerden kaçınması yönünde uyardım" dedi.
Yunanistan da ırkçı altın şafak partisi dış güçlerin ve eski düzenin destekçiliğini yapmaktadır. Kıbrısta bayrak krizini ve Kardak krizini gündeme getirerek yürüyüş yapanlar hala dünkü psikolojilerinden kopmamışlar. Babaları 1910’larda Fransa ve İngiltere’nin kışkırtmasına uymuşlardı ve Anadolu’ya girmişlerdi. Aynı zihniyet bugün de düşmansı tavırları sergilemektedir.
İspanya’da monarşi zor günler geçiriyor. Franco rejiminden parlamenter demokrasiye geçişi sağlayan ve bir askeri darbeye direnen Kral Juan Carlos bu duruşuyla hem İspanyolların hem de dünya kamuoyunun saygısını kazanmıştı. Ama zamanla gerçeğin tam tersi olduğu gözlendi. Aslında seçilmişleri yöneten darbeci bir anlayışın kuruluşunu yapmıştı. Prenses Cristina ve eş hakkındaki iddialar tahtı bir hayli yıprattı. Zor bir ekonomik krizden geçen ve işsizliğin tavan yaptığı ülkede kralın en küçük kızının ve eşinin çeşitli yolsuzluk ve kara para aklama davalarında adlarının geçmesi halkın daha da öfkelenmesine yol açtı. İspanya’da monarşi karşıtı gruplar cumhuriyetin tekrar kurulmasını isterken bazıları da sosyal taleplerde bulundu“İspanya’nın monarşisi tamamen orta çağdan kalma bir kurumdur ve tamamen mafyanın koruması altındadır. Ülkedeki yolsuzlukların kilididir. İspanya’da demokrasiye ihtiyaç vardır. Değişim İspanya’da olduğu gibi Avrupa’ya yayılmaya başlayacaktır. Arap baharı’nı Afrika baharı ve onu da Avrupa baharı takip ediyor. Avrupa baharı Ukrayna, Bosna hersek ve İspanya ile başladı.
Türkiye, Rusya’nın Suriye’de takındığı menfaate dayalı tavrın yanlış olduğunu söylemişti. Esad’ı kurtarmakla bir kazanç hesabındayken daha büyük zarara uğradı. Esad muhalifleri akıl almaz şekilde güçlendiler.
Rusya, Suriye’de olduğu gibi Ukrayna’da yine aynı yolu tuttu. Rusya’ya sürekli uyarılarda bulunan BM, NATO, Amerika, İngiltere gibi küresel güçler gerçekleri ve Rusya’nın batıl tavrını yeni mi fark ettiler. Rusya, Ukrayna’dan daha ağır darbe alacak. Çünkü muhalif olaylar kendi ülkesine ve balkanlara da sıçrayacak.
Tanrı doğal süreçlerle batıl yönetimlerin hatasını gösteriyor. Daha yaşanacak çok şey var. Ve Rusya dünya kamuoyunda itibarsızlaşacak. Menfaat ve egemenlik saplantısına düşmüş olanlar insanlık ve evrensel değerler adına iyi şeyler yapamazlar. Bu tip anlayışa sahip yönetimler sürekli hata yapacaklar ve menfaatleri uğruna her şeyi yapacakları bilinmektedir. Ukrayna’ya ve kırım’a silah ve asker yığmakla Rusya hedefine ulaşamaz. Halkların talebine cevap vermeyen ve halkları baskılayanlar kaybederler.
Tanrı gerçekleri açığa çıkarırken her şeyin doğal gerçekleşmesini de sağlıyor. İnançsız yönetimler bir bir düşecek. Rusya borsası bir günde yüzde on değer kaybetti. İkinci gün yüzde beş artık doğrulamayacak ve geri dönüşü olmayacak bir yola girdi. Rusya her geçen gün içten içe eriyecek.Tipik Rus siyaseti ‘baskı kur, vur öldür’ artık bilinç uyanışı bu güçlülüğü başarılı kılmıyor. Gerçeklerin ortaya çıkmasıyla bir uyanış yaşanıyor. İnsanlar özgürlük ve adalet istiyor. Artık güç doğrulukta çünkü doğruluğun taraftarları çok ve güçlü olur. Yeryüzünde tanrı safına geçiş yaşanıyor. İnsanlar uyutulduğu, aldatıldığı ve baskılandığı için gerçeklerin farkında değillerdi. Artık şeytan taraftar toplayamıyor. Kirli anlayışını enjekte edemiyor.
Libya’da Fransa’nın takındığı tavır ile Arjantin’de İngiltere’nin takındığı tavır yanlıştı. Rusya’nın Suriye’de ve Ukrayna’da takındığı tavır ile Amerikanın İran ve Flitsinde takındığı tavır aynıydı. Zalim yönetimler sırayla yıkılacaklar. Halklar artık özgürlük ve yaşam istiyor. Bu güçlü istek küreselleştikçe küresel güçler zayıflayıp yok olacaklar. Hırsız ve baskıcı yönetimler yıkılacaklar. Küresel bir devrim yaşanıyor. Yerel bölgesel ve kıtasal da olsa bir bütünlük ve birliktelik içeriyor. Yeryüzü aynı anlayış ve kültürle doğal isyanı yaşıyor. Tanrı yeryüzünü değiştiriyor.
İsviçre göçmen sayısına kota getirecek yasa teklifini için sandık başına gidiyor. “İsviçre’deki işçilerin üçte biri Avrupa pazarı için çalışıyor. Yılda ortalama 70 bin göçmen alan ülkede, göçmenler ülke nüfusunun yüzde 23’ünü oluşturuyor. Gerileyen Avrupa ve ekonomik çöküntü yaşayan İsviçre içe çekilmek zorunda kalıyor.
Almanya’da hamburg’da çıkan olaylar, İspanyada hükümet karşıtlığı ve yaşanan ülkesel kaos dünyada küreselleşen değişime birer örnektir. Orta Afrika, Brezilya, Arjantin gibi ülkelerde çıkan olaylar dünyanın her yerinde gözlenmektedir. Devlet yönetimlerine sahip kötülerin egemenliği yıkılırken iyilerin egemenliği ve iyiliğin anlayışı yeryüzüne yerleşecektir. Bu değişim bir tanrı müdahalesidir. Ve tanrı yeryüzüne egemen kötülük üzerinden ayakta kalma felsefesini taşıyan iblis anlayışını yıkmaktadır. Tanrı uğruna insanlığın korunmasını isteyen baskılara maruz kalmış mazlum ve iyi insanlar evrensel değerlere sahiplenerek iyilik üzerinden yaşama anlayışı olan Tanrı anlayışının egemen olmasını istemektedirler.
Belçika, İngiltere, Fransa, Rusya ve ABD gibi ülkeler Türkiye ve Müslümanlara karşı ayrımcı ve kötü muamele etmektedirler.
Sömürgeciliğin babası olan Portekiz’de CHP’li Kılıçtaroğlu Türkiye’yi yerden yere vurdu. Ülkeyi batakta gösteriyor. Adalet yok diyordu. Türkiye’nin büyümesine ve özgürlüklerin artmasına inanmak istemeyenler ters bakış açılarını yaymak isteseler de bu onların körlüğünü açıkça göstermektedir.
Hollanda’da bir polisin Allahu ekber diyen birisi tarafından öldürülmesi büyük bir olay olarak abartılıyor. Hollanda da öldüren şahıs İslamcı, biz yıllarca öldük siz de ölün dediği söyleniyor. Milli güvenlik kurulunu toplayan İngiltere başbakanı David Kamarun ciddi tedbirler almak istediği imajını veriyor. Bu polisin öldürülmesi olayı gibi olaylar yaşanacaktır. Dünyayı iki kutuplu hale getiren ve mazlum islama saldıranlar aslında kendi sonunu hazırlamışlardır. Bu tür olaylar artacak ve küreselleşecek. Çok olaylar yaşanacak. İnananlar ve inanmayanlar mücadele edecek.
Geçmişte büyüyen Avrupa ülkeleri artık içe çekilmekte ve krizin etkisiyle çareyi kendilerini içe çekilerek korumakta bulmaktadırlar. Dün göçmen çağırırken, bugün ülkelerine gelen göçmenleri vuruyorlar. Demokratikleşmeyen ve gelecekte büyük zarar yaratacak bu durum kaçınılmaz bir kötü sonuça götürüyor. Sürekli daralmaları artarken vesayetin krallığı iyice bastırıyor. . Mesela İspanya, sınır polisinin göçmenlere plastik mermilerle ateş ederek boğulmalarına sebep olmaları. İspanya, Afrika’daki toprak parçası Ceuta’ya yüzerek geçmeye çalışan kaçak göçmenlere ateş edildiğini kabul etti. İtalya’ya yakın bölgede göçmen gemilerinin batırılması gibi. Avrupa’dan bazı göçmenlerin sürülmeye çalışılması gibi mesela Fransa Romenleri göndermişti. Benzer hadiseler resmi olmadan diğer Avrupa ülkelerinde de yavaş yavaş gözleniyor.
“Gelişmiş ülkeleri kriz kasıp kavururken, Afrika’da ise olumlu gelişmeler meydana geliyor. Bundan ivedi şekilde faydalanmak gerekir çünkü bunun gibi bir fırsat treni çabucak kaçırılabilir.”
Dünya borsaları yüzde 40 değer kaybedecek. Ama birden değil zaman alacak. Dünyada yaşanan olaylar ile ay ay bunları göreceğiz. Her ülke kendi içinde yaşam mücadelesi verecek.
Küresel kriz nedeniyle İngiltere ne olacak bizim halimiz demektedir. İngiltere Avrupa Birliğini suçlayarak gerekli adımları atmadılar istenenleri yerine getirmediler diye şikayetlendi. Belikli Avrupa’nın durumu direkt İngiltere’yi etkilemektedir.
Rusya resesyona girmek üzere. Fransa ve Almanya batan Avrupa’nın ve para birimi euronun istikrarını ayakta tutmaya çalışmaktadır.
İtalya’ya da ne güçlü vesayet varmış, başbakan dayanmıyor.
Güney sudan’da orta Afrika cumhuriyetinde ve Afrika’nın tüm ülkelerinde bağımsızlık mücadelesi yaşanıyor. Kötülerin egemenliği iyileri yıldırdı. Kötülerin yasaları insanlığa zara verdi. Mısır, Suriye, Irak, Afganistan ve tüm dünyada değişim mücadelesi Armegeddon savaşının başladığını doğrulamaktadır.
Bu arada Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler öncülüğünde düzenlenen bir toplantıda, Orta Afrika Cumhuriyeti için 500 milyon dolarlık yardım kararı alındı. Fransa, ABD, AB orta Afrika Cumhuriyetine silah yar5dımı yapıyor ve asker gönderiyor.
Müslümanların envai yollarla katledildiğini söyleyen Ousman, Kur'an sayfalarının yakılarak içkilere katıldığını belirtti. Fransa destekli Bozize iktidarını kaybedince öfkelendi. Sürgün edildikten sonra tekrar ülkeye gelerek Hristiyanları ve Katolikleri Müslümanlara karşı kışkırttı. Onlara ‘sizin dininizi değiştirecekler' dedi. Ardından özgürlüklerinizi kısıtlayacaklar.’ Dedi Bunu yaparken de Fransa ve Hollanda gibi ülkelerde destek çıktı. Hristiyanlar, Müslümanları yamyam ve cani olarak görmeye başlamakla birlikte yönetimi ele geçirmelerini ‘büyük tehlike' olarak yorumlamaya başladı.
Brezilya'nın simgelerinden dev Hz. İsa heykeline yıldırım düştü. Rio De Janeiro kentinde bulunan heykelin sağ eli hasar gördü. Yıldırımın düşüş anı, kameralar tarafından görüntülendi. Böylece Tanrının hristiyanlık adıyla yeryüzündeki mazlum halklara zulmeden kitleye bir mesajı verilmiş oldu. Hristiyanlık bir dinden öte menfaat birlikteliğine mistik bir gücün katıldığı bir karma birlikteliktir.
Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz'un İsrail Meclisi Knesset'te yaptığı konuşma deprem etkisi yaptı.Martin Schulz, hafta başında Ramallah'ta olduğu sırada genç bir Filistinli’nin kendisine “Bir İsrailli günde 70 litre su kullanırken, bir Filistinlinin neden sadece 17 litre su kullanabiliyor” diye sordu. Verileri kontrol etmedim. Size bu doğru mu diye soruyorum” dedi.Schulz, konuşmasında ayrıca, “Filistinlilerin kendi geleceklerini kendi tayin etme ve eşitlik hakkı vardır. Barış içinde yaşamak ve serbest dolaşım hakkına sahip olmak istiyorlar” diye konuştu.Bayit Hayehudi Partisi lideri Benet ve parti milletvekilleri ise Schulz’un bu sözlerinin ardından öfkeyle genel kurul salonunu terk etti. Almanca konuşan Schulz'u sert bir dille eleştiren Benet "hele hele de bir Alman'dan ahlak konusunda öğüt dinlemeyi ve azar işitmeyi kabul edemem" dedi.
Küresel kriz sonrası değişen dünyada Müslümanlara karşı bir savaş ve katliam başladı. Vesayetçiler öldürerek değişime direnmektedirler. Mesela Orta Afrika cumhuriyetinde Bangui Havaalanında tahliye edilmeyi bekleyen Orta Afrika ve Çad uyruklu Müslümanlar, yaşadıklarını "Hristiyan militanlar, Müslümanlara karşı korkunç katliamlar işliyor. Müslümanları öldürüyor, işkenceye maruz bırakıyor, linç ediyor ve cesetleri yakıyorlar" sözleriyle ifade etti. İnsan hakları örgütleri, uluslararası topluma Orta Afrika Cumhuriyeti`nde Müslümanlara yönelik etnik temizlik operasyonlarının önüne geçilmesi için acilen müdahale etmesi yönünde çağrıda bulunmuştu.
Bir dönüşüm başladı. Beklenen bir değişim. Yıkım ve ardından gelen bir yenilenme. Batıl ölürken hak doğmakta bir aydınlanma ve büyük bir yenilik yaşanmaktadır.
Savaş ile gelenler varlıklarını savaş ile sürdüreceklerdir. Bu nedenle gasp, sömürgecilik ve savaş üzerinden küresel egemenliklerini kuranlar Arap baharıyla başlayan küresel değişim sürecini yine savaşarak ve bastırarak sürdürmeye çalışmaktadırlar. ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve İsrail gibi ülkeler 1.dünya savaşı sonrası küresel egemenliği sağlamışlardı ve bu ülkelerin sayesinde yeryüzünde kötü bir düzen kuruldu.
Evrensel değerlere sahip çıkan batılılar söylediklerini yapmıyorlar ve söylemediklerini yapıyorlar. İnsanlığı ve barışı koruyoruz derken savaş açıyorlar ve ahlaksız kültürleriyle insanlığa zarar veriyorlar.
Avrupa teröre özgürlük diyor. Erdoğan Avrupalı büyük elçilerle görüşüyor. Verilen bilgiler doğrultusunda bir rota çiziliyor ve Osmanlı uyanışının başladığı anlatılıyor.
Türkiye’de Antalya’da, İstanbul Taksim’de başörtülü kadınlara saldırılar olmuştu. Benzeri Norveç’te, Almanya’da, İsveç’te ve tüm dünya da görülmektedir. Fransa'nın doğusunda yer alan Metz'de, bebek arabasındaki çocuğuyla birlikte alışverişten dönen başörtülü genç anne de benzer saldırıya uğradı. Başörtüsünü çekerek açmaya çalışan saldırganların din düşmanlığı yaptıkları bir gerçektir.
Zaman hız çağı. Her şey çok çabuk değişiyor. Küresel algı küresel egemenlerin yönetiminden çıktı. Dünya tanrı kontrolünde serbest bir gündem yaşıyor. Küresel gündemi kirli planlarla yönetenler küresel algıyı ve bilinci yönlendiriyordu. Küresel vesayet kontrolü kaybetti. Gerçekler ortaya çıkarken halklar özgürlüklerini sağlayacaklar.
Rodos'ta Müslüman mezarlığına çirkin saldırı Rodos Adası'ndaki Müslüman Türk mezarlığında kimliği belirsiz kişilerce yırtılmış Kuran-ı Kerim sayfaları bulundu.
Erdoğan milletvekillerine, Obama'nın ABD'nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fethullah Gülen'in telefon konuşmalarının yayınlanması konusunda "Bizim iç işlerimize karışıyorsunuz" dediğini anlattı. Erdoğan, kendisinin de bunun üzerine ABD Başkanı Obama'ya "Bizim içişlerimize karışan zâtı da siz misafir ediyorsunuz" dediğini aktardı. Erdoğan'ın ayrıca milletvekillerine "Merak etmeyin, mutabakata vardık" dediği öğrenildi.

fahrettin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
gog magog nedir kimdir gog magog kavimleri fahrettin Serbest Kürsü 0 06.03.2014 12:41
deccal ne demektir deccal nedir sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:36
Tayyip Erdoğan'ın cihadı sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:33
Dünya Kelimesi ile ilgili Ayetler eFe iSlami Bilgiler 2 13.03.2013 15:16
Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için eSiLa Hadis Bahcemiz 0 17.02.2013 13:58


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları