Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Üyelerimize ÖzeL > Serbest Kürsü

Işid gerçeği işid kafa kesiyormu


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Serbest Kürsü - kategorisi altındaki Işid gerçeği işid kafa kesiyormu isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 01.10.2014   #1
Üye
Hellen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Oct 2014
Üye Numarası: 452
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 13
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: Hellen is an unknown quantity at this point
Standart Işid gerçeği işid kafa kesiyormu

AMERİKALI GAZETECİYİ ÖLDÜREN IŞİD MİLİTANI DEĞİL.
Amerika’ya Bir Mesaj’ adı verilen videodaki görüntüde gazeteci James Foley diz çöktürülmüş. Başındaki militan, İngiliz aksanıyla konuşuyor: “Bu gördüğünüz James Wright Foley. Amerikan vatandaşı. Sizin ülkenizden geldi. Bir devlet olarak, IŞİD’e karşı savaşta ön safta yer aldınız.” Birkaç saniye sonra cinayet işleniyor. Video yayınlanamayacak derecede vahşet içeriyor. Cinayetin hemen ardından Suriye’de kaçırılan bir başka Amerikalı gazeteci, Steven Sotloff kameranın karşısına getiriliyor.
Irak Şam İslam Devleti örgütü (IŞİD) Suriye’de kaçırılan Amerikalı gazeteci James Foley’nin başının kesilerek öldürüldüğü görüntüyü sosyal medyada paylaştı. Amerikan ordusunun hava saldırılarına bir yanıt olarak Steven Sotloff’u göstererek, saldırıların devam etmesi durumunda onun da öldürüleceğini duyuruyor.
Sotloff, James Foley’in ardından boğazı kesilerek öldürüldü. Sotloff’u öldüren kişinin James Foley’i öldüren IŞİD militanıyla aynı kişi olduğu tespit edildi.
Görüntülerin analizi yapılınca çok ilginç bilgilere ulaştık:
James Folley aynı Guantanamo üstündeki İslamcı esirler gibi turuncu bir cezaevi giysisi giydirilmişti. Giysi çok yeni. Folley’in üzerine göre yeni diktirilmiş. Folley’i öldüren ışid militanı gibi olan kişinin siyah giysisi de yeni diktirilmiş ve kaliteli bir kumaş kullanmış. Kolunda Amerikan polislerine benzer bir kuşaklı silah kılıfı var. Elinde kaliteli ve keskin bir bıçak bulunuyor. Işid militanı Tipik bir ıraklı gibi Allahu ekber diye bağırarak eylem yapmıyor. Aksine tasarlandığı gibi sakin çok iyi derecede İngiliz aksamı ve şivesiyle konuşuyor. Konuşan Işid militanı konuşma tavır ve giyiminden hiç ırak görmemiş. Bir ışid militanı gibi üzeri toz pis ve basit bir kumaş değil, Folley’in yüzünde korku hakim değil. Sanki iğne yapılmış gibi sakince bakıyor. Işid militanının yani Amerikalı ajan olan oyuncunun elbisesi çok düzenli sanki bir film yapılmış gibiydi. Çok iyi çözünürlüklü bir video kamera ayarlanmış sabit ve ayaklı çevreyi iyi seçmişler ayrıca az bir alan gösterilmiş. Video uzmanlarca çok yönlü ve detaylı incelendiğinde görüntülerin ışid’e ait olmadığı sanki Işid yapmış gibi servis edildiği anlaşılacaktır.
Eğer bu olayı gerçekten bir Işid yönetimi ve militanı yapsaydı olay şöyle gerçekleşirdi. Öncelikle İngilizce konuşan tercih edilmezdi. Hem tehdit hemde kafa kesme olayı gerçekleştirilip dünyaya bu kötü algı, yayın edilmezdi. Yani caniyiz. Herkesi öldüreceğiz. Biz savaş istiyoruz imajı Irak halkı tarafından verilmezdi. Arapça konuşan üst düzey bir ışid militanı olurdu. Allahu ekber diyerek, heyecanlı ve bağırarak böyle bir eylem olsaydı bunu ışid yaptı diyebilirdik. Ayrıca böyle bir eylemde mutlaka birkaç kişi yanında olurdu. Belki birkaç esirde görüntüye girerdi. Video görüntüleri çok çakma ve amerikan tarzı olduğunu açıkça ele vermektedir.
Olay Amerika’da yoğun yerleşim yerinden uzak muhtemelen kırsal bir alanda bir kasabaya yakın bir yerde gerçekleştirilmiş. Irak havası verilmiş sarı çıplak dağlık bir alan tercih edilmiş.Hummer jeep ile gelen üç amerikan ajanının olayı gerçekleştirdiğini tahmin ediyoruz. Kamera arkasında muhtemelen iki kişi var.
Görüntüde Folley’e çekim yapıldığı yer incelendiğinde Gökyüzü ve dağların arındaki yeşil alan ve kasabanın kenarında kalan yerleşim bölgesi görülmesin diye beyaz bir tonla görüntü silikleştirilmiş.
Görüntülerde çevre detaylıca incelendiğinde Amerika’da bir yer olduğu anlaşılabilirdi. Hemen bu piyesi düzenleyenler bir haberi gündeme koydu. Amerikan medyasından bir açıklama geldi. Görüntülerde çevre incelendi ve ışid militanının olayı gerçekleştirdiği Iraktaki yer uydudan tespit edilebildi. Yalanını uydurdular. Yollar patikaya benzer asfaltsız uydudan tahmin edilmesi çok zor o fotoğrafları görenler bunu anlayabilirler. Ancak Amerika’da videonun çekildiği bu yer bilinebilir diye böyle bir yalan haberi yapma gereği hissettiler.
Amerikan kaynakları bu tarz sorulara karşı hemen savunma söylemleriyle medyalarında yayınlar yapmaya başlar. Nitekim bu açıklamaları herkes duydu. İngiltere’den giden bir Işid militanı denildi. Sonra uydudan olay yerini tespit ettik denildi, sonra görüntüleri doğrulayıcı daha nice haberler yapıldı ve yapılmaktadır. Amerika gündemini iyi izleyenler bu söylediklerimizi tespit edebilirler.
Folley’in başı kesilmeden önce ilk görüntüleri incelediğinizde Onurlu Amerikalı gibi başını dik tutuşu ve ağız hareketi dikkat çekiyor. Sizce öldürülecek bir esir böyle davranır mı. Üstelik yakalanan asker de değil, sıradan bir gazeteci böyle bir hareket sergilemez. Folley’de bu tarz tavır dikkat çekici ayrıca Folley’de korku panik hiç yok. Gayet sakin duruyor. Sanki herkes rolüne odaklanmış. Görüntüler kesik bölümlerden oluşuyor. Kafa kesme görüntüsünde Folley sanki uyuşturucu iğne yapılmış gibi boş boş bakıyor. Hiç sakınmıyor ve tepki de vermiyor.
Sizce bir ışid militanı böyle bir şeyi organize ederek gerçekleştirebilir mi. Yani turuncu renkte Guantanamo cezaevi giysisi, kafaların cezaevindeki gibi traş edilmesi, kaliteli bir siyah kumaş, Amerikalı gibi konuşma şekli, haber sunumunda kullanılan kaliteli bir kamera ve verilen mesajın ilginçliği yani tüm bunlar bir araya getirildiğinde bu görüntüler organize bir iş, çok detaylar düşünülmüş, kesinlikle bir Ortadoğulu aklı değil, birileri masa başında bunu kurgulamış. Ve dünya kamuoyunu aldatıyor. Diyebilir miyiz.
Boğazı kesilerek öldürülen ABD’li gazeteci Folley’in savaş haberciliği yaptığını ve ölmeden önceki görüntüleri dünya medyasında paylaşılmıştı. Folley o görüntülerde tedirgin sağına soluna bakınarak hareket etmektedir. Sanki içinde bulunduğu ortam kötüdür. Etrafındakilerden veya zarar verici çirkef bir anlayıştan çekinmektedir. Yani etrafındaki kişiler haberci olmaktan çok ajan görevi yapan zalim kişilerdi. Folley’in davranışları incelendiğinde içinde bulunduğu psikolojik durum rahatça çözümlenebilmektedir. Folley’in ürkek tavrı ve birilerine bakarak kontrollü oturuş şekli rahat bir ortamda olmadığının belirtisidir. Folley infaz görüntülerinde konuşma yaptığı sırada korku ve endişe duymaması öldürüleceğini bilmemesinden kaynaklanmış olabilir. Öleceğini bilen bir kişi bu kadar rahat konuşamaz. Peki neden bu kadar rahattı. Çünkü etrafında bu görüntüleri organize edenler Folley’in bildiği kişilerdi. Amerika adına haberci gibi görünen ajanlar Folley ile birlikte çalışıyorlardı. Folley’e bir oyun kurdular. Böyle bir oyun çevirelim dediler. Folley de bu numarayı yedi. Zaten bu ajanlara da başkaldıracak değildi. Çünkü içlerinde en aşağı görevde ve en bilgisizi Folley’di. Diğerleri kurt gibiydi ve kötü niyetli amerikan ajanlardı. Folley boğazı kesilene kadar bir oyun sergilendiğini düşünüyordu tam boğazı kesildiğinde işin farkına vardı ama çok geç olmuştu. Dirense de artık Folley’i kaybetmiştik. Zaten tam bu aşamada video görüntüsü kesiliyor. Ve kafası vücudundan ayrılmış olarak son görüntüyü göstermişler. Folley’i öldürenlerin kim olduğunu bulmak için Folley ile beraber çalışanların çok dikkatli araştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Çok yüksek ihtimalle çevresinde onu tanıyan birileri tarafından bu iş gerçekleştirilmiş. Bu infaz görüntülerinin arkasında Işid yok. Ayrıca daha sonra öldürülenler aynı çevreden ve aynı otelden. Yani öldürenler öldürülenleri biliyor. Daha doğrusu birbirlerini tanıyorlar. Yani İngiliz vatandaşı İskoçyalı hanie’yi bile tanınıyorlardı. Bu küresel bozguncular adına çalışan ajan şebekesi çevresinden kurbanları belirliyorlardı. Ve dünya medyasında büyük bir devrim yaptık diye büyük bir iş çevirdiklerini düşünerek seviniyorlardı. Bu kişiler küresel bozguncuların sadece bir koluydu. Masa başında tasarlanan İslam düşmanlıkları, medya haberciliği tüm bunları hesaba katarsanız güçlü bir organizasyon. Bu küresel bozguncuların komplo ve yalanları daha ne kadar sürecek, bu zihniyet dünyada uzun süreli olamaz. Çünkü sürekli insanlığı aldatacak kirli işler çevirmek zorundalardı. Ve mutlaka foyaları ortaya çıkacaktı.
İngiliz Işid elemanı neden tercih edilmiş. Dünya anlayabilsin diye mi. Gerçek militan olsaydı mutlaka Arapça olarak yayınlanırdı. Suriye nasıl ki Rusya’nın bahçesiyse Irak’ta Amerikanın bahçesiydi. Irak’a Amerika’dan başka kimse sahip çıkamazdı. Video’da neden Amerikan devleti hedef seçilmiş. Diğer taraftan Avrupa, Amerika ve İngiltere’de Müslümanlara karşı da bir tedbir alınma hesabı güdülmüş. Video görüntüsü çıkmadan günler önce Amerika ve İngiliz medyasında ülkelerindeki İslamcı ve işid taraftarları gündemdeydi. Müslümanlar yine hedef yapılmıştı. Birtakım tedbirler alınması gerektiği vurgulanıyordu.. Bu işle görevli Amerikan ajanları İngilizce bilen Işid militanı da isabetli olur demiş olabilir mi.
Video çekiminin çok önce bir tarihte yapıldığını tahmin ediyoruz. Eylemden günler önce Amerika ve Avrupa’da müslümanların tehdit olabilirliği gündeme getirildi. Amerika ve Avrupa’da inançlı bazı radikallerin Işid’den daha tehlike olduğu ve Amerika ve Avrupa’da büyük bir tehdit ve tehlike beklediği sürekli gündemde tutulmuştu. Amerika medyasında Sürekli Işid tehdidi ve terörist Müslümanlar algısı işlenmekteydi.
Ayrıca terör ilan edilen Müslümanlarla Müslüman olmayanların çatışması küreselleşme eğilimine girmişti. Amerika islama karşı destek aramaktaydı. Yani inananlarla inanmayanların mücadelesi Ortadoğu’dan Afrika’ya sıçramıştı. Bu olaylar tüm dünyayı sarıyordu. İslam güç kazanmasın diye ışid bahane edilerek ortadoğuda islama tekrar savaş açmak zorunda kaldılar. Çünkü Ortadoğu halkları bastırılmalıydı hatta öldürülmeliydi. Din düşmanı küresel bozguncular böyle düşünüyordu. Amerika islama olan bu düşmanlık algısını güçlü tutmak ve taraftar toplama hedefindeydi. Bu olayı Sadece Folley olayı olarak görmeyin. İslam düşmanlığı Amerika’da sürekli yapılıyor. Değişen Ortadoğu şartlarında Amerika güçlü bir küresel destek aramakta ve tanrıya inananların küresel egemenliği ele geçirmesini durdurmalıydı. Ve bunu şimdi yapmaz ise gelecekte büyük bir tehdit oluşturacağını düşünmekteydi.
Işid batının büyüttüğü kadar büyük bir terör örgütü mü, yoksa ortadoğuda inançlı halkların özgürlük talepleri ve adil yaşam istekleri durdurulmak mı isteniyor. Arap baharının güçlenmesini ancak savaş ile durdurabilirlerdi. Müslüman toplumları yok etmek için Işid mi kullanılıyor. Bir gurup bahane edilerek tüm Ortadoğu İslam halklarına saldırılıyor. Batının bu birlikteliği tanıdık haçlı birliğine benziyor.
Amerika ve Avrupa gündemi ışid’i çok önemsedi. Sürekli gündemlerinde tutuldu. Son dört hafta konu sürekli Işid. Halifelik ilanına çok tepkiler geldi. Papa bile halifelikle ilgili açıklamalar yaptı. Küresel medya ve dünya gündemi birileri tarafından organize ediliyordu.
Folley olayına Obama’nın hemen sert mesajları oldu ve karşı bir tavırda bulunacağını cezalarını çekeceğini söyledi. Bir kişi veya gurup eylemini dikkate almamalıydı. Halbuki bir bürokrat, küresel bir devlet lideri böyle bir olayı baz alarak kitlesel bir olay hakkında hemen karar alamaz ve bu kadar basit olamaz. Obama’nın mesajları Işid’e baskıyı arttıracağız yönünde oldu. Ama bu mesajının ardında ‘Irak halkına ve arap baharı uyanışına karşı İslam halkına savaş açacagız.’ Anlamı çıkartılmalıydı. Belli ki Obama’da bu oyunun içinde, ama Amerika’da çoğu kurum lideri ve halkın bu komplodan haberi bile yok.
Küresel bozguncular, Amerika ve dünya gündemini belirler ve şeytani bir anlayışa sahiptirler. Dünyaya sahip olmanın ve dünyayı aldatarak yönetmenin verdiği azgınlıkla her şeyi yapıyorlardı. Dünya egemenliği bizim elimizde olmalı diyen bu anlayış yalanı komployu ve medyayı kullanıyordu. Şeytana hizmet eden bu anlayış insanlığı sürekli aldatıyor. 11 Eylül’de, Boston saldırısında yaptıkları gibi sürekli aynı yöntemler kullanılıyor. Değişen dünya ve ırak’taki gelişmeler için içlerinden birisi ‘Amacımız için birilerini kurban etmeliyiz.’ dedi. Aynı zamanda Folley’i şeytana kurban verdiler. Ve video görüntüsünü kurguladılar.
Amerika’da savaş siyaseti yapan ve islama kıyım gerçekleştiren bir lobi olduğunu herkes bilmektedir. Bu lobi masa başında Irak petrollerini konuştular, bölgede islam’ın egemen olmasından korktular. Yandaş Maliki yönetimi tehlikedeydi. Irak’a serbestçe müdahale edebilme olanağı sağlanmalıydı. Suriye’de muhalifler, libya’da dindarlar, mısır’da Müslüman kardeşler, Filistin’de hamas-el fetih birleşmesi bu küresel bozguncuları korkutmaktaydı. Irak’ın yönetimini ırak’ın kendi halkına geçmesini istemediler. Irak’ta ve Ortadoğu’da Amerikan egemenliği kayboluyordu. Bunun üzerine Irak’ta, taraftarlarına destek olmaya karar verdiler. Ve her ne olursa olsun inançlı Irak halkına fırsat vermeyelim dediler. İlk önce Yezidileri gündeme getirdiler, halifeliği gündeme getirdiler, esirleri gündeme getirdiler, şimdi de Folley’in olayını getirdiler. Amaç Irak’a girmede Işid’e saldırıda meşru duruma düşmek. Işid karşıtı halklara silah desteği vermek ve istediği gibi Irak’ta hareket edebilmekti. Yakında Suriye’yi Flistin’i bombaladıkları gibi Irak halkını bombalamaya başlayacaklar. Folley videosunun ardında Amerika uçakla hava saldırıları düzenlemeyi meşrulaştırdı ve arttırdı. Her iki günde bu tarz saldırılarla bombalıyorlar.
Video görüntüleri yine tipik bir amerikan siyaseti ve komplosudur. Ajanların gerçekleştirdiği bir olay. Tepedekiler istedi ajanlar en ince ayrıntısına kadar gerçekleştirdi. Esirler konusunu en çok Amerika dillendirdi. Iraklılar bile esirler konusunu dikkate almamıştı hatta Iraklıların haberleri bile yoktu. Folley ya bir operasyonla kurtarıldı ve ya da para ve silah karşılığında takas alındı. Ya da Folley gerçekten Işid’in eline geçmemişti. Folley ile birlikte çalışanlar Ajandı. Zaten Amerikan ajanları ya habercidir, ya da gazetecidir. Folley büyük ihtimalle kaçırılmadı. Folley gerçekte hiç esir olmamış mıydı. Çevresinde bulunan Ajanlar Folley’i kurban yaptı ve böyle bir olayı gerçekleştirdiler. Açıkçası ıraklı Müslümanların iki tane Amerikalı gazeteciyi yakalayıp kafalarını keserek Amerika’yı tehdit ettiğine hiç inanmıyorum. Bu çok saçma bir kuram. Işid Amerikalı gazeteciyi neden kaçırsın. Amerika kendilerine saldırsın diye mi? Işid ırak’ta Amerikan yanlısı şii yönetimini bozguna uğratmıştı. Ve ırak’ta zafer kazanmıştı. Neden Amerikalı gazeteciyi yakalayıp öldürsün ki? Hadi milyarda bir ihtimalle çok cahil ve aşırı radikal birkaç militan Folley’i yakaladı ve Folley ışid’e esir oldu var sayalım. Amerikan ajanlarına fidye karşılığında Folley teslim edildi mi? Amerika neden Folley’in ailesine sakın çocuğunuzu aramayın, fidye ödemeyin. Sesinizi çıkarmayın dedi. Beklide folley’i ajanlar fidye karşılığında almıştı. Biz esiri verdik deseler de kimse birkaç Işid militanını dikkate almazdı. Hatta esiri fidye karşılığı verdik bile diyemeyeceklerdi. Deseler de bu küresel yandaş medyada sesleri hiç duyulmazdı.
Folley’in görüntüsü çok şeye hizmet ediyordu. Öncelikle Arap baharına karşı sert bir duruş ve soykırım sergilenecekti. Ortadoğu’da inançlı Müslüman toplumları durdurulacaktı. Amerika bölgeye silah dağıtması, Irakta rahatça hareket edebilme, halka bomba yağdırma, küresel destek sağlama ve her türlü müdahale gibi tüm fırsatları meşrulaştıracaktı. Obama’ya bölgede yükselen İslam halklarını bastırmak zorundayız yoksa yönetimlere sahip olacaklar.’ dediler. Küresel bozguncular değişime müdahale etmek zorunda olduğunu biliyorlardı. Ve Amerika, Ortadoğu’da ‘Ben varım.’ dedi. Arap baharının büyümesi ve diğer kıtalara sıçraması küresel bozguncuları korkuttu. Yükselen İslam büyümesin, baştan bu halklara soykırım yapalım dediler. Kafa kesme tapeleri, ajan siyaseti ve büro haberciliği ile yine bilindik savaş senaryosu oluşturuldu. İnanan insanlar yani mazlum halklar terör değildi, asıl inançsız yönetimler insanlık için terördü.
Irak halkının çoğunluğunu oluşturan Saddam yanlısı inanan halkları el kaide gibi niteliyorlardı şimdi yeni adı Işid oldu. Aynı halklardır. Ve Müslümanlar bilinçli olarak hedef alınmaktadır. Daha önceki seçimlerde halkın çoğu seçimlere katılmıyordu. Katılım oranları düşük oluyordu. Hatta rakamları bile yalan yanlış veriyorlardı. Amerika ve Avrupa’da da son derece adil ve güzel bir seçim geçti haberleri veriliyordu. Mevcut amerikan yanlısı hükümetler derme çatma bugüne kadar gelebildiler. Arap baharı kaçınılmaz olarak ırak’ta da olacaktı. Bu Işid dışardan gelen silahlı milis kuvvetleridir. Amerika’ya karşı birtakım radikal insanlar silahlı mücadele etmeye hazırlar. Bunlar daha önce el-kaide adıyla çıkmışlardı. Silahlı mücadeleye hazır olan bu insanlar Ortadoğu’nun çeşitli yerlerinden Amerika ile savaşmak için toplanan insanlar gurubudur. Bu silahlı çeteler bugün Işid adıyla toplandılar. Bu insanlar aynı zamanda ırak halkına zarar da vermektedirler. Çünkü çoğu zaman aşırıya gitmekte ve insani değerleri çiğnemektedirler. Değişimi isteyen ise çoğunluk ırak halkıdır. Ve bu halk Irakın yüzde altmışını yetmişini oluşturmaktadır.
Dün el-kaide hedef yapılarak Afganistan’a girdiler. Olan Afgan halkına oldu. Milyonlarca sivil öldü ve Afganistan’da bir türlü istikrar olmadı. Aynı şekilde Hamas terör ilan edilerek Filistin’e hava saldırıları gerçekleştirildi ve binlerce sivil halk ve çocuklar öldürüldü. Şimdi Işid adıyla Irak halkına saldırılıyor. Yöntem aynı, küçük bir gurubu terör olarak niteleniyor ve bu gurup baz alınarak tüm ülke halkına karşı bir saldırı ve soykırım gerçekleşiyor. İslam’a karşı savaşı meşru bir konuma sokma girişimi hep oldu. Ama şu bir gerçek ki mazlum halklar öldürülüyor ve sıkıntısını tüm ülke halkı çekiyor. Hep aynı taktik aynı yöntem kullanıldı. Her sosyal gurubun silahlı bir uç kesimi olduğu gibi birileri hedef gösterilerek ülkelere halklara savaş açtılar. Yıllardır yakalanamayan Ladin’e gece operasyonu yaptık ve öldürdük gibi video görüntüsü düzenledilerdi. Artık El-kaide bitmiştir. Mesajı verilmişti. Hep aynı yöntem, ajan siyaseti, tapeler ve görüntülerle iradeleri çaldılar. İnsanlar sürekli bu yalancı yönetimle aldatıldı. Dünyayı yöneten bu bozgunculara kim dur diyecek. Bu halklar nereye kadar öldürülecek.
Işid rastgele ateş ediyor, insanları öldürüyor, katliam yapıyor gibi haberlerle ırak’ta Müslüman halkının çabasını kötülediler. Işid ile Müslüman ırak halkını birleştirdiler. Genelde bu hiç ayrılmaz. El kaide ile Afgan halkı ayrılmadığı gibi. Işid de dünya kamuoyunda karalandı. Amaç Irak’a müdahale edebilmek. Hatta sadece ırak da değil. Tüm Ortadoğu’da İslam halklarının yükselişini durdurmaktı amaç. Musul’da tek silah sıkılmadı. İnsanlara bir şey yapılmadı. Yezidileri bile serbest bıraktılar ‘Dilediğiniz yere gidin.’ dediler. Kimseyi öldürmediler adaletle davrandılar ama Amerika hemen Işid’i itibarsızlaştırma haberleri uyguladı. Çok insan her zaman olduğu gibi aldandı. Işid kafa kesti, ışid çok paralı. Işid’in amacı mallara petrola sahip olmak, ışid havuzlarda sefa sürüyor. Işid petrol sahibi çok zengin, Işid çocuk öldürdü gibi karalama kampanyası sürekli yapıldı. Ve ışid ile terör kelimeleri hep birlikte telafuz edildi. Işid karalandı ve terör gibi lanse edildi. Ve hala bunun üzerinden siyaset yaptıklarını görmekteyiz.
Onlar bu görüntülü medya siyasetçiliğini ve ajan siyasetiyle bilinçleri yönettiğini iyi bilmektedirler. Bir zamanlar Saddam’ın havuzunu göstermişlerdi. Şimdi ışid havuzda diyorlar. Hep aynı yöntem kullanılıyor.
Işid ırak halkı ise hatta yeni bir düzen isteyen Ortadoğu’da değişimi isteyen Arap baharı yanlılarına Işid deniyorsa peki terör bunun neresinde. Amerikanın asıl savaş istediği gurup bu halklardı. Hedef böyle olunca silahlı bir gurubu bahane ederek Ortadoğu’ya savaş açmak ne kadar doğrudur. İlk başta dışardan gelen silahlı guruplara terör diyecekler sonra bu savaşı genele yayacaklar. Mazlum Müslüman toplumları öldürmeye başlayacaklar.
Dışardan gelenlere daha çok Işid diyorlar. Irak’ta bölgesel, yerel karışık ve dağınık guruplar var. Irak’ta halkın birbirinden kopuk ve dağınık gurupların savunması var. Işid Irak’ta kuvvayi milliye gibi. Herkes kendi bölgesini korumaya çalışıyor. Irak birliğini sağlamış bir Işid askeri gücü henüz yok. Buna da terör denilemez. Irak’ta herkes Foley’in videosunu kim yaptı diye sorguluyor. Hiçbir gurup da biz yaptık demiyor. Acaba ışid’in yönetim kadrosu var mı. Bu kadro tüm ırak’ta etkili değilse bu kafa kesme videosunu kim yaptı. Bağdadinin olaydan haberi bile yoktur. Peki ışid’in yönetim kadrosunun haberi bile olmadan bir İngiliz böyle bir kafa kesme olayını nasıl gerçekleştirebilir. Hadi dışardan gelenlerin gurubu böyle bir olayı gerçekleştirse bile bu olay tüm ırak.halkını bağlar mı. Bu küçük çeteyi baz alarak koskoca Irak halkının özgürlük çabası engellenmeli miydi. Yani Amerika’nın ırak’a saldırıları ağırlaştırma gerekçesi olarak görülebilir mi. Irak’ta halk Amerika’nın tepkisinden çekiniyor. Irak’ta yine korku yine tedirginlik hakim.
Amerika Irak üzerinden oyununu devam ettirmek istiyor. Yandaş halkları silahlandırıp islama karşı organize ediyor. Petrol kartını oynuyor ve Ortadoğu egemenliğini yeniden kazanmak istiyor. Yine inanan mazlum halklar öldürülüyor. Işid’e karşı 200’ü aşkın uçak saldırısı gerçekleştirilmiş. Acaba bu uçak saldırıları sadece Işid’e mi oluyor. Ama bu yalanlar uzun sürmez. Ve hak bir gün tecelli eder. Bozguncular mutlaka cezasını çekecektir. Allah her şeye kadirdir.
NATO zirvesinde obama, Erdoğan ve Camerun yan yana oturtulmuş. Işid’e karşı beraberlik mesajı verilmiş. Irak halkına ve İslam dünyasına karşı Türkiye bizim yanımızda mesajı verilmeye çalışılmış. Ajanların tasarladığı bu masa düzeni küresel bozguncuların şekilciliğini açıkça ortaya sermektedir. Aynı taktiği iklim zirvesinde Erdoğan farketti ve Mısır’ın darbeci başkanı Sisi ile yan yana oturması tasarlanmış olan yemeğe katılmadı. Erdoğan, anlayışını ve safını belli etmektedir.
İngiltere başbakanı Camerun Türkiye’de ışid’den rahatsız, Türkiye bizim gibi düşünüyor. Diyerek Türkiye’yi yandaş gibi göstermeye çalışıyorlar Türkiye sadece teröre karşıdır. Ama Irak halkına ve İslam toplumuna karşı değildir. Bunu yakın gelecekte daha iyi anlayacağız. Batı, terörü İslam toplumlarıyla bağdaştırıyor. Küresel bozguncuların oluşturduğu bu basiretsiz ve çirkef ortamında Türkiye nasıl hakkı söyleyebilsin ki. Işid adındaki dışardan gelen bir gurup ile ırak halkını ve İslam toplumlarını ayırt etmeliyiz. Birtakım silahlı guruplar bahane edilerek islama ve mazlum halklara saldırmayı planladılar. Işid eylemlerinde ve kafa kesme eylemlerinde bulunan bir gurup Amerika adına çalışmaktadır. Kafa kesme eylemlerini herkes izledi Tamamen islamı canileştiren, Amerika ve batıya savaş davetiyesi çıkaran görüntülerdi. iyi derecede İngilizce bilen ışid militanları kafa kesiyor. Hep aynı kişilerin eylemleri gerçekleştirdiği tespit edildi. Bir gurup ajan Amerika ve batı adına bu tür eylemleri Işid adıyla gerçekleştirmiş olamaz mı. Video görüntülerinin yapılış tarzı kaliteli bir İngilizce gramer, iskoçya ingiltere’den ayrılmak isterken iskoçyalı bir yardım kuruluşu çalışanının kafasının kesilmesi ve diğer detaylar batı adına çalışan ve savaşı meşrulaştıran bir gurup olduğu anlaşılmaktadır. Tamamen amerikan çıkarlarına hizmet eden bir gurubun Işid adına iğrenç eylemler gerçekleştirdiği bir gerçektir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan IŞİD sorununun konuşulması için düzenlenen ve 10 ülkenin katıldığı toplantıda da söz aldı. Erdoğan, bölgede tüm grupların ırk, mezhep ve etnik köken ayrımı yapılmadan eşit ve adil temsil edildiği yönetimlerin kurulmasının şart olduğunu vurgulayarak batılı ülkelerin üzerine düşeni yapmadığını ifade etti. Toplantıda eylül sonunda New York'tan görüşülmek üzere IŞİD ile mücadele için koordinasyon kurulu kurulması yönünde görüş birliğine varıldı. Erdoğan, Merkel'den sonra İngiltere Başbakanı David Cameron ile görüştü. Erdoğan'ın Cameron'a IŞİD militanlarıyla ilgili "Sizin ülkenizde doğan, eğitiminizde yetişen çocuklar" dediği kaydedildi. ABD Başkanı Obama ile 17 ay sonra bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bağdat yönetimine silah desteği verilmesine karşı olduğunu belirterek, “Burada bırakılan silahlar bugün IŞİD’in elinde” uyarısında bulundu.
Erdoğan, Türkiye’nin ‘çözüm süreci’nde bulunduğunu hatırlatarak, “Silahlar dönüp bizim çözüm sürecimizi vurabilir. Bölgede de mezhep çatışmalarını körükler “ dedi.
Erdoğan-Obama görüşmesinin başında iki lider kameralara kısa birer açıklama yaptı. ABD Başkanı Obama, Erdoğan ile bir araya gelme fırsatından duyduğu memnuniyeti ifade etti. “Cumhurbaşkanı Erdoğan, ittifakımız için önemli bir lider” diyen Obama, Türkiye’nin NATO’daki önemini vurguladı. (Yani Türkiye bizim içimizde, onu sevmesekte ve Türkiye’yi terör gibi niteleyemesekte bizimle görüştüğünden dolayı mutluyuz. Tanrı anlayışa sahip olmasına rağmen Nato birliğinde olması bizi sevindiriyor.Suriye ve Irak’taki yabancı savaşçılarla ilgili iki ülke arasındaki askeri ve istihbarat işbirliğini memnuniyetle karşıladığını da dile getiren Obama, Türkiye’nin Suriyeli mültecilere kapısını açmasına ve yaptığı cömert insani yardımlarının önemine vurgu yaptı. Erdoğan da şunları söyledi: “ABD ile Türkiye arasında model ortaklık çerçevesinde devam eden bir hassas süreç bulunuyor. Bu süreçteki birçok konu, iki ülkeyi birbirine daha da yakınlaştırdı. Birlikteliğin askeri plandaki en önemli çerçevesi NATO’dur. Siyasi noktadaki, ekonomik, kültürel noktadaki birlikteliklerimiz var.”
Erdoğan: Saddam döneminde yaptığınız gibi Irak halkını görmezden gelmeyin.bir avuç savaşçıdan dolayı Irak’ın müslüman halkına saldırmayın. Ortak hükümet kurun. İslam halkını yok sayamazsınız, terör ilan edemezsiniz.’ dedi.
Işid adı altında ırak halkına ve müslümanlara karşı hem kötü bir algı yaratıyorlar, hem de bu algı üzerinden savaş başlatıyorlar. Bu dünya ne kadar şeytani bir yönetim ile baş başa kalmış.
Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerin bulunduğu on Arap ülkesi ırak’a saldırma konusunda Amerika’ya destek vereceğini açıkladı. Türkiye bu ittifakta ben yokum dedi.
Fransa cumhurbaşkanı Frances Hollande Işid’e karşı Irak yönetimine savaş uçaklarıyla ve her türlü silah desteğiyle yardım edeceğini açıkladı. Obama ve Hollande’nin öncülük ettiği küresel bozguncular Irak halkına karşı komple bir soykırım tasarladılar. Irak halkından ve müslümanlardan ancak böyle kurtuluruz hesabı yaptılar.
Daha önce Saddam dönemindeki başarıya ulaşamayanlar şimdi Işid bahanesiyle tekrar Irak halkına savaş açıyorlar. Başarıya ulaşamayacaklar. Uzun vadede kaybedecekler. Çünkü İbrahim’in tanrısı artık mazlumlara karşı dünya için saldırılmasına izin vermeyecek. Hatta bu küresel ittifaka büyük bir yıkım getirecek.
Işid yönetimi daha doğrusu ırak halkının yönetimi bu tür eylemleri yasakladı. Ve merkezin haberi olmadan kimse canice eylemde bulunmasın bildirisi yayınlandı. Bu tür olayların ırak halkına zarar verdiğini ve küresel ortamda itibar kaybettirdiği ve doğru şeyler olmadığı söylendi. Işid yönetimi yabancı savaşçıları da uyardı. Kısacası yönetimin bu işten haberi bile olmadığı anlaşıldı.
IŞİD'in kafasını keserek öldürdüğü Amerikalı gencin ailesinden çok şaşırtan iddia:geldi. ABD yönetimi bizi tehdit etti. Amerikan ABC televizyonu, IŞİD terör örgütü tarafından kafası kesilerek öldürülen Amerikalı gazeteci James Foley'in ailesinin, Amerikan yönetimi yetkilileri tarafından, oğullarını kaçıranlara fidye ödemeleri halinde teröre destek vermekle suçlanabilecekleri yönünde tehdit edildiklerini öne sürdüğünü bildirdi. James'in erkek kardeşi Michael ise kendisine de bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi tarafından benzer tehdit yöneltildiğini iddia etti.Foley'in annesi Diane, kanala yaptığı açıklamada, "Bunu bir tehdit olarak aldık ve dehşet vericiydi. Bize üç kez bu mesajla gözdağı verdi. Bunu söylemesinden dehşete düştük. Hakkımızda kovuşturma açılabileceğini söyledi. Oğlumuzu kurtarmamız gerektiğini biliyorduk, denemek zorundaydık" ifadelerini kullandı. Diane, kendilerine karşı ilgisiz davranmakla eleştirdiği yönetime, zaman zaman, oğulları hakkında bilgi alabilmek için "yalvarmak" zorunda kaldıklarını belirtti.
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de konuyla ilgili bir soruyu yanıtlarken, Foley ailesinin suçlamalarından şaşkına uğradığını belirterek, "Size şunu söyleyebilirim, bu konuda hiçbir bilgim yok. Dışişleri Bakanlığından birinin bilgim dahilinde böyle birşey söylemesine göz yummazdım" diye konuştu. Görüldüğü gibi kafa kesme olayı amerikan ajanlarınca tasarlanmış bir plandır. Fidyeyi amerikan ajanları ödedi ve kafa kesme olayını amerikan gündemini her kim belirliyorsa o bozguncular tasarladı.
Irak Şam İslam Devlet (IŞİD) terör örgütü rehin tuttuğu İngiliz yardım kuruluşu çalışanı David Haines’in infaz videosunu yayınladı. Daha önce 2 defa kafa keserek infaz görüntüsü yayınlamıştı. Ayrıca olayı gerçekleştiren kişilerin diğer iki kafa kesme olayı gerçekleştirenle aynı kişiler olduğu tespit edildi. Bu sefer bir tepenin eteğinde gerçekleştirilmiş. Tespit yapılabilecek hiçbir işaret bırakılmamış.
Geçtigimiz haftalarda iki gazeteciyi katleden örgüt bu kez, yardım kuruluşu çalışanı İskoçyalı David Haines’in kafasını keserek öldürdü. İskoçya bağımsızlığı için tam da referandum öncesinde iskoçyalı bir rehinenin öldürülmesi dikkat çekicidir. İngiltere başbakanı İskoçya’nın İngiltere’den ayrılmaması için çok dil döküyor ve medya operasyonları gerçekleştiriliyordu. İskoçyalı David Hainesin özellikle kurban seçilmesi tamamen batıya hizmet eden bir ışid gurubunun varlığını doğrulamıştır. Kafa kesme eylemlerinin ardında Irak halkı yok, tam tersi batıya hizmet eden ve Irak halkını canice tanıtmak isteyen vahşi müslümanlar algısı yaratmak isteyen küresel bozguncular vardır.
İskoçya referandumu öncesinde İngiltere başbakanı Davit Camerun’un tepkisi çok sert oldu. Tepkisinin bu kadar sert olmasının nedeni İskoçyalı kurban ve İskoçya seçimi midir. Bu senaryoyu tasarlayanlar iyi bir kaleografi hazırlıyorlar. Hassasiyetleri iyi belirliyorlar. Işid tamamen avrupalı bir zihniyet. Kesinlikle Irak halkı değil.
İngiliz basınında İngiliz vatandaşı David Haines'i infaz görüntülüleri geniş yer buldu. Cameron, yaklaşık iki saat süren "acil kabine toplantısının" ardından ateş püskürdü ve İskoçların gönlünü almak için aşırı tepki gösterdi. Yaptığı açıklamada, IŞİD militanları için "Bunlar Irak ve Suriye'de binlerce Müslümanı, Hristiyanı, azınlıkları öldürüyor, katlediyor. Bunu İslam adına yaptıklarını söylüyorlar. Bu saçmalık. İslam barış dinidir. Bunlar Müslüman değil. Bunlar canavar" diye konuştu.
Ama Camerun şunu bilmelidir ki Suriye’de halka savaş açan ve sivil halkı öldüren Esad rejimidir. Irak’ta değişimi isteyen ırak halkına karşı baskıyı uygulayan Amerika ve yandaş Maliki yönetimidir. Mısır’da halkı bastıran ordu yanlısı Sisidir. Libya’da yine halka savaş açan Fransa yanlısı eski yönetimdir. Eski yönetimler halklara savaş açıyor. Sırf saltanatları için azınlık yönetimler inançlı çoğunluk olan Müslüman halkları öldürüyorlar. Sömürülen ve baskıya uğrayan halklar elbetteki insan gibi yaşamak isteyeceklerdi. Adalet ve eşitlik isteyeceklerdi. Sandıkta bu halklara şans vermezseniz ve üstelik devlet silahlarıyla halklara saldırırsanız asıl cani olanlar yönetimlerdir. Asıl caniler onlara patronluk eden İngiltere gibi Camerun gibi küresel güçlerdir. Bu yönetimler canilik ediyor ve canavar gibi insanları öldürüyor.
Başbakan Cameron, IŞİD'in sadece Ortadoğu'da değil, başka ülkelere de zarar verme isteğini ifade ederken küresel bir bahar yaşanıyor ve biz bu halkların çabasını boşa çıkarmalıyız demek istiyor. Camerun: "Şunu bilmemiz gerekiyor; IŞİD adında fanatik bir yapı. Sadece İngiliz vatandaşı rehineyi öldürmediler, başka Avrupa ülkelerine de saldırmayı planladılar ve planlamaya devam ediyorlar"( Dünyada mazlum halkların zorba yönetimlerden ve onların zulmünden çok çektiği doğru ama bu bir saldırı değil adil yönetilme isteğidir. Asıl halklara saldıran zorba ve baskıcı yönetimlerdir. Bu yönetimlerin başını Amerika, İngiltere, Fransa çekmektedir ve destek veren batı medeniyeti mazlumlar üzerinden kazanmaktadır. Ortadoğu’yu ve Afrika’yı sömüren azınlık batılılar çoğunluk inançlı halkları bastırarak ve soykırım yaparak durduracaklarını düşünüyorlar.) Bu problem son aylarda olduğu gibi sadece bizim için değil, Avrupa ve bütün dünya için giderek kötüleşiyor" ifadelerini kullandı. Cameron bu sözlerle inananlara karşı birlik olmalıyız. Onları öldürmeliyiz. Değişim isteyen çoğunluk halkları bastırmaz isek gelecekte bizim için tehditlerdir. Biz yönetimleri bırakmak istemiyoruz. Halkların özgürlük taleplerini Arap baharını ve küresel baharı savaş ve şiddet ile durduracağız demek istiyordu.
Batı artık tehlikenin farkına vardı. İnanan toplumların şahlanışına karşı savaş istiyor. Halkları görmüyorlar ve yönetimleri bırakmak istemiyorlar. İnanan halklar hiçbir zaman zulmeden olmadı hatta mazlum durumuna düştüler. Yıllarca hatta yüzyıllarca İslam toplumlarına haçlı seferleri düzenlediler. En sonuncusu 1914 yıllarındaki birinci dünya savaşıydı. İslam yıkıldı. Halifelik kaldırıldı ve tamamen dünyada batı egemenliği başlamıştı. Tam yüz yıldır dünyada huzur olmadı. Din adına bir düzen kurduklarını söyleyenler doğruluk ve barış karşısında sürekli şiddet kullandılar. İslamı sürekli terör ve cani ilan eden zihniyetin kendisi terördü. Ve inançlı toplumlar hedef yapılıyordu. Evrensel değerleri sırf çıkarları için çiğniyorlardı. Müslüman toplumlar sürekli baskı altında ve savaş altında tutuldular. Yandaş yönetimlerle halklara zulmediliyordu.
IŞİD sorunu ile mücadele etmek zorunda olduklarını belirten Cameron, IŞİD'in adım adım püskürtüleceğini, dağıtılacağını ve son olarak da yok edileceğini belirtti. İngiltere'nin IŞİD'in yok edilmesi planını "sakin ve ölçülü" ama "çelik kadar katı" bir şekilde sürdüreceğini belirten Cameron, "Bunu tek başımıza değil, müttefiklerimizle birlikte yakın bir şekilde çalışarak yapacağız. Sadece ABD ve Avrupa ile değil, bölge ile birlikte" dedi. Cameron, IŞİD'e karşı savaşan Irak'ın kuzeyindeki bölgesel Kürt yönetimini desteklemeye devam edeceklerini ifade ederek, "Birleşmiş Milletler'le IŞİD yenilmesi için olabilecek en geniş desteği harekete geçirmesi için çalışacağız" şeklinde konuştu.
Batı medeniyeti aynen şu ifadeleri kullanıyor. Ortadoğu’da terör estiren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) kan donduran eylemlerine devam ediyor. Irak halkını vahşice ve canice tanıtmaya devam ediyorlar. İslama ve Irak halkına karşı bilinçli olarak bir kötü algı oluşturuluyor. Ve bunun üzerinden yine insanları mazlumlara saldırtıyorlar. İnfaz görüntüleri gibi eylemleri yapan anlayış ile bu tür eylemlere üzerinden Ortadoğu’ya ve islam’a savaş açan anlayış yine aynıdır. Yandaş bir medya ile küresel algılar yönetiliyor ve masa başında İslam düşmanlığına yönelik haberler üretiliyordu.
Bu küresel paralel yapı kaset siyasetini kullanıyor. Ve medya ayağını iyi yönetiyor. Bu ajan siyaseti ve toplum mühendisliği bilindik bir durumdur. Biz bunları çok gördük ancak uluslar arası kamuoyunun çoğu bundan habersiz. Dünyanın ana haber kaynağı bu küresel bozgunculara hizmet ediyor. İnsanlar farkında olmadan aldatılıyor ve insanlık yanlış yönlendiriliyor.
İşin tohafı kafa kesme eylemlerini yapanların anlayışıyla Amerikanın derin devleti aynı kişiler. Amerika’yı hatta küresel bilinci yönetirken kirli tasarılarla inançlı halkları düşman ilan ediyorlar. Amerikanın derin devleti şiddetçi ve savaş siyaseti yapıyor. Bu zihniyet hem Işid’i şiddet ile eşleştiriyor hem de bunun üzerinden dünyayı müslümanlara karşı organize ediyor. Çok tehlikeli bir yapı. İnsanlık onlardan çok çekti. Dine ve Müslüman toplumlara karşı bilerek son 21 yıldır etmediklerini bırakmadılar. İslam sütrekli medyalarında kötülendi. Bilerek bu yapıya destek veren halklar var. ABD, İngiliz, Fransa, Hollanda, danimarka ve Kanada halkları gibi. Son otuz yılda islama karşı sürekli terör sözleri kullanılmış. Ve batıda yetişen nesiller, islam’ı cani ve terör olarak bilmekte. Tüm bunlar yıllarca medyada uyguladıkları algı nedeniyledir.
Erdoğan küresel güçlerle her bir araya geldiğinde Amerikan yönetimi, Nato ve BM bir açıklama yapıyor. Açıklamalara hiç dikkat ettiniz mi? Aynen şöyle ‘Türkiye ile ortak ve birlikte hareket etmeye devam edeceğiz.’ Türkiye müttefikimiz.’ İstihbarat paylaşımlarına devam edeceğiz. Gibi söylemler aslında anlaşamamanın bir sonucudur. Amerika ve batı Türkiye’nin anlayışından ve felsefesinden hiç memnun değil. Müslüman bir toplum olması nedeniyle Türkiye’yi sevmiyorlar. Erdoğan’ın güçlü ve yapıcı siyaseti karşısında bu söylemlerde bulunuyorlar. Erdoğan Işid’e karşı savaşta olmayacağını söyledi. İncirlik üssünün kullandırılmayacağını söyledi. Bölgenin silahlandırılmamasını, Irak halkına savaş açılmamasını, sivillerin korunmasını, 49 rehinenin can güvenliği olduğunu söyledi. Bölgede yapıcı çalışmalar yapılması gerektiğini her kesimi temsil eden özellikle inançlı ve çoğunluktaki Irak halkını dikkate almaları gerektiğini ırak baharını bastırmamaları tavsiye edildi. Erdoğan en doğrusunu söylüyor ancak Bu küresel bozguncu güçler yönetimleri bırakmamayı ülkeleri sömürmeyi ve halkları öldürerek şiddetle bastırmayı tercih ediyorlar.
Hagel, Türkiye ile birlikte çalışmaya devam edeceklerini söyledi. NATO ‘Türkiye müttefikimiz dedi.’ Kerry ziyareti sonrası Türkiye ile ilişkilerimiz devam ediyor .’dedi. Asında tüm bu söylemler Türkiye’den hoşlanılmadığını ancak düşman da ilan edemediklerini göstermektedir. Çünkü Türkiye insanlık adına en doğrusunu söylüyor. Ve silah ve şiddet kullanmıyor. Yapıcı bir tavır sergiliyor. İnsanlık ve küresel bir anlayışa hizmet ediyordu. Ancak bu dünyacı ve küresel bozguncular kirli ve kötü anlayışlarından dolayı Türkiye’yi kötü ve ters algılıyor bu nedenle bu tür açıklamalarda bulunuyorlardı.
Obama Türkiye’nin varlığından memnun değil. Ama mecbur. Biz Türkiye’ye dokunmuyoruz. Muhalif olmasına rağmen zarar vermiyoruz. Birlikteyiz açıklamaları yapıyorlar. Aslında bu açıklamaları sizden memnun değiliz ama size de bir şey yapamıyoruz. Anlamındadır. Çünkü Türkiye dünyada doğruyu söylüyor ve dünyada çok etkiye sahip.
Tayip Erdoğan bu küresel bozguncuların yaptığı komplolara ve batı birlikteliğine karşı bir şey yapamıyor. Çünkü küresel güçlere karşı duramıyor. Küresel güçler bilinçli olarak islama saldırıyor. İslam toplumları durduruluyor. Tayip Erdoğan bir şey yapamasa da Allah’a dua ediyor. Tanrıya ‘Dünyayı yöneten bu bozgunculara fırsat verme.’ diyor. Allah’ım biz inananlara Müslüman toplumlarına yardım et diyor. Erdoğan güçlü bir ülkesi olmadığından bu küresel bozguncuları durduramıyor. Ancak dua edebiliyor. Erdoğan bu olaylarla iç içeyken bir ifade kullandı. Ve bir hadisi paylaştı. ‘Eğer bir haksızlığı elin ile durduramazsan dilin ile dilin ile de durduramazsan buğuz edeceksin dedi.’ Ve bu sözleri bilinçli olarak kullandı. Şimdi Erdoğan birleşmiş milletlerin oluşturduğu bu haçlı birliğine ve İslam toplumlarını hedef almalarına karşı buğuz ediyor. Dikkatli olun yakında büyük afetler göreceğiz. Bozguncuların akıbeti fena olacak. Ve Allah mutlaka müdahale edecek.
Türkiye üzerinde bir algı operasyonu yapılmaya çalışılıyor. ‘Türkiye yabancı savaşçıların geçişine izin veriyor. Türkiye IŞİD’den petrol alıyor’ gibi haberler yapıldı. Zamanla Türkiyeyi terör ilan ederlerse hiç şaşmayız. Çünkü bunlar Müslümanlara ve islama terör diyorlar. İlk başta birkaç kişi ve gurubu hedef gösterip tüme genelliyorlar. Ve tüm Müslümanları ve dini liderleri terör olarak niteliyorlar.
Obama islama karşı büyük bir koalisyon gücü kurdu. Ve bu gücü organize edeceğini söyledi. Işid adıyla başlatılan bu süreç çok geniş bir alana ve islama saldırıya dönüştü. İnananlar hedef yapıldı.
Avustralya’da polis ülke tarihinin en büyük terörle mücadele operasyonunu gerçekleştirdi. 800 Özel Harekat polisi ile düzenlenen şafak baskınında Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü ile ilişkisi olduğu düşünülen 15 kişi gözaltına alındı.Endonezya'da IŞİD alarmı verildi.Polis, ülke genelinde kurulan kontrol noktalarında aramalar yapıyor.Endonezya polisi, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüne yönelik operasyonlar çerçevesinde, örgütle bağlantılı kişileri tespit edebilmek için ülke genelinde güvenlik önlemlerini artırdı.New York'ta IŞİD alarmı verildi.New York'ta, terör saldırısı ihtimali nedeniyle güvenlik önlemleri artırıldı. Dünyanın her yerinde ışid adıyla Müslümanlara ve islama karşı bir mücadele tekrar başlatıldı.
IŞİD'in İngiliz yardım kuruluşu görevlisi David Haines'i kafasını keserek infaz etmesine sert tepki gösteren ABD Başkanı Obama, "David Haines'in IŞİD tarafından barbarca öldürülmesini kınıyoruz" dedi. ABD'nin üzüntü ve kararlılık içinde yakın müttefikleriyle birlikte omuz omuza olacağını ifade etti. Obama, ABD'nin bu tür zalimce saldırıları işleyenleri adalet önüne getirmek, bölgede, dünyada ve ülkelerindeki halklara yönelik tehditleri ve saldırıları azaltmak için Birleşik Krallık, bölge ve dünyadaki çeşitli ülkelerden oluşacak geniş bir koalisyonla birlikte çalışacaklarını ifade etti. İngiltere Başbakanı David Cameron da, "Katilleri yakalamak için elimizden geleni yapacağız ve Müslüman toplumlarla mücadelemiz ne kadar sürerse sürsün onları yok edene kadar çabalayacağız.’ dedi.
Hani Obama müslümandı. Bir dönem Müslüman diye bir algı yaratmışlardı. Obama söylediğinin tersini yapan bir adamdır. Bunu sayısız örnekler doğrulamıştır.Bugün Müslümanlara vuran ve Müslümanların özgürlük çabasına karşı haçlı ittifakı kuran bir lider oldu. Obama en başından insanları aldatıyordu. Obama, küresel bozgunculara öncülük ediyor. O sinsi ve ikinci Deccal’dir. İslam toplumlarına saldıran bir Müslüman olamaz. Medyalarında Obama’yı karizmatik lider, Favori lider, kişilikli ve asil bir lider olarak tanıtıyorlardı. Obama boş hazır cevap veren sıradan biriydi ama medya ile onu çok şişirmişlerdi.
ABD Işid’e karşı strateji belirledi. ABD’nin sadece IŞİD hedeflerini havadan vurarak ve karada Irak güçleri ile kürt halkları, ezidiler, Esad yönetimi gibi gurupları organize ederek inançlı halkların yönetimleri devralmasını engellemek istiyordu. Her bölgede herkes kendi mücadelesini vermeli diyordu. İnanan toplumlara karşı savaşı organize edeceğini ve her türlü desteği de sağlayacağını söylüyordu. Olayı sadece Işid’in yok edilmesi olarak değil küresel bir baharın durdurulmasından bahsediliyordu. ABD sahaya sınırlı sayıda özel birlik gönderecek ama her türlü silah istihbarat ve teknolojik desteği verecek. Her bölge ülkelerinin de sahadaki çatışmalarda elini taşın altına sokmasını istedi. Bu küresel bir savaştı ve Armageddon’un açıkça başladığını görüyorduk.
ABD, Arap baharını her ülke her bölge kendi çabasıyla durduracak.diyor. Biz yardım edeceğiz, silah lojistik ve gerektiğinde hava desteğimiz olacak. Gerek uydu ile gerek insansız hava araçlarıyla istihbarat paylaşımları olacak. Gerektiğinde uçaklarımızla müdahale edeceğiz diyor. Ancak kara harekatını asıl mücadeleyi bölge halkları verecek diyor. Müslüman mazlum halklara karşı ABD’ye yandaş halkları ve yönetimleri organize ediyor.
Papa, Kerry ve Obama son haftalarda dünyayı gezerek islam’a karşı ittifakı organize ettiler. ABD başkanı Obama, Mısır, Katar, Ürdün, Yemen, Suudi Arabistan ve Esad rejimi de dahil batılı ülkelerin oluşturduğu 40 ülkenin destek vereceği ittifakı paylaştı. Bu haçlı birliğine Arap ülkeleri yönetimleri de katıldı.
Mısır ve Arap Birliği'nin IŞİD'le mücadele noktasında uluslararası ittifak konusunu desteklediğini dile getirdi. "Esad'ın Amerika'ya ışid ile savaşta her türlü desteği vermeye hazır olduğunu söyledi. Esad işid’e vuracağını ve buna hazır olduğunu bildirdi.
Obama IŞİD'le savaşırken Esad'le ateşkes önerdi.Ne olacaktı. Kimyasal silah kullanılmasına rağmen Esad yönetimine bir şey demediler. Çünkü Esad’ın karşısında islam toplumu Suriye’li muhalifler vardı. Bu güne kadar Esad katliamlarına ses çıkarmadılar. Irak’a kimyasal silahları var diye körfez savaşı açmışlardı. Sonunda Saddam’ı asmışlardı. Şimdi Suriye’de bırakın kimyasal silahların varlığını muhaliflere karşı kullanılıyor da Amerika ve batı ses çıkarmıyor. Bu nasıl islam düşmanlığı. Bu nasıl din karşıtlığıdır. Bunların zerre kadar insani değerleri önemsediği yoktur.
Suudi Arabistan El kaide (Işid) üyelerini idam ediyor. Amerika ırakta petrol kuyularını vuruyor. Işid’in diye halkın gelir kaynaklarını çökertiyor. Amerikan uçakları Irak’ta 12 sivil vurdu. Şu ana kadar ölen sivil sayısı yüzü geçti. Ortadoğu müslümanlarına Işid adıyla savaş açılmıştı. Batı medeniyeti, yandaş yönetimlerini koruma kararı aldı. Sivil kayıpları artacak. Işid’e açılan savaş resmen sivillere yani Irak halkına savaş haline dönüşecek. Suriye’de muhalifler vurulmaya başlanacak. Ortadoğu’da Müslümanlar, inanan insanlar hedef yapılıyor. Sonra da Tüm dünyada ışid adıyla başlatılan mücadele tüm Müslümanlara yönelik olacak.
Amerika, uluslararası işbirliği arayışını gerçekleştirdi. “IŞİD bahanesiyle oluşturulan korku, Başkan Obama’yı harekete geçirdi. Birleşmiş Milletler’de dünya kamuoyundan savaş için birlik arayışına girdi. Obama, Gorge W. Bush gibi ‘ya bizimlesin ya da bize karşı’ klişesini kullandı. Özellikle Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan’a bunu uyguladı. Obama’ya akıl veren klavuzları, islam düşmanlığı ve savaş siyasetini yıllarca uyguluyordu. Bir de Obama kalkmış Amerika önderliğinde tüm dünyada barış ve istikrar mesajını veriyor.” Kime göre barış. Sırf çıkarları için kendileri adına barış istiyordu. Barış sözleriyle artık sadece kendilerini aldatırlar. Barış diyerek savaş açan zihniyet sömürge derdindedir. Yeryüzünü rahatça sömürmek ve egemenliği elinde tutmak bu bozguncuların tek çabasıdır. Mazlum halkları susturacak ve inançlı toplumlara saldıracak bir yöntem ile varlıklarını sürdürecekler. Hep yalan ve komplo üzerinden varlıklarını sürdürüyorlardı. Amerikan yönetimi insanlık için bir tehdittir. Bu cani yapı savaş suçlusudur ve yargılanmalıdır.
Armageddon savaşı başladı mı?
Dünyada büyük bir değişim yaşanıyor. Batı egemenliği 2008 kriziyle gerileme dönemine girdi. 2014 de çöküş dönemi yaşıyor. Bu çöküş her geçen gün hız kazanıyor. Küresel bozguncular bu çöküşü durdurmak için mazlum ve inanan Ortadoğu halklarına savaş açtılar.
Üçüncü Dünya Savaşı başladı. Armageddon savaşı açıkça yaşanıyor. Suriye’de katliam, Libya’da savaş, Ürdün’de iç çatışma, Afrika’da Müslüman-hristiyan çatışması, Mısır ve Pakistan’da yaşanan değişimler, Yemen’de iç savaş, Ukrayna’da iç savaş, Çin-Uygur gerginliği, Batı-Rusya gerginliği, İspanya, Belçika, İskoçya, Galler gibi parçalanmaya yüz tutmuş bölgeler tüm dünyada yaşanan mücadele artık yeni bir zihniyetin doğuşunu göstermektedir. Müslümanlara hatta bunu genellersek inananlara yapılan katliamlar, yönetimler tarafından halklara açılan savaşlar Armegeddon’un başladığını göstermektedir. Armegeddon’un ilk işaretini Libya verdi. Sonra onu Suriye ve Mısır izledi. Armageddon’un en büyük işareti Işid terörü adıyla Irak’a daha doğrusu Ortadoğu’ya ve islama açılan savaştır.
Papa Francesco, dünyanın farklı bölgelerinde devam eden katliamlarla ilgili açıklamalarda bulundu. Papa Fracesco dünyanın farklı bölgelerinde parça parça devam eden insanlığa karşı suçların, katliamların ve çatışmaların 'Üçüncü Dünya Savaşı'nın ilk aşamaları' olabileceğini söyledi. Papa yaptığı konuşmalarda Batılı ülkelerin 'adaletsiz bir şiddet' örgütü olarak tanımladığı IŞİD örgütüne karşı güç kullanmasını istemişti. Görüldüğü gibi papa son on beş günde dünya turu yapmış ve savaş için birlik kuralım ve harekete geçelim çabasındaydı.
Papa Francesco, Irak, Suriye, Gazze, Ukrayna ve Afrika'da devam eden kanlı çatışmaların bir an önce durmasını güçlü ülkelerin müdahalesiyle mümkün olabileceğini söyledi. Ve küresel kargaşanın durdurulmasını temenni ettiğini de sözlerine ekledi. Aslında bunu söylerken bölge halklarını ancak savaş ile durdurabiliriz ve diyordu. Ve bunun için de birlik olmaya çağırıyordu. Ve ardından Işid bahane edilerek Arap baharına, Ortadoğu’ya ve islam’a savaş açtılar.
Papa, "Savaş bir delilik halidir. Din adına yürütülen savaşlar ise lanetlenmeye mahkumdur" dedi. Asıl papa din adına bir savaş başlattı, ve papa lanetlenmeye mahkumdur. En çok din adına savaşı batı medeniyeti yaptı. Tarih sayısız haçlı birlikleriyle doludur. Hatta birinci dünya savaşı da en güçlü haçlı birliğiydi. İslam ve halifelik öldürüldü ve Anadolu halkına resmen soykırım yapıldı. Kurtuluş savaşı gerçekten bir hayatta kalma savaşı ve din savaşıydı. Papa bunları söylerken bile din adına bir savaş başlatıldığına öncülük ediyor ve mazlum ve inanan halkların şiddetle ve savaşla ülkelerine gidilerek bastırılması gerektiğini söylüyordu. Obama’da her ülkede yandaş yönetimlerimiz ve halklarımız kendi mücadelelerini kendi bölgelerinde verecek ve bizde desteğimizi göstereceğiz diyordu. Bu topyekün mücadeledir. Herkes kendi bölgesine sahip çıkacak biz gerekirse silah desteği vereceğiz gerekirse havadan destek vereceğiz diyordu. Mazlum halklara karşı savaş istemek ve Ortadoğu’da güçlenen islamı terör ve tehdit olarak gösterip sonra da saldırı kararı almak hiç de anlayışlı hoşgörülü çözüm değildir. Sırf batıya yandaş yönetimlerin kaybedilmemesi için çoğunluk halklara savaş açmayı meşru saydılar. Gerçekte batı medeniyeti yandaş yönetimlere insanlığa karşı suç işlemektedirler. Papa’nın öncülük ettiği savaş siyaseti ile inanan halkları yok etme çabası büyük hata olacaktır. Halklara karşı savaş batı medeniyetinin yıkılışını getirecektir. Ve papa bu din savaşının başını çekmektedir.
Türkiye düşmanı Papa Francesko göreve ilk geldiğinde Türkiye ve İslam karşıtı söylemlerde bulunmuştu. Papa’ın ellerini birleştirerek duruşu ve empati yapar görünümü dikkat çekiciydi. Papa ben dini bir liderim, azizim gibi bir imaj sergiliyordu. Papa’nın bu tavırları gerçekten insanı aldatır cinstendi. İyi bir davranış eğitimi almıştı. Papa’nın kirli niyeti, sahte yüzü ortaya çıkmakta gecikecektir. Kimse kimsenin kalbini ve imanın kimde olduğunu bilemezdi.
Küresel bozguncular Papa’ya dünyadaki değişimi anlattılar. Ve Hristiyan tebasına birlik olmayı ve yeni bir haçlı birliği kurulmasını önerdiler. Papa Francesko bu yeni birliği toparladı. ‘Dünyada bize karşı katliamlar yapılıyor.’ dedi. Halbuki yönetimler halklara katliam yapıyordu. Papa tüm bunların üzerine bir de utanmadan ‘Dua edin.’ diyordu. Kaynakları sömüren batı yanlısı yönetimlere karşı halk hareketleri başladı. Yıllarca sefalet süren ve gelişemeyen sömürülen bu halklar eşit yaşamayı ve kaynakları paylaşmayı insan gibi yaşamayı istemişti. Ortadoğu’da inanan mazlum halkları tehdit olarak görmelerinin nedeni sömürgelerini kaybetmek istemiyorlar. Paylaşmak istemiyorlar. Hatta dinsiz hükümlerle özgürce yaşayıp insanlığa zarar vermeye devam etmek istiyorlar. Bu nedenle değişime karşı savaş seçeneğini isteyen batı medeniyeti olmuştur. Halkları bastıran yönetimler Suriye, Mısır ve Libya batıdan güç almıştır. Ve inanan halkların özgürlük talepleri şiddet ile bastırılmıştır. İnananlara karşı işlenen suçlar yeryüzünü çoktan doldurdu. Papa bunları hiç görmedi herhalde. Yönetimleri bırakmak istemeyen inançsızlar, halklara zarar vermeye ve değişimleri durdurmaya başladılar. Müslümanlara karşı katliam yapıyorlardı.
Irak ve Afganistan’a saldırırken bile din hesapları vardı. 11 Eylül düzmecesini yapanlar da Amerikalılardı Tevrat ta ki ırak savaşını işaret ederek ırak’a savaş çağrıları yapan Bush da bu deliliğin içine girmişti. Şimdi Obama Işid ile küresel birliktelik sağlayarak ırak’a saldırmaktadır. Çünkü güçlenen Arap baharını ancak savaş ile durduracaklarını düşünüyorlardı. Batı silahlarına ve gücüne güvenerek inançlı halkları bastırabilirdi. Ortadoğu’da Müslüman toplumları yok edebilirdi. Ancak Tanrıyı da hesap etmelilerdi. Tanrı bu sefer kötülerin egemenliğine devam kararı verecek miydi. Armageddon da savaşacak olan tanrıdır. Ve bu savaş batı medeniyetine çöküş getirecektir.
Peygamberin sürünerek de olsa gidin dediği Armegeddon savaşı başladı mı. Işid’i bahane ederek ortadoğuya saldırmanın nedeni sınırsız özgürlük isteyen ve dünyaya sahip olmak isteyen batı medeniyetidir. Müslüman halklara karşı savaşın gidişatı nasıl sonuç verecek. Aynen Tevrat’ ta belirtildiği gibi, dünya kralları ırak’a saldıracak. Ve Deccal’in ordusu gökten sülfür yağdırılacak ve ordusu yok edilecek. Obama kırk ülkenin desteğini aldıklarını birlikte ortak bir savaş yürüteceklerini ve bu savaşı yeneceklerini söyledi.
ABD ve Birleşmiş milletler Irak’ta her kesimin temsil edildiği bir koalisyon hükümeti seçmeliydi. Müslüman ırak halkını bir tehdit olarak gördüler. Irak halkını Işid adı altında terör olarak nitelediler. ABD, kendi anlayışlarını temsil eden dinsiz toplumları organize edip inanan ve mazlum toplumlara karşı cephe almakta ve yandaş yönetimlerle bu birlikteliği kurmaktadır. ABD uzun vadede kaybedecek bir savaş siyaseti güdüyor. Ve dünya çirkefçe bir anlayışla yönetiliyor. ABD dünya egemenliğini elinde tutuyor. Bu egemenlik bozuk bir düzenin varlığını oluşturuyordu. Küresel bozguncular dünyayı yönetiyordu. Ve bunlar dinsiz, maddeci, baskıcı kaypak bir yönetim anlayışına sahipti. Hep kazanmak ve sahip olmak üzerine kurulu düşünceye sahiptiler. Bu nedenle insani değerlerden yoksundular. İnançlı toplumları yok ediyorlardı. Ve hatta insanlık adına, Tanrı ve din adına savaştıklarını söylerlerdi.
ABD, Ortadoğu’da hiçbir zaman yapıcı bir çözüm üretmedi. Kaset siyasetiyle (kafa kesmelerle)tapelerle medyatik haberlerle (ışid havuzda sefa sürüyor, ışid zengin petrol yatakları var.) gündem oluşturdu ve irade hırsızlığı yaptı. Ve ışid’i terör olarak nitelerken Ortadoğu’da gelişen ve güçlenen Arap baharını durdurmak istiyordu. Ortadoğu’da Müslüman toplumları bir nevi savaş ile öldürerek yok etmeyi istediler.
Rusya, Suriye yönetimine sahip çıktı. Çünkü birinci dünya savaşından sonra paylaştığı ve sahip olduğu yerdi. Rusya Suriye’de yandaş yönetimine sahip çıktı. Bu nedenle Suriye’de Esad sorunu çözülemedi ve Suriye sorunu işin içinden çıkılmaz hal aldı. Fransa Libya’sını korudu. İsrail bir medya ve algı operasyonuyla mısır’da Müslüman kardeşleri geçici olsa da devirdi. Amerika bölgesi Irak’ı, Işid adıyla tekrar kurtarmak istiyor. Herkes kendi bölgesine tekrar sahip çıkıyor. Eski küresel düzenin değişmesini şiddetle durduruyorlar.
Bir kere savaşı seçtin mi hele birde büyük bir topluma ve onun nesline karşı artık başa çıkılamaz bir hal alır. Öldürmekle sinek bitmediği gibi insan da bitmez. Hiçbir anlayışı öldürerek yok edemezsiniz. ABD uzun vadede büyük bir çöküşün içine girmiştir. Çoğunluk halklar öldürülerek yok edilemez. Ancak ortak bir hükümetle adil bir birliktelik kurulabilirdi. ABD, Saddam yanlısı nüfusun yüzde altmış beşi olan Müslüman suni toplumunu tanımadı. Ve Işid adıyla bu topluma ve Ortadoğu’da Müslüman toplumlara savaş açmaktadır.
ABD başkanı Obama, 40 ülke askeri yardım ile biz de uçaklarla ve bölge halklarını silahlandırarak bu savaşın üstesinden geliriz diyor. Tüm hesaplar yapılmış. Obama kara harekatına yapmamıza gerek yok herkes kendi bölgesinde savaşacak diyor. Biz silah, istihbarat lojistik gibi her türlü desteği vererek bu savaşın yöneticisi olacağız dedi. Arap baharını ve Müslüman toplumların özgürlük isteğini ancak böyle durdurabileceğini düşünüyorlardı.
ABD her ülkeden yardım istedi. Ve yandaş yönetimlerinin çoğu yardım etti. Mısır’da yandaş Sisi yönetiminden yardım istedi. Mısır ve Suudi Arabistan her türlü desteği vereceğini söyledi. Avustralya 600 asker yardım edeceğini söylüyor. Amerika İngiltere ve Fransa silah yardımı yapacaklarını ve uçaklarıyla sıcak savaş yapacaklarını söyledi. Suudi Arabistan, katar, Ürdün, Bahreyn ve Yemen gibi arap ülkelerinin yönetimleri batı yanlısıdır. Halklar ise inançlı toplumlardır. Bu arap ülkeleri Amerika ile Ortadoğu Müslümanlarına savaş açtı. Ve sadece Irak’ta değil Ortadoğu’da ve dünyada Işid’i (İnananları) vurmaya başladılar.
Eğer bu günümüzde yaşananlar Armageddon dönemi ise inanılmaz şeyler yaşanacak. Din kaynakları çok dikkat çekici ve yaşanacak şeyleri söylemiş. Artık korkulması gereken bir döneme girdik. Gökten sülfür yağacak. Depremler olacak, buz ve taş parçaları yağacak. Kavimlerin helakı yaşanacak.
Peygamberin sürünerek de olsa gidin dediği Armegeddon savaşı başladı mı. Ayrıca kutsal kitaplarda bu savaşı yapacak olan şeytanın yolunu tutmuş olan inançsız yönetimler ile Tanrı arasında gerçekleşecektir. İnanan Müslüman toplumlar öldürülürken Tanrı öfkelenecek ve Afetlerle yeryüzünü kılıçtan geçirecek.


Hellen isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
IŞİD incelemesi Matemkar GünceL HaberLer 0 14.09.2014 21:44
Irak şam islam devleti kuruldu mu fetih GünceL HaberLer 0 31.07.2014 22:25
Irak'ta İŞİD terör örgütü mü saygı GünceL HaberLer 0 17.06.2014 19:46


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları