Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Üyelerimize ÖzeL > Serbest Kürsü

Sordum kendime Aşk nedir? diye…


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Serbest Kürsü - kategorisi altındaki Sordum kendime Aşk nedir? diye… isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 14.06.2016   #1
Üye
BiRDüNYaUMuT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Sep 2013
Üye Numarası: 299
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 1.448
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: BiRDüNYaUMuT is an unknown quantity at this point
Standart Sordum kendime Aşk nedir? diye…

Elbette bu soruyu önce kendime sormalıydım ve önce kendim cevaplamalıydım. Defalarca sordum aşkı kendime ve cevap verdi içimdeki ben:



"Aşk" dedi "aşk tarif edilemez tanımlanamaz aşk şudur yahut aşk budur denilemez. Onu yaşamak gerek onu hissetmek gerek tüm benliğinle onu duymak algılamak gerek…"

Onun için aşkı anlatmayacağım size aşkı tanımlamayacağım. Tariften uzak olanı tanımlamaya çalışmanın adı tanımsızlık olsa gerek. Bu nedenle tanımlamaktan ziyade tanımayı anlatmaktan ziyade anlamayı tercih edeceğim.

Aşk dediğin ya 'tan gelmeli ya için olmalı ya da 'a ulaştırmalı; yoksa yerle bir olmalı. Aşk "sevgi" boyutuna ulaşmıyorsa adı batmalı… Sevgi ki 'ın varlıkları yaratmasındaki yegâne gayesi.


Sevgi ki u Teâlâ'nın kullarına yerleştirdiği en güzel hediye. O'ndan gelen ve O'na dönecek olan en anlamlı duygu…


Mutlak bir varlık olan 'tan besleyemediklerinde sevgilerini o sevgi yok olmaya mahkûm olacaktır. Kaynağı 'tan gelmeyen tüm aşklar yok olmaya batmaya mecburdur çünkü.



Yaratılış itibari ile tüm insanlarda sevgi mayası vardır. Her insana bahşedilmiş olan bu hazineyi kullanabilenler önce aşk sonra da bütün sevgileri içine alan "Muhabbet" derecesine ulaşabilirler. Onun için "Aşk"ı aşktan ayırmak gerekmektedir. Günümüzde aşk denilince anlaşılan cinsellikten başka bir şey değildir. Aşk bu kadar küçültülemez aşk bu kadar basitleştirilemez. Aşkı cinsellikle aynı seviyeye indirgeyenler ne yazıktır ki birçok konuda olduğu gibi bu konuda da bir kavram karmaşası yaşadıklarını anlayacaklardır.


Toplumumuzun en fazla acı çektiği bu gibi kavram karmaşaları yüzünden neredeyse her alanda iletişim sorunları yaşanmaktadır. Bu durumdan "aşk" da nasibini almış ve asıl boyutundan uzaklaşmış çok farklı bir anlam yüklenmiştir. Her gün gazete ve dergi sayfalarında çok rahat karşılaştığımız yazıları şöyle bir analiz ettiğimizde şunu görmekteyiz:


Aşk sahiplenme motifinin en üst düzeyi olarak görülmektedir. Özellikle eğitim sistemimizin kanayan yarası hâline gelen aşkı (!) için derslerini aksatan eğitimini tamamlayamayangünlerini ve gecelerini hep onu düşünmekle geçiren her şeyi göze alan hatta aşkı (!) için ölümü bile göze alıp: "ya benimsin ya toprağın!" diyerek önce âşık olduğu insanı sonra da kendini öldüren "Aşk ki aşktır varsa sonunda ziyan" nidâlarıyla hiçbir şeyi umursamayan ve "aşk cellâdı" kesilen insanlara bir bakın. Aşktan anlaşılan şey bu mudur? Aşk bu mu olmalıdır? Bunun adına aşk mı denir?



"O bedenimdeki ruhtu. O bendim. Ben onda anlam kazanıyordum. Tüm varlığımla ben ondaydım. Kendi iniltimi onda duyuyordum. O benim her şeyimdi… Onsuz hayat benim için hayat değildi. Ne ben anlatabiliyordum ne de o anlayabiliyordu. Bu nasıl bir duyguydu? İnsan niçin sevilme ihtiyacı duyuyordu? Kendimi ona farkettirmek için elimden geleni yapmıştım. Onun beni farketmesi benim için neden bu kadar önemliydi?


Çileyse çile dertse dert acıysa acı; yeter ki onunla olaydım her şeye razıydım. Onun yanında; yeter ki yeter ki… (hıçkırıklar ve gözyaşları). Ben bu aşka yenik düştüm…" diyerek başlıyordu dinlemiş olduğum bir aşk hikâyesi.


Aşk bu kadar ağır mıydı? İnsanlar niçin aşka yenik düşüyordu? İnsanlar aşkta huzur ve mutluluk bulmaları gerekirken; niçin acı elem dert ve keder çekiyorlardı? Âşık olduğu için acı çeken kendisini mahveden binlerce insan aşkı anlayamamışlar mıydı; yoksa aşk mı kendini anlatamamıştı?


Hayır! Aslında sorun aşkta değil; insanların aşka bakış açılarındaydı. Yerli ve yabancı tüm dizilerin temel konusu "aşk"tı; fakat cinsellikten öteye gitmeyen bir aşkı anlatıyorlardı insanlara. Filimler aşka değinmeden edemiyorlardı; fakat bu nasıl bir aşktı? "Seni seviyorum!" demekle aşk kelimelere mi bürünüyordu.


Kelimelerle anlatılamayan bir olgu nasıl oluyordu da kelimelere sığdırılmaya çalışılıyordu? Aşkın karşısında kelimeler anlamını yitirirlerken cümleler yetim kalırken filimler dizilerromanlar ve diğerleri aşkı anlatmaya kalkışıyorlardı. "Seni seviyorum!" Ya sen? Sen de beni seviyor musun?


Tam bu noktada şunu vurgulamak gerekir: Aşk başkasını sevmekmiş gibi görülse de aslında hiç de öyle değildir. Aşk ve sevgi ilişkilerinde sevmekten ziyade sevilmek; önemsemekten ziyade önemsenmek; değer vermekten ziyade değer verilmek vardır.


Aşk konusunda kimse yalan söylememeli. Günümüzde aşkın bir başkasını sevmek olduğunu söylemek koca bir yalandır. Aşk karşılıksız yaşayamaz olmuş aşkı besleyen sevilme ve önemsenme duygusu olmuş. Aşk dedikleri şey iki "yok"un birleşmesi anlamına gelmiş. Aşkbu anlamda bir başkasının dünyasında var olma çabası hâline dönüşmüştür.


Aşk tutkuya dönüşmüş; duygular aklın önüne geçer olmuş… Saatlerce hayaller kurmalardalıp gitmeler insanın kendi varlığına gölge düşürmüş. Duygular melankolikleşmiş.


Hayatın en büyük amacı "o kişi"yi kazanmaktan ibaret sayılır olmuş. Toplumumuz dizilerlefilimlerle sinemalarla aşka özendirilmiş; fakat aşk cinsellikle aynı kefeye konulur olmuş. Sonra ortaya çıkan ruhsal çöküntülerin ve psikolojik bozuklukların önüne geçilemez olunmuş.


Ruhsal sorunların yol açtığı fiziksel bozukluklar ise psikosomatik rahatsızlıklara geçit vererek ciltte tahribatların meydana gelmesine tansiyonda ve kalpte görülen değişikliklere ve daha birçok fiziksel rahatsızlıklara neden olmuştur. Siz de küçücük bir sivilceyi kendisine sorun eden insanlarla elbet karşılaşmışsınızdır!


Günümüzde birçok şey gibi aşk da anlamını yitirmiştir. İnsanlar kendilerine verilen bu üstün duyguyu tanıyamamışlar ve yanlış yerlerde yanlış zamanlarda ve yanlış kişilerde kullanır olmuşlardır. En nihayetinde de aşk masum olmayan bir görünüme bürünmüştür: Âşık olduğu insanı yüceltmeler kutsamalar ilahlaştırmalar… "O benim her şeyimdi; onsuz yapamıyorum. O yoksa bu benim için yaşamak değil…" diyen henüz on dokuz yaşındaki genç bir insanın aşktan acı duyması hayatının anlamını kaybetmesi sizce ne anlama geliyor? Onunla mı dünyaya geldi o da kendisi gibi bir insan değil miydi o da "yok" olacaklar arasında yer almıyor muydu? 'tan başka her şey yok olmayacak mıydı? O hâlde sorun nereden kaynaklanıyordu? Aşk ve sevginin yüceliğinin anlaşılamamasından mı; yoksa bunları kendimizce yüceltirken aslından uzaklaştırmamızdan mı?


O halde aşk nasıl


sonsuz olur?


Aşkı sonsuza ulaştırabilecek en kısa yol sevgidir. 'tan gelen için olan ve 'a ulaştıran bir sevgi. Peygamber Efendimiz Sallu Aleyhi ve Sellem'in buyurduğu gibi:


"ım! Bana senin sevgini seni sevenin sevgisini senin sevgine ulaştıracak olan her sevgiyi nasip et."



Sevgiyi anlamadan "aşk"ı anlayamayız. Her ailede bulunması gereken ve her aileyi "Örümcek ağları"ndan kurtaran yegâne güçtür sevgi. Öyleyse sonsuz bir aşka kapılarımızı sonuna kadar açmak istiyorsak önce sevginin ne demek olduğunu kimin adına başladığını kaynağını nereden aldığını ve bizi nereye ulaştırması gerektiğini bilmek zorundayız.

Kapılarınızı sevgiye açmak için hazır mısınız?

Sevgiye bir çağrıdır her varlık ve her güzellik: "Gel beni sev" der kendi hâlince. Sevgi kâinatın mayasında vardır. Sonsuzluk içinde sadece sevgi hayata bir mâna verir. Sevgi olmasaydı insan yaşayamazdı bu dünyada öleceğini bile bile… Bir şey ne olursa olsunsevmeden ona inanamazsınız. İnanmadığınız şeyi ise kesinlikle yapamazsınız.


İnsanın sevmediği inanmadığı bir şeyi isteyerek canı gönülden yaptığı görülmemiştir. Her şey sevgiyle başlar; şu anda bizim dünyada oluşumuz yaşıyor oluşumuz mücadelemiz hatta hırs ve gururumuz bile. Sevmeyen çaba göstermez çünkü; sevmeyen bir şeyler yapmakkoşuşturmak mücadele etmek istemez.


Sevgi sevgi sevgi.


Sevgisiz yürek cehennem sevgisiz hayat zindan oluyor. Mevlânâ'yı döndüren Yunus'u peşinde koşturan sevgi değil de neydi? Büyük ve ünlü liderleri lider yapan neydi? İnsanönce sevmeyi öğrenmelidir. Ya siz! Siz neresindesiniz sevginin? Hep başkasının sizi sevmesini bekleyemezsiniz; sevgiyi her zaman "başka"larında arayamazsınız buna hakkınız da yok.



Hiç düşündünüz mü dünya neden bu kadar güzeldir ya da öyle görünür? Niçin sevilir ve sevilmeye lâyıktır tüm güzeller? Niçin şu koca dünya küçücük bir kalbi dolduramayacak kadar küçük kalır? Çünkü sonsuz bir sevgi barınır kalpte. Sonsuzun yanında dünya da küçük kalır içindekiler de. İnsan bir sevdi mi ne dünya kalır ne de içindekiler.


Öyleyse bu sonsuz sevgiye lâyık olan kimdir? Ya da sonsuz bir sevgi var mıdır gerçekten? Varsa kaynağı nereden gelmektedir? Hayat sevgisiz de hayat olmaz mıydı?


Sevgiyi anlatmak için bir değil binlerce dil yetmez hatta kâinat bile yetmez. Çünkü her sevgi O'nun sevgisinden bir iz taşır. O'nun kullarına olan muhabbetini dile getirir. O'nun nasıl bir sevgiyle sevilmeye layık olduğunu anlatmak ister. Fuzuli'ye:


"Çekil önümden Leyla; ben "LEYLA"ma gidiyorum" dedirten bu sevgidir. Fakat şunu iyi bilmeliyiz ki Fuzuli'ye bunu dedirten önce insanı sevmesiydi. İşe bireyle insanla başlamasıydı. İnsana "insan" olduğu için değer vermesiydi. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Sallu Aleyhi ve Sellem'e:



"Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız" dedirten şey de kim bilir belki bu derin ve anlamlı ayrıntıda gizliydi. Bizler önce birbirimizi sevmeliyiz daha sonra asıl sevgiliyi.


Yaratılanı sevmeden Yaratan'ı asla sevemeyiz. Basit sıradan ve banallaşmış üç günlük sevgi değil benim anlatmak istediğim sevgi; ne olursa olsun sonuna kadar giden gidilmeye lâyık olan sevgi.


Siz hiç sesiniz çıktığı kadar haykırdınız mı: "Seviyorum! Seviyorum!" diye.


Sevmediyseniz sevemediyseniz diyemezsiniz. Çünkü sevgi demek coşku demektir sınır tanımamaktır gittiği yere kadardır yani. Ya hiç içine girmeyeceksiniz ya da girdiğiniz zaman geriye dönüp bakmayacaksınız geriye dönmeyi aklınızdan bile geçirmeyeceksiniz. Sevgiye sınır koyduğunuzda bitmiş yok olmuş hiçlik deryasına gömülmüş demektir.


Sevgi sevgi sevgi yine sevgi her zaman her yerde yine sevgi… Sevmeyen eleştiremezyorumlayamaz anlayamaz ve algılayamaz. Çünkü o anlamsızlaşmıştır.


Anlam demek sevgi demektir. Sevgi ne demektir öyleyse?



"Anlam" mı dediniz?

Peki anlam ne demek? Öyle ya sevgi anlam demekse anlam ne anlama geliyor?

Anlam demek demektir.





Hiç gereği yokken hayatına giren insanLar..
Hiç gereği yokken karşına çıkarLar..
Hiç gereği yokken gününü haftanı ayını beLkide yıLLarını aLırLar..
Hiç gereği yokken gece-gündüz akLından geçen her düşünceye buLaşırLar..
Hiç gereği yokken seni istemediğin kadar mutlu ederLer..
Sonra da;
Hiç gereği yokken hayatından çıkıp giderLer. BiRDüNYaUMuT
BiRDüNYaUMuT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
gurbet nedir diye sorarlarsa eSiLa Serbest Kürsü 0 04.04.2013 21:21
Kendime Diyorum Ki... FuRKaN Makaleler 0 26.03.2013 00:34
Gidiyorum../...Kendime YuReK SiirLer 2 09.01.2013 17:43
Sordum sarı çiçeğe? HiCReT iLahi-eZGi SözLeri 0 12.12.2012 13:31
Ya Muhammed Diye Diye TuRKuaZ iLahi-eZGi SözLeri 0 10.12.2012 04:09


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları