Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Üyelerimize ÖzeL > Serbest Kürsü

tayyip erdoğan ve mehdilik iddiasında olanlar


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Serbest Kürsü - kategorisi altındaki tayyip erdoğan ve mehdilik iddiasında olanlar isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 31.07.2014   #1
Üye
fetih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Jul 2014
Üye Numarası: 439
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 12
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: fetih is an unknown quantity at this point
Standart tayyip erdoğan ve mehdilik iddiasında olanlar

TANRININ EVRENSEL YASASI
· Babil’den çıkış kara bir gündü. Fitnecilerin en azgın olduğu dönemdi. Düşmanlık ve zulüm o dönemde filizlendi ve yeryüzüne yayıldı. Gelecek nesilleri ve tüm insanlığı olumsuz etkileyecek ve sayısız ölümlere neden olacak büyük kitlesel ve çağlar ötesi bir vahşettin başlangıcıydı. Babil’de başlayan ayrımcılık ırkçılığın dayanağı oldu.
· Ayrımcılık ile şeytan insanlar arasına düşmanlığı soktu. Düşmanlık ve savaşın fitilini ayrımcılık ateşledi. İnsanlar ahreti bırakıp dünyaya sahip olmak istediklerinde ayrımcılık eder oldu. Böylece yeryüzünde tüm inananlara karşı baskı ve mücadele başlatılmış oldu. Her kıtada çeşitli dönemlerde Tanrıya inananlara zulmedildi.
· Sanayi devrimi, Fransız ihtilali ve Aydınlanma ile pozitivist dönem yani “modern zaman” başladı. Bu dönemde bilginin kaynağı din olmaktan çıktı, yerini “tabiat” aldı. Aydınlanma ile artık Batılı bilgiyi aklını ve bilimsel yöntemi kullanarak tabiattan elde etmeye başladı. Halbuki din; bilgi, akıl ve bilimsel yöntemi tamamen kullanıyordu. Ama bu dönemde Allah’a güvenmekten çok kendinize güvenmeyi öğretiyordu. Yani insanlık benliğe kapılıyordu. Şeytan yolu olan benliğe geçiş; kibri, dünya için yarışı ve (kavgaları) savaşları getirecekti. Dünya bilinci Batı ile yanlış bir yola sapıyordu. Ben bilirmcilik, ben yaparımcılığa geçiş yaşanırken buna inançsızlığa ve inançsızlığın dönemine geçiş yapılıyor olarak niteleyebiliriz. Yine bu dönemin parolası tüm dünyada “Hayatta en hakiki mürşid ilimdir.” Olmuştur. Tabii ki burada kastedilen bilimsel bilgi ve bu bilginin toplumu “irşad” etmesiydi. Fakat 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra bilimsel bilginin kesinlik ifade etmeyip irşad da etmediği anlaşıldı. Basit bir örnek verelim: 10 sene önce yumurta zararlıydı, bugün faydalı oldu. Zeytinyağı zararlı diyorlardı şimdi çok faydalı oldu. İşte bunlar gibi zamanla evrilen anlayışlar iyice yıkıcı hale gelmeye başladı. İlk ayrıma bakarsanız Tanrı yolundan çıkıp şeytana tabi olmaya pozitivizm’e geçiş yaşandı. Elbette sonu hayır olmayacaktı. Sanayi devriminin tamamlandığı 1950’lerden başlamak üzere “postmodern dönem”e adım atılmış oldu. Modernlik geçmişte kaldı, hayatımızı bilimsel bilgi üzerine kuramayacağımız anlaşıldı. Feyerabend gayet veciz bir biçimde “yönteme hayır” dedikten sonra “ne olsa gider!” hükmünü verdi.
· Osmanlı’nın gerilediğini ve yıkıldığını yakından izleyen ingilizler yeni bir dünya planı kurdular. İngilizlerin etrafındaki kuzey ülkeleri de bu harami anlayışına katıldılar. Kıtaları keşfediyoruz diye küresel bir yağmacılık yaptılar. Gasp ve silahla elde ettikleri nimetlerle güçlü hale geldiler. İngilizler kötülük üzerine kurulu, dünyaya sahip olmak üzerine kurulu yeni bir dünya düzeni oluşturmaya çalıştılar. Yeni inançsız bir nesil yaratmayı amaçladılar. Küresel anlayışa inançsızlığı yerleştirdiler. Savaşla yenemediği Anadolu halkının lisanını değiştirdiler. Kültürünü değiştirdiler. Yiyeceklerini giyimini, inanışlarını, ders kitaplarını eğitimlerini değiştirdiler. İnançsızlığı dayattılar. Tüm dünyada bu yöntemleri kullanmışlardı.
· İngilizlerin marşına Tanrı korudu, tanrı yapar gibi ifadeler koydular. Dünya malı ve egemenliği için tanrı adını kullanıyorlardı. İngilizler ve Fransızlar tarihin çok eski devirlerinden beri bozgunculuk yapan bir kavimdi. Muhammed’in dediği gibi Yecüc ve Mecüc ne zaman ki Allah’ın izniyle dediler. O zaman başarıya ulaşacaklar. Amaçları dünya olanın Tanrıdan istemesi ne kadar makul idi. Kötü niyetli bozguncu şeytan dünya için taraftarlarını toplamıştı. Büyük Britanya krallığını sanki Tanrı kurdurdu, Tanrının krallığı imajını kullanmışlardı. İngilizler ve batı daima dünyayı kötülük üzerinden yönetti ve yeryüzünde savaş ve kaos çağı yaşandı. Tam beşinci kez şeytanın taraftarları batılılar dünyayı yönetti ve insanlık büyük sıkıntılar çekti. Şimdi egemenlik tekrar doğunun (inananların) kontrolüne geçecek. Ve Tanrı gerçekten inananlardan yanadır.
· 1453 İstanbul’un fethinden sonra 1700’lü yıllarda İsa’nın yolundan giden inançlı Avrupa halklarına baskılar yapıldı. Baskı yapanlar ‘Avrupalı inançsızlar’ yani dünyacılardı. İngiltere ve Fransa gibi devlet yönetimlerini ele geçirmiş olan gaspçı ve hırsız sömürgeciler gittikleri kıtalarda silahlarıyla yerel halklara zulmedip büyüyor ve gelişiyorlardı. Kilise ile işbirliği yapan ve cadı avı başlatan İblis’tir. Kiliseye ve yönetime sahip olan vesayetçiler ortaçağda maneviyatı güçlü inançlı halka saldırmıştı. İnananlara yönelik saldırıları meşru zemine koymak için ‘cadı avı’ ismini yakıştırdılar. Tarihe de böyle cadı avı dönemi uydurdular. Bu inançlı halklara şeytanla işbirliği yapıyorlar büyü yapıyorlar diye kötü bir yakıştırma yapıp bu halkları katletmeye ve büyük bir baskı uygulamaya başladılar. Ve zamanla da bu halkın inanç kültürünü yok ettiler. Ortaçağda tüm kıtalarda inanan insanların inanışları ve manevi değerler hedef alındı. İmanın temel değerlerini yıkmak yüzyıllar sürdü. Zamanla inananların tamamen temizlenemeyeceğini ve bu insanın temel tercihinden kaynaklandığını gördüler. Şiddete başvurdular ve savaşlar yeryüzünü kapladı. Yeryüzünde savaş çıkartan ve mazlumları öldüren inançsızlardır.
· Bilindik topraklara giderek gasp ve zulüm yapanlar günahlarını gizlemek için modern adıyla coğrafi keşifler yakıştırması yaptılar. Coğrafi keşifler adıyla kıtalara yönelen korsanlar silahlarıyla yerli halklara saldırıyor, köle yapıyor ve kıtanın zenginliklerini gasp ediyorlardı. Tam 200 yıl sonra kıtalarda iyice düzenlerini kurmuşlardı. Yeryüzünde inananlara saldıracak güce erişmişlerdi. Hırsız ve bozguncular yeni düzenlerini kurmak için inananları öldürmeye başlamışlardı. 1.Dünya savaşı inananları yok etmeye yönelik küresel bir savaştı. Dünyaya sahip olmak isteyenlerin Ahiretçilere saldırısıydı yaşananlar. Ve gerçekten de inananlar katledildi. Küresel bir katliam yaşandı. Katliamın merkezi Anadolu idi. Ana hedef Osmanlı oldu ve Anadolu’ya her taraftan girmişlerdi. Gerçekten bir hayatta kalma kurtuluş savaşı mücadelesi vermişlerdi. Ve bu durum tüm dünyada böyleydi. İnançlı Anadolu halkının hepsi öldü. Geriye çocuklar kaldı. Şeytanın yeni küresel düzenine hizmet eden bir meclis ve düzen kurdular. İngiliz ve Amerikan sömürgesinde Türkiye kuruldu. Bütün bunlar üzerine Tanrı yeryüzünü komple yok etmek istemedi. Çünkü Nuh’tan sonra kitlesel bir yok oluş gerçekleştirmeyeceğine söz vermişti. Tanrı öfkesini tuttu. Geriye sadece çocuklar kalmıştı. Ve o çocuklardan inanan bir nesil türetti.
· İkinci dünya savaşı ise dünyacıların kendi aralarında dünyayı paylaşamaması sonucunda çıkmıştı. Dünyaya sahip olmak isteyince bir üstünlük mücadelesi, toprakları ve zenginlikleri paylaşamama, ve kibirlilik, gibi nedenlerle birbirlerine düşmesi kaçınılmaz olacaktı. Nitekim ikinci dünya savaşı gerçekleşti. Aslında bu dünya savaşı değildir ama tarihe böyle geçtiği için söylüyoruz.
· İnsanlık ancak evrensel değerleri sahiplenen ve yöneten peygamberlerin zamanında birlik haline gelmiştir. Yeryüzünde birlik dönemleri ve dağılma dönemleri gözlendi. Defalarca kötülerin dönemi de yaşandı iyilerin dönemi de yaşandı.
· Osmanlı gerilerken Fransa’da bir ihtilal ortaya çıktı. Bu anlayış: herkes kendi topraklarında kendi devletini kursun kendi topraklarına sahip çıksın anlayışıydı. Her beldede o bölgeyi sahiplenenler kendi ülkesini kurdu. Bölgesinde kim mal sahibi ise o güçlü oldu. Irk ve köken üzerine kurulu ulus devletler ortaya çıktı. Bu ayrımcılık anlayışı ilk Babil’den çıkmıştı. Fransız ihtilali ile ayrımcılık iyice derinleşti. Fransız ihtilalinin o dönemlerinde ulus devlet algısı özgürlük ve cumhuriyet adıyla servis edilmişti. Bugün dünyadaki tüm savaşların bu ayrımcılık olduğunu gördük. Halklara zulmeden vesayetçi tekel yönetimlerin varlığını gördük. Haksız yere topraklara sahiplenerek köktencilik yapanlar şeytanın yolunu tercih etmişlerdi.
· Osmanlı barışçıydı, çözüm süreçleri ve uzlaştırıcı yapısıyla adaletli ve birleştirici bir devletti. Osmanlının gerilemesiyle Babil’den dağılan halklar lidersiz kaldılar. Yeryüzünde evrensel değerlere sahip çıkacak adaletli bir merkezi yönetim yoktu. Bozguncular haksızlıkla para gücünü ele geçirmişlerdi. Coğrafi kesiflerle bilinen toprakların hazinelerini gasbederek sömürgeciliğe başlamışlardı. Dünyanın yönetiminde etkili olduklarını gördüler. 1789 Fransız ihtilali ile kardeşliğe bir savaş açıldı. Fransız ihtilali ile herkes bulunduğu topraklara sahip çıksın dediler. Sahiplenme duygusuyla topraklara ve yönetimlere sahiplendiler. Hak yıkılırken batıl yerleşsin istediler. Zamanla vesayet ortaya çıktı. Halka ve insanlığa zulmeder oldular.
· Irkçılık ve sahiplenme Osmanlının yıkılışıyla dünyanın her yerine yayılmış salgın bir hastalıktır. Fransız ihtilali ile yönetimleri devletleri sahiplenenler oldu ve batıl bir yol tutmuşlardı. Osmanlı yıkılırken kardeşlik, barış, adalet, uzlaşmacı ve çözümcülük de yıkılmıştı. Yeni anlayışlar yeryüzünü çok kötü hale getirdi. Sürekli uzlaşmayan, birbirlerini suçlayan milletler meydana çıktı. Bir dünya yarışı başladı. Yeryüzü barışın olmadığı silahlanmanın ve savaşın olduğu kötü bir dünyaya döndü.
· Fransız ihtilali sonrası ırkçılığı kullanarak sahiplenenler yönetimlere yerleşmişler. Milli duygulara sahiplenen bu yapı maddeci ve çıkarcıdır. İyi düzen için psikolojik rahatsızlık yaşarlar. Herkesi kendilerine tehdit görürler. Makamlarını ve devletin oluşturduğu gelirleri kaybetmek istemeyen bu bozguncu ve sömürgeci halklar milliyetçilik adıyla ruhsal bozukluk ve takıntılılık yaşarlar. Şeytanların telkinleriyle dünyaya sahip olan ve dünya için çalışan milliyetçiler tamamen iblis’in yolunu tutmuştur. Maddi dünyayı vereceğini vaat eden iblis inançsız halkına ancak kirli hilelerle ve suçlar ile verebilirdi çünkü o da batıl yoldaydı başka yöntemi yoktu. Ama galibiyeti kısa sürer ve sürekli açgözlü olup kazançları boşa giderdi. Çünkü haksız kazanç ve tanrıya muhalif olmak kaybettirirdi. Herkesi tehdit gören milliyetçilik birtakım korkular yaşamaktır. Şeytanın telkinleriyle hareket etmenin neticesidir çatışmacı tutumu.
· Tanrının yasalarına karşı çıkmayı yol edinenler dünya hırsıyla uzak kıtaya zorbalıkla sahip olmuşlardı. Sınırsız özgürlüğe çağıranlar Newyorkta özgürlük heykeli diktiler. Sınırsız özgürlük yasasızlıktı ve tanrı karşıtlığıydı. O çağın gündeminde sex, para ve eğlence vardı. O dönemin medyasında sokak ortasında sex yapan gençlerin özgürlüğü servis ediliyordu. Heykelin başındaki yedi yıldız G-7yi temsil ediyordu. Tanrı karşıtlığıyla kurulan yeni bir düzenin simgesiydi.
· Menfaat aşkı ve sahiplenme duygusu batıl ve kötü dürtülerdi. Sadece bir şeyden siz faydalanmayı arzularsanız başkasının hakkına zarar verirsiniz. Sahiplenmenin olduğu yerde haksızlık ve zulüm vardır. Irkçılıkların ve ulus devletlerin özünde bu sahiplenme vardır. Bu nedenle çoğunlukla halklara zulmedilmiştir.
· Çözümcü olmayan insanlığın sorunlarını problemlerini düşmanlıklarını giderecek çalışma yapan bir küresel merkez yoktu. Barışçıl olmayan uzlaşı ve hoşgörü siyasetini kullanmayan bir küresel düzen yaşadık. Savaş siyasetiyle ayakta kalmaya çalışan Amerika ve onun ardına düşmüş batı vardı.
· Menfaat anlayışı yıkılıyor. Yönetimlerde menfaatini düşünenler barınamayacak. Türkiye’de ve dünya da halklar, menfaatlerini düşünen yöneticilere ve onların azınlıktaki taban halklarına izin vermeyecek. Halka hizmet edenler, şahsi çıkarlarını düşünmeyenler gözde olacaktır. Artık yeryüzü böyle bir çağa giriş yaptı.
· İnananlar kimdir. Ahiret için yaşayan, dünyanın ardına düşmemiş bundan dolayı mazlum halk konumunda olanlardır. Bunlar genelde fakir ve iyi kimselerdir. İyiliği severler. Her ülkede her beldede bu anlayışta insanlar vardır. Yıllarca inançsızlığın egemen olduğu dünyada baskı görmüşlerdir. Özgürlüklerini isteyen bu insanlar tanrının yasalarının gelmesini adaleti barışı ve esenliği istemektedirler. Bu nedenle Arap baharı ve eski yönetimlere karşı ayaklanmalar küreselleşmiştir.
· İnanmayan ve maneviyatı güçlü olmayan insanların olaylara bakış açısı farklıdır. Maddeci olan ile maddeci olmayan arasında çok farklı düşünce yapısı görülür. Birinin düşüncesi diğerine saçma gelir. İyiliğin temel felsefesini bilmeyenler için ahiretlik yaşam tarzı inançsızlara saçma gelir. Birisinin ak dediğine diğeri kara der. Doğruluk vicdan ve adaletli olma dünyacı olanda bulunmaz. Ana amaç dünya malı ve hayatı olunca her yolu mübah gören ve maneviyatı reddeden bir yapı görürsünüz.
· İnananlar ile inanmayanlar arasında müthiş bir algı farklılığı vardır. Tam ters pencerelerden bakarlar. İkisinin de yaşam felsefesi hayata verdikleri anlam ve amaçları farklı ve zıttır. Bu nedenle birbirlerini sevmezler. Daha ilk bakışta birbirlerini anlarlar. Birisi dünyacı, maddeci, şekilci ve ne olursa olsun sahip olmak isteyendir. Diğeri ahiretçi, maneviyatçı, paylaşımcı, çömerttir.
· Doğruluk haricindeki tüm batıl yöntemlerle güce erişenler kaba kuvvetle üstünlük kurmaya çalıştılar. Kimse bize hesap soramaz dediler ve hukuksuzluğu yol edindiler. İç dünyalarında haksızlığı meşrulaştırdılar.kirli tasarılar ile insanlığı yönlendirdiler.Onlar haksızlıkla kazançlarına bizim bu kazancımız ticaret gibidir dediler. Böyle demelerinden dolayı yeryüzünde bozgunculuğun ardını bırakmadılar.
· İnsanlar dinden ve Manevi değerlerden koptular. Çünkü tanrı inancını yitirdiler ve dirilişe inanmadılar. Sadece dünya için yaşıyorlardı. Post modern planlarla zamanla hakikat parçalandı, bilgi araçsallaştırıldı. Bilgi işe yaradığı, kullanışlı olduğu üzere kabul görür, işe yaramadığı yerde çöpe atılır. Madem hakikat yok, bilgi bize kesinlik vermiyor, irşad eden de yok; bu durumda öne çıkacak olan “beden”den başkası değil. Bedenin alacağı hazlar, lezzetler, zevkler ve tamamen dünya ile sınırlı olan mutluluklar. Birey bedenin hazlarını elde etmeli. Özgürlük de bedenin hazza ulaşmak isterken önüne çıkan engellerin, kısıtlamaların, yasakların ortadan kaldırılması olarak tanımlanmalı. Brzezinski bu döneme “haz imparatorluğu” adını verir. Bu küresel ölçekteki imparatorluğun sosyo-ekonomik ve politik düzeni liberalizmdir. İştah ve şehvetin harekete geçirdiği bedenin sonsuz ve sınırsız arzu ve isteklerinin herhangi bir engelle karşılaşmaması postmodern özgürlüğün içeriğini belirler. Buna göre ne Tanrı, ne din, ne ahlaki normlar, ne geleneksel değer yargıları, ne hukuki kurallar bedene sınır koyabilir. Sistem sınırsız olarak ekonomik olarak büyüyecek, haz ve hızı artıracak; doyumsuz şehvet ve iştahın arzularını karşılayacak, işte bu liberal düzenin özgürlük adı altında mutlaklaştırdığı ideali ve ideolojisidir. Küçük bir sorun var: Bu özgürlük insanı kendi fıtratıyla; tabiatla, beşeriyetin örfüyle ve “öteki”yle sürekli çatışma içine sokar. Tahrir’den Taksim’e; Sao Paulo’dan Wall Street’e bütün dünyada baş gösteren patlamaların “bir boyutu -ama en esaslı- boyutu” budur.
· Bozguncular dini ve manevi değerleri reddettiklerinden dolayı inanan insanları anlayamıyorlar. Ve hatta amaçları ve kendileri için tehdit görüyorlar. Dünyacı olanlarda arzulara tutkunluk ve saltanat amacı vardır. Ahiretçiler bunları istemez. Bu nedenle özgürlüklerimize tehdit diye inananlar bastırıldı. Aslında dünyacılar hem kendilerine hem de tüm insanlığa zarar verir. Gerçekte asıl tehdit onlardır.
· Batıl var olduğu sürece hak onunla mücadele edecekti. İnsanları asmak, suikast yapmak, bazı siyasi liderleri engellemek, parti kapatmak, cezaevine atmak, darbeler gibi tüm bunlar hakkı söylemeyi engelleyebildi mi. Bir milletin lisanını değiştirdiniz hakka sahip çıkmasını engelleyebildiniz mi. Gerçekler ve evrensel doğruları ne kadar bastırırsanız bastırın mutlaka var olacaklar. Mutlaka inanan ve hakkı söyleyen insanlar türeyecektir. Zorbalıkla baskıcı devrimlerle egemen olmanın uzun süre yaşayamadığı bilinmektedir. Buna rağmen dünyacıların haksızlık ve ölüm üzerinden egemen olma zihniyeti ne kadar yanlış ve şeytanidir. Hakkı bitiremezsiniz. İnananları yok edemezsiniz. Yüz yıl boyunca en güçlü halleriyle buna çabaladılar ancak başaramadılar. Yeryüzünde kaos hüküm sürse de hakkın varlığını engelleyemezler.
· Yeryüzünde bir silahlanma yarışlı başladı. Savaş arabaları yaptılar, sonra füzeler ürettiler, sonra kitle imha silahları yaptılar. Kim silah üretir hiç düşündünüz mü. Haksız safta olan meşru amacı olmayan batıl tarafta olan şiddet ile yenmek için silaha ihtiyaç duyar ve tehdit eder. Böyle bir ortamda iyiler silahlanmayı tercih etmez ve güçsüz kalır. Dünya yaşamı silahlanmayı mecbur kılmaz. İnançsızlık korku ve zavallılık onların düştüğü durum. Doğruluk asıl güçtür. İnsanlar silah karşısında değil doğruluk karşısında geri adım atmıştır. Silahlarla inananlar bitirilemedi. Ve sonsuza kadar da bitirilemeyecek. Ve yeni doğan inananlar daima olacak. Tanrı yaratmaya devam edecek. Yalan haksızlık ve zorbalık asla daimi kazanamaz. O halde insanlığın silahlanması şiddet ile yok ederek bastırması hem doğru değildir hem de suçtur.
· Söylentilere kapılan kuşak yönetenlerin arzularına göre düşündüler.. Medya ile iletişimi kontrollerinde tuttular. İnsanları aldatmak için tam bir ortam sağlandı. Bu insanlar cehennemde bu yönetenler bizi yanlış yönlendirdi, bizi aldattılar, bizim azabımızı onlara yükleyin onların azabını arttırın diyecekler.
· Dünya son yüz yılda ayrımcılığın her türlüsüyle karşılaştı. Din, mezhep, ırk ve ulus üzerine tartışmalar ve savaşlar yaşandı. İnsanlık bu kavgalarla bir yüz yılını heba etti. Türkiye'de artık bu kavgalara bir son vermek istiyor." Dünya barışının güçlendirilmesi, kardeşlik duygularının pekiştirilmesi, toplumdaki ayrımcılığın ve ayrıcalıkların kaldırılması, demokrasinin güçlendirilmesi ve özgürlüklerin genişletilmesi insanlık için çok önemlidir. İnsanlar artık inancını, doğru bildiklerini, fikir ve düşüncelerini serbestçe ifade edebilmeli ve özgürce yaşayabilmelidir. Yasasızlık hukuksuzluk insanlığı mahvetti. İnançsızların dünyasında yeryüzü kötü günler geçirdi. Ölümler ve suçlar tavan yaptı. Artık insanlık Tanrının evrensel yasalarının kullanılmasını istiyor. İnançlarını yaşamak istiyor. Türkiye ve Erdoğan bu isteğin ilk ışığını dünyaya yakmıştır.
· Bir tarafta değişimi isteyen halklar diğer tarafta değişimi tıkayan küresel güçler. Dünyada insanlar eski düzenin sahipleri tarafından öldürülmeye başlandı özellikle inanan ve mazlum halklar hedef alındı.
· Askeri müdahaleleri çözüm saydılar. Hayır onlar bilinçli olarak inanan halkları vurdular. Yoksa mutlaka bir çözüm yolları bulurlardı. Bir uzlaşı, barış sağlarlardı. Zaten düşmanlığı egemenler oluşturdu. Ve siyasetlerinde bu düşmanlığı sürdürdüler. Tehdit olarak gördükleri mazlum halklarla hiçbir şey paylaşmak istemediler.
· Gördünüz mü kimin tehdit olduğunu. İnançsızlar mı insanlık için tehdit oldular, inananlar mı. İnananlar dünya için çabalamadıklarından dünyayı kötü hale getirecek, zalim ve terör değildirler. Asıl zalim ve terör bu inançsız egemenlerden gelmiştir. Maddeci, dinsizler bu dünyayı kötü hale getirdi. Onların ‘yasasızlık yasası’ suçları tavan yaptırdı. Güçlü olduklarından silah ile savaş ile öldürmeyi seçtiler. Onlar nasıl mazlum inananları tehlikeli ve tehdit olarak görürler. Asıl tehlikeli ve tehdit onlar değil mi. Tüm insanlık gördü onların yaptığı kirli siyaseti. Yalan ve komplolarla mazlumları ezdiler. İnananları öldürdüler. Son yüz yılda inançsızlarla dünyanın ne kadar büyük bir vahşet yaşadığını gördük. Kimsenin hakları savunulmadı, evrensel değerler çiğnendi. Tanrının yasaları yıkıldı. Doğrucular ve inananlar horlandı.
· Bu inananlara fırsat vermeyeceksin diyorlar. Gelecekte bizim için tehdit oluştururlar diyorlar. Halbuki onlar insanlığa terör oldular. Gelecekte çocuklarımıza daha iyi yarınlar bırakmak için şu inananları öldürmeliyiz diyorlar. Onların geçmişindeki dünyaları güzel değildi. Kurdukları düzen düzen değildi. Varlıklarını sürdürmek için sürekli yalan ve komplo peşinde gezdiler. İnançsızlar bu kafalarıyla hiç rahat edemezler. Dünyanın ardından koşanın stresi ve yalanı eksik olmaz. Varlığı da sürekli olmaz. Güzel bir yarın bırakmak isteyenler yarınlarını aynı zihniyetle devam ettiremezler. Hem onlar güzel bir dünya sağlayan değil kötü bir dünya kuranlardır. Sürekli bozgunculuk ettiler. Asıl Zaralı ve tehdit onlardır. Onların dünyadaki varlığı bir hiçtir. Tanrı da inananların duasıyla inançsızları yok edecektir.
· “Evet devletlerin çoğunda farklı etnik topluluklar ve farklı inanışlar bulunuyor. İnananlar ve inanmayanlar da her ülkede var. Bu bir seçimdir. Her insanın dünyaya verdiği anlam ve sonucunda dünya ile ahiret arasında yaptığı tercih nedeniyle Armegeddon savaşı her ülkede görülür. Tanrısal ve dinsel bir savaş bu yaşananlar. Yönetimlere yerleşmiş şeytanın egemenliği ile halklarda bulunan tanrısal güç mücadele etmektedirler. Halklar adalet, düzen, eşit haklar, esenlik ve barış istiyor. Yönetimler ise kötü yollar ile ve suç işleyerek yönetmeye devam etmek istiyor.
· 1.dünya savaşı sonrasında kurdukları düzen için her yıl kutlama yaparlar. Her ülkenin kendine has zamanı ve kutlamaları vardır. Kutlamalar da nereden gelip nereye gittiklerini hatırlatmayı amaçlayan kutlamalardır. Ülkülerine, amaçlarına ve bozuk felsefelerine sahip çıkmaları açısından gelecek nesillere taşıma gayretidir. Yeryüzünde bu şeytani anlayışı sahiplenen liderleri ve anlayışlarını unutturmamak için her sene milli bayramlar yaparlar. Kuruluş yıllarını ve devrimlerini kutlarlar. Zorbalıkla sahip oldukları dünyayı gelecek nesillere taşıyarak devam ettirmek için bu yöntemleri kullandılar. Ve bunları da yaparken sanki hakkın temsilcisiymiş gibi, evrensel değerlere sahip çıkıyorlarmış gibi kendilerini doğru yolda sayarlar. Barışı adaleti, demokrasiyi ve cumhuriyeti kurduklarını söylerler. Bu koca bir yalandır. Onlar bu değerlere savaş açtılar. Ve bu değerleri hiç kullanmadılar. Bu değerlere sahip çıkalım diyen liderlerin de ayağını kaydırdılar.
· Komplo kurdular ve düzmece bir saldırı gerçekleştirdiler. 11 Eylül saldırılarıyla bir algı yarattılar ve insanların iradeleri çalındı. 2001 yılında saldırı olmasına rağmen her ay 11 Eylül saldırılarıyla ilgili bir haber yaparlar ve dünyaya haber olarak sunarlar. Amaçları düşman olarak gösterilen İslam toplumlarına karşı o günün kinini taşımalarını sağlamaktır. İnsanların bilincini çalarak ve irade hırsızlığı yaparak düşmanlığı sıcak tutuyorlar böylece amaçlarında ilerlemeyi hedef edinmişler. Sömürgeci ve saldırgan dünyacılar asla amaçlarına ulaşamayacaklardır.
· Ta geçmişten geleceğe bu yöntemi kullandılar. Baktılar ki bu yalan ve komplo siyaseti uzun sürmüyor. Sürekli bu mücadelede olmaları gerektiğini anladılar. Üstünlüğü ve mücadeleyi sürekli devam ettirmeliyiz diye düşündüler. Sürekli komplo ve kirli plan peşinde oldular. Sonrada kurduğun ülküde gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğimiz ant içeriz diyerek gelen nesillere hep bu anlayışı aşıladılar. Sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde bunlar yapıldı.
· Terör konusunu işlediler. Sonuçta kimse şiddet kullanana ve zalime sahip çıkmazdı. İnsan doğası gereği mazluma sahip çıkardı. Ama burada mazlum kimdi. Amerika mı Afganistan ve Irak mı. İşte bu soru çok önemlidir. Küresel egemenliği elinde tutan Amerikalı zenginler bir plan kurdular. Çevrelerinde iş adamı varlıklı Afganlı Usame’yi gördüler. Bunu hedef yapalım dediler. Ortadoğu’ya meşru bir saldırı olması için bir zarar görülmeli ve suçlama yapılmalıydı. ‘Madem biz güçlüyüz, kimse bize kafa tutamıyor o zaman kendi kendimizi vurup hedef seçeceğiz.’ dediler. Böylece iblis 11 Eylül ile inananlara son savaşını açmıştı. Terör meselesini Üsame Bin Ladin ile başlattılar ve Amerika ve Avrupa’da sayısız olaylarla da son noktaya ulaştırdılar. Teröristler tüm dünyada insanları korkutmak istiyor. İmajını yaydılar. Ve dünyanın geleceği için bu toplumlar tehlikeli dediler. Bir terör gurubu hedef gösterilerek ülkelere, halklara ve Ortadoğu halkına saldırdılar. Amaç inananları yok etmekti. Tüm Arap bölgesi ve Afrika’da Müslümanlar hedef seçildi. Ama bu son hamleleri onların yıkılışını getirmiştir. Küresel krizden sonra daha derin bir yıkılışa doğru gitmektedirler.
· Yeryüzünde güç sahipleri haksız kazandıkları saltanatlarını kaybetmek istemiyorlar. Hakkın, doğruluğun barışın ve esenliğin gelmesini istemiyorlar. Kılıçlarını kuşanmışlar inanan mazlum halkları şiddet ve savaş ile bastırıyorlar. Doğruluğun sahipçileri olsa idiler ve haklı olsa idiler şiddet onların seçeneği olmazdı. Zorbalıkla kazandıkları dünyayı yine ilk tercih ettikleri savaş ile halledeceklerini sanıyorlar. Hiç hesap etmiyorlar tanrının varlığını. Tanrının da kılıçları kuşanacağını hiç zannetmiyorlar. İnanmıyorlar ki zannetsinler. Ama adil Tanrı o zalimlere fırsat vermeyecek.
· ‘Yeni Dünya Düzeni’ kurulurken üç merkez sivriliyor. Amerika öncülüğündeki batı, Rusya ve çin birlikteliğindeki doğu, en zayıf en güçsüz en mazlum halklar olarak üçüncüsü Türkiye öncülüğündeki ortadoğu’dur. Ortadoğu’nun felsefesi doğruluk, demokrasi, barış ve evrensel değerler olunca mazlumlar ve zayıflar birlikteliği de olsa en güçlü duruma geçecek olandır.
· Vahşi kapitalizm varlığını şiddetle göstermeye çalışmaktadır. Küresel vesayetin yerel dağılımında her ulusta halka karşı şiddeti tırmandıran yapılar vardır. Neden halkın yönetenlerine saldırılar vardır. Çünkü dünyaya sahiplenmiş olan zenginlerin vesayetinin yıkılışı kaçınılmaz durumdadır. Bu nedenle haksız kazanmayı yol edinmiş olanlar hala haksızlıkla ve öldürerek varlıklarını sürdüreceklerini sanmaktadırlar.
· Dünya küresel bir bilinç değişimi yaşıyor. Yeryüzü halkı bu bilinci birbirinden habersiz ama kitlesel olarak yaşıyor. Geçmiş, günümüzde yaşananlar ve gelecek iyice irdelendiğinde anlamlı bir bütünlük ortaya çıkıyor. Neden sonuç ilişkisi en net haliyle görülüyor. Tüm bu bilinç ve yaşananları Tanrı organize ediyor.
· Küresel güçler değişimin ve iyilik düzenine geçişin kendilerine zarar vereceğini fark ettiklerinden dolayı Suriye’de Esad’a destek vererek değişimi tıkamış ve ölümlere neden olmuşlardır. Küresel güçler kendi sömürgelerine sahip çıkarak değişimin en son kendilerine zarar vermemesi için halkları bastırma ve şiddet yolunu seçmiştir. Ancak Tanrı da afetlerle kendi halklarına sahip çıkacaktır. Bu gerilim ve sıkıntılar devam ettikçe dünyada afetlerin maksimum seviyeye çıkacağı kaçınılmazdır. Bir tarafta küresel güçleri ayakta tutan şirketler ve sermaye sahipleri diğer tarafta mazlum ve ezilen doğrucu halklar.
· İnançsızlar kendi kafalarında kötü bir şeriat algısı oluşturmuşlar. Dini; idam eden, baskıcı, şiddet uygulayan yasalar şeklinde servis ederek kendi uydurdukları zanlara kendileri inanmışlar. Din denildiğinde şeriat gelecek diye korkuyorlar. Gerçek şeriat evrensel değerlere uygun yasalar çıkartmaktır. Türkiye on yıldır bu yasaları çıkartmaya çalışıyor. İyi bir düzen için, evrensel değerlere uygun yasaların daha yüzde onunu bile çıkartamadılar. Yasalar sürekli engelleniyor. İnsanların haklarının korunması, özgürlük eşitlik ve başkalarının haklarını gasbetmeme gibi temel konularda bile Türkiye kanunları yetersiz. İnsanın korunmasına ve düzenin iyi olmasına yönelik yasaların çıkartılması gizlenmiş ve çarpıtılmış şeriatın değil gerçek şeriatın ortaya çıkmasına neden olacaktır. Gerçek şeriat evrensel kanunların oluşturduğu düzendir. Bu düzeni yeryüzü var oldu olalı her millet her insan istemiştir. Sadece dünyayı sahiplenmiş ve ahireti reddetmişler istememektedir.
· Din insanların birlikte huzurla yaşayabileceği yasalar bütünüdür. Dini öğretiler yasaların temelini oluşturur. Hırsızlık, cinayet ve zina yasalara göre suç olmakla beraber halkın nazarında da suçtur. Adet ve gelenekler dediğimiz yazılı olmayan dini kurallar zaten hep içimizde vardı. Cinayet, hırsızlık, zina gibi suçlar halkın anlayışına göre kınanan uygun görülmeyen bir durumdur. Dinsiz yönetimler, tüm suçları cezasız bıraktığında bir kaos düzenine zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle dünyada eski yönetimlerin kanunları çok bozuk ve yetersizdir. Bozuk bir düzene hizmet eden yasaları vardı.Bu nedenle son yüzyıllarda insanlık büyük acılar çekti. Yasasızlık küresel kaosa neden oldu. Dünyayı yöneten küresel güçler bu yasasızlığın ardında duruyorlardı, bırakın insanlığı korumayı mevcut kaos ortamından besleniyorlardı.
· Gog ve magog (Yecüc ve Mecüc) iki millet. Yönetimlere sahiplenmiş dinsizler ile yaşadığı topraklara sahiplenmiş mal tutkunları. Ey menfaat şebekesi, siz hakkı şiddet ile bastırmak isterken yeryüzünde ebedi huzurla kalacağınızı mı sandınız. Dün yaptığınız suçlarınızı bugün bile hesabını veremezken gelecek nesillere nasıl vereceksiniz.
· Dünya kötülüğün ve vesayetin en acımasız dönemini yaşadı. Kazanç kötülük üzerinden elde edildi. Çok paran yoksa, iş aş veren bir dayında yoksa çaresizdin. Ne ekmek verirlerdi ne de saygı görürdün. Hak ve adaletin olmadığı dünya çok acımasızdı. İş ehline verilmez, iyiler sevilmezdi. Dürüst horlanırdı.
· Dünyanın her yerinde çatışmalar, ayaklanmalar ve savaşlar görülmektedir. Yaşananlar, küresel güçlerin inananların yeşeren iktidarını yok etmeye yönelik saldırılardır. İnsan haklarını savunanlar Suriye’de Mısır’da libya’da, Afrika’da iflas etti.
· Yeryüzünde büyük bir değişim yaşanırken külliyen etkilenme olacak. Küresel güçler ve batı kendi dertlerine düşmüş iken Türkiye Ortadoğu’da sorunları giderecek. Ve artık insanlar ölmemeye başlayacak. Bu süreç zaten başladı. Ortadoğu’da pek çok ülkede çözüm ve barış süreçleri başlatan Türkiye bölgede bu çalışmaların faydasını görmeye başlayacak. Ortadoğuya ve dünyaya esenlik getirecek olan Türkiye uzlaşı barışçıl ve yapıcı haliyle dünya devleti rolü çizmektedir.
· Bilin ki dünya aydınlık bir sabaha uyanmakta. Bir zamanların hasta adamı artık iyileşti, gücü ve kudreti eskiden olduğu gibi yerine geldi. Dünyanın neresinde olursa olsun, mazlumun çığlığını duyan, ona kulak veren bir millet var artık. Bilin ki kandan, gözyaşından, acılardan beslenenler yok olmaya mahkûmlar. Her nerede birini öldüren kardeşler gördüyseniz, arkasındakiler onlardı. Her nerede açlıktan ölenler varsa, ekmeğini çalanlar onlardı. Nihayet yıllardır ülkemizde ördükleri kirli ağları deşifre edildi. Ne yaptılar, nasıl yaptılar, nerelerde yaptılar; hepsi ortaya döküldü. Bütün dünya görsün ve bilsin ki, asıl mücadelemiz şimdi başlıyor. Soru sormanıza lüzum yok! Soracağınız soruların cevaplarını bu sözlerin arasında mutlaka bulacaksınız. Kalanını da gerçekleştikçe göreceksiniz zaten..."
· Öyle bir dünya dönemi yaşadık ki güçlüye kimsenin gücü yetmiyordu. Mal sahipleri yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı emri altına almıştı., Medyayı kullanır gündemleri yönetirlerdi. Ne doğruluk, ne adalet ne de insanlık ön plandaydı. Güçlü egemenler ne derlerse o olurdu. Para sahipleri nedeniyle yeryüzünde karanlık bir kaos çağı yaşandı. Gerçekler gizlendiği gibi yalan ve hilelerle batılı makul bir zemine oturttular. Onların döneminde suç işlemek serbestti ve suç işleyenler cezalandırılmazdı. Yasaları kendilerine uygun çıkartır haksızlığı yol edinmişlerdi.
· Yeryüzünde tanrının tek dini vardır. Önceki gelen peygamberlerin ardından oluşan vesayet sonradan gelen peygamberleri reddettiklerinden dinler de parçalanmış. Bir dergi diyor ki: Âlem-i din, mîsak-ı millimizdir. Haydi toparlanın yaşam hakkımızı ve barışı istiyoruz. Sadece İslam'ın gözü burada değil tüm inananlar Bütün mazlumlar, bütün muzdaripler Tayyib Erdoğan'a ve onun siyasetine bakıyor. "Mısır'da ihvan zindanda, Gazze kuşatma altında, Afrika’da Müslümanlar öldürülüyor. Amerika ve Avrupa’da bastırılmış muhalifler. Güney Amerika kıtası desen öyle. Türkiye dinin son kalesi, operasyonlarla, kirli planlarla sokak şiddetleriyle kaybetmeyin bu büyük kaleyi. Ortadoğulular Allah, seninle, Teslim olma!" diyorlar. Batılılar Türkiye bize yardım etse diyor. " Hasta adam dedikleri Devlet-i Aliyye'nin her ıslahat hamlesi de böyle engellemişti. Bosna'dan Çin'e kadar gönderdiği davetçilerle ümmete; "Ey ahirete inananların dini birleşiniz." çağrısında bulunan Sultan Abdülhamid, içeriden ihanete uğramasaydı ‘ittihad-ı din’ parçalanmayacak, bu izmihlal de yaşanmayacaktı. Tarihi hadiselerden ibret almakla sorumlu olan bu ümmet, -küresel ittifakın kırılma belirtilerinin zahir olduğu bu günlerde- Anadolu şehirlerinin tepelerinde, kendisine, "Ey inananlar! Küresel güçlere karşı birleşiniz. Yoksa akıbetiniz pek elim olacaktır." ikazında bulunanlara kulak vermelidir. Bütün bunların, küresel güçlere başkaldıran adamdan (Tayip Erdoğan’dan) intikam alma manevraları olduğu güneş gibi ortadadır."
· Türkiye’de ve dünyada Erdoğan’ı ve halkını kötüleyecekler. Avrupa ve Amerikan gazeteleri ve dergileri sürekli Erdoğan hakkında olumsuz söylemlerde bulunmaktadır. Türkiye ve inanan halklar için olumsuz bir algı yaratıyorlar.
· Sokakları karıştırmaya çalışanların asıl amacı demokrasiyi bastırma çabasıdır. Demokrasiyi Tüm dünyada unutturup baskıcı siyasetlerini tekrar özlüyorlar. Sistemleri kuran vesayetler demokrasiyi yıkıma götürüyordu. Ancak günümüzdeki güçlü demokrasi sistemleri değiştiriyor.
· Türkiye dünyadaki tüm sorunları çözüm süreçleriyle girecek güç ve tecrübeye sahiptir. Türkiye’nin Ortadoğu’da ve dünyada kendi başına rahatça sorunları çözmesine izin vermiyorlar. Çünkü dünyayı yönetenler sorunların çözülmesini istemiyorlar. Sorunların çözülmesini kendi saltanatlarına ve küresel egemenliklerine tehdit olarak görüyorlar. Afganistan ve Irak’ta istikrarı istemiyorlar. Bu nedenle Türkiye’nin Ortadoğu’da yapıcı çalışmaları gördükten sonra Türkiye’nin gitmesini istiyorlar. Erdoğan yönetimini Türkiye muhalifleriyle işbirliği yapıp yıkamazlar ise önce itibarsızlaştırıp, küresel ortamda Erdoğan’ı karalayacaklar. Sonra suçlayıp Türkiye’ye saldırmayı amaçlayacaklar.
· Dünya kargaşa ve kaos yaşarken yeryüzünde bir merkez ışık gibi parlayacak. Türkiye dünyayı yönetmede bir ustalık sergileyecek. Dünyada çözüm süreçleri, sorunları giderme çabası yaşanacak. Çok yol alınacak. Barış ve kardeşlik yayılacak. Esenlik dalga dalga ülkelere beldelere girecek.
· Dünyada da Türkiye’de de inanan halka karşı birlik edecekler. Türkiye’ye baskılarını arttıracaklar ama Tanrı onlara fırsat vermeyecek. Osmanlı yeniden doğuyor. Bu büyük Osmanlı ‘büyük tanrı krallığı’ olacak.
· Dünyada ‘barış süreci’ ilk Türkiye’de ‘çözüm süreci’ ile başladı. Yakında insanlık her bölgede barış süreçlerine şahit olacak.
· Ortadoğu’da insanlar ölüyor. Şu anda Ortadoğu’da resmi olmasa da kısmen barış çalışmaları yapılıyor. İnsanların ölmemesi için Türkiye bölgede çaba sarf ediyor. Kimse hiçbir şey yapmıyor. Ne küresel güçler ne de birleşmiş milletler. Yönetimlere zorbalıkla sahip çıkıyorlar. Çoğunluk bölge halklarını bastırıyorlar.
· Her ülkede her beldede inananlar ile inanmayanların mücadelesi şiddetlenecek ve mazlumlar artık direnecekler. Mesela doğuda pkk baskısı altında kalan aşiretler bile pkk yanlısı aşiretlere kafa tutacak ve çatışmalar yaşanabilecek. Hakkari’de başlayan aşiret çatışması ilçelere de sıçrıyor. Hatta bu mücadele bölgeyi tüm saracak artık dağdan ve bozgunculuktan kazananlar kaybedecekler. Bütünde dünya bunları yaşarken yerellerde de bu tür olaylar olacak.Türkiyede aşırı ırkçılarla Erdoğan yanlıları mücadele etmektedir. Bunlar gibi pek çok yerde pek çok olay yaşanacak. Ve inananlar artık baskı gördükleri kesimden kurtulacaklar.
· Dünyada toplumsal patlama yaşanıyor. Haksızlıklar zulümler paranın ve kötülüğün düzenini yıkmaktadır. Her kıtada her ülkede her beldede bu değişimi görmek mümkündür. İnsanlar artık gerçeklerin farkına varmalıdır.
· Şeytani zihniyet, doğruluk barış ve esenlik ile mücadele etmeye devam eder. Herkes kendi anlayışının safında durmaktadır. İnananlar ile inanmayanların mücadelesi devam ederken Tanrı ayrımın tam gerçekleşmesi için birtakım olaylara izin vermektedir. Kafirlerin inanan safına geçmesini istemeyen Allah, insanlara aldatıcı sınamalar koymaktadır. Yolsuzluk düzmecesiyle insanlar aldatılarak yönlendirildiler. Peki kimler düzmece olduğuna inandı kimler inanmadı. Herkes kalbine göre seçimini yaptı. İnsanlar inanmak istediklerine inandılar. Evet aslında inanmak istediğine yöneldi. Seçimini böyle yaptı. Tanrı kalplerin kararını ortaya çıkardı. İnanalar ile inanmayanların çatışması elbette bitmez. Sonsuza kadar bu savaş sürer. Ne inananlar tamamen inanmayanları ne de inanmayanlar tamamen inananları bitirebilirler. İnançsızlar bu mücadelede hele birde güce silaha sahip iseler inananları öldürmeye başlarlar. Zaten başladılar. Suriye, mısır, Libya Afrika örnektir. Ancak bu süreçte tanrının müdahalesi kaçınılmaz olur. Tanrı yeryüzünden kötüleri temizleyecek. Onlar dünya hayatının menfaatlerinden vazgeçmezler. İnançsızlar mücadelelerine devam edecekler. İnananlar ise Tanrı korkusundan dolayı hak davadan dönemezler. Bu durumda sonuç ne olacak. Hep bu savaş devam edecek mi. İki taraftan birisi diğer tarafı tam bitirmeye çalışacak. Bu savaş bitmez ki diyeceksiniz değil mi. Evet ama bir şeyi hesap edemiyorsunuz. Güçlü olan inananlar olsaydı inançsızların yaşamasına izin verirlerdi. İnananlarda bu fıtrat yoktur. Savaş ve yok ederek varlıklarını sürdürmezlerdi. Ama inançsızlar güç sahibi olunca savaş ile kazanacaklarını düşünmektedirler. Zaten inananları öldürerek yok etmeye çalışıyorlar. Elbette Allah inananların yok edilişine izin vermeyecek. Allah’ın yargısı kaçınılmazdır. Şeytanın milleti tanrının krallığında tanrının halkını yok edemez. Tanrı buna izin vermez. Tanrı, kötü yolu tercih etmeyen ve zulmü sevmeyen halkına elbette sahip çıkacaktır.
· Afrika’da Müslümanlar ile hristiyanlar arasında bir çatışma yaşanıyor. Fransa Mali’ye destek oluyor. Sadece Mali’ye değil. Aslında tüm Afrika’da özgürlük arayışındaki insanlara karşı Fransa, Amerika İngiltere gibi ülkeler mevcut yönetimlere destek oluyor. Nato’dan da destek istiyorlar. Hristiyanlara silah ve gerekli her türlü yardımı yapıyor. Afrika’da sömürgelerini ve egemenliklerini kaybetmemek için bölge halklarını organize etmişler. İnananları ve inananların bir kolu olan müslümanları öldürüyorlar.
· Dünyanın her yerinde Müslümanlar şiddet görüyor. Halklar eziliyor. Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de, Yemen’de, Libya’da, Lübnan’da, Fas’ta, Tunus’ta Afrika’nın her yerinde, balkanlarda, Kafkaslarda, Çin Uygur bölgesinde, Nijerya’da insanlar öldürülüyor. Ne için yönetimlere ve kaynaklara sahiplenen güçlülerin mal tutkunluğu için. Dünya halkları değişim ve özgürlük istiyor. Yüz yıldır dünyaya baskı uygulayan hırsız ve baskıcılardan kurtulmak istiyor. Yönetimlerin halklara karşı savaşları bu nedenledir. Bu arada Tanrı’da halklara sahip çıkıyor. Zalim yönetimlere destek veren halklara afetlerle saldırıyor.
· Onlar zaten hep güçlüydüler. Güçlü zamanlarında birinci dünya savaşı oldu. Ve Anadolu halkına soykırım yaptılar. Kurtuluş savaşı gerçekten bir kurtuluş ve hayatta kalma savaşıydı. İnananların kökünü kazımak istemişlerdi.Tanrı bir karar verdi. Onların krallığını yıkacak ve yeryüzünde adil bir düzen olması için yeryüzünü inananlara bırakacaktı. Onlar zaten hep güçlüydüler ve Tanrı en güçlü zamanlarında 2008 krizini verdi. O gündür çöküşleri devam ediyor. Ve afetler sürekli onlara yöneliyor. İnananlara yönelik dünyada yine soykırım yapıyorlar, kurtuluş savaşındaki gibi yine öldürmeye gelecekler diye korkmayın. Tanrı şeytanın krallığını yıkmaya karar verdi. Bundan sonra yıkılışları daha da hızlanacak. Ve halleri çok daha vahim olacak. Onlar büyük Tanrı’dan korksunlar.
· Türkiye’de Avrupa’da ve dünya’da inananların kazancını da yaşam hakkını da engelliyorlar. İnananların ekmeğini kesmeye çalışıyorlar.
· Dünya 2014’ün ilk aylarında Fırtına öncesi sessizlik yaşıyor. 2014’ün ortalarına yakın ikinci bir küresel kırılmaya yaklaşıyor.
· Dünyada, her ülkede, her kurumda, her işyerinde, toplumun her aşamasında külliyen değişim olacak.
· Tanrı küresel güçleri şaşırtacak ve birbirlerine düşürecek. Mevcut düzen yıkılışa geçecek ve bu arada Türkiye yükselişini yaşayacak. Sonra yeni durumu fark eden ve güç kaybeden küresel güçler Türkiye’ye karşı birlik oluşturmaya kalkacaklar.Sadece dünyacı vesayetçiler ile inananlar karşı karşıya kalacaklar. Savaş söylemleri ortaya çıkacak. İnananlar korkmayacaklar.
· Ortadoğu’da, Afrika’da Asya’da ve tüm kıtalarda inananlara saldırılar Allah’ı öfkelendirdi.
· Tanrı yeryüzünü kılıçtan geçirecek ve Tanrı’nın kılıçtan geçirmesi afetler ve salgınlarla olacak.Salgınlar ve ölümler Afrika ve Pakistan tarafından başlayacak. Güney Amerika kıtasına ve yeryüzünün her tarafına yayılacak.
· Sahiplenme duyguları onları birbirine düşürecek. Bu inançsızların kaçınılmaz sonudur. Ukrayna üzerinde ABD ve Rusya gerginliği bundandır.
· Güvenli olmayan bir yere hiç kimse yatırım yapmaz. Amerika, Rusya ve batı kendi çöküşlerini hazırlıyorlar. Allah onları birbirine düşürecek. Dün inananlara karşı saldırıda birlik etmişlerdi. NATO ve diğer birliklerde ortak karar alıp Ortadoğu halkına ve inanan halklara saldırıyorlardı. Önce ikinci dünya savaşının benzeri sonra da birinci dünya savaşının benzeri yaşanacak. 1900’lü yılların tam tersini 2000 li yıllar yaşayacak. Hem de tarih tarih tam tersi yaşanacak. Her şey geçmişteki oluş sırasına göre tekrar geriye doğru yaşanıyor.
· Dünyada her ülkede bulunan ve mazlum ve muhalif durumda kalmış Osmanlı destekçisi halklar 1. dünya savaşı sonrasında sömürgecilerin baskısı altında ezilmişlerdir. Bu halklar dünyanın yaşadığı son yüzyıldan çok rahatsız oldular. Ve artık harekete geçtiler ve dediler ki: ‘Harama hayır diyoruz. Kanunları istiyoruz. Adalet istiyoruz. Özgürlük ve eşitlik istiyoruz. Baskı istemiyoruz. Gelirlerden eşit paylaşım istiyoruz. Yaşam hakkı istiyoruz.’ Dünyada her yerde bu halklar var. Bu halklar mazlum ve inananlardır.
· İnananlar yeryüzünün her yerinde İlk defa güçlü bir şekilde siyasi arenaya çıktılar. Siyaset yapmaları ve hak aramaları dahi engellenmişti. Zorbalara karşı 2012 yılında ilk defa uyanış ve mücadele başlamış oldu.
· Ey inananlar, siz çaba göstermeden Allah vermez. Güçsüz ve zayıfta olsanız dahi çabanız mutlaka olmalı. Allah da durumu bildiğinden zaten yapacağını yapacaktır. Haksızlığı, zulmü ve hataları zalimler topluluğunun yüzlerine karşı söyleyin. Nasıl bir dünya oluşturduklarını bilsinler. Dünya ve dünyanın yönetimi insanlığa zarar veren dinsizlerin elindedir. İnanan halklar da adil bir düzen için mücadele etmelidirler. Bir kavim kendini düzeltmedikçe Allah ta onları düzeltecek değildir. Ve hak yolda isen Allah’ın yardımı mutlaka gelecektir.
· Tanrıya ve dinine karşıtlık ederek ve haksızlıkla sahip olan güçlülerin kurduğu düzen 2012 öncesidir. Bu düzenin devam ettiren nesiller şimdi yanlış yolun içinde doğruyu bulmaya çalışıyorlar. Onların iyilikleri yardımları ve zaman zaman adil oluşları sadece kendi menfaatlerine ve yandaşlarınadır. Büyük kötülüğün içine elbette azda olsa iyilikler bulaşacaktı. Arada bir basit iyiliklerini görüp kendilerini iyilerden sayacak kadar kördüler. Şeytanın aldatış yöntemi olan bu yol onlara dünyaya sahip olmak için bozgunculuk etmeyi meşru kıldırıyordu. Bütünde kötü yol tutanlar detayda iyilikler yapsa ne olur. Büyük bir kötü düzeni kuranları arada küçük iyilikler yapmaları onları aklayamayacak. Büyük resimde haksızlık ve bozgunculukla kurdukları düzeni hak ve adil yolla yürüttüklerini sandılar. Kendilerini insanlık adına çalışan iyi bir yönetici olarak niteliyorlardı. Onlar küresel patronlara yalakalık ediyor ve büyük şirketlere göre siyaset yapıyorlardı. Onlar çıkarları ön planda tuttuğu için yanlış yönetiyor ve insanlığa zarar veriyorlardı.
· Bozguncular, iyiler sayesinde varlar ve yaşam sürmektedirler. Dünyada tüm çarkları döndüren ve düzenin devam etmesini sağlayanlar iyilerdir. Onlar sayesinde çarklar dönüyor, ekonomiler işliyor ve insanlık varlığını sürdürüyordu. Bozgunculuk etmeyen iyiler küresel güce sahip olmuş kötücül egemenlerin boyundurluğunda kalmışlardır. Bozguncu egemenler, iyileri hep eziyorlardı. Yönetim ve egemenlik kötücül güçlerdeydi. Küresel patronlar mazlum iyiler sayesinde ayakta idiler. İyilersiz dünyada düzen çöker ve hayatta sadece kaos olurdu.
· Dünyanın büyük kaynaklarını sahiplenenler zenginlediler. Yönetimleri yönettiler. Seçilecekleri seçtirdiler. Ekonomileri yönettiler. Bu zenginler şeytan yolunu tuttuğunda açgözlülük ettiler. Ve bozgunculuk ederek yönettiler. Sadece kendilerine ait bir ekonomi ve çark agı kurdular. Tekelcilik yaparak dünyanın serbest ve giçli bir ekonomi yaşamasını engellediler. Çok büyük şirketler kurdular ve bu şirketlere çalışan sayısız yan sanayileri oluşturdular. Hepsine de yandaşlarıyla iş yaptılar.
Tepeden aşagıya doğru hazır pazarları vardı. İnsanlık yeni ekonomiye yani serbest piyasa ekonomisine geçtiğinde gerçekten hak eden geliştiren ve çalışan büyüyecek. İnanan mazlumlara iş vermediler kendi düzenlerini kendi sistemleri üzerinden yürüttüler. Zenginlerin kurduğu bu küresel Pazar üzerinden onların sistemi yürüyordu. Onların tek taraflı ekonomileri aslında büyük değildi ve yeryüzüne kıtlık yaşatıyordu. Azınlık bir batı kesimi lüks içinde yaşarken tüm insanlık kıtlık ve yoksulluk içinde kalıyordu. Çalışanın, hakedenin ve halkın sermayesinin gücü ekonomilere dahil olsaydı çok daha berektli bir dünya görürdünüz. Küresel güçler mazlum halkların ve inananların gelişmesini engellediler. Onları bastırarark onların sırtından geçindiler. Dünya pyasası birilerinin yönlendirmesiyle ve etkileriyle yürüyordu. Küresel bozguncuların ekonomileri yönettiği çok aşikardı. Serbest piyasa ekonomisine geçildiğinde insanlığın gelişimi de çok hız kazanacaktır. Zalimlerin döneminde daha çok silah üzerine dayalı üretim ön plandaydı. Artık barış teknik ve gelişim üzerine yükselen bir dünya göreceğiz.Bu piyasa şekline ilk Türkiye’nin geçtiğini görmekteyiz.

· Kişisel ve ülkesel çıkarlar kazandırmaz. Ben ne kazanacağım bu işten diyenler bütüne zarar vermektedirler. Bütüncül çıkar daha geniş, daha büyük ve daha bereketlidir.
· İnananların ve halkların rızkını kestiler. Kendi düzenlerinde inanan halklara yiyecek lokma vermediler. Şimdi de yeni bir düzen isteyen ve baskıcı yönetimlere başkaldıran halklara baskı yapıyorlar. Halkları sindiriyorlar. Terör örgütü şeklinde niteliyorlar.
· Dünyayı sermaye yönetiyor. Sermaye kazanmaya çalışmalı ama yönetimleri evrensel değerleri yürütecek halk yönetmelidir. İnsanlığın korunması için bir halifelik papalık makamı olmalıdır. Evrensel değerleri dile getiren insani değerlere sahip çıkan bir anlayış olmalıdır. Dünyada ne birleşmiş milletler ne de Amerika bunu yapmaktadır. Hatta onlar mazlum halklara saldıran haliyle dünyaya tam bir zulüm yaşatmaktadırlar.
MEHDİ DÖNEMİNE GİRDİK
· Birinci dünya savaşında inananların öldürülmesinin ardından sağ kalanlar ölmüş olanlara imrendiler. Kanunsuzluk, haksızlık baş gösterdi. Dünya için yarış başladı ve maddiyata önem verildi. Gözün gördüğü her yerde keder, dünyanın her yerinde sefalet ve her memlekette perişanlık baş gösterdi. Dünyada istikrar olmadı aksine her şey geriye gitti. 1910-2010 arası dünyanın en bereketsiz dönemi yaşandı. .Bu dönemde soyguncular, hırsızlar, korsanlar yönetimlere yerleşti. ‘Şeytan’ın uşakları ve sapkın insanlar’ yeryüzünün tek hâkimi oldu. Savaş siyaseti yürüttüler ve ölüm her yere hâkim oldu. Birinci dünya savaşı sonrası karanlık uçurum çok derinleşti ve artık çıkış yolu da bulunamaz oldu. Ve 2010’da Tanrı kurtarıcıyı gönderdi.
· İnançsızların egemenliği birinci dünya savaşı ile sağlanmıştı. İnanan halklar yönetimlerden düşürüldüler. İnançsızların egemenliğinin rövanşı yirmi birinci yüzyılın ilk yarısında büyük bir savaş ile başladı. Ateşin fitili Libya’da okumuş bir gencin seyyar satıcılık yaparken dünya düzenine tepkisiyle kendini yakması ile başladı. Ve kendini yakarken ; ‘Allahım dünya yaşanmaz bir yer olmuş. Çaresi kaldık, lanetin onların üzerine olsun.’Dedi. Ve büyük bir değişimin fitilini ateşledi. Armageddon savaşını başlattı. Bu savaş Libya, Suriye ve mısır ile başladı ve küreselleşti. Ama bu savaşta yönetimlere yerleşmiş silah ve güce sahip inançsızlar yine inananlara savaş açtılar. Ve zorbalıkla öldürerek inananların başkaldırısını bastırıyorlar. Armegeddon’da tanrı savaşacak denilmişti. Aynen denildiği gibi tam bu dönemde afetlerde çok fazla olmaya başladı. İnansız yönetimlerin taban halklarına karşı Allah’da saldırıya geçti.
· İnananlar öldürüldüğünde ve Allah’a yakardıkları zaman Allah, en sert haliyle inançsızları cezalandıracak. Büyükler ve nüfuzlular da küçükler ve zayıflar gibi yok olacaklar. Büyük değişiklikler olacak. Dünya şaşkınlığa yuvarlanacak ve her şeyin açıkça Tanrı’dan geldiğini görecekler.
· Zamanların zamanı geldi, Eğer insanlık tuttuğu yoldan doğru yola dönüş yapmaz ise ve bu dönüşüm yöneticilerden gelmez ise onların sonu olacak. Dünyanın iktidar sahipleri kendi halklarıyla ölecekler. Kötülerin yanında azda olsa iyilerde zarar görecek
· Amerika ve batı aynı Atlantis gibi kötücül yollarla ve bozgunculukla büyük bir silah ve şiddet seviyesine erişmişlerdi. Dün Atlantis’in başına gelenler bugün batının da başına gelecektir. Nuh’un dönemi de bu döneme tesadüf eder. Tayip Erdoğan Nuh rolündedir. Sürekli insanları doğru yola çağırmaktadır. Dün Nuh ile dalga geçtikleri gibi bugün de Erdoğan ile dalga geçecekler. Ama Allah’ın öfkesi aynı tufan dönemlerindeki gibi görülecek.
· Dünya tarihinin belirli döneminde böylesine aşırı derecede bozgunculuk yapan ve barbar milletler görülsede bu bozgunculuların doruk noktası bu son devirde yaşanmaktadır.
· “Bu zaman tüm din bilginlerinin beklediği bir zamandır. Ama önce 11 Eylül ile George Bush’u kurtarıcı ilan edenler sahte peygamberle yürümüşlerdi. Canavar dünyaya sahip olmak için insanlığa zarar veriyordu. Yönetimlere yerleşmişlerdi. Açgözlülükle saldırıyordu. Sahte peygamber onun önünde ona öncülük etti. Hristiyanlığı ve incil’i iyi bilenler bu yazılanları daha iyi anlarlar. Düzensiz, kaos dolu savaşların olduğu bir dünya gördüler. Şimdi gerçek kurtarıcının gelmesine çok şaşırıyorlar ve dehşete düşüyorlar. Şeytana uyanlar hiç böyle bir şey beklemiyorlardı. Çünkü şeytan onları doğru yoldasınız diye aldatıyordu. Suçluların cezasının (yaptıklarının)karşılığını vermek yine Allah’ın takdirine göre gelecek. Tanrıya ve İhtişamına yakarılacak ve dünya tekrar bozulmasın diye dua edecekler. Tanrı yeryüzünü inananlara ve mazlumlara miras bırakacak. Tanrıya geçmişte dünyanın bozulmamış olduğu zamanlardaki gibi hizmet edilecek.Afetler dönemi büyük bir hızla yaklaştı. Ve insanlık 2012’de değişim zamanının içine girdiler.2022’ye kadar afetlerle dolu bir dünya görecekler. Çünkü tanrı bozgunculara çok öfkelidir. İnanan halkları öldüren yönetimlerin vay haline.
· Yeryüzünde batıl yolda iki tür grup vardır. Birisi dinsizliği tanrı karşıtlığını seçmiş olan gog soyudur. Bu millet dünya hayatını tercih etmiş, ahireti reddetmiş, açgözlülük haksızlık ve zulüm ile dünyaya sahip olmayı isteyen millettir. Arzularının köle olmuş bu millet tüm günahları hak saymıştır. Bu millet her ülkede ve şehirde yeryüzüne yayılmış olarak vardır. Herkes çevresinde bu tipleri görür. Diğeri menfaatleri için dünya malına sahiplenen Magog soyudur. Irkçılık üzerinden topraklara ve devletlere sahiplenmiş halklarını ezen vesayetçi ve saltanat süren azınlık milletlerdir. Yönetimlere sahip tekelci ve baskıcıdırlar. Bu iki milleti dünyanın her yerinde görürsünüz. Aynı amaçlarda din düşmanlığı yapan kardeş iki millet gog ve magogdur. Bu gog magog soyu batıldır ama aynı safta yer almaktadırlar. Türkiye’de CHP-MHP birlikteliği gibidir. Ve diğer cephede inanan mazlum halklar vardır. Hak yoldaki halklar ile gog magog bileşkesinin çekişmesi tarih boyunca vardı. Günümüzde bunların çatışmasını rahatça görmekteyiz. Ortadoğuda şii-sunni çatışması olarak, batıda cumhuriyetçiler- sağcılar olarak, Afrikada-Müslümanlar hristiyanlar olarak çatışmalarını görürsünüz. Türkiye’de AKP ve diğerleri(muhalifler) olarak görülmektedir.
· Yeryüzü aydınlanacak ve adil yönetim altında refaha erecek ve ahlaki fazilet ile gelişecekler.
· Büyük bir uygarlığın temeli iyilik üzerine kurulmadığı sürece ancak bir noktaya kadar yükselebileceği ve sonra aşağıya doğru bir inişe geçeceği yazılıdır. Karanlık güçler dünyayı ele geçirip de birbirlerini yok etmek üzere silahlar geliştirmeye başladıklarında, çoktan inişe geçmişti. Savaş çıktı ve bütün dünya sallandı. Dünyanın büyük kısımları seller altında kaldı ve sulara gömüldü ve yerkürenin daha başka kısımları da bu kaos’un içinden yeni kara parçaları oluşturmak üzere ortaya çıktılar.
· Yeryüzündekiler “doğrular ve kötüler” olarak ikiye ayrıldılar: bir yanda görülmeyen Tek Ruha büyük Allah’a inanan, ibadet eden ve onun ışınını kendi içlerinde hisseden beşerler, öte yandan ise,dünyaya aldanarak kendine güvenerek şeytan ile anlaşma yapanlardır. Yeryüzü Ruhlarına bağnazca tapanlar kötü bir yol tutarak dünya yönetiminde güç sahibi oldular.
· Kötücül insanlar belirli bölgelere, madenlere ve topraklara sahiplenmişler. Dünyada her bölgenin varlıklı egemeni vardır. Bunlar halkları hatta yönetimleri dahi kontrol edip yönettiler. İnsanlıkta zamanla etnik ayrımcılık, ırkçılık ve sahiplenme anlayışları oluşmuştur. Haksızlıkla yerel bölgelere ve yeryüzünün hazinelerine sahiplenmiş olanlar doğrulukla değil bozgunculuk ederek varlıklarını sürdürdüler. 21 Aralık 2012 döneminde bi,r değişim başladı. Halklar artık doğruluğa adalete sahip çıkıyor. 2014 yılından sonra toprak isteme ve yönetimlere egemen olma yarışı zayıflayarak bitecek. Birlik ve barış eski batıl fikirleri ve sapık ideolojileri yıkacak. İnsanlar birlik olacaklar ve esenlik yolunda yürüyecekler.
· Yeryüzü halkı karanlığın dibine gömüldüğünde kurtarıcı gelecektir. İblis’in yandaşları ve karşıtları inananlara karşı mücadele içindedir.. Beşeriyet ikiye bölündü. Beşeriyetin üçte ikisi, yeryüzünün kolaylıkla içine nüfuz edilebilen bedenleri ele geçirmiş olan aşağı seviyeden maddi ruhların Sülalelerince yönetiliyordu; üçte biri sadakatini korudu . Dördüncü kez bilinç değişimi gerçekleştiğinde günahkârlar yok oldular ve artık görülmediler.Ve bu değişim 2012 yılıyla başladı. İnsanlar yakında yeni çağın başlangıcını 21 Aralık 2012 olarak kabul edecekler.Bu çağın adına da ‘Tanrı çağı’ ‘ esenlik çağı’ adını koyacaklar.
· Kötüler tarafından kullanılan başlıca silah “kargaşa, bozgunculuk, kurumlaşmış güvence yoksunluğu ve bunun sonucunda ortaya çıkan korkudur”…uluslar arası düşünme tarzının tüm ritminin değiştirilmesi gerekir ki bu da yavaş ve zahmetli bir iş demektir; her ülkedeki kargaşa ile tereddüt(ortamından) sorumlu olan kötü kişiler, yerlerini giderek7. Işının ritmi ile işbirliği halinde çalışabilen böylece “düzenli güzellik” oluşturabilen kişilere terk etmek zorundadırlar.
· Bu dünya afetlere yol açabilecek bir karışıklığın eşiğine gelmiş bulunmaktadır. Bununla ilgili bütün “aşağı güçler” son kozlarını oynamaktadırlar. Bunlara bizden pek çok beşeri de ekleyebiliriz. Herhangi birinizin uyanmakta olan spritüel bedeninin ilerlemesini geciktirmek için aşağı güçler her türlü çareye başvuracaklardır. Burada bir varlığın başka bir varlığın evrimini çekememesi söz konusudur. Her ikisi de aynı devrelerden geçmiştir, fakat biri kendi isteği ile yavaşlamış ve diğerine göre geri seviyede kalmıştır.
· Tanrı ne zaman inançlı bir lider gönderse yönetimlere egemen inançsızlar yandaş halklarına isyan ve yaygara çıkarttılar.
· Her şey tek tek kökünden değişecek. Bütüncül bir değişim yaşanacak. Her ülke her işyeri her konut her aile bu değişimi hissedecek. Yeni bir düzen kurulacak. Sil baştan yeni bir düzen oluşacak. Tanrı her bölgede her yerde değişimi sırasıyla gerçekleştirecek. Münadi rüyasında parlak ve saydam bir hortum çıktığını gördü. Hortum yerden göğe uzanıyordu ve şehrin her yerini geziyordu. Anlaşıldı ki tanrı sırayla her şeyi değiştirecek, yeni bir düzeni oluşturacak. Ve bu durum yedi yıl sürecek.
· 2014’ün 6 ayından sonra dünyanın çeşitli bölgelerinde blok savaşlar çıkacak. Batı ve Rusya, Ukrayna üzerinden savaştığı gibi, Çin-Vietnam gerginliği, İsrail-ortadoğu savaşı zaten Arap baharı ile başlamış halde, Afrika’da Hristiyan müslüman çatışması yaşanıyor, orta ve güney Amerika kıtasında da savaş ve gerginlikler görülecektir.
· Değişim güç kazanacak. Her şey köklü değişecek. Küresel yeni yöneticiler, yeni varlık sahipleri ortaya çıkacak. Eski vesayet düzeni yıkılırken her şey köklü olarak değişecek. Yeni bir düzen en baştan kurulacak. Bu değişim beraberinde büyük bir kaos ile başlayacak. Dehşetle, afetlerle ölümlerle dolu bir beş yıl geçecek. Kuraklık, şiddetli yağış ve fırtınalarla dolu yıllarda tanrı ordularını seferber etmiş olacak. Bunlar olması gerekli. Bu yaşananlar sıkıntılı da olsa inananlar için kurtuluşun ayak sesleridir. Değişimden çıkış inananların lehine 2019 da başlayacak ve 2023’e kadar sürecek. 2023 küresel egemenliğin inananlara geçtiği dönemdir. Artık o yıldan sonra sürekli tanrı yolunda iyilikle yol alınacak. İnsanlık gelişecek, iyileşecek, kardeşlik ve barış egemen olacak.
· Avrupa’da Ukrayna’da, Afrika’da, güney Amerika’da, ortadoğu’da, uzak asya’da dahi sayısız savaş ve çatışmalar yaşanıyor. Ayrıca her ülke kendi içinde sayısız gösteri ve olaylara şahit oluyor. Dünyanın her yerinde savaş ve küresel kaos nedeniyle ikinci bir kriz dalgası gelecek. Ve ekonomiler ikinci bir dip yapacak. Ve bozguncuların ülkeleri bir daha yükseliş yapamayacaklar. İnananların ülkeleri de bu durumdan etkilenecek mesela Türkiye borsası bile 32 bin’i görecek3-4 yıla kadar bu durum gerçekleşecek.
· Küresel güçler hem yönetimlere hem de iletişime yani dünya medyasına sahipler. İnananlar ise hiçbir şeye sahip değiller. Seslerini bile duyuramıyorlar. Küresel güçler yandaş yönetim taraftarlarıyla ve silahlarla mazlum ve inanan halkları bastırmaktadırlar. Şiddetle öldürerek inananların mücadelesini durduruyorlar. Allah da bu dinsiz yönetimlere ve taraftarlarına karşı afetlerle cevap veriyor. Küresel iklim değişikliğiyle afetler tavan yapıyor.
· Tüm tehdit ve tehlikelere karşı Erdoğan küresel güçlere sesini yükseltecek.Haksızlığı ve zulmü söyleyecek. Küresel kamuoyunun gerçekleri görmesini sağlayacak. Hırsızların ve bozguncuların küresel düzenini yıkacaktır.
· Erdoğan gitsin ülkeyi kaosta gösterelim dediler. Erdoğan düşmanlığı yapanlar inananların gelişmesini, özgürlüğünü hiç istemediler.
· Hem yandaş medyaları yolsuzluk düzmecesi ve montaj kayıtları yapıyorlar hemde bu yalanlara kendileri inanıyorlar. Erdoğan düşmanlığı bunlara çok saçma şeyler yaptırıyor. Kendi yarattıkları yalanlarla taraftarlarını yönetiyorlar. Yönetimlerde çalmayı adet edinmiş dinsiz yöneticiler gibi Erdoğan’ı kendileri gibi hırsız bir lider olarak görmektedirler.
· Sürekli kazanma üzerine yürüyen bir sistem vardı. Kazanmak ve daha fazlasına sahip olmak öncelikliydi. Ama bu arada insanlığın düzeni ve yasalar muhtemel insanlık sorunları hiç önemsenilmezdi.Bu nedenle insanlıkta sayısız sorunlar yaşanırdı. Üretim, sayı ve kazanç üzerine bir düzen yerine paylaşım, birliktelik ve esenlik üzerine bir düzen inşaa edilmeliydi.
· İkinci ve yıkıcı bir küresel kriz dalgası gelecek. Tüm düzeni tamamen çökertecek. Bunların sonunda yeni düzenin lokomotifi olan Türkiye ön plana çıkacak. İnananların, mazlumların ve iyilerin düzeni kurulacak. Dünya son 21 yılda belirgin 3 dönem geçirdi. 2001-2008 arasındaki yedi yıllık deccal dönemi. 2008-2015 dönemi Deccal’in gerileme dönemi ve 2015-2022 arası Deccal’in çöküş dönemi yaşanacaktır. 2023 inananların küresel egemenliğe ulaştığı tarihtir. Dinsel metinlerde ve kutsal kayıtlarda bu yedi yıllık dönemler aynen anlatılmıştır ve aynen gerçekleşmektedir.
· Sınırsız özgürlüğü meşru kılan dinsiz yönetimler yasasızlıkla ve hesap sormamazlıkla günahlara ve kaosa kapı açmıştır.
· Din ile devlet işlerini birbirine karıştırmayın diyen dinsizler dinsizlikle yani yasasızlıkla her türlü günahı işlemeyi istiyorlardı. Böylece insanlık ve düzen bozulmaktaydı. İnsanlar büyük bir sıkıntı altında kalmaktaydı. Tanrının yasalarına bağlı kalmayı reddettiler. Suç işlemeyi ve kanunsuzluğu istediler. Sınırsız özgürlük isteyerek tanrıya asilik ettiler. Bu dünya yaşamında herşeyi tatmak ve yaşamak istediler. Bunlar yüzünden günahlar yaşandı ve düzen bozuldu.
· Din ile devlet işlerini birbirine karıştırmayın diyenler laiklikle dini susturmaya çalıştılar. Dinsizlikle dine saldırdılar. Dinsizlik siyaseti yapanlar insanlığın düzenini bozdu. Yasasızlığı getirdi. Yönetimleri dinsizleştirdiler. Dinsiz yönetimler inananlara , mazlumlara ve halklara büyük sıkıntı yaşattılar. Yolsuzluk, sömürge ve adaletsizlik laiklik nedeniyledir. Laiklikle dine karşı savaş açanlar dinsizlikle yönetilmeyi istediler. Dinle siyaset iç içedir. Her peygamber siyaset yapmıştır. Ve her yönetici ya dindardır yada dinsizdir. Ya tanrıya bağlıdır ya dalaik olarak tanrıya bağlı değildir.
· Küresel güçler Türkiye’yi yıkma konusunda Fetullah Gülen’i ve cemaatini kullanıyorlar. FBI ile Gülen, Erdoğan’a karşı Ekmelettin’i belirlediler. Güya İslamcı gibi görünen biriyle Erdoğan’ı yıkacaklar.
· Sahte Siyonizm artık çökecek. Gerçek Siyonizm Tanrı’nın emriyle Türkiye’de kurulacak. Dünyacı dinsizler yıllarca Siyonu kurmaya ve siyonizmi sağlamaya çalıştılar. Çok zulümler ettiler. Kendilerini açıkça şeytanın yolunda buldular. Gerçek Siyon Allah tarafından kurulacaktır. Bu krallığın merkezi de Türkiye’dir. Kurtuluş krallığı Allah tarafından afetlerle gerçekleşecektir.
· ABD ve Küresel güçler Türkiye’ye karşı savaş fırsatı kollasalar da bir açık bulamıyorlar. Ne nükleer nede kimyasal silah nedeniyle Türkiye’ye savaş ihtimali bulamıyorlar. Terör yakıştırmasıyla Türkiye’ye saldıramıyorlar. Türkiye küresel arenada yapıcı, insani, barıştırıcı bir rol çiziyor. Türkiye insani değerlerle hareket ediyor.
· Türkiyeye saldırma ve savaş ihtimali ancak Türkiyede CHP muhalifleri sokaklara dökülerek bir iç savaş başlattıklarında küresel güçler aynı Suriye ve Irak’ta yaptıkları gibi Erdoğan yönetimine açıkça savaş açacaklar. Bu savaş Türkiyeye karşı bir savaş haline gelecektir.
· Türkiye’de ve dünyada olaylar artacak. Her şey karışacak. İnsanlar doğruyu yanlışı ayıredemez hale gelecek. Nitekim 2014 baharında bunlar Türkiye’de yaşandı. Cemaat saf değiştirdi, Ergenekoncular yer değiştirdi, 30 mart seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri için birliktelikler kuruldu. MHP ana mantığından çıktı. CHP Erdoğan düşmanlığıyla dinsel bir yola girmeye çalıştı. 2014’ün ilk altı ayında herkesin mantığı altüst oldu. Ajan siyaseti yapıldığı, insanların yönlendirildiği açıkça anlaşıldı. Erdoğan düşmanlığı yapanlar her yolu denese de başarılı olamamaktadırlar. Yakında dünya gündemi de benzer durumlar yaşayacaktır. Dünya gündemini yönlendiren küresel medya kuruluşları Routers ve diğer bazı kuruluşlar yönlendirme haberlerle küresel bilinci yönetmektedirler.
· Silahlara ve orduya sahip çıkan dinsiz yönetimler halkın mücadelesini bastırmaktadırlar. Küresel güçler her ülkede kendi bahçelerini kontrol etmeye ve sömürgelerini kaybetmemeye çalışmaktadırlar. Buralar bizim topraklarımız bu bölgede değişikliğe izin vermeyiz diyen küresel güçler halkın direnişini bastırmaktadırlar. Afrika’da müslümanların direnişini yürüten Boko Haram örgütünü avrupa medyasında kötülediler. Zalimce, canice saldırganca tavırlarla kötülediler. Boko Haram’ı terör olarak nitelediler ve medyalarında kız çocuklarını kaçıran ve köy basan teröristler olarak nitelediler. Fransa Afrika’da askeri gücünü arttırdı ve yandaş halklarına silah ve güç desteği verdi. Müslüman halkların özgürlük ve hak davasını baltaladılar. Aynı Mısır’da müslüman kardeşler neyse Afrika’da bokoHaram odur. Türkiye’de Akparti neyse ortadoğudaIşid odur. Bu inanan halkların direnişine terör yakıştırması yapan küresel güçler yıkılışlarını durdurmak için karalama siyaseti gütmektedirler. Küresel güçler sömürgelerini kaybediyor ve siyonizm yıkılıyor. Şeytanın egemenliği yeryüzünden kalkacaktır.
· Işid , Boko haram, hamas ve Taliban terör örgütümüdür. Neden dünya medyası sürekli bu bölge halklarını terör örgütü olarak göstermektedir. Amerika ve batı halkı müslümanları El-kaide ile özdeşleştirmiş ve müslümanların hepsini terör olarak görmekte ve göstermektedirler. Halbuki küresel güçler yeryüzü halklarına devlet terörü uyguluyorlar.
· Işid: ırak’ta Suriye’de Libya’da eski yönetimlere karşı inanan halkların direnişidir. Afrikadaki ülkelrdede inanan halkların direnişini Boko Haram temsil etmektedir. Flistinde Hamas, Afganistanda Taliban bu direnişi temsil etmektedir. Baskılanmış ve savaşa uğramış bu mazlum halklar Allah’a inanmaktadır. Ve tanrının halklarıdır. Bu şeytana karşı direnişin tepe noktası Türkiye’dir. Ak partidir ve Tayyip Erdoğandır. Dünya yeni bir düzene doğru gitmektedir. Yeni dünyanın küresel merkezi Türkiye olacaktır.
· Tayyip Erdoğan mazlum halkların ve inananların temsilcisi, önderi ve lideridir. Tayyip Erdoğan mehdi rolünde hareket etmektedir. Mazlumların sesi oldu. Suriye’de, Libya’da, Irak’ta, afrika’da, Mısır’da Flistinde daima halktan yana ezilenlerden yana oldu. Ve farkında olmadan Mehdi’nin ordusu oluştu.
· Işid ve Boko Haram hakkında önlerine çıkanı öldürüyorlar. Sağa sola rastgele ateş ediyorlar. Sivilleri öldürüyorlar diye inananların direnişini terör olarak niteliyorlar. Halbuki onlar yıllarca baskılandılar ve öldürüldüler. Yaşamak ve özgürlük istemektedirler. İyi bir düzenle adil yaşamak istiyorlar. Bozguncular dünyada kendilerine çalışan bir düzen kurmuştu ama bu düzen tüm insanlık için bir kaos düzeniydi. Kaynakları sömürüyorlar iş ve aş da vermiyorlardı. Haksızlığı hırsızlığı yol edinmiş bu millet yeryüzü halkına acılar yaşatıyordu. Işid ve Boko haram halkın kaçınılmaz tepkisiyle doğmuştur. Batı ve Amerika Afrika’da ve ortadoğu’da inanan mazlumlara yıllarca baskı yapmış ve savaş açmıştı. Çoğunluk halkı bitiremediler. Halk ta küresel haramilere tepki göstermeye başladı. Işid ve Boko haram bir halk hareketidir. İnananların kaçınılmaz bir tepkisidir.


RECEP TAYYİP ERDOĞAN
· Kötücül insanlar belirli bölgelere, madenlere ve topraklara sahiplendi. Dünyada her bölgenin varlıklı egemeni vardır. Bunlar halkları hatta yönetimleri dahi kontrol edip yönettiler. İnsanlıkta zamanla etnik ayrımcılık, ırkçılık ve sahiplenme anlayışları oluşmuştur. Haksızlıkla yerel bölgelere ve yeryüzünün hazinelerine sahiplenmiş olanlar doğrulukla değil bozgunculuk ederek varlıklarını sürdürdüler. 21 Aralık 2012 döneminde bir değişim başladı. Halklar artık doğruluğa adalete sahip çıkıyor. 2014 yılından sonra toprak isteme ve yönetimlere egemen olma yarışı zayıflayarak bitecek. Birlik ve barış eski batıl fikirleri ve sapık ideolojileri yıkacak. İnsanlar birlik olacaklar ve esenlik yolunda yürüyecekler.
· Yeryüzü halkı karanlığın dibine gömüldüğünde kurtarıcı gelecektir. İblis’in yandaşları ve karşıtları mücadele içinde. Beşeriyet ikiye bölündü. Beşeriyetin üçte ikisi, yeryüzünün kolaylıkla içine nüfuz edilebilen bedenleri ele geçirmiş olan aşağı seviyeden maddi ruhların Sülalelerince yönetiliyordu; üçte biri sadakatini korudu . Dördüncü kez bilinç değişimi gerçekleştiğinde günahkârlar yok oldular ve artık görülmediler.
· Kötüler tarafından kullanılan başlıca silah “kargaşa, bozgunculuk, kurumlaşmış güvence yoksunluğu ve bunun sonucunda ortaya çıkan korkudur”…uluslar arası düşünme tarzının tüm ritminin değiştirilmesi gerekir ki bu da yavaş ve zahmetli bir iş demektir; her ülkedeki kargaşa ile tereddüt(ortamından) sorumlu olan kötü kişiler, yerlerini giderek7. Işının ritmi ile işbirliği halinde çalışabilen böylece “düzenli güzellik” oluşturabilen kişilere terk etmek zorundadırlar.
· Bu dünya afetlere yol açabilecek bir karışıklığın eşiğine gelmiş bulunmaktadır. Bununla ilgili bütün “aşağı güçler” son kozlarını oynamaktadırlar. Bunlara bizden pek çok beşeri de ekleyebiliriz. Herhangi birinizin uyanmakta olan spritüel bedeninin ilerlemesini geciktirmek için aşağı güçler her türlü çareye başvuracaklardır. Burada bir varlığın başka bir varlığın evrimini çekememesi söz konusudur. Her ikisi de aynı devrelerden geçmiştir, fakat biri kendi isteği ile yavaşlamış ve diğerine göre geri seviyede kalmıştır.
· Tanrı ne zaman inançlı bir lider gönderse yönetimlere egemen inançsızlar halklarına isyan ve yaygara çıkarttılar.
· Bozguncularla, ülke çıkarlarını düşünen liderlerle bu iş olmaz. İnsanlık gelişmez, korunmaz ve daha iyi bir noktaya gidemez. Kimsenin insanlık için çalışmadığı, boş gezdiği ve sömürdüğü bir yöneticiler sistemi çok saçmadır. Dünya ya batacak ya da çıkacak. Bu yöneticilerle dünyanın sonu hüsrandır. Türkiye, yeni adımlar atıyor. Yeni bir dünya için çabalıyor. Yeni bir anlayışla evrensel değerler adına yönetmek istiyor. Erdoğan ile ‘insanlık için dünyayı yönetme’ anlayışı gelişti.
· Her şey tek tek kökünden değişecek. Bütüncül bir değişim yaşanacak. Her ülke her işyeri her konut her aile bu değişimi hissedecek. Yeni bir düzen kurulacak. Sil baştan yeni bir düzen oluşacak. Tanrı her bölgede her yerde değişimi sırasıyla gerçekleştirecek. Münadi rüyasında parlak ve saydam bir hortum çıktığını gördü. Hortum yerden göğe uzanıyordu ve şehrin her yerini geziyordu. Anlaşıldı ki tanrı sırayla her şeyi değiştirecek, yeni bir düzeni oluşturacak. Ve bu durum yedi yıl sürecek.
· Dünya 2014’de yeni bir döneme girdi. Birinci dünya savaşı döneminin tam tersi olayları yaşanacak. Tayyip Erdoğan’ın mehdiliği gün be gün daha da açık ortaya çıkacak. Dünyadaki haksızlıklara ses çıkaracak. Zalime dik duracak mazluma kucak açacak. İsrail’in Flistin’e vurmasına destek veren ülkelere tepkisi artacak. Erdoğan ABD’ye ve İsrail’e tepki gösterebilecek ve dünyada hakkı söylemeye devam edecek. İsrail’in saldırılarının gayri meşru olduğunu sürekli dünyada dillendirecektir. ABD’ye Türkiye’den ve dünyadan tepkiler yükselecek . Davutoğlu ve Tayyip Erdoğan haksızlıkları sürekli dünyada söyleyecekler. Bir gün ABD ve İsrail’den açıklama gelecek bir gün Türkiye’den açıklamalar gelecek. Sanki bir söz düellosu görülecek. Sanki bir soğuk savaş yaşanacak. Ama bu durum ABD’nin dünya kamuoyunda zayıflamasına neden olacaktır. Bir gün Erdoğan bir gün diğerleri konuşacak Erdoğan doğruları söyledikçe küresel bozguncular dünyadan aldıkları destekleri zayıflayacak.
· 2014’ün 6 ayından sonra dünyanın çeşitli bölgelerinde blok savaşlar çıkacak. Batı ve Rusya Ukrayna üzerinden savaştığı gibi, çin-vietnam gerginliği, İsrail Ortadoğu savaşı zaten Arap baharı ile başlamış halde, afrika’da hristiyan müslüman çatışması yaşanıyor, orta ve güney Amerika kıtasında da savaş ve gerginlikler görülecektir.
· Değişim güç kazanacak. Her şey köklü değişecek. Küresel yeni yöneticiler, yeni varlık sahipleri ortaya çıkacak. Eski vesayet düzeni yıkılırken her şey köklü olarak değişecek. Yeni bir düzen en baştan kurulacak. Bu değişim beraberinde büyük bir kaosla başlayacak. Dehşetle, afetlerle ölümlerle dolu bir beş yıl geçecek. Kuraklık, şiddetli yağış ve fırtınalarla dolu yıllarda tanrı ordularını seferber etmiş olacak. Bunlar olması gerekli. Bu yaşananlar sıkıntılı da olsa inananlar için kurtuluşun ayak sesleridir. Değişimden çıkış inananların lehine 2019 da başlayacak ve 2023’e kadar sürecek. 2023 küresel egemenliğin inananlara geçtiği dönemdir. Artık 2023’ten sonra sürekli tanrı yolunda iyilikle yol alınacak. İnsanlık gelişecek, iyileşecek, kardeşlik ve barış egemen olacak.
· Altıncı melek tasını büyük Fırat Irmağı'na boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu. Bundan sonra ejderhanın ağzından, canavarın ağzından ve sahte peygamberin ağzından kurbağaya benzer üç kötü ruhun çıktığını gördüm. Bunlar doğaüstü belirtiler gerçekleştiren dünyayı yöneten güçlü kişilerdi. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın büyük gününde olacak savaş için bütün dünyanın krallarını toplamaya gidiyorlar. :Üç kötü ruh, kralları İbranice Armagedon denilen yere topladılar. Yedinci melek tasını havaya boşalttı. Tapınaktaki tahttan yükselen gür bir ses, “Tamam!” dedi. O anda şimşekler çaktı, uğultular, gök gürlemeleri işitildi. Öyle büyük bir deprem oldu ki, yeryüzünde insan oldu olalı bu kadar büyük bir deprem olmamıştı. Büyük kent üçe bölündü. Ulusların kentleri yerle bir oldu. Tanrı büyük Babil'i anımsadı, ona ateşli gazabının şarabını içeren kâseyi verdi. Bütün adalar ortadan kalktı, dağlar yok oldu. İnsanların üzerine gökten tanesi yaklaşık bir talant ağırlığında iri dolu yağdı.( Dolu belası öyle korkunçtu ki, insanlar bu yüzden Tanrı'ya küfrettiler.” (Vahiy 16 : 12-21)
· Armageddon'da savaşacak olanlar gökteki Allah’ın ordularıdır. Allah “Atanmış Kral” (Tayyip Erdoğan ) ile ‘söz ve hak mücadelesi yaparken’ onu izleyen emrindeki meleklerden oluşan göksel ordulardır. İklim değişikliği ve afetlerin tavan yapması bundandır. Karşılarında olanlar ise, İsrail halkı olduğunu iddia eden dünyacı dinsiz bozgunculardır. ABD ve birleşmiş milletlerin aralarında olduğu "bütün dünya kralları"dır.
· Armageddon günümüzde aynen yaşanmaktadır. Arap baharıyla karışan Ortadoğu, kaos ve savaş halindeki Afganistan ve Pakistan, yemende hudriler, ırak’ta Işid, Afrika’da boko haram, avrupada ırkçılık karşıtı muhalif halklar ve tüm dünyada iktidar muhalaefet mücadelesi bu Armegeddon’un yaşandığının kanıtıdır. Dünya çatışmalarla dolu ve afetler tavan yapmış haldedir.
· Ayrıca Armageddon için Tanrı'nın Savaşı olarak da söz edildiğinden anlamı daha geniştir. Dünya'nın Sonu ifadesi ise dünya sözcüğüyle neyin kastedildiğiyle ilgilidir. Dünya hem Yerküre için, hem de üzerindeki insanlar ve düzen için kullanılan bir sözcüktür. Vahiy kitabındaki kastedilen dünya, Dünya'nın üzerindeki eski düzenin taraftarları olan insanlardır. Vahiy kitabına göre ortadan kalkacak olan "önceki düzen"dir:
· Kitabı Mukaddes'te geçen İsrail, Siyon, Yeruşalim gibi sözcükler İsa'dan sonraki dönemde yalnızca gökteki asıllarını simgelemek amacıyla kullanılırlar ve Yeryüzündeki anlamlarıyla ne günümüzdeki İsrail devleti ne de İsrailliler için geçerlidir. Geçmişteki siyon ve medine halkı mazlumlara kucak açan beldenin bir nitelemesidfir. Siyon ve Medine Anadolu halkını nitelemektedir. Bilim ve tektiğin geliştiği şam diyarı Türkiyedir.
· Vahiy 17:14'te ifade edilen "Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecek. Küresel güçlere karşı Tayyip Erdoğan kuzu’dur. Kuzu, rabin kralıdır. Ve kralların Kralı'dır." sözü doğrudan Armageddon savaşına atfeder. Burada kuzu olarak kastedilen Atanmış Kral (Mesih, Tayyip Erdoğan)'dır. (Mesih: Atanmış Kral). Atanmış Kral İsa'nın gökteki ordularının komutanı Mikael'dir ve kendisine verilen görevi yerine getirmek amacıyla Armageddon savaşını başlatacaktır. Ancak öncelikle bu savaş başlamadan önce "Yedi başlı, on boynuzlu kırmızı canavar" olarak Birleşmiş Milletler ve buna bağlı tüm uluslar Armegeddon’da Tanrıya karşı yenilecektir.
· Tanrının atanmış kralı Tayyip Erdoğan batıl ile mücadele edecek. Dünyadaki bütün sahte dinleri ortadan kaldıracak. Tayyip Erdoğan anlayışının dünyadaki temsilcileri dinsiz yönetimlere karşı başkaldıran inançlı halklardır. Bu halklar her beldede vardır. Müslüman hristiyan diye sınırlanmazlar. Onların kalplerinde iman vardır. Bu sınırlamayı biz inananız diyen yeryüzündeki cahil insanlar yapar. Her ülkede dinsiz yönetimleri destekleyen ve beslenen azınlık bir halk vardır. Bu inançsız halklar inançlı çogunluk mazlum halklara karşı mücadele etmekteydiler. İnananların uyanışını ve yönetimlere başkaldırışını savaş ve şiddet ile bastırmaktaydılar. Canavarın halkına karşı Tanrının ordusunun komutanı Mikael "Büyük Babil"e (ABD, Avrupa ve yandaşlarına) saldırarak Armageddon savaşının başlamasına neden olurlar. Taşkınlar Vedenik’ten, kuzey avrupadan başlayacaktır.
· Babil Kulesi'nin yapılışıyla ortaya çıkan, Babil' den göçle bütün dünyaya yayılarak gelişip çeşitlenen tüm Babil kökenli dinler yok edilecektir. Bu olayın başlaması için gerçekleşecek işaret ulusların belirgin bir şekilde yapacakları "barış ve güvenlik" ilanı olacaktır. Uluslar bu ilanı yaparak dünyanın sorunlarını çözme yolunda başarılı olduklarını iddia etmiş olacaklar. Bu barış ve güvenlik ilanı ise, hiçbir şekilde ulusların Dünya'nın sorunlarını gerçekten çözdükleri anlamına gelmeyecektir. ABD ve Birleşmiş milletler aynen denildiği gibi barış ve güvenliği hiçbir şekilde sağlamamıştır. Aksine savaş ve kaosu getiren taraf olmuştur. Bu "Büyük Sıkıntı" adı verilen bir dönemin başlangıcı olacaktır. Büyük sıkıntı Amerikan hakimiyetinin başladığı dönemdir. Evrensel değerlere sahip çıkıyoruz diye başlayan ve dünyanın jandarmasıyız diye peygamberlik iddiasında bir dönem yaşanır. Ama bu dönemde barıştan çok savaşlar dönemi, yaşanır. Daha çok Ortadoğu’ya yönelik çıkar amaçlı savaşlar gerçekleşir. (Afganistan, Irak vb.) Büyük Sıkıntı'nın zirvesi ise Armageddon savaşıdır.
· Bu savaş yalnızca Canavar'ı ve Canavar'ın düzenini yeğleyen insanları yok etmekle kalmayacak, aynı zamanda Şeytan ve cinleri de yakalanarak (yanlış inanışları doğru kabul ettiren İblis’in fitnelerinin açığa çıkması sonucu fark edilmesi ve değer bulamaması) 1000 yıl hapsedilecekleri "Uçuruma" atılacaklar, Armageddon Savaşı böylece sona ermiş olacaktır.
· Kitab-ı mukaddese göre Armageddon eski düzenin sonu ve yeni düzenin başlangıcını oluşturan bir dönüm noktası olacak, (Armegeddonun başlangıcı 21Aralık2012’dir. Savaş yedi yıl çok çetin olarak sürer. Eski yönetimler, mazlum ve inanan halkları öldürmeye başlar. Nitekim Mısır, Libya, Suriye, Ortadoğu, Afganistan, Pakistan ve tüm afrika halkı gibi.Eski egemenler, eski düzenin yıkılışını öldürerek engellemek isterler. Tanrı da ordularıyla cevap verir ve yeryüzünbde afetler tavan yapar.)Atanmış Kral (Tayyip Erdoğanın kuracağı barış krallığı) Armageddon'dan sonra yeryüzünde 1000 yıl hüküm sürecektir. Bu döneme ‘Tanrı’nın krallığı’ veya ‘Barış krallığı’ denilecektir. Kitabı Mukaddes'e göre Armageddon'da hayatta kalacak insanlar, Atanmış Kral'ın yönetiminde Yeryüzünü cennete çevirecekler ve eski dünyanın bütün dertlerinden uzak sonsuz bir yaşama kavuşmuş olacaklar.Armageddon savaşı eski düzenin yeryüzüne çevre kirliliği, türlerin yok edilmesi, savaşlar, terör gibi çeşitli şekillerde verdiği tahribatı engellemek ve Dünya üzerindeki düzeni ve yaşamı insanlar için yaşanabilir kılmak amacıyla tamamen yenilemek için yapılan son savaştır. Kötülük ve kötü niyet yeryüzünden kalkınca barış ve esenlik kendiliğinden gelecektir. Armageddon'da olacaklardan bazıları şu şekildedir:
· Nebukadnessar'ın gördüğü başı göklere erişen devasa bir ağaçla ilgili rüyasında zamanlar da sözkonusudur. Burada verilen zaman simgesel 7 vakit olarak verilmiştir. Buradaki ağaç ve bu ağaçla temsil edilen Nebukadnessar, asıl olarak Tanrı'nın Egemenliği'ni temsil etmektedir. Nebukadnessar'ın yedi vaktin sonunda krallığını geri aldığı gibi Tanrısal Krallık da insanların elinden geri alınacaktır. Bu rüya ile eski İsrail'in sürgüne gittiği tarihten itibaren geçecek bir yedi vaktin olacağı ve bu vaktin sonunda ise, ağacın yeniden filiz(Krallık Filizi) vereceği anlatılır. (Türkiye) Türkiye halkı Tanrının israil halkıdır. Nebukadnessar'ın rüyasındaki ağaç ile Atanmış Kral olarak İsa'nın ikinci gelişi birbiriyle doğrudan ilişkilidir. Çünkü konuda Canavar'ın süresinin bitimine (Amerika ve George bush egemenliğinin bitiminde) yakın zamanlarda İsa'nın Atanmış Kral olarak (Tayyip Erdoğan’ın) yetkilendirileceği anlatılır. Bu dönem İsa'nın Atanmış Kral olduğu "son günler"dir. Son günlere ilişkin olarak ise, öğrencilerinin İsa'dan kendilerine söylemesini istedikleri belirtiler(alametler) bu dönemin nasıl olacağı bilgisini verir. İsa Atanmış Kral olarak yetki aldığı dönemin başlıca işaretlerinin Savaşlar,yönetimlerin devrilmesi, düzenin değişmesi, kıtlıklar, depremler ve salgın hastalıklar olacağı dönem olarak söylenir. Ayrıca kötü bir insan soyunun (Canavara uyan Yecüc ve Mecüc halklarının) bu dönemin tümünü yaşayıp göreceğini ve bu neslin Armegeddonda ölüp tükeneceği bildirilir. Atanmış Kral Armagedon öncesinde bütün insanlarla ilgili olarak bir yargıda bulunacak ve buna göre insanlar ölüm ya da yaşam için işaretlenecekler. İnsanlar tercihlerini yapacaklar. İşaretleme sonucunda kötüler tamamen yeryüzünde silinecek iyiler ise yeni krallığı kuracaklardır.
· Kutsal bilgilerin çoğu ortaçağ hristiyanları tarafından değiştirilmiştir. Notradamus’un bilgileri de değiştirilmiştir. Amerika ve batılılar dinsel kayıtları ve gelecek olayları kendilerine göre uyarlamışlardır. Hatta maya kayıtlarını bile gizlemişlerdir. Bu nedenle incil ve tevrat kayıtları dikkatle incelenmiştir. (Armageddon'un başlayacağı zamanı Kitabı Mukaddes'te çoğunlukla olaylar olarak verilmiştir. Sayı olarak verilenler ise belirli bir tarih vermeyi amaçlamaz. Yine de verilen bilgiler Kitabı Mukaddes'in tümünün birlikte değerlendirilmesiyle anlaşılabilmektedir. Nebukadnezar'ın gördüğü rüyadaki heykel, ve daha sonra Daniel peygamberin rüyetlerde gördükleri bu zamanların anlaşılmasında çok önemli bir yer tutar. Burada anlatılanlar Canavar'ı oluşturan unsurların hangisinin sırayla birbirini takip edeceğine ilişkindir Nebukadnessar rüyasında bir heykel görür ve Daniel peygamberin yorumuna göre heykelin altından olan başı Babil'dir. Bu bilgilerin değerlendirilmesi ise Daniel'in canavarlarla ilgili gördüklerinden kaynaklanır ve yoruma dayanmaz. Heykel'in ayaklarıyla ise ikili bir dünya gücünün egemenliği anlatılır. Bu ikili yapıdaki dünya gücü son dünya gücü olarak yerini alacaktır. Rüya'nın devamında Tanrı'nın dağından kopan bir taşın heykelin ayaklarına çarparak heykeli tümüyle parçalayıp yok ettiği anlatılır. Heykel'in ayaklarının ikili yapıda ortak bir dünya gücü oluşturan Rusya ve ABD olduğu yorumu vardır. "Denizden çıkan canavar"ın yedi başı G-7’yi oluşturmaktadır.
· İsa'nın Atanmış Kral olarak hazır bulunuşu: İsa'nın Daniel kitabına göre Atanmış Kral olarak tahtına geçişi arasındaki 2520 yıllık dönemin bitişidir.Bu tarihten itibaren son günlerin belirtilerinin (alametlerin) görüldüğü bir dönemin oluşması. Belirtilerin tümü birden aynı dönemde meydana gelecek ve hepsi tek bir alameti oluşturacaktır. Benzer şekilde geçmişte de olmuş savaşlar, kıtlıklar, depremler, salgın hastalıklar, yozlaşmış bir insan toplumu, suçlar, günahlar ve kaostaki yeryüzü şeklindeki belirtiler, tümü birden aynı dönemde oluşmadığı için verilen alameti oluşturmazlar. Bu dönemdeki "bütün bu olayları(belirtileri)" görenlerin tümü ölüp, geçip gitmeden değişimi görecektir. Yani değişim kısa sürede yaşanacaktır. Yüzyıllar boyu sürmeyecektir. Üç ayrı yedi yıldan oluşan dönemler ile mesih dönemi yirmibir yılda görülecek ve insanlar ölmeden bir nesil açıkça onu görecektir. (Tayyip Erdoğan’ın) gelişi saattir denilmiştir. Kutsal kitaplarda ve hadislerde kısa sürede herşey gerçekleşir anlamı taşıyan ayet ve hadisler vardır. Bu ifadelerden o dönemi yaşayacak neslin tüm yaşananlara şahit olacagı anlaşılır. Bu dönemde insanlar Armageddon'un geldiğini görmüş olacaklar.
· Atanmış Kral'ın Krallığı hakkında duyuru yapılması: Tanrısal değişimi insanlara müjdeleyen bir Münadi’nin gökten seslenmesi ve insanları bilgilendirmesidir. Atanmış Kral'ın dünya yönetimini ve yeryüzü üzerinde yapacağı değişiklikleri anlatır.
· Armageddon'da ilk saldırıyı uluslar başlatacak: İblis’in yandaşları yönetimlerdeki egemenler halka karşı şiddet kullanarak Armegeddon başlar. İnanan mazlum halklar tanrının halklarıdır. Yönetimleri destekleyen azınlık halklar iblisin halkıdır. İblis, saltanatlarını kaybetmek istemeyen yönetimlerin sahipçilerini Tanrı'ya karşı savaşmak üzere kışkırtacak. Şeytan ve cinleri Tanrı'nın kendisi için ayırdığı "koyun" türünden insanları yok etmek üzere bütün ulusları saldırıya geçirmesi Armageddon'un başlamasına yol açacak.
· Armageddon'un başlaması: Tanrı'nın kendi toplumunu korumak için derhal harekete geçerek bütün bu zorba ulus yönetimlerini yok etmeye başlaması. Tanrı bunları yaparken Atanmış Kral İsa'yı (Recep Tayyip Erdoğan’ı) ve melek ordularını (Mikail’i) kullanacak. Armageddon savaşı bütün Yeryüzü'nü kapsayacak ve şiddetli olacak; ancak Armagedon'un şiddeti Yeryüzü'nü bir daha yaşanmaz hale getirecek derecede olmayacak. Armageddon'da şeytanın egemenliği bin yıllığına yıkılacaktır.
· Atanmış Kral'ın 1000 yıllık yönetiminin başlaması: Armageddon'da yalnızca Atanmış Kral'ın tarafındaki insanlar sağ kalacaklar, diğerleri ise yok edilmiş olacaklar. Eski dünya düzeni ve destekleyicilerinin olmadığı yeni dönem, İsa'nın Yeryüzü'nü iyiler için cennet haline getireceği göksel bir yönetim dönemi olacak. Atanmış Kral'ın yanında 144000 kişi daha kendisiyle birlikte yardımcı yöneticiler olarak görevli olacaklar. Geçmişte ölmüş kişiler den bir çoğu bu dönem de diriltilecekler ve eğitim alacaklar denilir. Aslında topraktan ölmüş aynı kişilerin dirilmesi değil devam edeğelen nesillerinden aynen aynı görevlere sahip kişilerin tekrar Allahın izniyle ortaya çıkmasıdır.
· Şimdi, birleşik kötülük güçleri tarafından kullanılan başlıca silah “kargaşa, bozgunculuk, kurumlaşmış güvence yoksunluğu ve bunun sonucunda ortaya çıkan korkudur”…uluslar arası düşünme tarzının tüm ritminin değiştirilmesi gerekir ki bu da yavaş ve zahmetli bir iş demektir; her ülkedeki kargaşa ile tereddüt(ortamından) sorumlu olan kötü kişiler, yerlerini giderek Allah’ın doğrucu ve hizmet kullarına işbirliği halinde çalışabilen böylece “düzenli güzellik” oluşturabilen kişilere terk etmek zorundadırlar.
· Bu dünya afetlere yol açabilecek bir karışıklığın eşiğine gelmiş bulunmaktadır. Bununla ilgili bütün “aşağı güçler(şeytani cinler)” son kozlarını oynamaktadırlar. Bunlara bizden pek çok beşeri ekleyebiliriz. Herhangi birinizin uyanmakta olan spritüel bedeninin ilerlemesini geciktirmek için aşağı güçler her türlü çareye başvuracaklardır. Bu duruma inançsızların inananları çekememesi ve şiddet arayışı diyebiliriz.
· Tam yüz yıldır hüküm süren ingiltere-Fransa-Rusya blogu parçalandı. Bozguncular Ukrayna üzerinden birbirine düştüler. Rusya ve batı savaş halindedir. Ve bu savaş bir ur gibi tüm Avrupa’yı saracaktır. Ukrayna’da, Rusya ve Avrupa yanlıları birbirine girdi. İnsanlar kültürlerine inançlarına ve düşünce dünyalarına göre bir tercih yaptılar. Bu ayrışma daha sonra dünyada Batı ve Türkiye yanlıları yani inananlar ile inanmayanların küresel savaşına dahil olacaklardır. Avrupa’daki bu ön savaş ayrışmanın ilk işaretidir. Savaşın ukraynadan çıkması çok dikkat çekicidir. Ukrayna halkı çok çekti. Yasasızlığın ve adaletsizliğin tavan yaptığı ülkede insani haklar ayaklar altındaydı. Kadınların gelir elde etmek için kendini sattığı, yolsuzluğun ve kaosun en tepedeki ülkesiydi. Küresel güçlerin kanunsuzluğunun en bariz hissedildiği ülkeydi. Ukrayna halkı karanlık yüz yılını yaşamıştı.
· G-7 ortadoğuyu ve dünyayı savaş alanına çeviren yedi başlı canavar. İncil kayıtları bu dönem hakkında bilgiler vermiştir. Yedi başlı canavar yedi ülkenin birlikteliğidir. Dünyada çıkarları doğrultusunda savaşlar açan ve insanlığa zarar veren bir birliktelik sürdürmektedirler. Dünya ekonomisini ellerinde tutan, savaşlar çıkartan bu birliktelik insanlık için büyük tehditti. Onlar ile ne adalet sağlandı ne de insani değerler korundu. Açgözlülükleri ve enerji hırsları için yeryüzünü karanlık çağa sürüklediler.
· Birinci dünya savaşıyla yeryüzüne kötüler egemen olur. Kafirlerin döneminde dabbetülarz ortaya çıkar. Ardından mehdi gelir. Dünya değişim geçirir en son güneş batıdan doğar. Bu süreçler uzun zaman sürer. Yüz yıl dabbetülarz yeryüzünde gezer. Ufo (arzdan çıkan canlı, bilinmeyen cisim) her bölgeyi gezer.1900-2000 döneminde ufo fazlaca görülür. Dünya üzerinde ufonun hemen hemen gitmediği hiçbir belde kalmaz. Mehdi 2001 yılında gelir. 24 yıl yönetimde kalır. Dünya değişime uğrar. Uzun zaman sonra güneş batıdan doğar.
· Dünya herkesin kötülük yaptığı karanlık ve kötü bir çiftliğe dönmüş.
· Dünya gündemini takip edenler dünyada neler olduğunu dünyanın nereye gittiğini ve küresel bilincin ne yolda olduğunu görebilirler.
· Dünyada öyle bir düzen var ki her şey yanlış. Yasalar düzenler ve sistemler hep köhnemiş ve yöneten kesime hizmet ediyor. Yeryüzü halkı en kötüsünü yaşıyor. Yanlışları yaşayarak doğruların ne olduğunu görmeye başladık. Olumsuzluk ve kötülük temeli üzerine kurulu bu düzenin yıkılışı kaçınılmazdır. Her şey değişecek, zarar üreten her şey faydaya dönüşecek. Dünya yaşanır iyi bir yer haline gelecek.
· İşlerini düzgün ve tam yapmayanlar insanlığa zarar veriyordu. Yönetenlerden tutunda toplumun her alanında durum böyleydi.
· Yeryüzü bilinç değişimi yaşıyor. Arap baharıyla başlayan süreç, yayılmaya devam ediyor. Eski küresel düzene karşı küresel bir ayaklanma görüyoruz. Dünyada şeytanın düzenine karşı bir isyan yaşanıyor. Bu küresel isyanı, şeytanın silahlı yönetimleri bastırıyor.
· Erdoğan’ı bir şahıs olarak değil savunduğu anlayış itibariyle iyilik ve doğruluğun temsilcisi gibi görmek daha doğrudur. Erdoğan’ı savunmak tanrı yolunu savunmak demektir.
· İnsanlar Erdoğan’ın anlayışıyla hareket ediyorlar ve bozgunculara karşı Allah’a dua ediyorlar. Değişim ve çatışmayı bastıran yönetimler ve küresel güçlere karşı halklar dua ediyor. Allah da bu dualara karşı afetlerle cevap veriyor. Yönetimler altında ezilen mazlum halklar onların azgınlıklarına karşı tanrıya yakarışta bulunduğunda çetin azaplar görecekler. Yeryüzü afetlerle dolacak.
· Dünyayı düzeltecek bir yiğite ihtiyaç vardı. Her şeyi göze alan bir adam dünyayı kurtarmak için çalıştı. Yeni düzen kurulurken tek tek bütün sorunlar çözüme kavuşturulacak. Tüm bu sorunlar çözülürken de muhalifler çirkefçe siyaset yapmaya devam edecekler. En çirkefleriyle karşı karşıya kalınacak. Ve Tanrı bunlara karşı sayısız afetler ile savaşacak.
· İnsanlığın devamı için bir düzen vardı ve düzeni sağlayan değişik etkenler vardı. Yasama, yürütme yargı erklerinden ziyade yasalar, yönetim şekli, ekonomi, sistem gibi önemli etkenler vardı. İnsanlığı genelde patronlar yönetir. Patronlar da çıkarlarına göre hareket eder. Medyalara sahip patronlar seçimlerde seçilecek kişileri dahi tayin ederlerdi. O zaman ne seçme nede seçilme işi hakkıyla gerçekleşmemiş oluyordu. Bu çoğu ülkede böyledir. Halkın içinden halkın adamı Erdoğan’ı bu nedenle istemediler ve hep mücadele ettiler. Halkın egemenliği için halka hizmetkar olmaya gelen hak yoldadır. İnsanlığın düzenini sağlamak için gelecek lider önce insanları sevmeli, Allah’tan korkmalı ve zenginlere küresel güçlere boyun eğmemelidir. Hakkı tutmak zordur. Herkes size düşman olur. Çünki herkes mevcut durumunun kötü yönde etkilenmesini istemez. Kimse kazancının azalmasını, fedakarlığı, gayreti ve sevgiyi kolay kazanma karşısında göstermiyor. Sadece inanan ve Allah’tan korkan bunu gösterebilir.
· Türkiye’de ve dünyada insanlığı ilgilendiren sorunlara yönelik çalışmalar yapılmıyordu. Tayip Erdoğan Türkiye’de ve dünyada çözümlere yönelik çalışmalar yapmaya başladı. Hem insanlık için çalışmalar yapmıyorlar hem de çalışmalar yapan Tayip Erdoğan’ı ve Türkiye’yi eleştiriyorlardı. Mevcut düzenin devam etmesini isteyenler iyileştirmeleri karalıyorlardı. Halklar iyileştirmeleri beğeniyor ama yönetimlerin adamları eleştiriyorlardı.
· Tayip Erdoğan Türkiye’de yöneten konumunda görünüyor ama egemen konumunda değildir. Vesayet ve eski düzenin savunucuları hala egemenliği ellerinde tutuyorlar. Dünya’da ve Türkiye’de inançsızlar müthiş bir şekilde kadrolaşmışlar. Mevcut konumlarını ve kazançlarını bırakmak istemiyorlar. Mevcut eski düzenden beslenenler Erdoğan’ın doğruculuğunu ve adaletçiliğini kendilerine tehdit olarak görüyorlar.
· Hem süreçleri tıkıyorlar durumların daha kötü hale gelmelerine neden oluyorlar hem de Tayip Erdoğan’ın siyasetini ve yaptıklarını eleştiriyorlar.
· Paylaşım sitelerinin en büyüğü olan You Tube ve Twitter gibi kurumlar kişisel hak ve özgürlükleri ihlal eden içerikleri kaldırması konusunda mahkeme kararları olmasına rağmen sayfayı kapatmıyor. Bunun üzerine TİB mahkeme kararıyla bu siteye erişimi engelliyor. Bunun üzerine dünyada ‘Diktatör Erdoğan’, ‘Türkiye’nin baskıcı siyaseti’ gibi dünyada olumsuz ve karalama kampanyaları yapıyorlar. Ana temayı görüyor musunuz. Bunlar suç işlemeyi normal ve özgürlük sanmışlar. Şeytan bu yolla dünyaya yalanı ve bozgunculuğu yaymıştı. Komplolar kurmak ve yalan ile, iftira ile, asılsız iddia ile, ilk akla gelen zanlarla suçlama yöntemi ile karanlık dönemlerini sürdürüyorlardı. Bunlar gibi durumlar için mevcut iletişim ortamı oluşturulmalıydı. Yıllarca dünyada böyle siyaset yaptılar. Wikileaks belgeleri de bunlara örnektir. Kaynağı belli olmayan, kimin söylediği bilinmeyen yalan ve iddialar, montaj görüntüler, yapmacık ses kayıtları ve birtakım düzmeceler bunların işi olmuş. Bunlarla dünyada mevcut yönetimlere sahip olmayı sürdürüyorlar ve destekçi halklarıyla insanlığı sömürmeye devam ediyorlar.
· Tayyip Erdoğan’a karşı edepsizce taşkınca tavırlarda bulunuyorlar. Sonrada kalkıp diktatör diyorlar. Sokaklarda terör yapıyorlar polis müdahale edince de Tayip Erdoğan’a diktatör diyorlar. Diktatör olmamasına rağmen bozguncular tarafından diktatör algılanmasının nedeni kirli amaçlarına ulaşamamalarındandır. Meşru olmayan ve suç olan gizli paylaşımların kimliği belli olmadan bir olumsuz algı yaratıyorlardı. İnsanların hem kişisel haklarına saldırıyorlar, hem yalan söyleyip çirkefçe saldırıyorlar. Hem de internet yasaklamalarına diktatör diyorlar. Hem bu suçları işleyenler hem de diktatör suçlaması yapanlar çok aşağılıktırlar.
· Hz. İsa, Şam’a inecek denilmiştir. O dönemin Şam’ı bugünün Türkiye’sidir. Hadislerde benzerlik ve niteleme vardır. O dönemin gelişmiş bölgesi Şam, bugünün gelişmiş bölgesi Türkiye’dir.
· Küresel güçler tayip Erdoğan’ın Ortadoğu’da ve dünyadaki çalışmalarının önüne taş koydular.
· Hem Türkiye’de hem de dünyada Tayip Erdoğan’ın yapıcı ve çözümcü çalışmalarını engellediler ve tıkadılar. Erdoğan sorunları ve sorunların çözümünü biliyordu. Gönüllü olarak insanlığın sorunlarını çözmeye başladı. Kimse sorunları fark etmiyor bu nedenle çözümlerini de bilmiyordu. Türkiye’nin yöneticisi olan Erdoğan dünyanın sorunlarını çözmek istedi.
· Tayip Erdoğan belediyecilikten gelmiş ve üç dönem yöneticilik yapmıştı. Yönetici olarak neler yapılması gerektiğini biliyordu. Tanrıya boyun eğişiyle haktan ayrılmadı ve dünyaya saplanmadı.
· Küresel güçler Türkiye’ye (Erdoğan’a) sen dur bakalım dediler.Sen de kimsin. Sen kim oluyorsun. Sen düzeltmeye de yönetmeye de yetkin yok dediler. Hem biz sana bu dünyanın yönetimini vermeyiz hem de sana küresel güç olmayı yedirmeyiz. Dediler.
· Halbuki Türkiye (Erdoğan) sorunları çözme konusunda uzmandı. İş bilenindi ve dürüsttü. Evrensel değerleri sahiplenmiş haliyle tam da halife görevine haiz bir durumdaydı. Kalbinde insanlığın sorunlarının sıkıntısını yaşıyordu. İnsanlık kimlerin eline kalmıştı. Ülke ve kişisel çıkarlarını düşünenler dünyayı yönetiyordu. Biz güçlüyüz davasını güdenler yönetiyordu.
· Tayip Erdoğan iyiliği ve inancı temsil ettiğinden onu kendilerine ve dünya yöneticiliğinde tehdit olarak görüyorlar. Dürüst olduğu için yarın bizim işlerimize de karışır diyorlar. Erdoğan’a Türkiye’ye ne bir görev ne de bir yetki verdiler. Ona yetkiyi tanrı veriyor. Onlar Erdoğan’ın yapıcı çalışmalarını engelleseler de sürekli bu bozuk düzende uzun süre devam edemeyecekler.
· Arap baharıyla başlayan bu değişim dalgası yarın bize de gelir. Bize de zarar verir biz de tahtımızdan oluruz diye Ortadoğu’da baharı durdurmaya çalıştılar. Suriye’de çözümün tıkanması, mısır’da darbe olması, Türkiye’de gezi olayları, Afrika’da küresel güçlerin birlik ederek yandaş halkları organize ederek Müslümanların öldürülmesi bunlara örnektir.
· Tayip Erdoğan hem işi bilendi hem de insanlık adına bu görevi yapabilecek halifelik özelliğine sahipti.
· Tayip Erdoğan işleri sabırla Rabbine ısmarladı. Allah’a bıraktı. Tanrı her şeyi değiştirecek. Ve bir daha geriye dönüş olmayacak.
· Tayip Erdoğan’ın önünde birtakım güçler ve engeller var. Bu engeller kendiliğinden kalkarken o da dünyayı düzeltmeye yönelecek. Erdoğan dünyayı düzeltmek için neler yapacağını çok iyi biliyor. Tanrı onu eğitti ve ona öğretti. Belediyecilikten cumhurbaşkanlığına kadar yöneticiliğini iyi kalbiyle yoğurdu.
· Erdoğan ülkede ve dünyada kilit yerlerdeki insanlar ile çarpışa çarpışa hak yolunda dik durarak bu günlere gelebildi. Onu engelleyen daha çok güçler var. Dünyada düzenin iyi bir hale gelmesi için önünde çok güçler ve engeller var. Ama Allah onun önünü açacak. Onu karalayan ülkeler bir bir yıkılışa maruz kalacak.
· Değişimi isteyen inananlar değişimin hemen gelmesini istiyorlar. Eski yöneticilerin hemen gitmesini ve eski düzenin hemen yıkılmasını istiyorlar. Biraz zaman alacak. Çünkü Tanrı’nın işleri hemen olmaz. Yavaş yavaş ve insanlık her şeyi görerek yaşayarak değişimin içinde olacak.
· Eski düzen çökerken Erdoğan dünyada daha güçlü olarak ortaya çıkacak. Küresel güçler Erdoğan’ın doğruluk sancağına direnemeyecekler. Mevcut ortam Erdoğan’ın liderliğine ve üstünlüğüne zemin hazırlayacak. Dünyada insanlığı ilgilendiren o kadar çok sorun varki hepsini tek tek düzeltmeye başlayacak. Yaptığı her başarı attığı her adım dünyada onun çok daha güçlü olmasına ve taraftar toplamasına neden olacak.
· Dünyada tüm devletler ve yönetimler yasalarla ve sistemleriyle kötülüğe kapı açmış. Dünya kötülüğün yaşandığı kara bir çiftliğe dönmüş. Bozuk bir düzeni fark eden Erdoğan iyi düzene geçişi gönülden istiyordu. Yönetimlere sahip olanlar bu durumu engelliyorlardı.
· Küresel krizle gelen küresel güçlerin yıkılışı kaos ortamları meydana getiriyor. Arap baharıyla başlayan halkların özgürlük talebi küreselleşti. Yönetimlere karşı bir başkaldırı bir kaos ve küresel savaş havası oluşturdu. Aslında Armegeddon savaşı yaşanıyordu. Dünyada yeni bir merkezi güç evrensel değerlere sahiplenen bir merkez sivrilecek. Türkiye bir ışık gibi görünmekte. Durum iyice kötüye gittiğinde herkes kendi derdine düşecek. Küresel ortamda Türkiye yine etkin davranacak. Türkiye’nin dünyayı düzeltme çabası artacak. Ve Türkiye kendiliğinden küresel bir güç olacak. Küresel değişim çok güçlü ve külliyen olacak. Bu değişime küresel güçler bile yetişemeyecek. Tanrının kontrolünde ve insanların kontrolsüz kaldığı bir dönem.Yıkılan hükümetler, bölgesel çatışmalar, soykırımlar, salgınlar, ölümler afetler her yeri kaplayacak. Yönetimlerle halkların mücadelesi sürerken şeytanın ruhuyla Tanrı’nın ruhu savaşacak.
· Tayip Erdoğan’a gittiğin yol dipsiz bir kuyu diyorlar. Sen ve ardından giden halk küresel güçlere ve küresel düzene nasıl güç yetireceksin. Siz zayıfsınız vazgeçin bu hak yoldan diyorlar. Türkiye’yi kaosa ülkeyi savaşa götürüyorsunuz. Bu bizim sonumuz olur. Küresel güçler çok güçlüler ülkeye zarar vereceksin insanlarımızı öldüreceksin.’ demek istiyorlar. Diyorlar ki ‘Batılın egemenliğine boyun eğin, Tanrı yolunda olmak kazanç getirmiyor.’ diyorlar. Kim size sahip çıkacak? Allah mı? ‘hadi çıksın bakalım.’ diyorlar.
· İnananlar hakkın ardında yürürken korkmayıp batıla kafa tuttuğunda güçlü olacaklar ve değişim başlayacak. Bu değişimi Tanrı destekleyecek.
· Öyle bir evrim geçireceğiz ki öyle bir bilinç değişimi yaşayacağız ki her insan kendi evinde, işyerinde, şehrinde, ülkesinde batıl ile savaşacak. Doğruluk ve hak ön plana çıkacak. Doğruluğun savunucuları batılın savunucularını devirmeyi başaracaklar.
· Bir beşer aydınlık yolda olduğu zaman, her şey yoluna girer ve bilinmeyenler bilinir hale gelir. Yanlış düşünceler ile yaratılan yoğun karanlığı dağıtmak ilk zamanlar zor da gelse, sürekli bir cehit ile aydınlığın yolu izlendiği takdirde, karanlığın yerini ışığa terk ettiği görülecektir. Hak yolda dur durak bilmeyen yorulmayan ve azmeden, 12 yıl mücadele eden kral bir gün hedefe ulaşacaktır.
· Kendilerini iyiliğe adamış olan Erdoğan ve arkadaşları halktan değer bulmuşlardır. İyi niyetli liderlerce yönetilmek isteyenler hak yoldadırlar.
· Ey İlyas ahir zamanda ortaya çıkan bu adamın ardında dur.
· Tayip Erdoğan eceliyle vefat ettikten sonra dünya yeni bir sabaha uyanacak. İnsanlar vefatından sonra onun değerini çok daha iyi anlayacaklar. Onun yolundan ve izinden gidecekler.
· Milattan önce ve sonra terimlerini bir zaman gelecek Tayyip’ten önce ve Tayyip’ten sonra diye ikiye ayıracaklar.
· Tayip Erdoğan’a sadık bakanlar yedi uyurlar hükmündedir. Yedi uyurların hepsinin bir görevi vardı. Sanki kendi dönemlerin de yedi bakanlık görevleri taşıyordu.
· İdeolojilerin sorun ürettiği, sistemlerin sarsıldığı bir dönemde onun ‘Mehdi’ olduğu farkına vardık. Küresel güçlerin din adına iş yaptıklarını söyleyen liderlerini de gördük. İsrail’i kuranların tanrısal amaçlarını da, 11 Eylül’ü yapan sahte peygamber George Bush’u da gördük. İslam’a sıcak takılan Obama’nın kirli planlarını da sezdik.
· Bir lider direk doğruları en açık haliyle açık yüreklilikle söylüyor. Erdoğan’ın bu tutumu küresel vesayetin ve buna bağlı yönetimlerin işine gelmemektedir. Eski dünya düzeninin ‘kötülük ederek kazanma’ ideolünü oluşturan çatı üzerine kurulu olması daha geniş bir kitleyi etkilemektedir. Bu nedenle Erdoğan’a yerel ve küresel saldırı sürekli artacaktır. Tüm ulus ve ülkelerde de benzer anlayışı taşıyanlar için durum böyledir.
· Dünyada üç lider ön plana çıkıyor. Erdoğan, Obama ve Putin. İnancı ve evrensel değerleri sahiplene Erdoğan var. Diğer tarafta saldırgan, baskıcı, evrensel değerleri tanımayan Suriye ve Ukrayna’da süreçleri tıkayan şiddeti yol edinmiş bir Putin var. Obama ortada kalmış ancak İsrail lobisine sadık yapısıyla hala batıl tarafta durmaktadır. Yapılması gerekenleri Suriye’de yapmayan ve Mısırda askeri darbeye zemin hazırlayan Obama, kaybedenler lobisine katılacaktır. Artık yeryüzünde çıkar ve menfaat kazandırmayacak, ve batıl değer bulmayacaktır. Bu nedenle doğru siyaset evrensel değerlere sahip çıkmakla yürüyecek bir devir görmekteyiz.
· Erdoğan nedeniyle Türkiye bir sıçrama ve büyüme yaşadı. Gelişen Türkiye’yi gören muhalifler beklentilerini hiç umulmadık şekilde yükselttiler. Erdoğan’ı eleştirmek için sürekli daha fazlasını isteyerek eleştiriyorlar. Aslında yapılan hizmetleri eleştirmek için böyle davranıyorlar. Gerçekte Erdoğan’a sırf muhalif oldukları için eleştiriyorlar. Erdoğan’ı inkar ettiklerinden dolayı muhalif olanlar onun yaptıkları başarılı işlere pis ve yetersiz diyebilmek için beklentilerini mecburen ayyuka çıkardılar. Aslında söylediklerinin doğruluk payları yok, sadece eleştireller. Yoksa onlar halka hizmeti sırf kendi saltanatları için istemez ve sevmezler.
· Alman basını: Biz düşünürken Erdoğan yapıyor. dedi Alman Basın Ajansı (DPA) Türkiye'nin 2023 vizyon projeleri ve Erdoğan'ı yazdı.
· Ülkemizde Yahudi lobisi gülen cemaatidir. Cemaat’de lobi yöntemiyle ilerliyor. Montajlar, karalamalar, asılsız haberler, kışkırtıcı yöntemler hep Yahudi lobilerinin yöntemiydi. Masa başında alınan kararları kirli planlarla uygulamaya koyarlardı.
· KONDA Araştırma Şirketi'nin kurucusu Tarhan Erdem'den Başbakan Erdoğan'a sert Köşk uyarısı geldi: İnşallah oy alamayıp gider yoksa sokak onu düşürecek."
· Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'tan şok sözler. İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres'e methiyeler dizerken Erdoğan'ın eleştirdi.
· Halkın adamı olan Erdoğan’a diktatör dediler. Asıl diktatör vesayetin sahipçileriydi. Halka sahip çıkmak diktatörlük değil devlete sahiplenmek diktatörlüktür. Devlete sahiplenmiş olanlar Erdoğan ile mücadele ediyorlar onlar geçmişin diktatörleriydiler.
· Tayip Erdoğan için o bizim ‘ulu önderimiz’ dediğimiz zaman dinsizliğin atasını önder seçen Kemalizmciler öfke ile karşı çıkıyorlar. Atatürk sizin ulu önderiniz değil miydi. ‘Yüce Atatürk’ demiyor muydunuz. Şimdi siz Allah’a inandığınızı mı söylüyorsunuz. Dün Allah’ın diniyle evrensel değerler ile mücadele ediyordunuz. Bugün ne oldu da kendinizi inananlardan sayıyorsunuz.
· Büyücülüğün en yaygın döneminde Musa geldi. Ve yaptığı mucizelerle büyücülüğü yıprattı. Şifacılığın en arttığı dönemde İsa geldi ve dualarıyla şifa verdi. Batıl şifacılık zarar gördü. Batıl dinlerin sivrildiği ve gerçeklerin unutulduğu bir dönemde Muhammet gerçek dini insanlara anlattı. Şimdi de yeryüzünde bilinç değişimi yaşanıyor. Yeryüzündeki şeytaniyetin egemenliği yıkılırken hakkın egemenliği gelmektedir. Erdoğan döneminde müthiş bir aydınlanma, değişim yaşanmaktadır.
· Erdoğan 30 mart seçimlerinde inançsızlara reklamlarla çok güzel mesajlar veriyor. Türkiye yenilmez millet eğilmez. Şiddete karşı iradene sahip çık. Esenlik yolunda daima ileri gibi daha çok ifadeler bulunmaktadır.
· Bosna Hersek Üçlü Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzetbegoviç Başbakan Erdoğan'ın babası Aliya İzzetbegoviç'in ve kendisinin büyük dostu olduğunu belirterek 'Evet biz taraf tutuyoruz, Recep Tayyip Erdoğan'ın tarafındayız' dedi. İzzetbegoviç, Türkiye'deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin soru üzerine, ''Türkiye'deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini büyük heyecanla bekliyorum, sanki kendi seçimimdir'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasını da arzuladığını ifade eden İzzetbegoviç, şunları kaydetti:''Erdoğan özel bir insan. Sadece Türkiye'nin değil bütün Müslümanlar'ın lideridir, herkes ona bakar ve başarılı olmasını arzu eder. Bosna Hersek'te ekim ayında seçim yapılacak ve belki ben de yine aday olacağım. Ama Türkiye'deki seçimlerden dolayı kendi seçimlerimde duyduğum heyecanın bir benzerini yaşıyorum. Kendi seçimim gibi heyecan duyuyorum.'' İzzetbegoviç, Türkiye'nin uzaktan bakıldığında, ulaştığı başarının çok büyük ve neredeyse inanılmaz olduğunu vurgulayarak, bütün bunların da sadece 10 yılda yapılmış olmasının ülkenin ulaştığı başarıya ayrı bir önem kattığını dile getirdi. Bakir İzzetbegoviç, ''Biz Türk milletinden ve Türkiye'yi bu şekilde yöneten dostlarımızdan gurur duyuyoruz'' dedi.

· Sırbistan’da seçim oldu. Sırbistan'ın güneyinde, Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı Sancak bölgesindeki bir oy kullanma merkezinde açılan sandıktan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için de oy çıktı.Seçimlere katılan 19 siyasi oluşumun bulunduğu oy pusulasının üzerine kalemle ''20. Recep Tayyip Erdoğan'' yazıldığı görüldü. Sırbistan'da Başbakan Erdoğan'a oy çıktı
· Erdoğan’ın ardında olan halklar 'Biz millet yolunda yürüyen bu kadroya güveniyoruz' diyor. Türkiye'nin ve dünyanın bin yılını ve dünya tarihini belirleyecek Erdoğan’a seçimlerde büyük destek oluyorlar. Anadolu halkı açıkça söylüyorum Tanrı’nın halkıdır. Hiçbir ayrım gözetilmeksizin farklı ırklara sahip olsalar da tek bir millettir. Tanrı milletidir. Bu millet iyiliği, hakkı ve barışı sever. Hakkın yanında olur.
· Çirkefçe siyaset yapıyorlardı. Yolsuzluk düzmecesiyle ‘Hırsız Tayyip’ diyorlardı. Çirkefçe davrandılar ve taşkınlıkta ileri gittiler. Sokak eylemleriyle ve şiddetle yıldırmak istiyorlardı. Korkutmaya çalışıyorlardı. Erdoğan ve halkıyla alay ediyorlardı.Allah Erdoğan’a ve halkına yardım edecek ve kötülerin sonunu çok dehşetli kılacaktı.
· Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış.Erdoğan’ı da doğruyu söylediğinden dolayı çoğu ülke lideri reddetti. Vesayet ülkeleri ve halkları sömürüyordu. Erdoğan’ın onlara ‘evrensel değerleri uygulayın.’ söylemleri hoşlarına gitmedi. Küresel ortamda yönetimlerden destek bulamadı ama halklardan destek buldu. Çünkü o inanan mazlum halkların sesi oldu.
· Erdoğan: Allah'tan başkasına kulluk eden kaybetmiştir. Siyaset'in eğer kalptekiyle dildekini samimiyet köprüsüyle birbirine bağlayabiliyorsa hakka ve halka hizmet olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: "Adalet, eğer vicdan ile hak arasındaki samimiyet köprüsünü tesis edebiliyorsa adalettir. Devlet, kendisini var eden insan ile arasında bir samimiyet köprüsü imar edebiliyor, yani insanı yaşatarak insan için ayakta kalabiliyorsa adil bir devlettir. Medya, dedikoduyu değil, iftirayı değil, söylentiyi değil, kalpte olanı, yani hakkı manşetine taşıyabiliyor, gerçekle harf arasında samimiyet kurabiliyorsa dürüst medyadır. Kitap, kalptekini yazıya dökebildiği, gönülde olanı samimi bir şekilde beyaz sayfaya aktarabildiği ölçüde faydalıdır. En önemlisi de alim, kalbini keşfedebilmiş, kalbine bilgi kadar aşkı yerleştirebilmiş, kalbini Rabbiyle tanıştırarak nefsini tanıyabilmiş, gönlü ile dili, tavrı, edası arasında samimiyet ihdas edebilmiş kişidir"
· İnsanlara T.Erdoğan bir kurtarıcı bir peygamberdir dendiğinde akılları başlarından gidecek gibi olup şiddet ile reddediyorlar. Onlar peygamberliği sürekli mucizeler yapan kutsal bir varlık olarak nitelemişler. Bu halleri inançsızlığın cahiliyetin bir ürünüdür. Her peygamber bir insandı, bir siyasetçiydi, bir lider idi. Bazı şeylere yüklediğimiz anlamlar ne kadar doğrudur kulaktan duyma inanışlar ne kadar batıldır. Bunları tekrar gözden geçirmeliyiz.
· Erdoğan’a Mehdi kelimesi kullanınca bir şey zannediyorlar. Tövbe de diyorlar. Bunların kelime anlamından da mehdi kavramından da haberleri yok. Kendilerince kutsal varlık nitelemesine inanmışlar. Mehdi demek kurtarıcı, iyi bir lider, düzeni değiştiren, insanlığa faydalı olan demektir. Hiçbir bilgisi olmadan beyinlerine kan damlamış gibi tepki verenlerin dinsel cahiliyeti ve kendi kafalarında bu kavrama yükledikleri anlamlar aslında kendi sorunlarıdır.
· Tayip Erdoğan’a suikast için plan yapanları Allah engelliyor. Çeşitli polis kontrol noktalarında yakalanan ve engellenenler oldu.
· Erdoğan 100 yılın lideri değil 5125 yılın lideridir.
· Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Bosna-Hersek'in efsane lideri Aliya İzzet Begoviç'in son görüşmesini anlatan Prof. Dr. Mehmet Çelik gözyaşlarını hakim olamadı. Çelik, Begoviç'in hayatını kaybetmeden önce Başbakan Erdoğan'a söylediği 'Milletimi sana emanet ediyorum' sözlerini izleyiciye aktarırken zorlandığı görüldü.
· Suriye halkı, Flistin halkı, Irak halkı kısacası Ortadoğu Tayyip Erdoğan’a bakıyor. Ondan yardım ve destek bekliyorlar. Kendilerine sahip çıkmasını istiyorlar. Dünya kötü bir dönemden geçerken küresel bozguncular halkları öldürüyor.
· Işid lideri bağdadi’nin halifelik ilan etmesi dünya medyasında tepkilere ve sansasyona neden oldu. Hristiyanlığın ve yahudiliği kullanarak ilerleyen bozguncular islamın doğmasından başsız olan islamın yeniden filizlenmesinden çok korkmaktadırlar. Bu nedenle Tayyip Erdoğan’la mücadele etmektedirler. Direk savaş ile değil dolaylı yollardan medya, gezi, seçimler montajlar ile gizli savaşlarını sürdürmektedirler. Çünkü Tanrı deccal ‘Medine’ye giremez.’ demişti. Bilirsiniz ki bu dönemin medine’si Türkiye’dir.
· Erdoğan’ın ayağını 17 Aralık operasyonlarıyla kaydırıp Türkiye’yi yöneteceklerini sananlar başarılı olamadılar. Daha büyük hedeflere ulaşacağını sanan Gülen Mehdilik hesabındaydı. Erdoğan’ın yükselen mehdiliğini çekemedi. Ve kibrinden dolayı şeytanın safına geçti. Zaten ikiyüzlülükle siyaset uzun sürmezdi.
· Türkiye 30 mart yerel seçim sonuçları Türkiye kadar Arap ülkelerinde de merakla bekleniyordu. Sandıklar açılınca Lübnan'da, Filistin'de, Mısır'da Arap halkları Ak Parti'nin seçim zaferine ortak oldu. Sokaklar Erdoğan için sevinirken, o halkları yöneten Arap liderler için aynı durum söz konusu değildi. Gazze Şeridinde Filistinliler büyük bir gösteri yaptı. Caddelerde araçlarıyla tur atan, ellerinde Erdoğan posterleri ve Türk bayrakları sallayan binlerce kişi vardı. Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta insanlar Arap şivesiyle "Erdogan" diye sloganlar attı. Kahire'de baskı altındaki darbe karşıtı Mısırlılar da sevinç yaşayanlar arasındaydı.Sadece onlar değil Suriyeliler de sevindi. Bu insanlar neden seviniyor? Çünkü ülkelerinde kendi haklarını savunacak liderleri yok. Baskı altındalar, zulüm altındalar, işgal altındalar, bombardıman altındalar, işkence altındalar. Filistinlinin devleti yok, Mısırlının devletine güveni yok, Suriyelinin devleti ise hepsinden beter.
· Ortadoğu için aranan bir lider Recep Tayyip Erdoğan. Çıktığı her uluslararası kürsüde bu insanların yaşadığı şehirleri zikrediyor. Filistinli, Mısırlı biliyor ki, bir gün başı daha çok sıkışırsa, tıpkı Suriyeli gibi onlara da sahip çıkacak bir lider var Türkiye'de. Filistin'de Filistinli için Mahmut Abbas'ın yapmadığını, Mısır'da Mısırlı için Sisi'nin yapmadığını, Suriye'de Suriyeli için Esed'in yapmadıklarını yapıyor Erdoğan.Irak'ta, Suriye'de, Mısır'da, Batı Şeria'da, Kudüs'te, Gazze'de, Pakistan'da kendi gözlerimle şahit oldum defalarca Erdoğan sevgisinin ne anlama geldiğini. Gidenler bilir, Mescid-i Aksa'nın avlusundaki Filistinli bir Türk görünce önce kucaklar ardından "Reis ül Vüzara Recep Tayyip Erdogan" der.
· Erdoğan Arap ülkelerinde çok ama çok sevilir. Ama bu demek değil ki Türkiye, bütün Arap ülkeleri için dost ve kardeş ülkedir. Arap liderlerin bir çoğunun Erdoğan bakış açısı, Arap halklarından çok farklıdır.Mesela seçim yapıldı, Ak Parti büyük bir zafer kazandı. Arayıp tebrik eden tek Arap lider Katar emiri oldu.Mısır'da Sisi, Suriye'de Esed, Körfez ülkelerinin liderleri için Erdoğan ismi çok da sempatik gelmez kulağa. Çünkü onlar için Erdoğan, "kurdukları düzeni bozan" demektir.
· Gezi olayları ve 17 Aralık süreci boyunca yani yaklaşık 10 aydır Arapların El Cezire'den sonra en önemli yayın organlarından olan El Arabiya, inanılmaz bir Erdoğan karşıtlığı içerisine girdi. Başbakan'ın Mısır darbesindeki tutumu, Türkiye'nin enerji pazarındaki rolü, İran'la ticari ilişkiler, onları rahatsız eden en önemli nedenlerin başına geliyordu.El Arabiya'nın Genel Müdürü Abdurrahman el Raşid, Şark el Avsat gazetesindeki köşesinde seçim sonuçlarını yorumladı. Yazısının başlığı "Erdoğan'ın zaferi Müslüman kardeşleri kurtaramaz" oldu. Mısır'da Sisi'nin Cumhurbaşkanlığına destek veren yazar, İhvan yanlılarının Türkiye'deki seçim sonuçlarına sevindiğini ama Erdoğan'ın Türkiye'de onlarca düşman edindiğini bu yüzden seçim zaferine rağmen kendisinden başka kimseye hayrının dokunamayacağı iddiasında bulundu.Arap halklarına "boş yere sevinmeyin" diyen El Arabiya'nın Genel Müdürü, "Mursi yanlıları Erdoğan'dan mucize bekleyerek kendilerini kandırmasınlar" ifadesini kullandı.
· Küresel güçlerin özellikle istediği, paralel yapının korkunç Erdoğan planı tutmadı.Paralel Yapı, darbe başarılı olsaydı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı Yassıada benzeri mahkemede yargılayacaktı. ''Dönemin Başbakanı'' yazılı iddianamesi bile hazır olan Erdoğan, ''terör örgütü lideri'' sıfatıyla hâkim karşısına çıkacaktı.
· Türkiye enerji ve ticari hamleleriyle Batı'nın ekonomik çarkına çomak sokarken, Mısır ve Suriye gibi ülkelerde yaptığı özgürlük ve demokrasi savunuculuğuyla Arap rejimleri için bir tehdit oldu. Suriye'de zulüm karşısında durarak Rusya'da, İran'da kendisine cephe açarken, Filistin davası için İsrail'in karşısına dikildi. Şii-Sünni ayrımcılığına ortak olmadı, Irak'ta Kürtler, Sünniler ve Şiiler arasında hassas bir denge izledi. Hepsi birbirine bağlı olan bu saydığım noktalar, Türk dış politikasının temelini oluşturuyor. Bağımsız ve çok yönlü. Hangisinde hata ya da haksızlık var, ticaretimizi Batı'nın direktifinde mi yapsaydık yoksa yanı başımızdaki Müslüman katliamına seyirci mi kalsaydık?
· Mehdi’nin ordusu çoktan oluştu. Suriye’de Mısır’da, Libya’da, Afrika’da, Türkiye’de ve dünyanın her yerinde kendiliğinden mehdinin ordusu meydana çıktı.
· Dünya ülkelerinden bazıları meclislerinde Erdoğan için birbirleriyle tartışıyorlar. Bazı siyasi iradeler Tayyip Erdoğan’ın yanında bazıları karşısında olacak. Evrensel değerleri ve dini sahiplenen her siyasi parti Erdoğan’ın safında olacak. Dinsizlik ve inançsızlığın küresel mücadelesini Erdoğan üzerinde değişerek görecekler. Bundan sonra çok hızlı ve olağan dışı değişimler olacak. Kimse değişimleri durduramayacak. Çünkü Allah’ın önüne kimse geçemeyecek. Batılın yanındakiler her zaman düşecek.
· Mehdi Ortadoğu’da ölümleri çatışmaları engelleyecek. Sorunları ana kaynağından çözecek. Sorunları temelinden çözerken insanlığın sorunlarını çözüme kavuşturacak. İnsanlığın esenliği ve bekası için Erdoğan başaracak.
· Erdoğan Türkiye’de çetelerle mafyalarla mücadele etti. Devlete yerleşen paralel yapıya da izin vermedi. Güçlü bir halk egemenliğini hesap edemeyen paralel yapı Erdoğan’ın güçlü doğruluğunu hesap edemedi.
· Erdoğan’ı çok karaladılar ve müthiş bir gerginlik yarattılar. İnsanlar Erdoğan için kavgalar ediyor ve birbirini öldürür hale geldi. Yalanlarla iftiralarla ve yolsuzluk düzmecesiyle müthiş bir gerginlik yaratan inançsızlar aldatılanları inananların üzerine salarak varlıklarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Şeytan’da kendi anlayışını savunacak halkını organize etmektedir.
· Erdoğan’ın geçmişini biliyoruz, geleceğini biliyoruz. Ne yaptığını nasıl hizmet ettiğini biliyoruz. İnsanlar yolsuzluk düzmecesine iftiralara inanmadı. Biz onu yakınen tanıyoruz. Halktan içimizden biri dürüst bir insan. Onun ailesini de kişiliğini de karakterini de biliyoruz.
· Erdoğan’a muhalifler 30 mart seçimleri için yeni planlar kurmuşlar. Erdoğan’ın kazanmaması için her yolu mubah gören anlayışlar düşmanlarıyla bile işbirliği yapmaktadırlar. Sanki bu seçimde oylar partiyi, adayı, lideri seçmeyecek. Bu seçimde halk sandıkta birleşecek diyorlar. Gerçekten de Erdoğan’a muhalifler bu seçimde birleşme kararı aldılar. Son seçim anket sonuçlarını almışlar. Hangi ilde muhalefet partilerinin ne kadar oyu var. Yan yana koymuşlar; "Erdoğan’ın egemenliğini durdurmak için oyum sahibini arıyor listesi" yapmışlar. Muhalifleri yönlendirenler şu çağrıyı yapıyorlar.Partin zayıf kalıyorsa. Oyunu ziyan etme. Güçleri birleştir. Erdoğan kazanmasın diyorlar. Bütün bunlara rağmen Erdoğan’ın destekçileri çok ve halk her şeyin farkındadır.
· Dünyada iki tip kesim vardır. Yönetenler ve düzeni yürütenler. Mal sahipleri ve insanlığın devamını sağlayan ve düzenini işlemesini sağlayan inananlar. Mal sahipleri zulmettiler. Tanrı için çalışanlar insanlığın devamını sağladı.
· Batı, islamcıların çoğalmasından ve tepkilerinin büyümesinden çok endişelidir.
· İnaçsızlar 1. Dünya savaşında inançsızlara yönelik bir soykırım gerçekleştirdiler. Ancak tanrı toprağına ait bir nesil türetti. Anadolu halkından geriye çocuklar kalmıştı. Allah, inançlı yeni bir nesil gönderdi.
· Tüm dünyada Erdoğan’a dualar ediliyor. Erdoğan da Allah’a ‘Yardım et.’ diye dua ediyor. Bazen konuşmalarında ‘Dua edin.’ diye çağrıda bulunuyor. Erdoğan ve inanan mazlum halklar bozguncuların egemenliğinden ve baskılarından zor durumlar yaşıyorlar.
· Tüm inananlar ‘ zalimler topluluğuna karşı bizi onların elinden kurtar rabbimiz.’ Diye dua edecekler. Bu dönemde afetlerin ardı arkası kesilmeyecek ve şiddetli hastalıkların, salgınların dönemi yaşanacak.
· Başbakan Erdoğan, hiç durmadan çalıştı. Yorulmak nedir bilmedi. 11 yılda, 93 ülkeye 305 ziyaret gerçekleştirdi.
· 30 mart yerel seçimlerinde Erdoğana yolsuzluk suçlaması yaptılar. Erdoğan ve doğrucu halkını karaladılar. Erdoğan’a muhalif olan halklar da bu ifrira ve suçlamalara bizzat katıldılar. Tanrı böylece onları batıl bir tarafta tutmuş oldu. 30 mart seçimleri sonrasında afetlerde yükselişler gözlenecek. Türkiye’de de yerel ve bölgesel afetler gözlenecek. Afetlerin olduğu bölgelere dikkat ederseniz Erdoğan’a muhalif oyların çıktığı yerler olarak göreceksiniz. Dünya da da Erdoğan’a muhalif tanrı karşıtı ülkeler ve bölgelerde doğal afetler gözlenmektedir. Tanrı onları şehirlerinde ve konutlarında rahat bırakmayacak. Kazançlarına ticaretlerine vuracak. Bozguncuların ardında olan her millet büyük zarar görecek.
· Gülen cemaati Radyo ve TV’lerinde sürekli Gülen’in eski vaazlarını seyrettiriyorlar. Sürekli Allah kelamı konuşan adam imajı vermeye çalışıyorlar. Kendilerini hak yolda göstermeye çalışıyorlar. İkiyüzlülükle yalakalıkla küresel zalim güçlere boyun eğiyordun. Zalime ses çıkarmıyordun. Dünya halkları için hiçbir şey yapmamakla nasıl hak dava güdersin. Bakınız ağzından Allah kelamı hiç düşmüyor imajını kullanıyorlar. Güya biz doğru yoldayız hükümet ve Erdoğan değil diyorlar. Güya Gülen mehdi, Erdoğan mehdi değil imajı vermeye çalışıyorlar. Gülen Bediüzzaman’ın yolundan çıktı, Allah yolundan çıktı ve küfre düştü. Allah kimseyi küfre düşürmesin. Hiç bilemezsin kimin nasıl küfre düştüğünü , Menfaatlerine takılan herkes küfre düşüyor belli ki çağ menfaatlerin yerine tüm halkların ve insanlığın menfaatlerini düşünenlerin çağıydı.
· Tayip Erdoğan’ın ayağını 17 Aralık operasyonuyla kaydırmak isteyen Gülen planlı siyaset yaparak Türkiye’yi yöneteceğini sandı. Hükümete bir komplo ve darbe meşrulaştırmasıyla geleceğini hesapladılar. Post modern darbenin bir versiyonunu yaşadık. Gülen Mehdi ben idim Erdoğan değildi diyor. Gülen Erdoğan’ın ağzından çıkan doğru kelimelerin insanı (özellikle kafiri) yok ettiğini hesap edememişti. Türkiye’de halkın egemenliğinin bu denli güçlü olması sadece cemaati değil dünyayı şaşkınlıkta bıraktı.
· Küresel ve ulusal bozguncular 17 aralık operasyonuyla Erdoğan’ın gitmesine yönelik bir hamle yaptı.Tanrı’da küresel güçlerin gitmesine yönelik Ukrayna’da bir hamle yaptı. Suriye’yi dillendiren Türkiye Rusya’nın işine gelmiyordu. Mısır’ı dillendiren Türkiye İsrail ve Amerika’nın işine gelmiyordu, Libya’yı dillendiren türkiye Fransa ve Hollanda’nın işine gelmiyordu. Birlikte Erdoğanın gitmesine kara veren küresel güçler tanrının tepkisiyle karşılaştılar. Rusya ve batı Ukrayna üzerinden savaşa girdi. İnsanlar şimdi sıçak olduğundan olayın farkında değil ilerleyen yıllarda bu güç savaşını daha beli,rgin hissedecekler. Küresel güçler gerilerken Türkiye bir zaman sonra küresel bir güç olarak ortaya çıkacak. Dünya’da ikinci bir kriz dönemi, iklimsel olarak kuraklık ve sonuç olarak yaşanacak yedi yıllık kıtlık dönemi görülecektir.
· Erdoğan, Metin Feyzioğlu'nun hareketine karşılık resti çekti ve bir daha bu tür açılış ve toplantılara katılmayacağını açıkladı. Bu tür protokollerde şamar oğlanı olmadıklarını belirten Erdoğan vesayetin kulüpleri olan kurumlara resti çekti. Erdoğan: Dün yapılan bu saygısızlık, tek bir şahsın değil, bir zihniyetin değişmez ruh halidir. Her yıl dönümlerinde biz nezaketle kutlamalara katılıyoruz. Birileri bunu fırsat olarak görüp, fırça çekebileceği imkan olarak görüyor. Siz kimsiniz ya, siz kimsiniz? Siyasete ayar verme cüretini kendinizde görüyorsunuz. Biz beş yılda bir milletin huzuruna çıkacağız. Hatalarımızın hesaplarını millete vereceğiz. Biz bu ülkede siyasete itibar kazandırdık. Bu itibarın zedelenmesine, çiğnenmesine asla izin vermeyeceğiz. Siyasetin alanının daraltılması özlemi içinde olanlara fırsat tanımayız. Bu makamda olduğum sürece bundan böyle bunların konuşacağı yere hiçbir zaman katılmam. Ne adli yıl açılışına ne diğerlerine.
Bunların burada konuşma hakkı olmadığı halde bunlara söz veriyor. Bunların orada konuşma hakkı yok.

· Türkiye’de sermayenin haksız sahibi Koç’tur. Üçlü itilafın Türkiye mandalığını yapan Fransa bu zenginliği ve temsili Koça verdi. Koç’a sermayeyi kurtuluş savaşında Anadolu halkına karşı savaşan ve türk soykırımı yapan ingilizler ve Fransızlar vermiştir. Erdoğan Koç’a yumuşak ve samimi çağrılar yapsa da koç hala bozguncularla hareket etmektedir. Erdoğan küresel bozgunculara ve ülkesindeki temsilcilerine hak yola gelmelerini davet etmektedir. Bozgunculuk ve haksızlıktan çok doğruluk ve adil paylaşımcılıktan kazancının daha çok olacagını söylemiştir. 2012’ye kadar Türkiyenin gelirini yüzde onluk kesim yemekteydi. Müthiş bir gelir adaletsizliği ve paylaşım vardı. Erdoğan ile zamanla bu uçurum ortadan kalkmaya başladı. Erdoğan doğruluk dürüştük ve paylaşımcılığın daha çok kazandıracağını söylerken aslında dinsel ana bir temayı işliyordu. Tabi ki eski küresel düzenden beslenen ve bu düzenin bir kolu olan Koç doğru yola yanaşmayacaktır. Eski haksızlık düzeninin kazandırdığına inananlar mutlaka batacaktır. Çünki yeni dünya yeni düzene gebedir. Hak yola gelmeyenler bitecek. Dünya malından yüz çevirmeyenler hala sahip olmak için çabalamaktadırlar. İnançsızlar batmaktan ve kazanamamaktan korkuyorlar.Erdoğan’ın çağrılarına kulak vermeyenler mutlaka batacaktırlar.
· Cumhurbaşkanlığı seçiminde halk Ekmeleddin İhsanoğluna hayır diyerek Amerika ve İsrail yönetimine hayır diyecektir. Cumhurbaşkanlığı seçim sonucunda halk seçimini yapacak. Yıllarca dünya için aldatılan sahte siyonizm ya da ahiret için gerçek Siyonizm. Yani ya batılı güçlerin tarafında olacaklar ya da inananların tarafında olacaklar. Halk Erdoğan’ı seçecek ve gerginlikler iyice artacak. Ve halk Erdoğan’ın ardında sağlamca duracak.
· Erdoğan’ın Avusturya gezisi sonucu Avusturya gündemi ve basını uyum konusunda karıştı. Avusturya medyasında sürekli açıklamalar ve tekrar takrar milletvekili açıklamaları gözlendi. Yine Erdoğan2a fatura kesildi. Erdoğan her gittiği yerde aynen böyle değişimler yaratacak. Her konuşması bir kapıyı aralayacak. Çok yerde iyileşmeler ve çözüm süreçleri gözlenecek.
· Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca dünyaya yönelecek. Aynı Türkiye’yi nasıl düzelttiyse dünyayı da düzeltmeye başlayacak. Cumhurbaşkanı olunca dünyaya daha çok vakit ayırıp dünya sorunlarıyla ilgilenecek. Erdoğan küresel değişimi gerçekleştirirken karışıklık, tepki ve kaos artacak. Bu arada afetler de tavan yapacak. Çünkü tanrı halklarına saldırılmasına karşılık verecek.
· Ege denizinde Yunanistan ile Türkiye arasında bir gerginlik yaşandı. Böyle bir durumu kullanmak isteyen küresel bozguncular Türkiye’nin büyümesini ve istikrarını durdurmak istediler. Yunanistan hükümetine yüklü bir yardım yapacağını vadeden ve önden de ödeme yapan Amerikalı israil lobisi Türkiye-Yunanistan savaşı planladılar. Bunun üzerine bölgede büyük bir deprem oldu. 2014 mayıs ayında 6,5 luk bir deprem tam bir Tanrı uyarısı niteliğindeydi. Ama insanların çoğu bunlardan habersizdir.
· Küresel bozguncular Türkiye’deki yandaşlarına Soma maden faciasını bahane edin. Dediler. Hükümeti düşürün, Erdoğan’ın gitmesini sağlayın, olaylar çıkarın Erdoğan’ı istifa ettirin, yargılayın dediler. Ama çabaları yine boşa çıktı.
· Erdoğan’dan dolayı Türkiye’ye bir ülke olarak devlet olarak saldıramıyorlar. Çünkü küresel kamuoyunda bu hiç meşru olamayacaktı. Bu nedenle her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de muhalifleri ayartıyorlar. Hakka ve Erdoğan’a karşı kışkırtıyorlar. Ayrıca küresel kamuoyunda da Erdoğan hakkında sürekli olumsuz karalama kampanyaları devam ediyor. Bir açıdan Türkiye’ye karşı meşru saldırı zemini de oluşturulmaya çalışılıyor. 11 Eylül ile Ortadoğu’ya savaş nasıl meşru bir zemine sokulmuşsa Medine’ye yani Siyon’a yani Türkiye’ye de savaş için meşru bir yol arayacaklar.
· Erdoğan ve halkını iyice sıkıştıracaklar. Erdoğan ve anlayışını iyice karalayacaklar. Yalanlar o kadar çok ve sayısız olacak ki insanlar neyin doğru olduğunu bulamayacaklar. Küresel iletişim ve medya bozguncuların kontrolünde olduğundan dolayı sürekli deccalin sesi duyulacak. Yani yalan, batıl, haksızlık, komplo ve iftiralar ard arda dizildiğinde küresel kamuoyu bozguncuların sanki haklı ve doğru yolda olduğuna inanacak. Erdoğan zalimlere karşı iyice sıkışacak. Doğruluk çaresiz kalacak. Münadi rüyasını insanlarla paylaşır. Rüyasında volkan duman çıkarıyor. Neredeyse patlayacak. Önce bir hortum çıkıyor. Tanrı Erdoğan ile insanlığın sorunlarını gideriyor. Savaşlar ve sıkıntılar azalıyor. Yeni düzen inşaa ediliyor. Bu düzen kurulurken yedi yıl geçiyor. Yedinci yılın sonuna kadar gerilim zirve yapıyor. Erdoğan ve ülkesine saldırı kararı aldıklarında yedinci yılın sonunda tanrı yeryüzündeki tüm inançsızları temizliyor. Kitlesel ölümler büyük bir yıkım yaşatıyor.
· Eski küresel düzen çökerken her şey bitiyor olarak algılanmasın. Bu çark devam edecek ve iyiler yeni bir düzen kuracak. Tanrı yumuşak bir geçiş ile iyilere bu düzeni kurdururdu. Ancak insanlar tanrının varlığını fark edemezdi. Tanrı kendini farkettirmek ve kendisi için çalışılması için değişim tıkanmasına müsade etti.
· 2008 küresel krizinden sonra 2014’e kadar küresel görünür güçler etkinliğini yitirdi ve gitti. Dünya en tehlikelilerle başbaşa kaldı. Geri plandaki yönlendiricler ortaya çıktı. Dünyada her bölgenin bir yetkilisi vardı.
· Suriye’de, Mısır’da, Afganistan’da, Pakistan’da,Yemen’de, Filistin’de, Irak’da, Nijerya’da, Mali’de, O.A.Cumhuriyetinde tüm Afrika’da Müslümanlar inananlar öldürülüyor. Türkiye’de de Erdoğan’ı yıkmaya çalıştılar. Gezi olaylarıyla, komplolarla, sokak çatışmalarıyla yıkmaya çalıştılar. Bütün bunlar üzerine tanrı öfkelendi. Tanrı halklarının öldürülmesi üzerine bütün bir ordusuyla inançsızlara saldırmaya başladı. Tanrı ordularıyla afetler gerçekleştiriyor. İnsanların çoğu bu gerçeklerin farkında değil. Dinsizce ‘iklim değişikliği işte’ diyorlar.
· Değişen dünya düzenine karşı kafirler ne olacak, nasıl olacak böyle giderse neler yapmalıyız gibi sorular soruyorlar. Kendi bozuk düzenleri yıkılırken kurtuluş receteleri arıyorlar. Her türlü oyunu ve komployu kuruyorlar. İblis taraftarlarını bir cephe olarak ayartıyor. Ve yollarından dönmemelri için azimle çabalamaları gerektiğini vurguluyor. Kafirler eski düzen kurulurken yeni düzeni eleştiriyorlar. Mazlum ve doğrucu halkları kötülüyorlar. Yalan ve iftira sürekli kullanılıyor. Muhalif olmanın etkisiyle herşeyi eleştiriyorlar. Onlar sizin dininiz size bizim dinimiz bizedir. Biz size inanıcı değiliz. Artık hep size muhalifiz dediler.
· Afetlerden ve savaşlardan dolayı yatırımlar Türkiye’ye gelecek. Türkiyede istikrar katlanacak. Küresel sermaya Türkiye’ye akmaya başlayacak. Türkiye evrensel değerlere sahip çıkarak dünyanın yeni küresel gücü olacak. Dünyanın yeni jandarması yeni halifesi olarak çalışacak. 1000 yıl egemenlik sürecek.
· Allah Erdoğan’ı yıkmaya çalışan herkesin ayağını kaydırdı. Hakka muhalif olanları gönderdi. Erdoğan’a düşmanlık besleyenler makamından düştü veya kazancını kaybetti. Toplum içinde değer kaybetti.
· T.Erdoğan’ın gelişiyle Türkiye yükselişe geçti. Türkiye dünya siyasetinde de çalışarak harekete geçti. Bu arada Türkiye’de ve dünyada da muhalifler ve küresel güçlerde çalışmaya başladı. Türkiye’nin bu yükselişi dünyanın yoğun bir çaba içinde çalışmasına yol açtı. Ayrıca Türkiye dünya ülkelerini sadece kazanca yönelik bir anlayıştan çıkardı. İnsanlığın sorunlarına yönelerek bir başkanlık sıfatını giydi. Bu arada küresel güçlerde yoğun bir tempo ya girerek insanlığın sorunlarını ele almaya başladı. Ne kadar onlar çabalasa da Türkiye gibi gönülden insani değerleri sahiplenmiyorlar. Onlar egemenliğimiz gitmesin diye çabalıyorlar. Küresel güçler Erdoğan gelmeden önce hem insanlık adına iş yapmazlardı hem de bu işi gerçekten yapan ve bilen değillerdi. Evrensel değerleri inançsızlıkları gereği bilmediklerinden bu yolun hizmetçisi değillerdi. Yakın zamanda insanlık çok şeylere şahit olacak. Bu insani değerlerden yoksun egemenler kaybedecekler. Obama ve küresel güçler şimdi iş yapıyorlar dünya için koşturuyorlar ama dünyalık yaşadıklarından dolayı evrensel değerlerin halifeliğini yürütemezler.
· Her şey çok hızlı değişecek. İklim değişikliğini yüz yıl gibi bir dönemde beliyorlardı. Bekledikleri afetleri 5 yıl içinde yaşamaya başladıklarında şok geçirecekler. Önce dünya yaşananlara ve küresel psikolojiye bakmalıdır.
· İklim değişikliğine ve afetlere karşı tedbirler almaya kalktılar. Hiç sorgulamadılar kendilerini. Dünyayı ve insanlığı ne kötü bir hale getirdiklerini hiç düşünmediler. Tanrıyla, doğayla melekler ile nasıl mücadele edeceklerini düşündüler. Afetlere karşı nasıl tedbirler alabiliriz çalışmalarını yapıyorlar. Erken uyarı kaçma vce korunma çalışmaları yapıyorlar. Bozguncuların ülkelerinde afetler ve belalar doğal hayatları haline gelmiş. Flimlerinde sosyal yaşamlarında afetleri sürekli işliyorlar. Sonlarının ne olacaklarını biliyorlar sanki. Korkuyorlar, kötü yollarıda bırakmıyorlar. Afetleri eğlenceli bile bulanlar var. Halen de inanan halklar ile mücadele ediyorlar.
· Afetleri müslüman ülkeler veya müslüman olmayan ülkelerin başına gelenler olarak sınırlamak ve ayrım yapmak yanlış olur. Her ülkede inanan ve inanmayan milletler var. Mesela Türkiye’deki gibi inançsız olan CHP zihniyeti her ülkede vardır. Şehir ve yerleşim olarak nüfusları azlık çokluk gösterir. Mesela izmir sellerden ve afetlerden daha çok etkilenecektir. Afetler her ülkede inançsızları vuracaktır.
· Doğruluk ve iyilik 2014 de harekete geçecek. Tam yedi yıl boyunca güç kazanacak. 2023 yılında doğruluk ve iyilik egemen olacaktır.
· İslamın beklediği münadi, hristiyanların beklediği yahya peygamber, yahudilerin beklediği ilyas peygamber, geçmiş diğer kavimlerin beklediği kahin, tüm kutsal kitapların söylediği gibi boruya üflüyor. Gökten ilk ses geldi. Münadi ve mehdi 2010-2020 aralığında açıkça ortaya çıktı. İkinci ses kıyametin sesi olacak. Münadi’nin soyundan bir genç kıyametin yaklaştığını duyuracak. İnsanların yaşanabilir yerlere göç etmeye başlamasıyla ses duyulacak yaşamın sonunu müjdeleyecek. Ve önce gökten duman vakası yaşanacak ve güneşin batıdan doğması gerçekleşecek ve hemen akabinde güneşin feri azalacak.
· Tanrı kendiliğinden mehdi’nin ordusunu oluşturuyor. Işid, boko haram, Suriye ve Libya muhalifleri, Mısır’da müslüman kardeşler gibi küresel bir Mehdi taraftarlığı ortaya çıkıyor. Yavaş yavaş Erdoğan’ın taraftarları ortaya çıkıyor. Bir hadisinde çok uzakta olsanız sürünerekte olsa mehdi’nin ordusuna katılın hadisini duymuşsunuzdur. Tanrı yoluna girildiği bir dönem yaşanacaktır.
· IŞİD’i ve Boko haram’ı terör olarak niteleyen batı medyası bilinçli bir siyaset gütmektedir. Bu bir irade hırsızlığı algı yönetilmesidir. İnanan bölge halklarını terör olarak göstermeleri yanlıştır. Küresel güçler yandaş sömürgeci yönetimlere agır silah desteği vererek asıl terörü onlar oluşturmuyor mu. Küresel terör küresel güçlerden çıkıyor. Yönetimleri bırakmak istemiyorlar. İnsanları halkları öldürüyorlar. Kaynakları sadece kendileri yemek istiyor. Bu nedenle halkları bastırıyor ve terör olarak niteliyorlar.
· Işid, Boko Haram gibi ülke ve kıtalarda eski küresel düzene karşı ayaklananlar hızla güç kazanacakken tam bu sırada Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olmaktadır. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığıyla dünyaya yöneleceği ve bu küresel uyanış ve harekete öncülük edeceği kaçınılmazdır.
· Işid mehdi’nin ordusudur. Kendiliğinden oluşmaktadır. Erdoğan dünya siyasetine etkili bir lider olarak girmektedir. Erdoğan mehdi’lik rolünü üstlenmiş bir halde cumhurbaşkanı adaylığıyla dünyayı değiştirecektir. Değişim Afrika’da ortadoğu’da ve tüm kıtalarda başlamış haldedir.
· 2015-2019 yıllarının kış ayları çok çetin geçecek. İnsanlar buzul çağına mı girdik diyecekler. Şiddetli don olaylarında çok insanlar ölecek.
· Peygamber bir gün mehdi dönemini merak ederken uyur.. Rüyasında mehdi dönemine ait birtakım rüyalar görür. Beydağ’da deccal’in bir ordusunun toprak altında kaldığını görür. Peygamberin rüyasındaki Beydağ o dönemin mekke’sine göre nereyi nitelemektedir tam kestiremiyoruz ama günümüzde bilinen bir yeri nitelediği kesindir. Beydağ,ı Türkiye civarlarında bir yer olarak anlamaktayız. Peygamberimizin hadislerindeki Beydağ’ o dönemin özelliğine göre bir yeri nitelemektedir. Beydağ’da Deccal’in bir ordusunun toprak altında kalacağını söylemişti. İnananları yok etmek için ordusunu toplayan Deccal Beydağ’da tanrının azabıyla karşılaşacak. Tüm ordu çökme depremle toprağın altına alınacak. Tanrı toprağın altına alarak onları garkedecek. Bu olay 2015-2019 arasında görülecek. Belki de Türkiye’ye karşı birliklerini toplayanların başlarına böyle bir bela gelmesi muhtemeldir. Çünkü Gelecekte Türkiye’ye karşı bir savaş ihtimali oluşacak. İnananların merkezi olan Türkiye’yi yok etmeye çalışacaklar. Küresel güçler birliklerini toplayacaklar. Tam saldırıya geçecekleri anda Anadoludan ve Erdoğan’dan yükselen dualarla ordu yerin altına gönderilecek. O gün Tanrı öfkeli ve halkına sahip çıkmak için ateş püskürecek. Kesinlikle taraftarlarını koruyacak ve kollayacak.
· Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimine giderken tam bu dönemde Flistin- İsrail gerginliği artıyor. Kader ve yaşanacak olaylar da tanrı tarafından gerçekleştiriliyor. İsrail-Flistin gerginliği iyice artacak. Erdoğan hakkın, inananların ve mazlumların tarafında olacak. Dünya kamuoyunda Türkiye- İsrail gerginliği ön plana çıkacak. Dünya iki kutuplu hale gelecek. Tanrının tarafında olalar ile şeytanın tarafında olanların mücadelesi artacak. Tohaftır ki israil zihniyeti tanrı yolunda olduğunu sanarak Siyonizmin peşindedir. Erdoğan zihniyeti küresel barış ve adaletle tanrı yolu çizmektedir. Ve gerçek siyonizmi tanrı getirecektir. Tüm dinlerdeki kutsal bilgiler afetlerin en üst seviyede yaşlanacagı ve tanrının kendi krallığını kendisi kuracagı söylenir. Tanrı bir taraftyan Erdoğan ile gerçekleri haykırırken diğer taraftan afetlerle değişimim gerçekleştirmekte ve tanrının krallığını kurmaktadır.



fetih isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
deccal nedir deccal nedemektir deccal geldimi fetih Serbest Kürsü 0 31.07.2014 22:14
Recep Tayyip Erdoğan Ey Sevgili SıLa Diğer Videolar 0 02.04.2013 00:36
deccal ne demektir deccal nedir sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:36
Tayyip Erdoğan'ın cihadı sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:33
Tayyip Erdoğan gerçeği sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:29


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları