Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Üyelerimize ÖzeL > Serbest Kürsü

Kelimeler Ve Kavramlar


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Serbest Kürsü - kategorisi altındaki Kelimeler Ve Kavramlar isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 21.03.2013   #1
~ஐHiCLiK MaKaMiஐ~
SıLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 1
Arkadaşlar: 7
Konular:
Mesajlar: 4.744
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute
SıLa - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Kelimeler Ve Kavramlar

..
iki şey ruhumu karartır; konuşacakken susmak, susacakken konuşmak… SADİ
Osmanlı’nın çöküş yıllarından bu yana, bu ülkede kitleler kavramlarla avutuldu, kavramlarla yönlendirildi. Kimi makyajlı, kimi maskeli, kimi büyülü kavramlarla…
Toplum olarak hiç bir zaman tam anlamadığımız bu kavramların kimisi hissi hayatımızı sömürdü, ümitlerimizle oynadı. Kimisi de düşünce dünyamızı bulandırarak itikadî hayatımızı tehlikeye attı. Doğru düşünebilme, sağlıklı muhakemeler yapabilme kabiliyetimizi yitirdik.
Birisi eskiyince hemen bir yenisi imal edildi bu kavramların. Ve biz, fikrî, siyasî, itikadî, ictimaî ve hissi hayatımızda bu kavramların sahte güzelliklerine bir şıpsevdi saflığıyla tutuluverdik. Adeta büyülendik ve hatta uğurlarına kurbanlar verdik.
Kimimiz için bir övünç madalyasıydı bazı kavramlar: İlerici, çağdaş, aydın gibi… Kimimiz için de utanç yaftası kavramlar vardı: Gerici, yobaz, çağdışı gibi… Kavramlarla sürüp gidecek bir savaş başlatmıştık. İmtiyazlı kavramların bağlıları, hor görülen kavramlarla suçladı, aşağıladı ve mahkum etti birçoklarını. İlerici-gerici, sağcı-solcu, yobaz-aydın çatışması başladı. Çağlar boyunca tek millet olarak yaşayan insanımız, kavramların marifetiyle çok hızlı bir şekilde bölünüvermişti.
Kırım’dan Viyana’ya, Cezayir’den Yemen’e uzanan uçsuz bucaksız bir coğrafya üzerinde Allah’ın adını, Allah’ın adaletini egemen kılmayı varlığının gayesi yapmış bir milletin evlatları, kendilerini cihanın efendisi yapan değerlere sadık kalmak istedikleri için “gerici-yobaz” gibi kavramlarla itham edildiler. Gazâ meydanlarında değil, entrika ve desiselerle mağlup edilmiş ve artık haşmetini kaybetmiş zavallı Türk insanının gönlünde artık bu itham ve iftiraların acı tohumları yeşerecekti. Böylece, Adriyatik’ten Çin Denizine uzanan topraklarda binbir renk cümbüşüyle ama kardeşçe yaşayan bir millet, şuursuz kinler ve serâzat husumetlerle bölünmüş, derin ve yüksek uçurumlarla ayrılmıştı.
Sorumsuzca ve biraz da haince uydurulan kavramlar, helâk edici bir kaosun, bir karmaşanın kanı canı olmuştur. Sağcı-solcu, aydın yobaz, çağdaş-çağdışı, komünist faşist, ırkçı-sosyalist gibi kelimelerle biribirine sataşan ve bazen savaşan bir milletin evlatları, nice güzelim, nice kıymetli yılları tüketiverdi. Zaman, avuçlardan sızıp kaybolan su gibi süzülüp gitti. Zaman, yani fırsatlar…
Ne yapabilirdik ki?.. Kelime ve kavramlarla yapılan bu galibi olmayan savaşa mahkumduk. Çünkü hüviyetimizi kaybetmiştik. Yani imanımızı… Tam bin yıldan beri bu milletin hüviyeti imanıydı. Necip Fazıl, “bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey” diyordu. O “şey” bizi bir zamanlar cihan hakimi yapan şanlı kimliğimizdi. Rabbimizin, “…. O, size müslümanlar adını verdi” (Hac/78) fermanındaki ismimizden kopmuştuk. Görünürde adımız değişmemişti ama, artık adımız kimliğimiz değildi. Sağ, sol, çağdaş, ilerici gibi bizim için çoğu sahte tali tanımlar asıl kimliğimizi lafta bırakmıştı, hayatımızdan kovmuştu.
Bu kökten kopuş, bizi ışık kaynağımızdan ayırmıştı. Halikarnas Balıkçısı’nın kuşuna dönmüştük. Avcı tarafından gözlerinden vurulan kuşuna… Ortada gündüzü kaybeden bir millet vardı artık. Aydınlarımız “biraz ışık” diye inliyordu. Tevfik Fikret, “bu memlekette bir gün sabah olursa Haluk” diyordu. Bu özlemle yavrusunu güneşin battığı diyarlara biraz ışık için göndermişti. O’na “yüklen getir biraz, ne varsa meskenetfiken” diye adeta yalvarıyordu. Ne var ki, miskinliğimizi yok edecek ışığı getirmek bir yana, Haluk da ışığını kaybetmişti. Hülasa, Tanzimat aydınları bizden kopup giden şeyle nelerin kopup gittiğini bir türlü anlayamamışlardı.
Derken, sağ-sol, ilerici-gerici, alafranga-alaturka, aydın-yobaz gibi; “izm”ler “ist”ler gibi kavramların arkasından ideolojiler gelip geçti fikir hayatımızdan. Daha doğrusu kavramlar ideolojiye dönüştü. Doktrinler yazıldı: Kurtuluş reçetelerimiz… Çok geçmeden ideolojiler bayraklaştı. Arkalarından yığınları sürüklediler. Her ideoloji insanımıza saadetler vaadetti, dünyayı cennete çevireceklerini iddia ettiler. Kısaca ideolojiler de ümit oldu, hayallerimizi süsledi. Kavramlar gibi… Beşerin hasta ve noksan idrakinden çıkan bu kavram ve ideolojilerle avunurken, Kur’an’ı unutuverdik. O, münzevi dervişlerin zaviyelerinde kaldı. İdeologlara bir mürit saflığıyla teslim olduk. Onlar mürşitlerimiz oluverdiler.
Rabbimizin, “Ey iman edenler Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun” (Tevbe/119) emrini hatırlama imkânı bulamadık. Gerçek mürşitlerimizi kaybetmiştik. Ufuklarımızda kahredici bir karmaşa… Kutup Yıldızı nerede?..
Mürşitsiz bir nesli, kılavuzlarını kaybetmiş bir nesli, kavramlarla, ideolojilerle avutup yönlendirmek artık kolay olacaktı. Kavramlar kelimeler art arda geldi. Kimi zaman hayal ve ümitlerimizi sömürdüler. Kimi zaman asıl kimliğimizi peçelediler. Kimi zaman düşünce selametimizi tehdit ettiler. Kimi zaman bizleri avuttular. Kimi zaman pasifize ettiler. Kimi zaman da inanç temellerimizi sarsmaya yeltendiler.
Cemil Meriç ne kadar haklı! Gerçekten de savaş artık insanla kader arasında değil, insanla kelime arasında. alıntı






Click the image to open in full size.



// EsâS Gurbet, DuaLarda oLmamak oLsa GereK . . .//
SıLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
fecr suresi ve on geceden ne anlamalı SıLa Tefsir 7 06.05.2013 14:00
Boş Degildir Kelimeler SıLa YüreK eSintiLeri 2 06.03.2013 22:50
Kelimeler tank gibi geçer yüreğimizden! eSiLa Edebiyat 0 28.02.2013 11:09
Eş Sesli Kelimeler Listesi eSiLa Türkçe ~ Edebiyat 0 21.02.2013 00:47


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları