Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Üyelerimize ÖzeL > Serbest Kürsü

Tayyip Erdoğan masonmu yoksa peygamber soyundan mı


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Serbest Kürsü - kategorisi altındaki Tayyip Erdoğan masonmu yoksa peygamber soyundan mı isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 01.10.2014   #1
Üye
Hellen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Oct 2014
Üye Numarası: 452
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 13
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: Hellen is an unknown quantity at this point
Standart Tayyip Erdoğan masonmu yoksa peygamber soyundan mı

Recep Tayyip Erdoğan'ın seyyid soyundan geldiği doğru mu?
Erdoğan’ın soyu Hz Muhammed’in torunu Hasan’a dayanıyor mu
Recep Tayyip Erdoğan Peygamber soyundan mı geliyor.

Erdoğan’ın soyu
Potamya; Rize’nin Güneysu İlçesi’nin Osmanlı dönemindeki adı.
Başbakan Erdoğan‘ın baba tarafı Pilihozlu.
Erdoğan’ın babası Güneysu doğumlu; Ahmet Erdoğan. Dedesi Bakatalı Tayyip.

Bakata anlamı ‘isyancı’ değil söylenenin aksine ‘haksızlığa başkaldıran’ demektir.
1934 yılında kabul edilen soy ismi kanunu gereği Rize’nin Güneysu ilçesi Pirihoz köyünde yaşayan “Bağatlıoğlu” sülale ismini taşıyan aile “ERDOĞAN” soy ismini kabul etti. Pirihoz köyü daha sonra “Dumankaya” adını aldı. Recep Tayyip Erdoğan’ın babası Bağatlı Ahmet, 1920’li yılların içinde İstanbul’a göç ederek Kasımpaşa’ya yerleşti ve 1954 yılında oğlu recep Tayyip dünyaya geldi. Recep Tayyip Erdoğan’ın dedesinin adı da Bağatlı Teyyup idi. Rusların 1916 yılında Trabzon vilayetini işgal ederek daha batıdaki Eynesil’e kadar geldiği bir sırada Bağatlı Recep, Rus askerlerine karşı mücadele veren milis direnişçiler arasında idi. Ve bu sırada girdiği çatışmada şehit düştü. Recep adının buradan geldiği tahmin edilmektedir. Bağatlı Teyyup’un küçük yaştaki oğlu Ahmet, yıllar sonra İstanbul’da dünyaya gelen oğluna kendi babasının ismini verdi.
Osmanlı Arşivinde Başbakan Tayyip Erdoğanın kökenlerini aydınlatacak 1835 tarihli Rize nüfus defteri ve 1850 tarihli vergi defteri bilgilerine göre Erdoğan’ın ataları “Bakatoğlu” sülale ismiyle biliniyor. ‘Bağat’ ‘kötülüğe başkaldırı’ anlamı içermektedir. Erdoğan’ın büyük dedesi Bakatoğlu Memiş yörenin derebeyi idi.
Osmanlı Arşivinde 1500-1900 yıları arası dönemde sayın başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın etnik kimliğini ortaya koyan belgeler üzerinde araştıralar yapıldı. Türkiye’de bütün yurttaşların nüfus kimlikleri 1905 (Rumi-1321) tarihli defterler esas alınarak tespit edilmektedir. Osmanlı Arşivi ilk kez Trabzon eyaletinin 1830’lu yılarda tutulan nüfus defterlerini de araştırmacılara açtı. Ve ek olarak da 1850 tarihli vergi defterini araştırmacıların bilgisine sundu. Osmanlı Arşivinde MAD.d 7958 kod numarası ile kayıtlı olan Rize yöresi köyler öşür defterinde Başbakan Erdoğan’ın büyük dedesi Bakatlıoğlu Memiş’in Pulihoz köyünün kurucu ailesi olduğu ve 86 kuruş vergi ödediği görülmektedir. O dönemde de bereketli ve çalışkan aile köyün variyetlisi ve halk ile en çok yardımlaşanıydı. Pulihoz köyü, Kıble dağının yamacında kurulmuş ve karşısında da Ayani tepesi var. Bakatoğlu Memiş her beldede olduğu gibi aynı zamanda yörenin “Ayan” ünvanlı “derebeyi” durumundadır. Osmanlı Arşivinde Rize yöresinde yaşanan 19.yüzyıl başlarında islama ve dine karşı açılan savaşta Anadolu’nun her yöresinde olduğu gibi itilaf devletleri ve yandaş hükümetine karşı bir sağlam duruş sergilemiştir. Bu inançlı halkların bir örneğini de Erdoğan ailesinde görmekteyiz.
“Potamya” sözcüğü, Pontus-Rum döneminden kalan ve “Dereler bölgesi” anlamında kullanılan bir kelimedir. Rize’nin derelerle dolu dağlık bölgesinde kullanılan antik dönem ismidir. Potamya defterinde yazılanlara görePotamya bölgesinde 20. yüzyıl başlarında 12 köy vardı. Ve birisi de Pulihoz köyü idi. Osmanlı yönetimi Potamya ismini 1913 yılında değiştirdi.
Osmanlı Arşivinde bulunan 1835 tarihli Rize nüfus defterinde Rize’nin Pulihoz köyü kurucu aile ve bir numaralı hanesine kaydı yapılan Hüseyin oğlu Mehmet Efendi “İslam inanç kimliği” adı altında 45 yaşında ve “Kırca sakallı” olarak yazılmış. Ve çocuklarının ismi de 18 yaşındaki Mustafa ile 11 yaşındaki Yunus olarak yazılmış. Hüseyin oğlu Mehmet Efendi’nin nüfus künyesine bakılarak adı geçen Hüseyin 1700’lü yıların ortalarına kadar kimliği belirlenmiş olur. Adı geçen Yunus, babası Mehmet (veya Memiş) ve onun da babası Hüseyin Efendi Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın atalarıdır.
Erdoğan’ın annesi Tenzile tarafından büyük dedesi., Rize Güneysulu Kemal Mutlu Sarıkamış’ta şehit düşmüştü.
Recep Tayyip Erdoğan’ın devletin resmi aile nüfus kütüğünde "baba tarafından çeşitli kimselerin anneleri" "Havuli... Farfuli... Fatuli..." olarak isimler geçiyor: Örneğin, Ahmet ve Yunus Erdoğan’ın ana adı Havuli. Fatuli Erdoğan’ın ana adı Farfuli, Vesile Erdoğan’ın ana adı Fatuli. Bu kelimelerin hangi dilden gelmiş olabileceği araştırılmış, Doğu Karadeniz'de Fatma'ya Fatuli, Havva'ya Havuli denildiğini belirterek, "-li eki Gürcüce'den geçmiş olabilir. Zaten biliyorsunuz, Türkçe ve Gürcüce'nin karışımından, araya Ermenice kelimelerin de girmesiyle ortaya çıkan dile bölgede Lazca ismi verilir" dedi. Bölgede, özellikle kadın isimlerine bu tür eklerin takıldığını, zamanla hece düşmesiyle Havuli, Fatuli, Farfuli şekline dönüştüğü anlaşılılmaktadır. Ermenice ve Rumca'da ise böyle kelimeler bulunmuyor.
Trabzon vilayeti ile ilgili 1890’lı yıllarda çizilen Osmanlıca yönetim haritası üzerinde yapılan araştırmalar sonucu Trabzon vilayetinin Rize Sancağı’nın güney batı kısmında yer alan Zigana geçidine yakın yerdeki bölgesinde “Bagatlı dere” ve “Kalkandere” adında iki akarsuyun ismi harita üzerinde gösterilmiş. Burada bahsi geçen Bagatlı dere ismi aynı adı (Bagatlı) taşıyan ailelerin kadim zamandan beri yerleşim yeri olan bölgedir. Bu durumda Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethettiği 1462 yılı ve sonrasında bölgeyi Türkleştirmek için gerçekleştirilen fetih ve iskan politikası çerçevesinde İslam ve Türk asıllı olan Bagatlı topluluğunun bölgeye yerleştirildiği ortaya çıkar. Bu tarihi gelişmenin doğal sonucu olarak Trabzon Bizans Pontus Rumlarının “POTAMYA” adını verdiği bölgenin adı Türkleştirme hareketi sonrası “BAGATLI” olarak isim değiştirmiştir. “Bagatlı” sözcüğü aynı zamanda tarihi bir şifredir. Ve Osmanlıca yönetim terminolojisinde “Bagcılık yapanlar” veya “ haksızlığa karşı duranlar/batıla isyan edenler/zulme diklenenler” anlamlarına da gelir. Bu bilgiler ışığında Recep Tayyip Erdoğan’ın haksızlığa karşı koyma/batıla diklenme tavrının kökenlerinden devralınan bir özellik olduğunu da söyleyebiliriz.

Potamya bölgesi Fatih sultan Mehmet’in 1461 yılında Rize yöresini fethettiği tarihten itibaren 1600 yılı başlarına kadar geçen 150 yıl gibi zaman diliminde %-90 oranında Pontus-Rum etnik karakterde idi. Yani bu bölgede Rumlar yoğunluktaydı. Potamya yöresini 3 tımarlı sipahi aile ve Osmanlı yönetiminin özellikle Çukurova ve Maraş yöresi aşiretlerinin yöreye sürgün ve iskan politikası sonucu 1600-1800 yılları arasında hızla etnik kimlik değişimine geçti. 1800’lü yıların başlarında yörede yaşayan İslamların oranı %-90’a çıktı. Fatih Sultan Mehmet istanbul’un İslamlaştırılmasında Erdoğan’ın atalarını da kullanmıştı.
Dört halife döneminde İslam ahlakını tebliğ etmek için Asya ve Afrika’nın pek çok bölgesine giden Müslümanlar olmuştur. Bu tebliğ yolculukları bilhassa Hz. Ömer (ra) ve Hz. Osman (ra) zamanında iyice yoğunlaşmıştır. Kuran ahlakını tüm insanlara anlatmak için yola çıkanların arasında pek çok seyyid de olmuştur. Bu seyyidler çoğunlukla gittikleri bölgelere yerleşmişler ve o bölgenin yerli halkıyla kaynaşmışlardır.
Ancak göç eden seyyidlerin büyük çoğunluğu, göç eden diğer Müslümanlar gibi, Dört Halife Dönemi’nden sonra başa gelen Emevilerin katı tutumu nedeniyle Arabistan’dan ayrılmışlardır.Hz. Hasan (ra)’nın ve Hz. Hüseyin (ra)’in şehit edilmelerinden sonra, seyyidlerin göç hareketleri iyice hız kazanmıştır.
Hz. Hasan (ra)’nın ve Hz. Hüseyin (ra)’in şehit edilmelerinden sonra seyyidlerin göç hareketleri iyice hız kazanmıştır. Göçler, o zamanki İslam Devleti’nin sınır bölgeleri olan Mağrib (Fas), Kafkasya, Maveraünnehir, Horasan, Taberistan, Anadolu’nun doğusu ve güneyi gibi yerlere olmuştur. Bu seyyid göçleri neticesinde pek çok hanedanlık kurulmuştur. Anadolu’da kurulan derebeyliklerin çoğu seyyid soyudur.
Türkiye, en uzun ömürlü ve en geniş topraklara sahip Türk-İslam Devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun tek varisi olması itibariyle seyyidlerin yoğun olarak yerleştiği ülkelerden biridir. Günümüzde yurdumuzun pek çok yerine dağılmış olmakla beraber daha ziyade Konya, Karaman, Bayburt,Trabzon, Rize, Denizli, Kütahya, çorum, Siirt, Şanlıurfa,Gaziantep, Erzurum, Elazığ, Erzincan, Kayseri, Bursa, Iğdır gibi şehirlerde daha yoğun olarak yaşamaktadırlar. Bu seyyidlerin çoğu, ilk seyyid göçleriyle beraber Anadolu’ya gelip yerleşmişlerdir. Ancak daha sonra da çeşitli vesilelerle Türkiye topraklarına olan göç hareketi devam etmiştir.
Özellikle Osmanlı-Rus Savaşları ve Rus-Kafkas Savaşları sırasında Anadolu’ya göç eden çok sayıda Kafkasyalı’nın arasında bir çok seyyid de bulunmaktadır. O dönemde Türkiye’ye yerleşen seyyid aileleri arasında, Recep Tayip Erdoğan’ın dedeleri de bulunmaktadır.
Recep Tayip Erdoğan’nın soyunun iki kökenden birinden geldiği tahmin ediliyor.. Çünkü Rize dolaylarına iki göç olmuştur. İlk Müslüman göçü ana göç 1460 sonrası güneydoğu Anadolu’dan gelenler gurubudur. Diğeri Osmanlı rus savaşları sırasında yer değiştiren müslüman türkmenler olmaktadır. Ancak şu kesindir ki Gürcü bölgesinden yani Batum tarafından gelenler ile Maraş tarafından gelenler ne tesadüftür ki benzer soylardır. Soylar incelendiğinde peygamberin torunlarına dayanmaktadır. Her iki durumda da Erdoğan Muhammedin soyundan geldiğini söylemek zor değildir. Özellikle tarihçilere daha net bilgiler vermeleri konusunda çağrı yapıyorum. Bu soy çok açıkça tespit edilebilir. İran ve Gürcü tarihi kayıtları da incelenmelidir. Geçmiş kaynakların çoğu yok edilmiş. Çok usta tarihçilerin bazı ip uçlarıyla çok şeyi tespit edebildiğini biliyoruz.
Anadolu’ya ilk giriş sadece Türklerle olmadı. Arap ve seyyid soyları da eşlik etti. Türkler Anadoluya ilk defa 1040 ila 1071 arasında girdi , girdiklerinde Anadolu’nun nüfusu 6 Milyon civarıydı. İbrahim Yİnal, 1047 yılında Nişapur’a gelen Türkmen kitlelerini Anadolu’ya göndermiş ve kendisinin de arkalarından geleceğini vaad etmişti. Bu sırada (1047/1048) Selçuklu hanedanından Hasan Bey komutasındaki kuvvetler de Van gölü havzasını el geçirmek için harekete geçmişlerdi. Vaspurakan Bizans Valisi Aaron Selçukluları Büyük Zap Suyu civarında pusuya düşürerek mağlup etti. Savaşta Hasan Bey de şehit olmuştu. Bu olayın ardından büyük bir ordu ile Anadolu’ya gelen İbrahim Yinal ve Kutalmış, Bizans kuvvetlerini Pasin ovasındaki Hasankale’de 18 Eylül 1048′de büyük bir mağlubiyete uğrattılar. Bu zafer üzerine Türkmenler Anadolu’da yayılma imkânı bulmuşlar ve Trabzon’a kadar ilerlemişlerdir.
Malazgirt’ten sonra Anadolu ile Türkistan arasında bir ‘göç kanalı’ oluştu. Türkmenler, kümeler halinde gelmeye başladılar. Ancak ne kadar Türk’ün geldiğini tam olarak bilemiyoruz. Claude Cahen, ilk başta gelenlerin çok büyük miktarda olamayacağını belirtir. Anadolu’ya Türkmenlerin gelişi bir anda olmamış, birkaç yüzyıl sürmüştür. En önemli göç dalgalarından birisi XIII. yüzyılda Türkistan’ın Moğol istilasına uğramasından sonra gerçekleşmiştir. Türkmenler, Anadolu’ya her zaman doğrudan gelmemişlerdir. Bir kısmı Azerbaycan, Irak ve Suriye’ye gitmiş, bir müddet oralarda kaldıktan sonra Anadolu’ya geçmişlerdir. Türkmenlerin göçü XVI. yüzyılda Safevi devletinin kurulmasına kadar devam etmiştir. Safeviler zamanında Türkistan ile Anadolu arasındaki göç kanalı kapanmıştır. Türklerin gelmesinden sonra Anadolu’nun yerli ahalisinden bir kısmı zamanla din değiştirerek Türkleşmiştir. Ancak bu rakam çok büyük miktarlarda değildir. Selçuklu tarihçileri hiçbir zaman toplu ihtidalara rastlanmadığını belirtirler. C. Cahen, Türkler ile Rumların iyi ilişkiler içerisinde olduklarını, ancak bir kaynaşmanın olmadığını söylemektedir. XVI. yüzyılın sonlarındaki Osmanlı kayıtları incelendiğinde, bu dönemde Anadolu’da yerleşik hayata tam olarak geçmemiş yaklaşık olarak 1 milyon Yörük/Türkmenin bulunduğu görülür. Sadece Ulu Yörük ve Dulkadir Türkmenlerinin nüfusu 300 bin civarındadır. Ayrıca, bu yüzyıla gelindiğinde, önemli miktarda Türkmenin yerleşik hayata geçtiği de görülmektedir. Bunların da nüfusu 1 milyonu geçmektedir. Bu durum Anadolu’nun yerli halkı ile çok büyük oranda karışmanın olmadığını göstermektedir. Anadolu’ya gelen Türklerin büyük bir bölümü Türkmenlerdir.(Türkmenlerin) 24 boyunun tamamı Anadolu’ya gelmiştir. Bunların dışında Türklerin diğer kabilelerinden Kıpçaklar (Kumanlar), Peçenekler (Oğuzların 24 boyundan birisi olan Peçeneklerden başka bir kabiledir), Akhunlar (Eftalitler), Bulgarlar da gelmişlerdir
XI. yüzyılın başlarında meydana gelen Büyük Türk muhaceretinden sonra XII. yüzyıl başlarında ·yeni bir Türk muhacereti· daha meydana geldi. Bu muhaceretler sonunda Doğu Karadeniz sahilleri iki yoldan istilaya ve Türkleşmeye maruz kaldı. Bunlardan biri Kara deniz dağlarında yayla yapan veya Harşit gibi vadilerden ilerleyen, diğeri de 1277·de Sinop baskınını karşılayan ve Samsun·dan sahili takiben doğuya doğru ilerleyen Oğuzlar·ın Uçok koluna bağlı Çepni lerdi. Çepniler, Oğuzlar·ın 24 boyundan biri olan Uçok boyuna bağlı idi ve ·düşmanla her zaman savaşır· manasına gelirdi. Çepniler·in Anadolu·nun fetih ve iskânında mühim roller oynadıkları bilinmektedir. Karadeniz·e sahilden ve Giresun-Trabzon hattının güneyinde bulunan dağlar ile vadilerden ilerleyen Çepni boyları, II. John (1280·1297) zamanında Ünye, Ordu ve yöresini fethetmiş ve Trabzon·a büyük bir akın düzenlemişti. Çepniler, böylelikle Trabzon·un fethinden iki yüzyıl önce Türkiye Selçukluları ile Türkmen Beylikleri döneminde bölgenin fethinde ve iskânında önemli roller oynamışlardı.Bölgeye Çepnilerden başka Çiğil, Eymür, Üreğir, Şadı, Halaç Türkleri de gelmişler; kurdukları köye, oturdukları yere oymaklarının adını vermişlerdir(2). Çepniler, daha sonraki yüzyıllarda Trabzon·un doğusunda bulunan yerlere göç ederek oralardaki Türk yerleşmesinde önemli bir rol oynadılar. Günümüzde Sürmene, Of ve Rize·nin özellikle merkez nahiyesi ile Karadere ve İkizdere·deki Türkler·in önemli bir kısmını onların torunları meydana getirir.
15. yüzyılda tamamına yakını Hristiyan olan Potamya halkı, 19. yüzyılda Osmanlılar'ın siyasi uygulamaları sonucu tamamen müslüman olmuştur. Rize ve çevresinin işgalinden sonra zaman zaman gerçekleşen iskan ve göçler sebebiyle egemen din İslam olmuştur. Müslüman ailelerin yöreye iskan edilişlerine kadar egemen din Hristiyanlık'tı. 1486 tarihinde Osmanlılar tarafından tutulan Trabzon Tapu Tahrir Defteri'ne göre Potamya'da bulunan 6 yerleşim biriminde yaşayan 250 hane halkından yalnız 3'ü müslümandı. Trabzon Tapu Tahrir Defteri'nden anlaşılacağı üzere, müslüman aileler yöreye 15. yüzyılın sonlarıyla, 16. yüzyılın başları arasında yerleşmeye başlamıştır. Bu yerleşim sonraki dönemlerde de hızla devam etmiştir. Bu durum yörede azınlık durumunda bulunan müslümanların çoğalmasını sağlamıştır. Osmanlıların siyasal uygulamaları sonucu yöreye yerleşen müslümanların çoğalması ve müslümanlığı kabul etmeyen hristiyanların göçmesi hristiyanları azınlık durumuna düşürmüştür. Eskiden olduğu gibi günümüzde de Potamya(Güneysu) halkı dinine çok bağlıdır. Bu muhafazakarlık ve dine bağlılık yalnız yörede yaşayan insanlarda değil, başka şehirlere göçmüş dışarıda yaşayan insanlarda da görülür. İslam dinine daha ilk yıllarda sahip çıkılmış, köylerin gelişmesiyle ihtiyaç gösteren camiler hemen yaptırılmıştır. Verilen dini eğitimin etkisiyle de İslam dinine bağlılık gitgide büyümüş, birçok ünlü hocanın ve din adamının yetişmesi sağlanmıştır. Hocaların öncülüğü sayesinde daha da ileriye gidilerek, medreseler oluşturulmuş ve bu medreselerde çok sayıda hoca ve din adamı yetiştirilmiştir.
İnsanlarımızın soy konusunda bir soyun babadan oğula devam ettiğini düşünmesi çok yanlıştır. Böyle düşünülmesinin gerçek nedeni soyun devamının mutlaka bir tespit yöntemi olması gerekli anlayışından doğmuştur. Tarihten beri böyle kabul edilmiş ve uygulanmıştır. Gerçek soy tespitini kim yapabilir ki genetiksel olarak en çok benzer geni taşıyan ve babasına en çok benzeyen soy tespiti mümkün olmadığından kabaca bu babadan oğula yöntemi kullanılmıştır. Nüfus kütüklerinde ve bir soy seceresinde bir soyun tespit edilebilmesi gerekliydi.
Peygamberimizin soyu neden kızı fatımayla devam etmiştir. Bunu hiç düşünmediniz mi? Mesela peygamberin soyunun kızı fatıma, Peygambere benzer torunu Hasan ve Hasan’a benzer kızı xxxx ile yürüdüğünü söylemek daha doğru olacaktır. Fatımadan sonra sürekli erkek secere isimleri kullanarak bazı liderlerin Muhammedin soyundan geldiğini iddia eden uyduruk yalancılardan daha aptal kim olabilir. Saidi Nursi’nin, Fethullah Gülen’in, Atatürk’ün, Kılıçtaroğlunun, Adnan oktar, bazı cemaat liderleri gibi daha niceleri, peygamber soyundan geldiğini söylediler. Kimleri seyyidlerden yapmadılar ki. 1935 tapu tahrir kayıtlarından birkaç dedeye kadar uzanıp Peygamberin torunlarından birkaç nesile ulaşan hemen bir soy ağacı uydurması çizip birilerini peygamber soyu ilan ediveriyor. Nette nice peygamber soyundan geldiğini iddia edenler var. Bazı cemaat liderlerini böyle göstermeye çalışan cahil densizler internette dolu.
Artık bir insan soyunun sadece erkek evlat üzerinden gitmediğini çok iyi bilmekteyiz. Bu günkü modern tıp ve genetik bilimi bunu doğrulamıştır. Genetiğe en çok uyumlu olan evlat o soyu en güçlü devam ettiren kişidir. Bu erkek de olabilir bu kadın da olabilir. Bunun en kolay anlatımı ‘fiziksel benzerliği en çok olan evlat’ olarak da düşünebiliriz. Babadaki genetik kodların evlatta benzer sayısal çokluğu fiziksel benzerlikle doğru orantılı olduğunu bilmekteyiz.
Tüm bunlar düşünüldüğünde şu kişi peygamber soyundan gelmiştir demek çok zordur. Bir kişiyi Peygamber soyundan olduğunu iddia etmek yeryüzündeki taş parçacıklarından sadece bir tanesini göstermek kadar zor ve imkansız olduğunu bilmelisiniz. Hz Muhammed’den günümüze kadar tüm doğan çocukları ve gelen nesilleri en mükemmel ve eksiksiz şekilde kaydetseler de peygamberin soyunu şu kişi en yakın yürütüyor demek de çok zordur. Bu soyu devam ettiren kişiyi en iyi tespit edecek özellik huy, karakter, amaç ve kişinin nasıl yaşadığıdır. Eger bu kişi peygamberin tavırlarını, doğruluğu, dürüstlüğü, insanlara sevgisi, barışa çabası, evrensel değerlere sahip çıkması, insanlara hizmeti ve faydacılığı da koyarsanız tespit daha da netleşecektir. Yani soyun tespiti huy karakter ve yaşantıdadır. Ve bu Hz muhammed’in genetiğine benzerlikte en yakın genleri taşıyan kişi olacaktır. Hz. Muhammed İbrahim’in soyundanım dedi. Hiçbir soy ağacı çıkarmadı ve iddia etmedi. Sadece inandı ve söyledi.
Bir kişinin peygamber soyundan geldiğini tespit etmek için tarihi didik didik etmek samanlıkta iğne aramaya benzemektedir. Tüm araştırmalara rağmen tarihin çeşitli dönemlerinde savaşlarla kaynakların yok edilmesi ve peygamberin soyunun çok hızlı dallanıp budaklanması işleri çok zorlaştırmıştır. Ayrıca soyun kimlerden yürüdüğünü tespit etmek ilim ve basiret işi olduğundan bunu kimse bilemez.
Her baba ile evlat arasında 30 yıl olduğunu varsayarsanız ve ortalama üç çocuk üzerinden nesil devam ettiğini varsayarsak Ve her çocuğun da üç çocuğu olduğunu ve tüm bunların 1400 yıl devam ettiğini düşünürsek içinden çıkılmaz bir hal alır. Hele bir de arada 12 çocuğu olan varsa gerisini siz düşünün. Tüm hesapları alt üst eder. Ben kısaca şu anda Anadolu’da yaşayan insanların yarısından azı yani 25 milyon insanın Muhammed’in soyundan geldiğini söylesem hiç şaşmayınız. Peygamberin soyunun yüzde yetmişi göç hareketleriyle Anadolu’ya olmuştur. Ve gerçekten Anadolu halkı Medine halkı gibi bambaşka güzelliktedir. Pek çok tarihi bilgileri inceledim ege kıyıları hariç Anadolu’nun tamamında öz soylar( bozulmamış kökenler) var.
İşte bu anlatılanlar gibi bir kişinin peygamber soyundan geldiğini tespit etmek çok zor ama söyleyebilmek çok kolaydır. Nasıl mı kişi peygamberi bir yol çiziyor ve Allah adına çalışıyor ise o kişi genlerinden gelen bir gerçeklik ile peygamber soyunu devam ettiriyor demektir. Ve bu genetiksel olarak da doğrulanmaktadır.
Bagatlı Recep’in adını taşıyan Recep Tayyip Erdoğan’ın isimleri tarihten devralınan miras ve şifre sözcüklerdir. Tayyip isim sözcüğü Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a verdiği “Fethedilecek kutlu ve güzel belde= belde-i Tayyibe” sözcüğüdür. Recep ismi ise Rize ve Trabzon yöresinin efsane Kuvayı Milliye kahramanı İpsiz Recep’in adını anımsatır.
Tayip Erdoğan’ın dedesi Bagatlı Teyyüp Kılık kıyafet kanunu, şapka saçmalığı ve dinsiz hükümleri yerine getiren devrimleri reddeder ve Güneysu’da dinimizi almayın yürüyüşleri düzenlenir. Dinden ve Allah’dan ayrılmayan Erdoğan’ın ataları lisanın değişitirilmesine de karşı çıkar. O dönemde Anadolu’nun her yerinde olduğu gibi dinsizleştirilmeye karşı yürüyüşler düzenlenir. Cumhuriyet tarihi bu yürüyüşlere isyanlar celali isyanları yakıştırması yapar. Zaten yalan üzerine yazılmış uydurma bir Cumhuriyet tarihimiz var. Karadeniz’in en sofu yeri olarak bilinen Erdoğan’ın ailesinin yaşadığı Rize/Potomya -Güneysu’da Erdoğanın dedeleri din düşmanlığına karşı asil bir duruş sergiler.
1920’lerde Osmanlı yenilmiş ve batılı güçlerin etkisinde kalmıştı. Tam bu dönemde inançlı gençler gönüllü olarak istanbul’a gitmişti. Yurdun çoğu yerinden bu göçler yaşanmıştı. O dönemde Karadenizden de birçok aile çocuklarını İstanbul’a gönderdi. Erdoğan’ın babası da İstanbul’a göç etti? Ahmet Erdoğan’ın aynı dönemde İstanbul’a gidişi çok önemlidir. Doğruluğa, adalete ve dine sahiplenen bir neslin evladıdır Recep tayip Erdoğan.
Erdoğan’ın ataları genelde dinsel nedenlerle göç etmişler. Genlerinde din sahipçiliği olan bir soy. En son bu ruh Recep Tayip Erdoğan’a geçmiş. Anadolu’nun İslamlaşması, Karadeniz’in İslamlaşması, istanbul’un kurtarılması gibi nedenlerle göçler yaşamışlar. Üçüncü ve dördüncü haçlı seferlerine karşı ataları savaşmış. Anadolu Selçukluları döneminde Erdoğan’ın ata dedelerinin kardeşleri yani Erdoğan’ın amcadedeleri Konya dolaylarında haçlılarla mücadele etmiş.
Erdoğan, Annesi tenzile hanıma benzediğinden soyunun annesinden yürümüş olduğunu kabul etmeliyiz. Tayyip’in anne tarafı Rize ili Güneysuyu ilçesine Gürcistan’ın başkenti Batum’dan gelmiştir.. Bagatalılar Gürcü Bagratuniler’den farklıdır. Bağratuniler has Gürcü soyudur. Ama Erdoğan’nın ataları gürcü soyu değildir. Gürcü topraklarında yaşamış müslüman topluluktur. Recep Tayyip Erdoğan’ın dedesinin ismi olan Teyyup isminin tarihte ve günümüzde Ağrı, Iğdır ve Tuzluca yöresinde de kullanıldığı görülmüştür.Ağrı-Iğdır-Tuzluca, Şii-İran kökenli nüfusun yoğun yaşadığı bir bölgedir. İran’dan Batumun güneyine ve Potamya’ya göçler olduğu bilinmektedir. Teyyub isminin hem Iğdır-Tuzluca hem de Potamya’da kullanılması bu iki bölgeye İran’dan göçler olmasının bir sonucudur. İran’a da musul-kerkük bölgelerinden yoğun göçler yaşanmıştır. Musul-kerkük bölgesi 850 yıllarında peygamberin torunlarının yoğunlukta olduğu bölgelerdendir. Erdoğan’ın soyu bu hattan gelmiş olabilir.
Erdoğan’ın soyunu iki hat oluşturuyor. Maraş dolayları göçü ya da batum göçü. Erdoğan’ın atalarının 1100’ lü yıllarda musul’un kuzey doğusunda olduğu bilinmektedir. Erdoğan’ın kökeni kuzey Irak’a ve oradan da hz.Ali ve hz. Muhammet soyuna uzanmaktadır. Yapılan araştırmalar da 1071 malazgirt sonrası 1130 yıllarında Maraş dolaylarına geldiler. 1460 yıllarında bir kısmı konstantineye, bir kısmı kuzeye yani doğu Karadenize bir kısmı da Bayburt Gümüşhane dolaylarına göç ederek Anadolu’nun İslamlaşmasında önemli rol almış olabileceği düşünülmektedir.
Recep Tayyip Erdoğan’ın Muhammed’in soyundan olduğu bulguları gün geçtikçe daha da açığa çıkıyor. Soy araştırmaları şunu teyid etmektedir. Muhammedin soyu sürekli baskılara maruz kalmış ve sürekli göç etmek zorunda kalmıştır. Mekke ve medine tarafından kuzeye Irak topraklarına göç etmişlerdi. Muhammedin torunu Hasan Kerbela olayı ile öldürülmüştü. Hasan’nın soyu çok hızlı serpiliyordu. Peygamberin torunlarının öldürülmesinin ardından peygamber ailesi, Ebu bekir ailesi sahabeler ve birtakım inananlar kuzeye doğru göç ettiler. Bölgede baskılar artmıştı. Saltanat yönetim ve dünya derdinde olan münafıklar, müslümanlara ve mazlum insanlara zarar veriyorlardı. Emevi devletinin kurulmasıyla baskı daha da güçlendi ve kuzeye göç etmek zorunda kaldılar. Daha sonra bu milletin büyük bir kısmı 1100’lü yıllarda Anadoluya giriş yaptılar. Bir kısmı da kuzeye yöneldi. İran’ın batısına (Van’ın doğusuna) sonra Gürcistan topraklarına gidenler de oldu. Ebu bekir’in soyu bu günkü Siirt-Bitlis taraflarına gitti. Bu arada bir detayda vereyim Emine Erdoğan’da Ebu bekir’in öz kızıdır. Aynı Muhammet ve Aişe gibi. Bu mükemmel tesadüfe çok şaşırdık. Tabi bu nesiller sürekli çoğalıyor aynı zamanda başka yerlere parçalanarak göç ediyorlardı. Ebu bekirin soyunun bir kısmı ilk olarak Konya Karaman Aksaray taraflarına gittiler. Oradan da Yozgat ve Kayseri’ye geçişler olmuştu. Bazı sahabelerin soyları ve seyit soyları Urfa, Hatay, Denizli, Bursa, Erzurum taraflarına geçiş yaptılar. Derebeylik dönemini bilenler bu detaylara biraz anlam verebilirler.
Tayyip Erdoğan’ın dedesi Bagatlı Teyyüp yerel halk tarafından sevilirdi. Bagatlı Teyyup akil insandı ve bölgesinde sözü geçerdi. Köyün ileri geleniydi ve çok yardımseverdi. Erdoğan’ın babası Ahmet Erdoğan istanbul’da genç yaşta Allah tarafından vefat ettirildi. Çünkü Allah Erdoğan için çeşitli şartlar oluşturacaktı. Erdoğan Allah tarafından İstanbul’da çeşitli aşamalardan geçirildi. Benliği zayıflatıldı. Futbol ile önce ekip anlayışı ve birlik felsefesi aşılandı. Sonra siyasete yönlendirildi. Refah partisiyle tanındı. Sonra Belediye başkanlığı ile ilk siyaset ve çalışma sahnesine girdi. Daima yapıcı ve faydacı oldu. Problem çözücü olarak çalıştı. Osmanlıda olduğu gibi sanki bir şehzade dönemi yaşadı. Çıraklık dönemi gördü. Tanrı onu eğitti. Sonra Ülkeye başbakan oldu. Kalfalık yaşadı. Üç dönem 13 yıl devam etti ve cumhurbaşkanı seçildi. Şimdi ustalık yapacak olan Erdoğan dünya siyasetinde daha aktif olacak. Artık dünyaya yönelecek. Erdoğan’ın yaptığı değişiklikler ve büyük devrimler, insani siyaseti ‘Mehdi’ kavramını yeniden gündeme getirdi.
Muhammed, ‘ Mehdi benim soyumdan olacak.’ demiştir. İstanbul’dan (Şamdan) çıkacak denilmiştir. Dünya kötü bir halde iken çıkar ve Deccal ile mücadele eder. Deccal islamafobiyi dünyaya yerleştirir ve inananlara ve mazlumlara karşı savaş açar. Dünya için bozgunculuk yapan Deccal Savaş siyaseti ile yürür. El kaide ve ışid adıyla Müslüman halklara saldırı gerçekleşir. Recep Tayyip Erdoğan bu küresel bozgunculara ve sömürgecilere karşı meşru bir mücadele yürütmektedir. Günümüzde yaşananlar Kıyamet hadislerine tamamen uymaktadır.
Muhammediler namaz kılarken oturduklarında Salli ve Barik duaları ederler. Bu duada şöyle denir ‘İbrahim ve ahalisini bağışladığın ve yardım ettiğin gibi Muhammet ve ahalisini de bağışla ve yardım et.’ denir. Ve her müslüman namazda bu duayı okur. İşte bu dua, Recep Tayyip Erdoğan içindir. Çoğu insan bunu bilmez. Bilirsiniz ki İbrahim’in çocukları peygamberdi ve neslinden sürekli peygamberler gelmişti. Muhammed’e edilen bu sayısız dualar taa ezelden edilmektedir. Ve Allah Muhammed’in soyundan bir kurtarıcı hala göndermemişti. Erdoğan küresel bir kurtarıcı ise onun mehdi olduğu ve Muhammed’in soyundan olduğu kanıtlanacaktır.
Tayyip Erdoğan’ın mehdi olabilirliği soyu ile de bağdaşmaktadır. Dünyada büyük bir değişim yaşanıyor ve iklim değişikliği gerçekleşiyor. Mehdi hadisleri Recep Tayip Erdoğan’a birebir uyuyor.
Erdoğan’ın ayaklarının hafif içe doğru yürüyüş şekli Hz Hasan’ın yürüyüş şeklini andırmaktadır. Erdoğan’ın baş şekli ve yüz siması Hz hasan’a tarihteki kayıtlı bilgilerle tamamen örtüşmektedir. Peygamberin mehdi hadislerinde ‘İlk çıktığında yüzünde nur olduğu ve boyu uzunca uzuna yakın’ gibi ifadeler hadislere uymaktadır. ‘Uzun Adam’ yakıştırması boş değildir. Mehdi ile ilgili hadis kaynaklarında fiziksel tarifler Erdoğan’a birebir uymaktadır. Ayrıca sadece fiziksel değil dönemi, yaptıkları, doğruluğu, felsefesi ve değişimin lideri olmasıyla tüm kutsal bilgiler ona uymaktadır.

Kaynak: Hamdi Gültekin
Türk-islam neşriyatı
‘Soy saçılması’ ibn Üdde
1935 Tapu tahrir kayıtları


Hellen isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
tayyip erdoğan ve mehdilik iddiasında olanlar fetih Serbest Kürsü 0 31.07.2014 22:18
deccal nedir deccal nedemektir deccal geldimi fetih Serbest Kürsü 0 31.07.2014 22:14
deccal ne demektir deccal nedir sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:36
Tayyip Erdoğan gerçeği sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:29
Zifaf (Gerdek) Gecesinin Âdabları eSiLa İslamiyette Evlilik 3 09.12.2012 20:36


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları