Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Tasâvvuf > Tasavvuf

Tasavvuf’un kaynağı Kur’an ve Sünnettir


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Tasavvuf - kategorisi altındaki Tasavvuf’un kaynağı Kur’an ve Sünnettir isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 22.03.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Post Tasavvuf’un kaynağı Kur’an ve Sünnettir

Cüneyid-i Bağdadi hazretleri şöyle söyler: “Peygamberlerin izini takip müstesna, Allah’a giden yolların hepsi kapalıdır. Bizim bu ilmimiz, Kitap ve Sünnet’in esasları ile bağlıdır.”

Kur’an ve Sünnet’ten sonra ise bu hikmetleri bize, başta Ehl-i Beyt ve Eshab-ı Kiram kaynakları olmak üzere Hazreti Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazali, Şah-ı Nakşibend; Abdulkadir-i Geylani, Ahmed er-Rıfai, Mevlana Halid-i Bağdadi, Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi ve Esad Erbili (ALLAH sırlarını ali eylesin)gibi büyük zatların eserleri sunar. Ki bu zevat-ı kiram, direkt olarak Kuran’dan alırlar ilhamlarını. Akıl pehlivanı ile koca hikmet deryasına karşı güreşmezler. Hadlerini bilirler.

Veliler, peygamberlerden sonra, hikmet ve doğru bilgi aktarımı konusunda vazifeleri bulunan kimselerdir. Bu önemli vazifelerinden dolayı, onları sevenler, onların etrafında halkalanır ve onlardan Kur’an hakikatlerini öğrenirler. Bir veliyi de aktardığı bilgilerin sahihliğinden veya sözlerindeki hikmetlerinden tanıyabiliriz. Çünkü Yüce Allah, hikmetini kimin kalbine koyacağını çok iyi bilir ve onun kıymetini bilmeyecek kişilere onu vermez.

Velilerin yolu, Peygamberlerin, Sahabelerin yoludur. Veliler, kendilerinden önce gelen mezhep imamlarına, şeyhlerine ve pirlerine, daima hürmet eder ve onların aktardıkları bilgileri de birer baş tacı olarak kabul ederler. Felsefecilere gelince onlar ise kendilerinden önce gelen filozofların fikirlerini çürütmeye çalışarak, ömürlerini çürütürler.

Yol icat etmekle değil, yola tabi olmakla insan özgürlük menziline vasıl olur. Yolu seyretmek yerine de yola düşmek gerekir. Hiç mi Hz. Ebubekir ve Hz. Osman’dan (radıyallahu anhum) ibret almayacağız! Onlar, hilafet makamına ilk geçtiklerinde vermiş oldukları hutbelerde şunları söylediler…

Hz. Ebubekir radıyallahu anhu: “Ben ancak, Allah ve Rasulü tarafından gösterilen istikameti takip ederim, yoksa yeni bir yol ihdas edeceklerden değilim.”

Hz. Osman radıyallahu anhu: “Ben, tabi olanlardan, taklit edenlerden ve uyup gidenlerdenim. Size yeni bir yol gösterecek değilim.”

Tasavvuf, şefkatli bir baba gibidir

Sonuç olarak, teslimiyeti ve rızayı bir erdem olarak gören tasavvuf ile şüphe, itiraz ve eleştiri yöntemini benimseyen felsefe arasındaki en önemli farkı hatırlatarak yazımızı sonlandıralım. Tasavvuf bütün şüpheleri yok ederek, kalplere ulvi bir heyecan, itminan ve sükûnet duyguları kazandırmak suretiyle bir huzur yolu iken; felsefe ise asrın tedirgin insanın zihninden söküp atamadığı şüphelerine, yenilerini de ilave ederek, kalpleri huzursuz etmektedir.




Felsefe; insanı, her şeyi aklıyla halledebileceğine inandıran ve böylece hayat denizinde kılavuzsuz bırakarak, onu şaşkınlık girdabına sürükleyen azgın bir dalgadır.

Gül bahçesinin kapısı, falan düşünürün veya filozofun sözleri değildir. “La raybe fîh” olan, yani “İçerisinde hiçbir şüphe olmayan” Kur’an-ı Kerim’dir. Sevenlerin ve sevilenlerin olduğu bir gül bahçesi ile acı meyveler veren verimsiz arazi elbette bir olmaz.

Söyler misiniz bana; evlatlarına miras olarak şüphelerini bırakan solgun benizli bir baba mı? Yoksa onu şüphelerden kurtararak, gerçek hikmetleri öğreten gül yüzlü ve şefkatli bir baba mı daha hayırlıdır?

AYDIN BAŞAR

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kur’an Okumayı Bilmek Yeterli Olsaydı! SıLa Kur'an hakkında YazıLarınız 0 13.03.2013 17:30
LİSE1 ÜNİTE 4 - Kur’an Ve Ana Konulari eFe Din Kültürü ~ Ahlak Bilgisi 0 07.03.2013 14:47
Kur'an ın namaz konusunda verdiği detaylar. eSiLa Kur'an-ı Kerim 1 27.02.2013 22:01
Meleklere iman konusu ve Kur'an.... eSiLa Kur'an-ı Kerim 0 27.02.2013 21:54
Recm Cezası ve Kur'an ın Emri. eSiLa Kur'an-ı Kerim 0 27.02.2013 21:36


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları