Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Tasâvvuf > Tasavvuf > Tasavvufi Sohbetler

Like Tree1Likes
  • 1 Post By TuRKuaZ

Silsile-i sadat-ı kiram


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Tasavvufi Sohbetler - kategorisi altındaki Silsile-i sadat-ı kiram isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 04.12.2012   #1
ÖzeL Üye
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 59
Arkadaşlar: 1
Konular:
Mesajlar: 1.368
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: TuRKuaZ is an unknown quantity at this point
Standart Silsile-i sadat-ı kiram

Click the image to open in full size.
Hz. Muhammed (sas)
Hz. Ebubekr Sıddık (ra)
Selman-ı Farisi Hz. (ra)
Ebu Muhammed Kasım Hz. (ra)
İmam Cafer-i Sadık Hz. (ra)
Ebu Hasen Harakani Hz. (ks)
Ebu Ali Farmedi Hz. (ks)
Hace Yusuf Hemedani Hz. (ks)i
Abdülhalık Gücdevani Hz. (ks)
Hace Arif-i Rivegeri Hz. (ks)
Hace Mahmud İnciri Fağnevi Hz. (ks)
Hace Ali Ramiteni Hz. (ks)
Muhammed Baba Semmasi Hz. (ks)
Seyyid Emir Külal Hz. (ks)
Alaeddin Attar Hz. (ks)
Yakub-i Çerhi Hz. (ks)
Ubeydullah Ahrar Hz. (ks)
Mevlana Muhammed Zahid Hz. (ks)
Mevlana Derviş Muhammed Hz. (ks)
Hace Muhammed Emkeneki Hz. (ks)
Muhammed Baki Billah Hz. (ks)
İmam-ı Rabbani Hz. (ks)
Muhammed Ma’sum Hz. (ks)
Mevlana Muhammed Seyfeddin Faruki Hz. (ks)
Seyyid Nur Muhammed Bedauni Hz. (ks)
Mirza Mazhar Can-ı Canan Hz. (ks)
Abdullah-ı Dıhlevi Hz. (ks)
Mevlana Halid-i Bağdadi Hz. (ks)
Mevlana Seyyid Abdullah Hakkari Hz. (ks)
Seyyid Taha Hakkari Hz. (ks)
Seyyid Sıbgatullah Arvasi Hz. (ks)
Abdurrahman Tahi Hz. (ks)
Fethullah Verkanisi Hz. (ks)
Muhammed Diyaeddin Nurşini Hz. (ks)
Ahmed Haznevi Hz. (ks)
Gavs Seyyid Abdulhakim Bilvanisi Hz. (ks)
Seyyid Muhammed Raşid Hz. (ks)
Gavs-ı Sani Seyyid Abdulbaki Hz. (ks)
Click the image to open in full size.

SıLa likes this.
TuRKuaZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 04.12.2012   #2
ÖzeL Üye
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 59
Arkadaşlar: 1
Konular:
Mesajlar: 1.368
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: TuRKuaZ is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Silsile-i sadat-ı kiram

SADAT-I KİRAM

GAVS-I SANİ SEYYİD ABDULBAKİ HZ.(ks)
Bilvanis, Siyanüs, Taruni, Havil, Dilibey, Nurşin, Kasrik ve Gadir köylerinden soluklayarak Menzil’i mekan edinen Gavs Hz.leri ve oğulları (Seyda Hz.leri ve (gavsi sani Hz.leri) kıyamete dek sürecek irşad faaliyeti sergilemektedirler. Peygamber soyundan gelen bu aile, Şah-ı Nakşibendi (k.s.)’ın Kasr-ı Arifan’da başlattığı irşadın ikincisini her türlü çileye rağmen, devam ettirmektedirler. Bu yüzden Menzil’e Seyda Hz.leri (k.s.) ikinci Buhara demiştir. Gerek Gavs Hz.leri, gerek Seyda Hz.leri ve gerekse Seyyid Gavs-ı Sani Hz.lerinin bu yerlerde Allah’ın rızasını kazanmaktan başka gayeleri olmamıştır. Rıza-ı Bari hayatlarının parçası olmuş ve bu uğurda diyar diyar gezmişler ve bu uzun yürüyüşten sonra , Menzil en son durakları olmuş. Böylece göç ve hicret hayatını yaşayarak Resulüllah’a mutabaat yaptılar.
Bu yürüyüşü önce Gavs Hz.leriyle köy köy gezerek başlamış Seyda Hz.leri döneminde kalabalıklara dönüşmüş ve Seyyid Gavs-ı Sani Hz.lerin de ise zirveye ulaşmıştır. Bu irşad halkasının içinde Şeyh Abdurrahman-ı Tahi, Şeyh Fethullah, Şeyh Muhammed Diyauddin, Şeyh Ahmed-el Haznevi gibi sadatlar sıralanmış, mekan değiştirenlerin yerine Gavs Hz.leri, Seyda Hz.leri ve Seyyid Gavs-ı Sani Hz.leri aynı heyecanla bu yolu bugüne dek taşıyarak onların yollarını takib etmişlerdir.
Nöbeti devraldığı zat, hem kardeşi, hem yol arkadaşı, hem mürşidi Seyda Hz.leridir. hayattayken arkasında iki büklüm bir vaziyette büyük bir adabla peşisıra yürümesiyle dikkati çeken Seyyid Gavs-ı Sani Hz.leri ilerisini haber verircesine nöbeti Seyda Hz.lerinden devralmıştır. Babaları Gavs Hz.leri olan bu ikili, ailenin gözbebekleridir adeta.

TuRKuaZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 04.12.2012   #3
ÖzeL Üye
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 59
Arkadaşlar: 1
Konular:
Mesajlar: 1.368
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: TuRKuaZ is an unknown quantity at this point
Standart

İbrahim Edhem ve Yoksulluk



Click the image to open in full size.
İbrahim b. Edhem hazretlerinin (ö.161/778) arkadaşı olan Ahmed b. Abdullah der ki: Horasan’daki beylik ve bolluk günlerinde, İbrahim Edhem köşkünde ikâmet ederken adamcağızın biri elinde ekmekle köşkün gölgesinde göründü.




İbrahim onu dikkatle izliyordu. Adam elindeki ekmeği yedi, üzerine su içti ve köşkün gölgesinde yatıp uyuyuverdi.Garip adam uykudan kalkınca İbrahim Edhem bir hizmetçisiyle onu köşke çağırdı ve sordu: “Ekmeğini yedin mi?” Adam: “Evet yedim.” dedi. Tekrar sordu: “Peki doydun mu?” Adam: “Doydum tabii!” dedi. “Suyu da içip kandın mı?” diye sorunca: “Evet ya, kandım!” dedi. “Bir de dertsiz kaygısız, rahatça uyudun öyle mi?” deyince: “He ya, uyuyuverdim!” dedi. Bu rahatlığı gören İbrahim Edhem kendi kendine: “İnsan şu gördüğüm şeyle yetindikten sonra ben dünya saltanatını ne yapayım!” diye söylendi.
İbrahim b. Beşşar anlatıyor:
İbrahim b. Edhem’le bir gece akşamlamıştık. Yanımızda yiyecek ne bir şey vardı, ne de bir imkan. O beni üzgün görünce dedi ki: “İbrahim! Allah yoksullara dünya ve ahirette ne nimetler rahatlıklar vermiştir (bilir misin)? Allah onlara kıyamet günü zekâttan ve sadakadan hesap sormayacak, hacdan ve maddi yardımlardan sorgulamayacak. Bu gibi şeylerden dünyada zengin fakat ahirette fakir kimseleri sorgulayıp hesaba çekecek. Dünyada nice üstünlük sahibi kıyamet günü zillete düşecek. Kederlenme, üzülme! Allah’ın rızkı sana gelecektir. Bizler Allah’a itaat ettikçe, hangi halde sabahlasak da akşamlasak da aldırma!”
Sonra kalkıp namazlarımızı kıldık. Ancak bir saat kadar geçmişti ki, adamın biri sekiz parça ekmek ve birçok hurmayla yanımıza geliverdi. Yiyecekleri önümüze koyarak: “Allah size rahmet etsin, buyrun yiyin!” dedi. O sırada bir dilenci gelerek: “Bana bir şey yedirin..” deyiverdi. İbrahim Edhem biraz hurmayla birlikte üç parça ekmeği ona ve üçünü bana verdi. Kendisi de iki parçasını yedikten sonra: “Yardımlaşmak müminlerin güzel ahlâkındandır.” dedi.
İbn Asâkir, Tarîhu Medîneti Dimaşk (Beyrut 1995), 6/287, 308; Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya (Beyrut 1997), 7/428.

TuRKuaZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 04.12.2012   #4
ÖzeL Üye
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 59
Arkadaşlar: 1
Konular:
Mesajlar: 1.368
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: TuRKuaZ is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Silsile-i sadat-ı kiram

AHDE VEFA BÖYLE OLUR


HZ ÖMER arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derlerki



-Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.

Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek:

-Söyledikleri doğrumu diye sorar.

Suçlanan genç derki evet doğru bu söz üzerine Hz Ömer:

-Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar.

Bunun üzerine genç anlatmaya başlar,derki :

-Ben bulunduğum kasaba hali vakti yerinde olan bir insanım ailemle beraber gezmeye çıktık kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Hayvanlarımın arasında bir güzel atım varki dönen bir defa daha bakıyor hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyva koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş atım oracıkta öldü, nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım babası öldü, kaçmak istedim, fakat arkadaşlar beni yakaladı,durum bundan ibaret,dedi.

Bu söz üzerine Hz Ömer söyleyecek bir şey yok bu suçun cezası idam, madem suçunu da kabul ettin...

Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:
-Efendim bir özrüm var, ben memleketinde zengin bir insanım babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı, gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım şimdi siz bu cezayı ifnaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettğiniz için Allah indin'de sorumlu olursunuz, bana üç gün izin veriseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün için de yerime birini bulurum der.

Hz Ömer dayanamaz derki:

-Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalırki? der,

Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar derki,

-Bu zat benim yerime kalır, o zat Amr ibni As' dan başkası değildir. Hz Ömer Amr 'a dönerek

-Ey Amr delikanlıyı duydun, der.

O yüce sahabi:

-Evet, ben kefili, der ve genç adam serbest bırakılır.

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur, Medinenin ileri gelenleri Hz Ömere çıkarak gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr'ın idamın yerine, maktülün diyetinin verilmesini teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz, derler.

Hz Ömer kendinden beklenen cevabı verir, derki,

-Bu kefil babam olsa farketmez, cezayı infaz ederim.

Amr tam bir teslimiyet içerisinde derki,

-Biz de sözümüzün arkasındayız.

Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.

Hz Ömer gence dönerek derki,

-Evladım gelmeme gibi önemli bir fırsatın vardı neden geldin.

Genç vakurla başını kaldırır ve:

-Ahde vefasızlık etti demeyesiniz diye geldim, der.

Hz Ömer başını bu defa çevirir ve Amr'a derki,

-Ey Amr sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?

Amr :

-Bu kadar insanın içerisinden beni seçti, insanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim der.

Sıra gençlere gelir derlerki,

-Biz bu davadan vazgeçiyoruz, bu sözün üzerine Hz Ömer :

-Ne oldu biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz?

Gençlerin cevabı dehşetlidir :

- Merhametsiz insan kalmadı demeyesiniz diye.

TuRKuaZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 04.12.2012   #5
ÖzeL Üye
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 59
Arkadaşlar: 1
Konular:
Mesajlar: 1.368
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: TuRKuaZ is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Silsile-i sadat-ı kiram

MÜRŞİDSİZ OLMAZ


Click the image to open in full size.


Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebelerinden biri şeytanın vesvesesine kapılıp; "Artık ben kemâle geldim. Sohbete devâm etmeme lüzum kalmadı." deyip kendi başına bir yere çekildi.





Benlik ve gururundan dolayı şeytânî bir rüyâ gördü. Rüyâsında, bağlık bahçelik içinde güzel nehirler ve çok lezzetli yemekler yediğini gördü. Bu rüyâyı hakîkat zannedip, kibiri daha da arttı ve bu hâlini arkadaşlarına anlattı. Onlar da Cüneyd-i Bağdâdî'ye arzettiklerinde, Cüneyd-i Bağdâdî çok üzüldü ve anlatılan kimsenin yanına gitti. Baktı ki o kimseyi şeytan aldatmış, Ona;

"Seni bu gece Cennet'e götürürlerse, Cennet'e vardığında üç defâ Lâ havle oku." buyurdu. Hakîkaten o kimseyi rüyâsında Cennet'e götürdüler. O kimse Cennet'e vardığında üç defâ Lâ havle okudu. Gördüklerini ve kendisinde hâsıl olan şeytânî hâllerin hepsini unuttu. Bir anda kendisinin pislik ve çöplük içerisinde olduğunu gördü.Uyandığında gördüklerini hatırladı ve içine düştüğü hatâyı anladı. Çok pişman olup tövbe etti ve Cüneyd-i Bağdâdî'nin elini öptü. Sohbetlere devâm edip, talebeler arasındaki yerini aldı.

Hazret-i Cüneyd-i Bağdâdî buyurdu ki:

Herkese bir mürşid-i kâmil lâzımdır. Aksi halde mel'ûn şeytan gelip kendisine musallat olur ve insan maazAllah ona tâbi olur."

TuRKuaZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 04.12.2012   #6
ÖzeL Üye
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 59
Arkadaşlar: 1
Konular:
Mesajlar: 1.368
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: TuRKuaZ is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Silsile-i sadat-ı kiram

ALLAH Dostlarına Kötü Davranmanın Bedeli



Click the image to open in full size.



İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin güvenilir bir talebesi ve oğulları şöyle anlatmışlardır: Bir tüccar, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin komşularından birinin malını çaldı. Mal sâhibi ise, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin akrabâsından bir genci hırsızlıkla ithâm etti.





O genç, hakâret ve dayak korkusundan kaçıp gitti. Serhend'de bu işlerle görevli olan nöbetçi bunu duyunca hazret-i İmâm'ı çağırdı. İşinde gevşeklik gösterenin yanına gitmek îcâbetmediğini bildikleri hâlde, İmâm-ı Rabbânî hazretleri talebelerinden birisi ile, yaya olarak oraya gitti. O edepsiz nöbetçi onların şânına yakışmayan sözler söyledi. Hazret-i İmâm ise gâyet yumuşak cevaplar verdi.

Bu esnâda Mevlânâ Tâhir Bedahşî geldi. O kızgın nöbetçiye;

"Kimi ayağına çağırdığını biliyor musun? Allahü teâlânın dostlarına kötü davrananlar elbette kısa zamanda cezâsını görür." dedi.

Nöbetçi onları bıraktı. Aradan bir gün geçmeden bu edepsiz nöbetçi, semtinde bulunan büyük bir kalabalıkla münâkaşa etti. İş kavgaya döküldü. O nöbetçi, oğullarından ve akrabâsından yirmi kadar insanla kalabalığa karşı koymak istedi ve evin damına çıktı. O evde harb için saklanan patlayıcı maddeler vardı. Oraya âniden bir ateş düştü ve büyük bir patlama oldu. O nöbetçi, bütün oğlu ve akrabâsı ile havaya uçtu. Cesedleri bile görülmedi. Böylece Allah dostlarına kötü söz söylemenin cezâsını canıyla ödedi.

Allah Dostları hakkında konuşurken lütfen adabımıza ve sözlerimize dikkat edelim kardeşlerim,çünkü Allah' c.c. dostuna laf söylenmesini sevmez.

Dua Ve Himmetle

TuRKuaZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları