Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Tasâvvuf > Tasavvuf

Tasavvuf bir tevhid terbiyesidir


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Tasavvuf - kategorisi altındaki Tasavvuf bir tevhid terbiyesidir isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 20.01.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Post Tasavvuf bir tevhid terbiyesidir

Tasavvuf bir tevhid terbiyesidir

"İnsanın en temel meselesi Rabbini bilmek, Rabbini
bulmaktır. ALLAH insanı bunun için yaratmış, ve buna ulaşmaya muktedir biçimde
yaratmıştır. İnsanın dünya hayatı bunun sınavıdır. İnsan buna itiraz etse de,
onun fıtrat derununda kendini aşan böyle bir arayış vardır. Zaten insan da
burada odaklaşmıştır. Yani “Nereden geldim, nereye gidiyorum?” sorusu insanın en
kadim sorusu olmuştur ki, bu sorunun aradığı şey de “varoluş”un sırrıdır.

Varoluş'un sırrı arandığında varılacak nokta bir
Yaratıcı'nın varlığıdır. Ya da insan buna varırsa içi durulacak, buna varamadığı
ölçüde de içinde arayış süreci bitmeyecektir. Kur'an-ı mübinde ifadesini bulan
“Kalbler ancak ALLAH'ı zikrederek huzura, doyuma kavuşur” hükmü, insan fıtratına
yönelik bir ilahi tesbittir. Ya ALLAH'ı bularak, O'nunla buluşarak, O'nu şah
damarından yakınlığını hissederek itmi'nana erecek, ya da arayışlar içinde
çırpınacaktır.

Yaratıcı insanı bu noktada boşlukta da
bırakmamıştır. Yol işaretçileri göndermiştir.

Dinler ve dinlerle birlikte gönderilen peygamberler yol işaretçileridir ve
bu yolu gösterirler insana.

Yaratıcı, insandan, Yaratıcı'nın varlığını
bilmesinin yanında, 'Onun “Tek bir Yaratıcı” olduğunu bilmesini de istemiştir.
Yaratılışın sonsuz ahengi karşısında Kudret parçalanmasının, insan zihnini
doyuramayacağı açıktır. Tanrılar olamaz, Tanrıların olması kaosa açık bir sonuç
doğurur. Tek Tanrı olacaktır. Kainatın yaratıcısı tek Tanrıdır ve nizamı o
koymaktadır. İnsandan bu nizama uymasını da O istemektedir. “Tek”liğinin
idrakini ve ona saygı duyulmasını (ibadet) da O (c.c.) istemektedir.

Onun için vahiy dinleri tevhid dinidir ve İslam bir tevhid dinidir.


Bütün vahiy kaynaklı dinler “İslam” adıyla
isimlendirilir ve tevhidi öğütler. Bütün peygamberler tevhidi anlatır. Kur'an'da
geçmiş peygamberlerin kıssaları anlatılırken, farklı zamanlarda gelen her
peygamberin ana mesajının “ALLAH'tan başka ilah olmadığına iman – La ilahe
illALLAH” olduğu vurgulanır. İlahi dinlerin ana dokusu, kök hücresi tevhid'dir.
Rasulullah Efendimiz de, hemen tüm Mekke dönemi boyunca çağrısına inananları
“tevhid eğitimi”nden geçirmiştir.

Ancak insanda Tevhid bilincinin oluşumu – kararlı
bir iman haline gelişi, bir eğitimi gerekli kılar. Çünkü insanın zihni, müteal
bir kudrete bağlılıktan vazgeçmese bile, hangi kudrete gerçekten bağlanması
gerektiği noktasında dağılabilir. Aslında farklı zamanlarda gelen Peygamberlerin
ana mesajının tevhid olması da, insan zihninin zaman içinde dağıldığı ve ana
mecrayı kaybettiğini ortaya koyar.

İnsan, kendi nefsinden başlamak üzere hayatını
etkileyen pek çok güç odağını saygı duyulacak bir varlık olarak algılama
temayülündedir. Saygı ölçüsü kaybedildiğinde teabbüd ve “Tanrılaştırma”
başlayabilir.

Hazreti Muhammed Mustafa -sallALLAHü aleyhi ve
sellem- İslam'ı son tevhid dini olarak, en net biçimde insanoğluna sunmuş,
insanoğlunun şuurunu yenilemiş,dağınıklıktan kurtarmış, derleyip toparlamıştır.


İslam'ın tehvidi yeniden insanoğluna sunduğu zamanda
insanlar, ağaçtan, taştan, hatta bazen helvadan yaptıkları putlara
tapmaktaydılar, Hazreti İsa'nın getirdiği tevhid dini bile bulanmış, bizzat
Hazreti İsa “ALLAH'ın oğlu” gibi algılanmaya başlamıştı. Yahudilik ise Hazreti
Musa'nın açtığı çığırdan uzaklaşmış, bütün kainatın Rabbi olan ALLAH'ı “milli
tanrı”ya indirgemişti.



eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 20.01.2013   #2
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Tasavvuf bir tevhid terbiyesidir

İnsanlığın kafası karma karışıktı.


Rasulullah efendimiz, Mekke'den başlayarak tüm
insanlığa, yeniden bir “Tevhid şuuru” taşımakla görevlendirilmişti.

Bu yeni bir insanlık terbiyesi demekti.

İslam, insanın ALLAH dışındaki varlıkları tanrılaştırma zaafına karşı bazı
psikolojik yönelişleri yasaklamış ve onlardan korunmayı tavsiye etmiştir.


Yaratıcıya ortak koşmak anlamına “şirk” varlığı izah
noktasında en akıl dışı, Yaratıcı'nın hukukunu çiğneyen saçma izah anlamında
“zulüm” diye nitelenen bir yasaktır. İnsan, taş, ağaç, güneş, ay, rüzgar....
insanı etkileyen hangi güç olursa olsun, Yaratıcı'nın ortağı olarak görülmesi
yasaklanmıştır. Bu açık şirktir.

Bir de İslam'ın “gizli şirk” diye nitelediği şeyler
vardır. Bunlar farkında olarak veya olmayarak yapılan, ama özünde ALLAH
iradesinden başka iradeyi öne çıkaran eğilimlerdir. Mesela ALLAH'a ibadet
çerçevesinde yapılan bazı insani faaliyetlerin, başka kudretleri memnun etmek
için yapılması hali “riya – gösteriş için yapma” diye nitelenmiş ve
yasaklanmıştır. Namazı “Ne kadar ibadet ehli” desinler diye gösteriş için
kılmak, orucu gösteriş için tutmak, zekatı gösteriş için vermek, cihadı “ne
kadar kahraman” desinler diye yapmak...

Bunlar insanın his dünyasına üşüşen duygulardır.
İnsan bizzat kendi nefsini bile kutsayabilir, davranışlarını onu “hoşnud etmek”
için yapabilir. Kur'an “hevasını tanrı edinen” insandan bahsediyor. Demek ki
içimizde bizi yanıltan bir yöneliş bulunabiliyor.

Bunları aşıp, kudreti sonsuz olan Yaratıcı'ya
teabbüd için bütün melekelerini bir yerde yoğunlaştıran bir şahsiyet inşası...
Terbiye bu...

Terbiye ile, tevhidin insanda bir şahsiyet dokusu -
çerçevesi haline gelmesi gerekiyor ki davranışlara insiyaki olarak yansısın.
İnsiyaki olarak, yani, refleks halinde, kendiliğinden, zorlama olmaksızın, zaaf
anlarında ani şoklarda zihni kaymalara izin vermeksizin davranışlara yansıma...


İnsan bunu bir biçimde gerçekleştirmeli. Yani kendi
kişiliğini bu şekilde inşa etmenin yolunu bulmalı. Aslında her mü'min için
zaruri yön bu. İslam dairesine girdikten sonra imanın gerçek manasına ulaşması
için Kur'an'ın “İmanın kalplere nüfuz etmesi” diye şart koştuğu şey bu. (Hucurat,
14)

Tasavvuf bunun derdindedir. Müslüman olmanın
sırrının bu olduğunu kavramıştır. Yani ALLAH'ı bilmek ve O'nun tek bir Yaratıcı
olduğunu idrak...

Tasavvuf bundan bir sonraki adım olarak da, gerçek Müslümanlığın, ancak
ALLAH'ı unutmamakla mümkün olacağına kaildir.

Normalde bir Müslüman, araya araya böyle bir iz
oluştururdu. Tasavvuf da, araya araya oluşturulan izdir. İş, ALLAH'ı bilmeyi,
O'na yakın olmayı, O'nu unutmamayı dert edinmektir. Adı tasavvuf olmasa da böyle
bir iz oluşturmak zorundaydı Müslüman.... Şöyle de denebilir: Böyle bir gayretin
bir adı tasavvuf olmuştur.

Aslında bu doğru bir İslam idrakidir. Altın çerçeve şudur:

-ALLAH var.

-ALLAH eşi ve benzeri bulunmayan tek bir Yaratıcı.

-Ve ALLAH bize yakın. Şah damarımızdan yakın. ALLAH nerede olursak olalım
bizimle beraber. ALLAH bizi görüyor.

İşte bu idrak.

Bunun bir idrak haline gelmesi gerekiyor ve bu da
kendiliğinden olmuyor. Tüm Mekke dönemi boyunca Müslüman topluluğun Peygamber
eliyle böyle bir eğitimden geçmesi, tevhid şuuru, ALLAH Teala ile birliktelik
şuuru, O'nun bize yakın olduğu bilinci, O'nun bizi gördüğü bilinci, hiçbir
davranışımızın O'na gizli olmadığı şuurunun hem ne kadar hayati olduğunu hem de
bunun insanda şahsiyet haline gelmesinin ne kadar hayati bir şahsiyet
terbiyesini gerektirdiğini ortaya koyuyor.

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 20.01.2013   #3
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Tasavvuf bir tevhid terbiyesidir

Tasavvuf nasıl terbiye ediyor?

Tasavvuf, kişilik inşasına yönelik terbiye metodunu
Rasulullah'ın çizgisinden bulduğu inancındadır.

Tasavvuf zihni terbiye ediyor, kalbi terbiye ediyor, davranışları terbiye
ediyor.

İradeniz netleşiyor, kesinleşiyor, yoğunlaşıyor...
Artık istiyorsunuz, büyük bir aşkla istiyorsunuz. Dünya sınavını çözdünüz, bunun
gereğini yerine getirmeye karar verdiniz. “ALLAH'a koşun” çağrısı yüreğinizi
zonklattı, “Başka nereye gidebilirim?” dediniz ve “Yol”a düştünüz. Zihninize,
kalbinize ve davranışlarınıza “ALLAH yolunda sabit kadem olması için” emek
vereceksiniz.

Bu, idrakin masiva - ALLAH'tan, yani ALLAH'ın
dışındaki tüm varlıkların teabbüdi etkisinden arınması ve tevhid bilinci ile
yeniden tanzim edilmesi demek... Ancak Sana ibadet eder, ancak Senden yardım
dileriz.

Bu, kalbin tevhid ve maiyyet bilinci ile yoğrulması
demek... Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir. O size şah damarınızdan
yakındır. Dua ettiğinizde duanıza cevap verir. Bir kalbi kıvam halinde sizin
tutan eliniz, yürüyen ayağınız, gören gözünüz olur.

Bu, davranışlarınızın ALLAH'ın sizi gördüğü bilinci
içinde şekillenmesi demek. ALLAH'ı görüyormuş gibi yaşamak... Biz onu
görmüyorsak da O'nun bizi gördüğü bilinci içinde...

Kelime-i tevhidi kalb ve zihin dokusu haline
getirmek için çaba.

İhlası kişilik dokusu haline getirmek için çaba.

ALLAH'ın insana yakınlığını idrak için çaba.

ALLAH'ın bizimle beraber olduğunu asla akıldan çıkarmamak için çaba...


Bu dünyanın geçiciliğini idrak, doğumunun olmadığı
gibi hayatının da kendi elinde olmadığını idrak, her an çağrılabileceğini idrak,
ve gerçek hayatın ölümden sonraki ebedi hayat olduğu bilincini hayat disiplini
haline getirmek için çaba...


Bütün bu çabalar içerisinde Hazreti Peygamber
(s.a.)'le, O'nun izinden gidenlerle, ALLAH dostlarıyla yan yana durarak onlardan
takviye almak... Bu yol, binlerce peygamberin yolu, Hazreti Muhammed Mustafa'nın
yolu, Ashab-ı kiramın yolu, ALLAH dostlarının yolu... Böyle şerefli bir yolda
yürüdüğü bilincinden güç almak.

Bütün bu çabaları birlikte yaşayacağı yol
arkadaşları bulmak ve birbirini beslemek...


Kendini bir yolda bilmek...

Yolun terbiyesini kuşanmak için ahidleşmek... Yol
önderleri ile, yol arkadaşlarıyla ahidleşmek... Şunu da söylemek gerekiyor:
Böyle bir yolda önderlerle yolcular ALLAH Teala ile ilgili hukuk bakımından
birbirinden farklı değil. Son nefese kadar herkes imtihanda. Hatta bu noktada,
ALLAH'ın hukukunu bilme ölçüsünde derinleşen bir sorumluluğa dönüşüyor. Sevgi de
büyüyor, takva da, kaygı da... Belki ümit de...

Tasavvuf, bütün bunları, bir günlük, beş günlük bir
geçici meşgale gibi değil, bir hayat disiplini gibi görmek anlamına geliyor
ayrıca...

Vel hasıl tasavvuf, güzel Müslüman olma çabası, gayreti, hasreti, coşkusu
demek aynı zamanda...

Ahmed Taşgetiren

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tasavvuf Dinin Hizmetçisidir eSiLa Tasavvuf 2 20.01.2013 19:20
Tasavvuf, kalp ayağı ile Hakka yolculuktur eFe Tasavvufi Sohbetler 0 09.01.2013 11:41
Tevhid Öğretmenim TuRKuaZ iLahi-eZGi SözLeri 0 08.12.2012 22:49
Dinin tasavvuf boyutu eSiLa Tasavvufi Sohbetler 0 07.12.2012 14:12
tasavvuf ilmi nasıl doğdu? eSiLa Tasavvufi Sohbetler 0 07.12.2012 14:11


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları