Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSlami KonuLar > Soru Ve Cevaplar

Bayanlara ÖZEL (mahrem konular)


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Soru Ve Cevaplar - kategorisi altındaki Bayanlara ÖZEL (mahrem konular) isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 12.03.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Question Bayanlara ÖZEL (mahrem konular)

Adet halindeki kadın meal okuyabilir mi?

Kadınların başı açık meal okumaları caizdir. Adet halindeki kadınların okumaları da caizdir

Cünüp, âdetli veya lohusa olan kadın Kur’ân âyetlerinden hiç birini okuyamaz, caiz değildir

Bu hususta Resulullah (a.s.m.) şöyle buyururlar
Cünüp ve âdetli kadın Kur’ân’dan hiçbir şey okuyamaz.”1
Yani sırf Kur’ân-ı Kerim okumak niyetiyle bir âyetten daha az bile okuyamaz. Ancak dua, senâ, Allah’a sığınma, zikir veya bir işe başlangıcında yahut öğretmek maksadıyla Kur’ân’dan bazı âyetleri okumak caizdir.

Meselâ, bir ulaşım aracına binerken okunması sünnet olan “Sübhânellezî sahhara lenâ hâzâ vemâ künnâ lehû mukrinîn (Her türlü noksandan münezzehtir o Allah ki, bunu bizim hizmetimize verdi, yoksa bizim buna gücümüz yetmezdi.”2

Aynı araçtan inerken de “Rabbenâ enzilnî münzelen mübâreken ve ente hayrü’l-münzilîn (Ey Rabbim, beni hayır ve bereketi bol bir yere indir. Misafir ağırlayanların en hayırlısı Sensin).3 Bir musibet ve ölüm haberi alınca, “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn (Muhakkak biz Allah içiniz ve muhakkak yalnız Ona dönücüleriz).4

Yine bir işe başlarken “Bismillâhirrahmânirrahîm” demek, şükür maksadıyla “Elhamdülillah” demek de bu kabildendir.

Aynı şekilde Fâtiha, Âyetü’l-kürsî, Felâk, Nâs ve İhlâs Sûrelerini zikir maksadıyla, Allah’ı hatırlamak düşüncesiyle okumak haram değildir.

Mâlikî mezhebine göre, hayızlı ve lohusa olan kadının az miktarda Kur’ân okumasında bir mahzur bulunmamaktadır. Bu az miktar da yukarıda adı geçen sûreler miktarıdır. Bu meseleye delil olarak; kadınların uzun süre bu halde kalmış olduklarından dolayı istihsânen caiz görmüşlerdir.

Hanbeli ve Hanefi mezhebine göre, Kur’ân-ı Kerimin kelimelerini heceleyerek, harf harf okumak caizdir. Çünkü böyle bir okuyuş “kıraat”e girmemektedir. Yine tilavet olmadan Mushafa bakmayı, sesini çıkarmadan içinden okumasını da caiz kabul etmişlerdir. Çünkü bu durumda da kıraatten (okumaktan) söz edilmez.5

Bütün bu görüşler müçtehid imamların çeşitli delillere dayanarak vardıkları içtihad farklılıklarıdır ve hepsi de doğrudur.

Bunun yanında, Kelime-i Şehâdet, Kelime-i Tevhid, istiğfar, salavat-ı şerife gibi tevhid ve zikir cümlelerini bir veya birden fazla okumak caizdir.

Hanımların bugünlerde Kur’ân-i Kerimin dışında tefsir, hadis ve fıkıh gibi dinî kitapları ellerine almaları İmam-ı Âzama göre caizdir. Ancak bu kitapların içinde bulunan âyetlere el sürmemeleri gerekir.
Kur’ân âyetlerinin bu durumda iken yazılması meselesinde el-Feteva’l-Hindiyye’de şu kayıtları okuyoruz:

Cünüp veya hayızlı olanların yazmakta oldukları satırların arasına Kur’ân’dan bir âyet yazmaları mekruhtur. Fakat yazdıkları bu âyetleri okumazlarsa mekruh olmaz.İmam-ı Muhammed ise, bu kimselerin Kur’ân yazmamaları bana göre en sevimli davranıştır, diyerek bu hususta ihtiyatlı ve dikkatli olmayı tavsiye etmektedir.”
Buna göre, Besmele de Kur’ân’dan bir âyet olduğundan hayızlı iken yazılmaması daha isabetli olur.

Bu arada hangi mezhebe bağlı olursa olsun, bu haldeki bir kadın Kur’ân’ın bir âyetine bile el süremez. Ancak Kur’ân’a yapışık olmayan temiz bir bez ve kâğıtla tutabilir.

1 İbni Mâce, Tahâret: 105.
2 Zuhruf Sûresi, 13.
3 Mü’minûn Sûresi, 29.
4 Bakara Sûresi, 256.
5 Vehbe Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletühû, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 1: 288-9.
6 İbni Mâce, Tahare: 119.
7 Bidâyetü’l-Müctehid, 1:110; el-fıkhu’l-İslâmî ve Edilletühû, 1: 422.

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.03.2013   #2
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Bayanlara ÖZEL (mahrem konular)

Camilere kadınların hayızlı iken girmesi caiz mi?

Hayızlı kadınların cami ve mescitlere girmesi haramdır. Bu tahrim sadece âdet gören ve loğusa olan kadına has değil, cü*nübün de girmesi haramdır. İster oturmak için, ister bir kapısından girip diğer kapısından çıkmak için olsun farketmez. (1)Ancak yol mescidin içinden geçiyorsa, o takdirde cünübün geçmesine ce*vaz verilmiştir.

Cami'den başka yerde bulunmazsa, o takdirde su almak için âdet görme halindeki kadının veya loğusanın ya da cünübün câmi'a girmesine de cevaz verilmiştir.

Bunun gibi cünüp, âdet gören kadm ya da loğusa canavar veya hırsızdan ve soyguncudan ya da şiddetli soğuktan korkar, başka da sığınacak yer bulamazlarsa, o takdirde câmi'a girip oturmaları caiz olur. Ancak mabede hürmeten teyemmüm etmeleri uygun bir dav*ranış olarak nitelendirilmiştir.(2)

— Bu konuda câmi'in damına çıkılır mı?

Cünüp, aybaşı halindeki ya da loğusa kadın camiin damına çı*kıp oturabilirler mi? Fakihlerin çoğuna göre, camilerin damı cami'lerin içinin hükmünü taşır. Nasıl içine girmek haramsa, damına da çıkıp oturmak öylece haramdır.(3)

Cenaze ya da bayram namazı için tahsis edilen yerlerin hükmü nedir?

En sahih kavle göre, bu yerler cami' hükmü taşımaz. Bu neden*le cünübün, ayhali ya da loğusa kadının bu yerlere girmesi haram değildir.(4)

1- Münyetul-Musalli - Fetâvâ-yi Hindiyye.

2- Tatarhaniyye - Fetâvâ-yi Hindiyye.

3- Cevhere-i Neyyire - Fetâvâ-yi Hindiyye.

4- Bahrirâik - İbn Nüceym - Fetâvâ-yi Hindiyye.

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.03.2013   #3
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Bayanlara ÖZEL (mahrem konular)

Kadınlar hayızlı günlerinde salavat getirmelerinin ve tefriciye okumalarının bir sakıncası varmıdır?


Kadınların özel hallerinde salavat getirmeleri ve tefriciye gibi duaları okumaları caizdir. Topluca 4444 defa okunan tefriciye dualarına adetli kadınlarında katılabilir.


Sorularla İslamiyet Editör


Hayızlı iken besmelenin ne kadarını söylemeliyiz?


Hayızlı iken besmelenin tamamını söylemenizde dinen sakınca yoktur.


Sorularla İslamiyet Editör

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.03.2013   #4
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Bayanlara ÖZEL (mahrem konular)

Adet geciktirici kullanmak caiz midir?


Hacda, ramazan ayında veya diğer vakitlerde adet geciktirici ilaç kullanmak caizdir. Ama bu ilacın kadının sıhhatine zarar vermesi durumunda kadın vebal altında kalır.


Tavafım eda edebilmek için adet kanının erken kesilmesi veya adetinin gecikmesi için hap veya başka bir ilaç kullanmakta beis yoktur(1).

1 el-Fetava el-Kübra. c. 2. 98

Cenab-ı Hak, kadını erkeğe göre farklı bir bünyede yaratmıştır. Onlara yaratılıştan gelen bazı özellikleri dolayısıyla ibadet hususunda birtakım kolaylıklar göstermiştir. Bu kolaylıkların mühim bir kısmı namaz ve oruçta bulunmaktadır. Kadın âdet gününe ve lohusalık devresine rastlayan günlerde namaz ve oruçla mükellef değildir. Bu günlerde kılamadığı namazları Cenab-ı Hak bağışladığından kaza etmesi gerekmez. Fakat âdet ve lohusa olduğu günlere rastlayan Ramazan’da, tutamadığı oruçları daha sonra istediği zamanda kaza eder. Mü’min kadınlar bu İlâhî ruhsat ve kolaylıktan istifade ederek ona göre ibadetlerini yerine getirirler.

Bilhassa Ramazan’da kazaya oruç bırakmamak, Kur’ân okuyabilmek ve daha rahat ibadet edebilmek için bazı ilâçlar kullanarak âdet görmemek için tedbir almak, bu vesileyle âdetsiz bir Ramazan geçirmek hususunda, her ne kadar dinî bir mahzurdan söz edilemese de tıbbî ve sıhhî açıdan bazı aksaklıklar zuhur edeceğinden tavsiye edilmemektedir.

Bu durum tıbbî açıdan şöyle îzah edilmektedir:
İlâç kullanmak normalden sapmadır. Kadının kendi bünyesine has hormonal ve metabolik bir hususiyeti vardır. Ağızdan alınan hormon hapları ile âdetin öne alınması veya geciktirilmesi sun’i bir yol olup, her zaman olmasa da bazan âdet düzensizlikleri meydana getirebilmektedir. Organizmaya mahzurları sebebiyle tıbbî bakımdan pek tavsiye edilen bir durum değildir. Fıtrat icabına göre davranmak daha doğrudur.
Âdet günlerini geciktirmek için Recep ve Şaban ayında böyle bir uygulamaya teşebbüs etmeye hiç lüzum yoktur. Zaten bu ayların orucu nafile olduğundan tutmak mecburi değildir. Tutulmasa da Ramazan orucu gibi sonradan kaza edilmesi gerekmez. Diğer taraftan Receb ve Şaban ayında âdet günlerine rastlayacağı düşüncesiyle hesap edip o günlerin orucunu Receb ayında tutmaya gerek yoktur. Çünkü böyle bir şeye ihtiyaç yoktur.

Rahat bir Ramazan geçirmek, orucunu zamanında tutmak isteyen hanımlar, isterlerse âdeti geciktirici ilâç kullanabilirler. Ancak kendilerinde âdet düzensizliği ve bundan gelen bir rahatsızlığı bulunanların bu yola teşebbüs etmemeleri daha yerinde olacaktır.

Mehmed Paksu

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.03.2013   #5
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Bayanlara ÖZEL (mahrem konular)

Kadının erkek doktora muayene olması


Hasta olan kimsenin doktora gitmesi ve tedavi olması normaldir. Dinimize göre sünnettir. Peygamber (sav) bir hadisi şerifte şöyle buyurur: "Cenabı Allah, ihtiyarlık müstesna mutlaka her hastalık için bir ilâç yaratmıştır" (1).

Ancak imkân varsa erkekler erkekleri, kadınlar da kadınları muayene edip tedavi etmelidir. İmkân olduğu halde aksini yapmak caiz değildir. Fakat imkân olmazsa yani hasta kadın olduğu hâlde kadın doktor veya hasta erkek olduğu hâlde erkek doktor olmazsa veya ehli bulunmazsa imkânda olanı yapmakta beis yoktur.

Muavviz kızı Rübeyyrden şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Peygamber (sav) ile birlikte savaşa giderdik, askere su taşır, hizmet eder, ölü ve yaralıları Medine'ye getirirdik" (2).

El Hafız diyor ki. zaruret halinde yabancı doktorun kadını tedavi etmesinde beis yoktur. İbn Müflih "el-Âdâb el-Şer'îye" adlı kitabında şöyle diyor: "Bir kadın hastalanır ve erkekten başka onu tedavi edecek kimse olmazsa ihtiyaç nisbetine göre kadını muayene edip gerekirse avreti galizesine dahi bakabilir."

İbn Hamdan da şöyle diyor: "Bir erkek hastalanır, kadından başka onu tedavi edebilecek kimse bulunmazsa o kadın onu tedavi edebilir. Gerekirse avreti galizesine dahi bakabilir" (3). Hatta doktor müslüman da olmazsa onda tedavi görmekte beis yoktur(4).

1-Müğnil Muhtaç, c. l, s. 357
2-Buhârî
3-Fıkhüs Sünne, c. l, s. 493
4-Muğnil Muhtaç, c. l, s. 357

Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II.195

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.03.2013   #6
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Bayanlara ÖZEL (mahrem konular)

Kadının kadına avreti

Kadının kadına avretini Nur Sûresinin 31 âyetinde geçen “Mü’min kadınlardan” ifadesi bildirmektedir. Yani bir Müslüman hanımın kendi mahremlerinin yanında zinet yerlerinin açık olması caiz olduğu gibi, kendisi gibi diğer bir Müslüman hanımın yanında açık olması da caizdir.

Buna göre bir hanımın diğer hanıma avreti, dizi ile göbeği arasıdır. Yani bir hanımın diğer hanımın bedeninin bu kısmına bakması caiz değildir. Bu ruhsat tarafıdır ve meselenin fıkhî açıdan son sınırıdır.

Bu ifade şu mânâya geliyor: Hanımlar kendi aralarında başları, kolları ve dizden aşağı kısımları açık olarak oturabilirler. Ancak bu husus iyi ahlâkı ile tanınmış kadınlar arasında geçerli olabilir. Yoksa kadınlar arasında fitneye sebep olabilecek kimseler varsa, yani bir hanımda gördüğü özellik ve güzellikleri gidip kocasına anlatacak ve kocasının o kadın hakkında yanlış kanaat ve düşüncelere sebebiyet verecekse, böylesi bir kadın Müslüman da olsa sadece el, yüz ve ayaklarının açık olmasına müsaade edilir.
Bunun ölçüsü de şöyle tespit edilebilir. Tanımadığı, huyunu husunu, ahlâk ve karakterini bilmediği bir hanımın yanında Müslüman hanım tesettürüne dikkat etmeli, güzellik ve cazibesini böyle kişilerin yanında sergilememelidir.

Yani bir hanımın, iyi niyetli hanımlar arasında iken başını açmasına müsaade edilmiştir. Fakat başını açması lazımdır, hep öyle oturması gerekir şeklinde anlaşılmamalıdır. Bu bir müsaade ve ruhsattır, ancak bugün genelde Müslüman hanımlar kendi aralarında uygulamada tam tesettürlü oluyorlar; en güzeli ve ideali de zaten budur.

Hanımlar kendi aralarında nasıl rahat ediyorlarsa o şekilde giyerler. Burada kesin bir sınırlama yoktur. Herkes arzu ettiği ve kendine yakışanı giyer. Önemli olan yanlış yorumlara meydan vermemektir.

Mehmed Paksu Aileye Özel Fetvalar

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.03.2013   #7
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Bayanlara ÖZEL (mahrem konular)

Doğum kontrol tedbirleri almak caiz mi?



I- Doğum Kontrol Yöntemi Olarak Kürtaj Dışındaki Tedbirler, Azil ve Rahim Girişini Tıkamak

A- Konu ile ilgili naslar:

Kur'ân-ı Kerim'in nâzil olduğu zaman parçasında ve bölgede yaşayanların hâmileliği önlemek üzere başvurdukları yaygın tedbir azildir. Rahim ağzını tıkama tedbiri daha sonraki zamanlara aittir. Azil konusunu doğrudan hükme bağlayan bir âyet mevcût değildir. Hadîslere gelince, aşağıda sıralanacak ve sahîh rivâyetlere dayalı olan rivâyetlerde farklı hükümlere dayanak olabilecek ifade farlılıkları vardır:

Hz. Câbir'in ifadesi şöyledir:"Kur'ân-ı Kerîm nâzil olurken biz azil yapardık" (Buhârî, Nikâh, 96; Müslim, Nikâh, 136).

Ebû Sa'îd el-Hudrî'den rivâyet ediliyor: Biz azil yapıyorduk, Hz. Peygambere'e (s.a.v.) sorduk, "Siz bunu da mı yapıyorsunuz?" diye üç kere sorduktan sonra " Kıyâmet gününe kadar olacak olan olacaktır (Allah'ın takdir ettiğine engel olamazsınız)" buyurdu (Müslim, Nikâh, 127).

"Azil gizli veiddir (Doğmuş kız çocuğunu diri diri gömerek öldürmenin üstü örtülü bir çeşidididir)" (Müslim, Nikâh, 141)

"Yahûdîler azlin gizli veid olduğunu ileri sürüyorlar" denilince şöyle buyurdular:" Yahudiler yalan söylüyorlar; Allah Tealâ yaratmayı dileseydi sen onu önlemeyemezdin." (Ebû Dâvûd, Nikâh, 48).
Bir savaş sırasında sahâbe azlin câiz olup olmadığını sorduklarında şu cevabı veriyorlar: " Size yapmamak gerekli değildir." (Müslim, Nikâh, 128-131)

Bu son hadîsteki ifade "Hayır, yapmamanız gerekir" şeklinde de anlaşılmaya müsait görülmüştür.

B- Nasların yorumu ve fıkıhta azil:

Dînin gâyeleri yanında bu hadîsleri değerlendiren İslâm âlimlerinin çoğunluğu -şartlı veya şartsız olarak-azli câiz görmüşler, kadının rahim ağzını kapatarak hâmileliği engellemesini de azle kıyas etmişlerdir. Hadîsleri farklı yorumlayan, câiz kılan hadîslerin, meneden hadîsler tarafından neshedildiğini (önce câiz iken sonra bu hükmün kaldırıldığını) ileri süren İbn Hazm (Zâhiriye mezhebinin imamlarından biridir) gibi birkaç âlim ise azli câiz görmemişlerdir (el-Muhallâ, X, 70).

Azli câiz gören âlimlerin görüşlerini üç gurupta toplamak mümkündür: Mutlak câiz görenler, şartlı câiz görenler, "câiz olmakla beraber mekruhtur, yapılmaması tercih edilmelidir" diyenler.

1. Gazzâlî, Nevevî gibi Şâfiî mezhebi âlimlerinin açık ifadelerine göre bu mezhepte azil câizdir; ancak tenzihen mekruhtur, yapılmaması tercih edilmelidir; dînin gâyesi (neslin korunması ve çoğaltılması) ve azlin yapılmamasını tavsiye eden hadîsler bu hükmün delîli ve dayanağıdır (Gazzâlî, İhyâ, II, 47-48; Nevevî, el-Mecmû', XV, 577).

2. Hanbelî mezhebine göre kadının izin vermesi halinde azil câizdir, kadın izin vermezse kocanın tek taraflı irâdesiyle azil yapması mekruh, hattâ bazı Hanbelîlere göre haramdır (Keşâfu'l- kınâ', III, 112; el-Muğnî, VII, 23-24).

3. Malikî mezhebine göre de kocanın azil yapmasının câiz olması karısının iznine ve rızâsına bağlıdır (eş-Şerhu'l-Kebîr, II, 266).

4. Hanefîlere göre karısının rızâsı bulunmadan kocanın azil yapması mekruhtur; ancak düşman ülkesinde bulunmak veya toplum ahlâkının bozulmuş olması sebebiyle doğacak çocuğun İslâmî kimlik ve kişilikten uzak yetişmesi ihtimâli gibi sebepler bulunursa koca, karısına rağmen azil yapabilir ve bu azil mekruh olmaz (Kâsânî, Bedâi', II, 334; İbn Âbidin, Radd, III, 176).

Mazeretli azil:


Bazı hallerde kadının izni bulunmasa bile azli câiz kılan sebepler (mazeretler) fıkıhçılar tarafından şöyle açıklanmıştır:

a) Düşman ülkesinde bulunmak ve çocuk doğduğu takdirde düşmanın eline düşerek esir veya köle olması ihtimâlinden korkmak.

b) Toplum ahlâkının ve eğitiminin bozuk olması sebebiyle çocuğun iyi bir müslüman olarak yetiştirilmesinin güç hale gelmiş olması

c) Câriyelerin bulunduğu dönemlerde bunların hâmile kalıp çocuk yapmalarının istenmemesi. Çünkü çocuk yapan câriyenin statüsünün değişmesi, artık çocuk anası (ummu'l-veled) olan câriyenin alınır satılır olmaktan çıkması söz konsudur.

d) Kadının zayıf, emzikli veya hasta olması gibi sebeplerle hâmile kalması halinde zarar görmesi ihtimâlinin bulunması.

e) Kocanın gelirinin az olması veya ibâdet gibi başka faâliyetlere de zaman ayırmak istemesi sebebiyle fazla çocuk yapmayı istememesi.

Hanefîlere göre ilk iki sebep bulunduğunda karının izni şart değildir.

Diğer sebepler bulunduğunda azlin câiz olabilimesi için zevcenin izni şarttır; çünkü Hz. Peygamber'in (s.a.v.) "zevcenin izni olmadıkça azil yapılmasını yasakladığı" rivâyet edilmiştir (İbn Mâce, I, 625).


Mazeretsiz azil:

Yukarıda sıralanan veya bunlara benzeyen mazeretler ve sebepler bulunmadığı halde yalnızca çocuk yapma, eğitme ve büyütme külfetinden kaçmak için azil yapılacaksa buna zevcenin izin vermesi, râzı olması azli câiz kılar mı?

Bu soruya müsbet cevap verenler, "evet, câiz olur" diyenler bulunmuş ve bunlar, " cinsî temasın tamam olması ve çocuk doğurma hakları kadına aittir, kadın bunlardan vazgeçer de azle izin verirse sakınca kalmaz" şeklinde bir delîle dayanmışlardır. Soruya olumsuz cevap verenler, "meşrû bir mazeret bulunmazsa azil, kadın izin verse de tenzihen mekruhtur, daha iyi olanı terketmektir " diyenler ise burada bir de dînin ve ümmetin hakkı bulunduğu, çocuğun olmasında dînin ve ümmetin menfaatinin sözkonusu olduğu fikrinden hareket etmişlerdir (Zeydân, el-Mufassal, VII, 257 vd.)

C- Kadının tedbir alması:

Kadının -eski uygulamaya göre- rahim ağzını geçici olarak kapatmak, tıkamak sûretiyle hâmile kalmayı önleme tedbiri alması, hüküm ve şartlar bakımından erkeğin azline kıyas edilmiş, "onun gibidir" denilmiştir ( İbn Âbidin, III, 176).

D-Azil ve rahim ağzını tıkama dışındaki kontrol tedbirleri:

Erkek veya kadının hâmileliği önlemek için ilâç kullanmaları konusu oldukça erken devirlerde (yaklaşık yedi asır önce) konuşulmuş, câiz görenler ve görmeyenler olmuştur. Geçmişte yerleşen ve uygulamaya esas olan görüş, çocuk yapmayı devamlı ve dönüşsüz olarak engelleyen ilâç ve tedâvinin câiz olmadığı, geçici engelleme yapan tedbirlerin ise câiz olduğu şeklindedir (Remlî, Nihâyetu'l-Muhtâc, VIII, 416; Zeydân, el-Mufassal, VII, 260).

Çağımızda bu konuya eğilen âlimlerimiz -bizim de katıldığımız- şu hükmü benimsemişlerdir:

Aşağıdaki şartlar dahilinde hâmile kalmayı engelleyen ilâçlar, tedâvîler ve operasyonlar câizdir:

1. Devamlı ve dönüşsüz olmamak.

2. Zararsızı veya -tıp ve dinî yasaklar bakımından- daha az zararlısı ve mahzurlusu var iken başkasına başvurmamak.

3. Alınan tedbirin taraflardan birine, yapıldığı zaman veya daha sonra önemli bir zarar vermemesi.

4. Mevcût çocuğa veya ileride doğacak çocuğa zarar vermemesi.

5. Alınan ilâcın, başvurulan tedbirin yalnızca spermin yumurtayı aşılamasına mânî olması. Eğer aşılanmış yumurtanın bozulmasına veya ölmesine ve düşmesine sebep olursa bu kürtaj mâhiyetindedir ve câiz değildir. Meselâ spiral koydurmanın hükmü, etkisi üzerindeki farklı görüşler ve tesbitler yüzünden tartışılmıştır. Bizim daha önce kendilerinden bilgi aldığımız uzmanlar, spiralin, aşılanmayı değil, aşılanmış yumurtanın rahim duvarına tutunarak beslenmesini engellediğini ileri sürmüşlerdi, biz de bu bilgiye dayanarak spiral tedbirinin kürtaj gibi olduğunu söylemiştik. Daha sonra, çok sayıda uzmanla birlikte yaptığımız bir seminer çalışmasında spiralin, daha çok aşılanmayı engellediği, aşılanmış yumurtanın ölümüne sebep olmasının ise daha az ve nadir olduğu ortaya çıktı. Biz de fetvâmızı değiştirdik; "böyle ise câiz olur" dedik. Çünkü fıkıhta hükümler nadir olana değil, gâlip ve çok olana binâ edilir ve şer'an mümkün olduğu, dince sakınca bulunmadığı ölçüde/takdirde insanlar zora sokulmaz.

6. İkinci madde ile de bağlı olarak alınan tedbirin şer'an (dince) sakıncalı olan bir eylem ve işleme sebebiyet vermemesi. Meselâ kadın veya erkeğin ilâç alarak veya erkek kaput kullanarak -zararsız bir şekilde- hâmileliği önlemelerinin mümkün olması durumunda operasyon câiz olmaz; çünkü bunda avret yerlerini açmak ve -gören, dokunan doktor da olsa, zarûrî olmadığı halde- başkalarına göstermek ve dokundurmak gibi sakıncalar vardır.

Prof. Dr. Hayrettin Karaman

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.03.2013   #8
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Bayanlara ÖZEL (mahrem konular)

Erkek çağırdığı zaman kadının kocasına icabet etmesi gerektiği konusu


Ebû Ümâme (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Üç kişi vardır ki, onların namazları kulaklardan öte geçmez:

1) Dönünceye kadar, kaçan köle.
2) Geceyi, kocası kendisine dargın olarak geçiren kadın.
3) Kavminin nefret ettiği imam." [Tirmizî, Salât 266, (360).>

AÇIKLAMA:

1- Namazların kulaklardan öte geçmemesi, tam bir kabulle kabul edilmeyeceğini veya salih ameller gibi Allah'a yüselmeyeceğini ifade eder. Türbüştî: "Kulak, yükselmede en aşağı seviyeyi ifade eder, bilhassa kulağın zikredilmesi, namazda kulağa gelen tilâvet ve duâların icrası sebebiyledir. Namazın, Allah'a makbûl olarak, icâbet görerek ulaşmayacağı ifade edilmiştir" der. İlâveten der ki: "Bu, Resûlullah'ın Kur'ân'ı okudukları halde gırtlaklarından öte geçmeyeceğini haber verdiği Hâricîlerin durumunu andırır. Hadiste kabul görmeme durumu, "kulakları geçmeme" ile ifade edilmiştir.

Suyûtî de: "Namaz semaya yükselmez" diye anlamış ve İbnu Mâce'de gelen İbnu Abbâs hadisiyle aynı mânâda bulmuştur:

"Onların namazları başlarından bir karış yukarı yükselmez." Bu, kabul edilmemeden kinâyedir, nitekim Taberânî'de kaydedilen bir İbnu Abbâs rivâyetinde "Allah onların hiçbir namazını kabul etmez" buyurulmuştur.

2- Kaçan köle câriye de olsa, erkek gibi aynı hükme tâbi olacağı belirtilmiştir.

3- Geceyi, kocasını darıltmış olarak geçiren kadınla ilgili vaîd, İslâm'ın karı koca arasını tanzim eden umumî bir prensibinin ifadesidir: "Erkek, nefsini taleb ettiği taktirde kadın buna icâbet etmelidir. Erkeğin kadın üzerindeki kaçınılmaz haklarından biri budur." Bir Buhârî hadisi aynen şöyle: "Erkek hanımını yatağa çağırdığı zaman, kadın gelmekten imtina ederse, sabaha kadar melekler lânet okur." Âyet-i Kerîme (meâlen): "İyi kadınlar itaatkâr olanlardır" (Nisâ 34) diyerek kadınlar hususunda umumî bir istikâmet çizmiştir. "Kocanın dargın sabahlaması"nın ana sebebi, âyetin irşâdı çerçevesinde aranabilir.

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim, bir erkek hanımını yatağa davet ettiğinde kadın imtina edip gelmezse, kocası ondan râzı oluncaya kadar semada olan (melekler) ona gadab ederler."

Bir başka rivâyette şöyle denmiştir: "Erkek, kadınını yatağına çağırır, kadın da gelmeye yanaşmaz, erkek öfkelenmiş olarak sabahlarsa, melekler sabaha kadar -bir rivayette yatağa gelinceye kadar- kadına lânet okurlar."

Bir başka rivâyette: "Kadın küskünlükle kocasının yatağından ayrı olarak sabahlarsa, melekler onu lanetler" denmiştir. [Buharî, Nikâh 85, Bed'ü'l-Halk 6; Müslim, Nikâh 120-122 (1436); Ebu Dâvud, Nikâh 41, (2141).>

AÇIKLAMA:

Bazı hadislerde kadının başta gelen vazifeleri arasında zikredilen taat'ın mühim maddelerinden biri, yatağa icâbettir. Erkek yatağa dâvet edince, buna icabet etmesi gerekmektedir. Bazı hadîslerde: "Fırın üzerinde olsa bile.." veya "Havıd (deve semeri) üzerinde olsa bile..." diye, yani "yanda bırakılması zor olan bir işte bile olsa mutlaka emre icabet etsin" manasında te'kid edilmiştir.

Yukarıdaki rivâyetler sebepsiz, meşru olmayan bir mâzerete emre icâbet etmeyen, kocasının yatak dâvetine uymayan kadının bu davranışına terettüp eden mânevî müeyyideyi beyan etmektedir: Kocasının davetine icâbet edinceye, kocasını razı ve memnun kılıncaya kadar meleklerin lânetine maruz kalmak... Mü'mine bir kadın için bu pek büyük bir hasâret ve zarardır.

Şârihler, "yatak" kelimesiyle münâsebet-i cinsiye'nin kinaye edildiğini belirtirler. Utanma vesilesi olan meselelerin zikrinde Kur'an ve hadiste sıkça kinâyeye başvurulmuştur, örneği çoktur...

Hadiste geçen "sabah oluncaya kadar..." ibâresi, imtina hâdisesinin geceye mahsus olduğu intibâını vermekte ise de, bu hal, kadının gündüzleri olacak davete imtinaına cevaz vermez. Gecenin zikri, istirahat ve yatma vaktinin gece olması, gündüzleri maişet kazanma meşguliyetinin galebe çalması sebebiyledir. Ayrıca bazı hadislerde, "gece" veya "gündüz" ayırımına yer verilmeden aynı durum mevzubahis edilmiştir.

Hz. Câbir'in bir rivayeti şöyle: "Üç kişinin namazı kabul edilmez ve hiçbir hayırları semaya yükseltilmez:

* Geri dönünceye kadar, kaçan köle;

* Ayılıncaya kadar, sarhoş;

* Râzı edinceye kadar, kocasını darıltan kadın."

"erkek öfkeli olarak sabahlarsa" ifadesi, kadının her icâbet etmeme hâlinin aynı derecede olmadığını belirtir. Yani erkek, kadının gelmeyişini mâzur addetmiştir veya çağırma hakkından vazgeçmiştir ve hanımına bu davranışı sebebiyle kızmamıştır. Şu halde yatağa gelmeme halleri, aynı mânevî müeyyideyi icâb etmez.

* Meleklerin duası, hayra da olsa şerre de olsa makbuldür. Bu sebeptendir ki, Aleyhissalâtu vesselâm, onların duasıyla korkutmuştur.

* Kocaya yardım ve rızasını aramaya irsâd var.

* Erkeğin cimayı terketmeye sabrı, kadınların sabrından daha zayıftır.

* Erkeğe en kuvvetli teşviş nikah yönünden gelmektedir. Bu sebeple Şârî bilhassa bu hususta kadının yardımcı olmasına ehemmiyet atfetmiş, teşriatta bulunmuştur.

* Hadis, hiçbir meselesini ihmâl etmeyip, herhangi bir, arzusuna mümânaat edeni bile meleklerin bedduasına mazhar etmek suretiyle alakasını gösteren, hukukunu koruyan Allah'a, erkeğin bu nimetlerine bedel, itaat etmesi, ibadetlerine sabır göstermesi gereği anlaşılır. Evet kula düşen, Rabbinin kendinden taleb ettiği hakları yerine getirmektir. Aksi takdirde onun davranışı, ihsanı bol bir zengine muhtaç durumda olan fakirin gösterdiği kabalık ve nankörlükten daha çirkin kaçar.

Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?"

"Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeye şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!" diye cevap verdi." [Nesâî, Nikâh 14, (6,68).>

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.03.2013   #9
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Bayanlara ÖZEL (mahrem konular)

Kadınların erkeklerin girmediği kadınlara özel plajlara gitmeleri günah mı? Kadınların kadınlara karşı tesettürü nasıl olmalıdır?


Kadınlar kendi aralarında da tesettüre dikkat etmelidirler. Müslüman bir kadının müslüman bir kadına karşı avret yeri göbeği ile diz kapağı arasıdır. Gayr-i mülim bir kadına karşı ise el, yüz ve ayaklar dışında kalan tüm bedenidir.

Bu sebeple kadınların erkeklerin olmadığı plajlarda da tesettüre dikkat etmeleri mayo ve bikini ile bulunmamaları gerekir. Kadınların kendi aralarında dahi olsa mayo ve bikini giymesi haramdır.

Ayrıca umuma açık bu gibi yerler suistimale açık olduğu için kadınların palajlara gitmemesini tavsiye ediyoruz.



Sorularla İslamiyet Editör

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.03.2013   #10
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Bayanlara ÖZEL (mahrem konular)

Abdestte kipriklerin de ıslanması gerekiyor mu, rimel abdeste mani midir?


Abdestte kipriklerin de ıslanması gerekir. Şayet kullanılan rimel suyun kipriklere temasına mani olacak şekilde tabaka oluşturuyorsa abdeste manidir.

Sorularla İslamiyet Editör


Özür sahibi olan kadın her namaz için abdest almalı mı?


Kadında devamlı gelen akıntı özür hali olacağı için her namaz için abdest alınması gerekir.


Sorularla İslamiyet Editör

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
cevapler , konular , mahrem , sorular


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Benzer Konular vb4xx ve vb3xx için İlk Mesaj İçinde Gösterim Vb4 benzer Konular SıLa Webmaster Dökümanlari 0 11.03.2013 14:15
Açıköğretim fakültesi bölümleri ve iş olanakları YuReK AÖF (Açık Öğretim Fakultesi) 0 04.01.2013 19:00
Cuma Günü Giydiklerimiz Özel Olmalı eSiLa Cuma Gunu 1 28.12.2012 09:53


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları