Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Üyelerimize ÖzeL > Serbest Kürsü

Mutluluğun çığlığı yoktur


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Serbest Kürsü - kategorisi altındaki Mutluluğun çığlığı yoktur isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 12.07.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Post Mutluluğun çığlığı yoktur

Mutluluğun çığlığı yoktur
sen artık aslına bürün demişler ferhat doğduğu gün isim vermeden bu çocuk ne kadar şirin demişler(serdar tuncer)
Akşamüzeri buluştu aileler. Tatlı ve sıcak bir karşılamayla karşılandı misafirler. Çölün kumları yazın ateşinde daha bir kavrulurken, iki kalbe düşmüş aşk ateşinin yangınını söndürmeye niyetliydi misafirler de ev sahipleri de. Uzunca bir hal hatır sormadan sonra, Allahın emri, Peygamberin kavliyle... diye başlayıp sadede geldi Kaysın babası. Başından belliydi ama, illâ da bu sözü söyletmek gerekiyordu oğlan babasına. Sonuna kadar dinledi Leylanın babası. Kahvesini yarım yarım yudumlayan damat adayının yüzü biraz daha kızardı, başı öne eğildi. Sadede gelindiği sırada arka odalardan birine kaçıveren Leyla, kulağını kapıya dayadı. Cevabı çoktan belli olduğu halde, yine de usulen gözlerini eşinin gözlerinde gezdirdi adam. Sen ne dersin? anlamındaki bakışa, kadın başını öne eğerek cevap verdi. Kararsızlık gibi gelen kısa süreli suskunluğun ardından, yine de kızı hemen veriyormuş gibi görünmemeye özen göstererek, Verdim gitti! dedi. Delikanlının yüzü daha bir allı morlu oluverdi. Genç kız derin bir nefes aldı. Arka odadaki kız, gelinliğinin hayalini kurmaya başladı. Derken yüzükler takıldı ve düğün hazırlıklarına başlandı. (...)
Kaysın ve Leylanın ailesi böyle kolayca anlaşmış olsalardı, Leyla ve Mecnun hikâyesi sadece bu kadar olacaktı. Leyla ve Mecnun hiç engelsiz ve elemsiz birleşmiş olsalardı, şimdilerde ne Mecnunu ne de Leylayı bilecektik. Nasılsa kavuştuklarına göre, Kaysı mecnun eyleyen ayrılık ve acı da baştan silinecekti, Leylanın nice âşığın nice şiirini besleyen erişilmezliği ve nazı da hiç ortaya çıkmayacaktı. Leyla ve Mecnunu sıradan bir birleşmenin sıradan kahramanları olarak sıradan zamanlarda bırakıp unutacaktık. Bir de Ferhadin kazma seslerine kulak verin. Şirini ile aralarını bir dağ kesmiyor olsaydı, ne Ferhadin feryadını duyacaktık ne de Şirinin şirinliği dilimize dolanacaktı. Ferhad ile Şirinin evlilik cüzdanlarındaki karşılıklı fotoğraflarıyla avunacaktık. Evlilik cüzdanları, aralarındaki aşkın derinliğini göstermeyecekti bize. Aralarındaki dağ kalkınca, sıradan bir çiftin sıradan aşklarını yaşamış olacaklardı.
Peki ya Yusuf hiç kuyuya atılmasaydı ne olurdu? Asıl felaketimiz o zaman başlardı işte. Bir köle olarak satılmasaydı Yusuf, Züleyha da yasaklı bir kadın olmasaydı. Züleyha ve Yusuf bekâr birer genç olarak karşılaşsalardı Mısır sokaklarında, aileleri anlaşsaydı izdivaçlarında, en azından Züleyhayı hatırlamaz, hatta Yusufu az kalsın kalbinin kayacağı ciddi bir sınavdan geçmemiş biri olarak bilmeyecektik. Âşık olunduğu halde, bizzat âşığı tarafından iftiraya kurban edilmeseydi, zindanda kalmasaydı, Yusuf da sıradan bir âşık, sıradan bir erkek olmaz mıydı? Züleyha da, helâlden ayrılığı göze almasaydı, isyanı ve günahı hiçe saymasaydı, dişiliğinin her türlü kaprisini ve nazını açık etmeseydi anılmayacaktı.
Tahir ile Zühre de, Romeo ile Juliet de aynı kaderi paylaştılar. Şimdilerde dilimiz Leyla der demez, yanına Mecnun kelimesi de koşuyorsa, Leyla ile Mecnunun ayrı kalmaları sayesindedir. Şimdilerde hafızamızda Ferhad ile Şirin birbirlerine hemen kavuşuyorsa, aralarındaki aşılmaz dağa borçludurlar bu kavuşmayı. Yusuf ile Züleyha da birlikte anılıyorsa, onları birbirinden ayrı tutan iffet ve namus sayesindedir bu birliktelik. Bir de zavallı bülbülü hatırlayın. Nedir çektiği gülden. Ne çok kanamıştır, ne çok yaralanmıştır. Bülbülün ötüşü dillere destan ise çektiği acı sayesindedir. Kim dinler mutlu ve huzurlu bir bülbülü? Sonra kim ciddiye alıp önemser, dikensiz ve kaprissiz bir gülü? İllâ da ayrılık olacaktır arada. İllâ acı olacak ki, çığlıklar yükselsin göğe. Endişe etmeyin, ayrılığı övmek değil niyetim. Namımız yürüsün diye ayrılıkların ardına savrulalım, yıkılıp perişan olalım, şarkı sözlerine konu olalım, gözyaşı dökelim demiyorum asla. Kavuşmanın bizi sıradanlaştırmasına karşı ayak diremenin bir yolunu bulmaya çalışıyorum. Hep birlikte olmanın, beraber kalmanın nesi var ki, büyük güzellemelere konu olmamış, ince sözleri ve şiirleri doğurmamış. Acı, kendisini dışa doğru da ayarlayan bir duygudur. Ayrılık dışarıdan seyredilebilir bir manzaradır. Gözyaşı göz önüne taşıp da akan bir şeydir. Elem çığlık çığlığa bağırır.
Ama mutluluk öyle değil; çığlıkları yoktur, bir köşeye kıvrılıp sessizce yaşamayı sürdürür. Huzurun dili yok gibidir; konuşmaz, konuşamaz, sesi sedası çıkmaz. Odalarda, kapı arkalarında uslu uslu yaşayıp gider. Kavuşmak pek utangaçtır; ortalıkta pek gözükmez, sokağa çıkmaz, feryad ü figanı olmaz, çenesini kapayıp oturur oturduğu yerde.
Şirininizi Ferhad gibi sevmekse niyetiniz, aranıza dağların durmasını beklemeyin. Eşinizi ne kadar zaman sonra buldunuz ve kesin olan şu ki, bir zaman sonra ya o sizi, ya siz onu gaybedeceksiniz. Şimdiki çığlıksız mutluluğunuza ses olmaya yetmez mi aranızda ölümden bir dağ oluşu? Belki Yusufleyin ayrı kalmanız gerekmedi sevdiğinizden. Peki ama, haberiniz oldu mu hiç, bir dünya dolusu mülkü bağışlasanız da, bir başkasının kalbini kalbinize ısındıramayacağınızdan? Kalpleri birbirine ısındıran ancak Allahtır. [Bakınız; Enfal 63] Yusufunuz eylediğiniz adamın kalbinin size lûtfen ısındırıldığını bilmeniz, huzurunuzun sesi sedası olamaz mı? Belki Kereme Aslı olacak kadar önemli görmüyorsunuz kendinizi. Belki bülbülü olacak denli gül eylemiyorsunuz sevdiğinizi. Kavga etseniz de, küsüşseniz de, anlaşamasanız da, yine size dönen, yine yüzünüze bakan eşiniz, az mı dağ aşmıştır, kalbini az mı dikenlere batırmıştır sanıyorsunuz? Kavuşmanıza feryad ü figan olamaz mı bu kadarı?


SENAİ DEMİRCİ

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye'ye atılan İftiralara Reddiye musabi İslamda İtikadi Mezhepler 2 30.01.2017 11:39
2-BAKARA Suresi TuRKuaZ Kur'an Meali 1 26.12.2015 16:16
Cübbeli Ahmet Hoca - Kurbağa'dan Çok zikir yapan hayvan yoktur eFe Diğer Videolar 0 22.03.2013 15:58
İki Kalp, İki Gönül Yoktur Sevgide... eBRaR DostLuk-Sevgi-aSka Dair 0 11.02.2013 22:16
Allah'in Esi Benzeri Yoktur SıLa Din Kültürü ~ Ahlak Bilgisi 0 24.12.2012 16:20


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları