Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Kur'an-ı Kerim > Kur'an-ı Kerim > Tefsir

Like Tree1Likes
  • 1 Post By aldemira

Asr suresi


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Tefsir - kategorisi altındaki Asr suresi isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 02.05.2013   #1
Üye
aldemira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: May 2013
Üye Numarası: 250
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 20
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: aldemira is an unknown quantity at this point
Standart Asr suresi

ASR SURESİ


Asr’ı, sıkıp suyunu çıkarmayı, özüne ulaşmayı düşün. Kuranı asr yapmayı, okumayı, anlamayı, ilkelerini kavramayı aklet. İnsana verilen özellikleri, melekeleri, imkanları, zamanı, gelip geçiciliği düşün. Nerden gelip nereye gittiğini, ne için geldiğini anla.
Aksi halde insan hasar içerisindedir. Hüsrana uğramaktadır. İnsanın yaratılışını, tüm melekelerin insana itaatini, ayartıcı melekenin yani Şeytanın ayartısını ve insanın geçici hayatın süsleri karşısındaki zaafını, çoğaltma tutkusunu, geçimlikleri amaç edinerek azmasını düşün. Allahın vaadi gereği insanlığa lütfettiği Kuranın rehberliğine olan ihtiyacını idrak et. Ancak, Kuranı asr edip, suyunu sıkanlar, özüne manasına, ilkelerine, amacına ulaşanlar hüsrandan, hasardan kurtulabilir.
Bunun için, Kuranı özüne, ilkelerine ulaşacak şekilde asr edip okuyanlar, gereğince alaka gösterenler, önem ve öncelik verenler de bu sonuçlara teslim olur, inanır, güvenir, emin olur, yaşarsa kurtulabilir. Kuranın rehberliğine, Allah’a ve öğretisine güvenmek, yaşama geçirmek, tercihlerde bulunurken uygulamakla olur. Her ne olursa olsun bu güvende zaafa uğramamalı, endişe etmemeli ve ümidini yitirmemelidir. Kuran ölçülerini görmezden gelmemelidir.
Kuran ve rehberliği doğrultusunda kendisinden başlayarak, kurbiyet kurarak, ilişki, bağ, tanışıklık, dostluk, sevgi, iletişim köprüsü ve diyalog kanalları oluşturarak tüm insanlığı, güzellikle, en uygun zaman, yer, ortam, söz, tavır ve yöntemle ıslah, değiştirme ve dönüştürme çalışmasında sürekli bulunmalıdır. Hasenat olan, yani kendi dışındakilere yansımayan, hasene olan işleri çok yapmak, gece gündüz hatta devamlı, namaz, oruç vb işleri çokca yapmak değildir. Hasenat olarak anılan bu ve benzeri, insanı kötülükten alıkoyan ve manevi yapısını güçlendiren güzel işlerin yanı sıra, esas rolünün, kulluğun ve ibadetin, ameli salihatta bulunmak, yani tüm insanlığı, düzenleri ve sistemleri değiştirmek, gerçek barışa, kainattaki teslimiyete ulaştırmaktır. Değişim, dönüşüm için Kuranla tanışmaya, ikra yapmaya vesile olmaktır. Kuran terbiyesine ulaştırmaktır. Kuran halkaları oluşturarak bu değişimi ve dönüşümü sürekli hale getirmektir. Gündemi Kuran yapmaktır. Kuranı amaç yapıp, araçları, mal vb her şeyi bu yolda seferber etmektir.
Bu yolda, hep Haktan, gerçekten, adaletten, güzellikten, doğruluktan, Kitaptan yana olmalıdır. Bunları savunmalıdır. Bu değerlerin yanında yer almalıdır. Davasında, yönteminde, usulünde, aracında, bu değerleri gözetmelidir. Hikmetli davranmalıdır.
Bu davada, karşılaşacağı zorluklara, sıkıntılara, engellere, dünyanın cazibeliği geçimliklerine, çekiciliğine, ayartısına, tüm insanlığı peşinden sürükleyip köleleştirmesine, zorbalıklara, tehditlere, baskı ve işkencelere karşı sabırlı olmalıdır. Tahammül göstermeli, dayanmalı, göğüs germeli ve direnmelidir. Mücadelesine devam ederek tüm zorlukları aşmaya ve amaçlarına ulaşmaya çalışmalıdır.
Kuranı sıkıp suyunu çıkaran, özüne ulaşan, bunlara iman eden, bu ilkelere güvenen, bu uğurda tüm insanlığı ıslah ve değiştirmeye çalışan, ameli salihat için uğraşan, bunu yaparken haktan, doğruluktan, güzellikten ayrılmayan ve tüm zorluklara tahammül ederek davasına devam eden, direnen insanlar kurtuluşa, felaha ermektedir.
İnsanlık tarihi, bu surede açıklanan Sünnetullaha uyan örneklerle doludur.
Bu tabloda yer almak isteyenler için buyurun asr’a ve Kuran sürelerine.



***


ASR SURESİ ÇALIŞMA NOTLARI
rtfSelectedTabRef*7*3*3*103.003*Asr 1-3**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
rtfBulunanSayi*3*rtfBulunanSayi
rtfSndPly*103.1*
103.1*************وَالْعَصْرِ
103.1 - Vel asr.
SA - Asr'a andolsun ki,
ASara :Sıkmak, suyunu özünü çıkarmak, hapsetmek, menetmek, vergi vermek yağmurun yağması, usare, öz, asır, yüzyıl, zaman, devir, kasırga,
Bu kelimenin geçtiği 2/266 12/36, 12/49, 78/14 ayetlerde asr sıkmak, suyunu çıkarmak, yağdırmak anlamında yer almıştır.
rtfSndPly*103.2*
103.2*************اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ
103.2 - İnnel insâne lefî husr.
SA - İnsan ziyandadır.
Hısira:Hasar, zarar, zayi etmek, eksilmek, helak olma
rtfSndPly*103.3*
103.3*************اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
103.3 - İllellezîne âmenû ve amilus sâlihâti ve tevâsav bil haggı ve tevâsav bis sabr.
SA - Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyânda değillerdir.
Amene: Güvenmek, emin olma, korkmama, emanet, inanma, iman, inanç

Hakaka: Sabitleme, ispat, gerçekleştirme, hak kazanma, layık olma, uygun olma, denk olma, hak, gerçek, adalet, doğruluk, şeriat, tam, mükemmel, caiz, hikmetli, aşikar, diriliş, hakkıyla, gerçek ilimle, kitap, Allah, hukuk, hırslı, düşkün,
SaleHa: Doğru, salih, sulh, barış, anlaşma, ıslah etme, düzeltme,
SÂLİHÂTI İŞLEMEK:عملواالصّلحات - amilu’s-sâlihâtı” Sâlihâtı işleyenler” olarak çevirdiğimiz ifade kalıbı Kur’ân’da toplam 62 âyette yer almıştır. Bu kalıbın pek çok meal ve tefsirde olduğu gibi “amel-i salih işleyenler” şeklinde çevrilmesi yanlıştır. اصلاح- Islâh” sözcüğünden türemiş olan “sâlihât” düzeltmek demektir. “Sâlihâtı işlemek” ise bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, düzeltmeye yönelik işler yapmak anlamlarına gelir. Diğer taraftan da Kur’ân, bu âyette geçen “hakkı ve sabrı tavsiyeleşme”yi, Bakara Sûresinin 277. âyetinde geçen “namaz kılma ve zekât verme”yi, Hud Sûresinin 23. âyetinde geçen “edep ve gönülden Allah’a boyun eğme”yi belirtilen âyetler içinde ayrı ayrı zikretmek sûretiyle “sâlihât”tan ayırmıştır. Yani “hakkı ve sabrı tavsiyeleşme”, “namaz kılma ve zekât verme”, “edep ve gönülden Allah’a boyun eğme” gibi hasenat, Kur’ân’a göre “sâlihât”tan” sayılmamaktadır. Kur’ân’daki bu hususlar dikkate alınarak “sâlihât” konusunda şunları söylemek mümkündür: Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek sâlihâtı işlemek değildir. Ama öğüt verme yolu ile namaz kılmayanı namaz kılar hale getirmek, zekât vermeyeni zekât verir hale getirmek, oruç tutmayanı da oruç tutar hale getirmek, sâlihâtı işlemektir. Bu kavramı toplumsal boyuta taşıdığımızda, bulunduğumuz zaman ve zeminde adlî, idarî, siyasî, iktisadî ve benzeri alanlarda her türlü bozukluğun düzeltilmesi için gösterilecek çaba, yapılacak uygulama, sâlihâtı işlemektir. Bu konuda, “dışa yansımayan işler” demek olan hasenat ile sâlihât arasındaki fark iyi anlaşılmalıdır. Rabbimiz de bu iki konu arasındaki farkı, her bir haseneye on karşılık verirken (En’âm 160) sâlihât karşılığında cenneti vaat etmek sûretiyle çok açık bir şekilde belirlemiştir. (Bakara 25, 82; Nisa 57, 122, 124; Hud 23, İbrahîm 23, Kehf 107 ve daha birçok âyet)HY

Sabera: Sabır, oruç, bekleme, cüret, beka, tahammül, kendini tutma.
SABRI TASVİYELEŞMEK:صبر- sabr” en geniş anlamıyla aklın ve dinin gösterdiği yolda azimle yapılan mücadele demek olduğu, “katlanmak”, “ses çıkarmamak” gibi pasif eylemlerle herhangi bir ilgisinin olmadığı unutulmamalıdır. Bu konuda gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta, sabrın kesinlikle atalet değil, bir hareketlilik içerdiğidir. Miskin ve uyuşuk bir halde eylemsiz kalarak payına düşen rezillikleri “kader böyle imiş, tahammül etmeli” mantığıyla kabullenmek, M. Akif Ersoy’un da çok yerinde olarak saptadığı gibi asla Kur’ân’da geçen “sabr” sözcüğü ile açıklanamaz: “Aman yarabbi! Kur’ân ne söylüyor, biz ne anlıyoruz! Sabır ‘katlanmak’ değil, ‘göğüs germek’ demektir. Neye göğüs germek? Evet, sonunda katlanılamayacak acılara katlanma ıstırabına mahkûm olmamak için, önceden her türlü şedaide [sertliklere, çetinliklere], her türlü mezalime [zulümlere] mertçesine, insancasına göğüs germek… Fedakârlıkların semtine uğramayarak miskin miskin oturmak, sonra da hissesine düşecek rüsvalığı [rezilliği, kepazeliği] ‘kader böyle imiş, tahammül etmeli’ diye hazma [sindirmeye] çalışmak, hiçbir zaman ’sabır’ sözcüğü ile telif olunamaz [bağdaştırılamaz].” (Doç. Dr. Abdülkerim Abdülkadiroğlu, Nuran Abdülkadiroğlu,Mehmet Akif’in Kur’ân-ı Kerim’i Tefsiri, Mev’ıza ve Hutbeleri , Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları) Gerçekten de Kur’ân “sabr” sözcüğü ile katlanmayı değil, göğüs germeyi kastetmektedir. Göğüs germek ise, içinde bulunulan zorlukların verdiği acılara katlanmak ama aynı zamanda o zorluğu yenmek için onunla mücadele etmek demektir. Dolayısıyla “sabr” sözcüğü, tam bir aktivite, tam bir canlılık ihtiva etmektedir.HY

SimaL likes this.
aldemira isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 02.05.2013   #2
D/Üsüyorum..
SimaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 69
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 504
Rép Puanı: 50000
Rép Grafiği: SimaL has a reputation beyond repute SimaL has a reputation beyond repute SimaL has a reputation beyond repute SimaL has a reputation beyond repute SimaL has a reputation beyond repute SimaL has a reputation beyond repute SimaL has a reputation beyond repute SimaL has a reputation beyond repute SimaL has a reputation beyond repute SimaL has a reputation beyond repute SimaL has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Asr suresi






Click the image to open in full size.


Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap
SimaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 06.05.2013   #3
Kayıtsız Üye
Misafir
Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi:
Üye Numarası:
Arkadaşlar:
Konular:
Mesajlar: n/a
Rép Puanı:
Rép Grafiği:
Standart Cevap: Asr suresi

Alıntı:
SimaL´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
asr yapmak
suyuna
özüne
ilkelerine
ulaşmak
bu anlamlı eylemi unutanlara ithaf olur.

 
Alıntı ile Cevapla
Alt 06.05.2013   #4
Kayıtsız Üye
Misafir
Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi:
Üye Numarası:
Arkadaşlar:
Konular:
Mesajlar: n/a
Rép Puanı:
Rép Grafiği:
Standart Cevap: Asr suresi

Alıntı:
aldemira´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ASR SURESİ


Asr’ı, sıkıp suyunu çıkarmayı, özüne ulaşmayı düşün. Kuranı asr yapmayı, okumayı, anlamayı, ilkelerini kavramayı aklet. İnsana verilen özellikleri, melekeleri, imkanları, zamanı, gelip geçiciliği düşün. Nerden gelip nereye gittiğini, ne için geldiğini anla.
Aksi halde insan hasar içerisindedir. Hüsrana uğramaktadır. İnsanın yaratılışını, tüm melekelerin insana itaatini, ayartıcı melekenin yani Şeytanın ayartısını ve insanın geçici hayatın süsleri karşısındaki zaafını, çoğaltma tutkusunu, geçimlikleri amaç edinerek azmasını düşün. Allahın vaadi gereği insanlığa lütfettiği Kuranın rehberliğine olan ihtiyacını idrak et. Ancak, Kuranı asr edip, suyunu sıkanlar, özüne manasına, ilkelerine, amacına ulaşanlar hüsrandan, hasardan kurtulabilir.
Bunun için, Kuranı özüne, ilkelerine ulaşacak şekilde asr edip okuyanlar, gereğince alaka gösterenler, önem ve öncelik verenler de bu sonuçlara teslim olur, inanır, güvenir, emin olur, yaşarsa kurtulabilir. Kuranın rehberliğine, Allah’a ve öğretisine güvenmek, yaşama geçirmek, tercihlerde bulunurken uygulamakla olur. Her ne olursa olsun bu güvende zaafa uğramamalı, endişe etmemeli ve ümidini yitirmemelidir. Kuran ölçülerini görmezden gelmemelidir.
Kuran ve rehberliği doğrultusunda kendisinden başlayarak, kurbiyet kurarak, ilişki, bağ, tanışıklık, dostluk, sevgi, iletişim köprüsü ve diyalog kanalları oluşturarak tüm insanlığı, güzellikle, en uygun zaman, yer, ortam, söz, tavır ve yöntemle ıslah, değiştirme ve dönüştürme çalışmasında sürekli bulunmalıdır. Hasenat olan, yani kendi dışındakilere yansımayan, hasene olan işleri çok yapmak, gece gündüz hatta devamlı, namaz, oruç vb işleri çokca yapmak değildir. Hasenat olarak anılan bu ve benzeri, insanı kötülükten alıkoyan ve manevi yapısını güçlendiren güzel işlerin yanı sıra, esas rolünün, kulluğun ve ibadetin, ameli salihatta bulunmak, yani tüm insanlığı, düzenleri ve sistemleri değiştirmek, gerçek barışa, kainattaki teslimiyete ulaştırmaktır. Değişim, dönüşüm için Kuranla tanışmaya, ikra yapmaya vesile olmaktır. Kuran terbiyesine ulaştırmaktır. Kuran halkaları oluşturarak bu değişimi ve dönüşümü sürekli hale getirmektir. Gündemi Kuran yapmaktır. Kuranı amaç yapıp, araçları, mal vb her şeyi bu yolda seferber etmektir.
Bu yolda, hep Haktan, gerçekten, adaletten, güzellikten, doğruluktan, Kitaptan yana olmalıdır. Bunları savunmalıdır. Bu değerlerin yanında yer almalıdır. Davasında, yönteminde, usulünde, aracında, bu değerleri gözetmelidir. Hikmetli davranmalıdır.
Bu davada, karşılaşacağı zorluklara, sıkıntılara, engellere, dünyanın cazibeliği geçimliklerine, çekiciliğine, ayartısına, tüm insanlığı peşinden sürükleyip köleleştirmesine, zorbalıklara, tehditlere, baskı ve işkencelere karşı sabırlı olmalıdır. Tahammül göstermeli, dayanmalı, göğüs germeli ve direnmelidir. Mücadelesine devam ederek tüm zorlukları aşmaya ve amaçlarına ulaşmaya çalışmalıdır.
Kuranı sıkıp suyunu çıkaran, özüne ulaşan, bunlara iman eden, bu ilkelere güvenen, bu uğurda tüm insanlığı ıslah ve değiştirmeye çalışan, ameli salihat için uğraşan, bunu yaparken haktan, doğruluktan, güzellikten ayrılmayan ve tüm zorluklara tahammül ederek davasına devam eden, direnen insanlar kurtuluşa, felaha ermektedir.
İnsanlık tarihi, bu surede açıklanan Sünnetullaha uyan örneklerle doludur.
Bu tabloda yer almak isteyenler için buyurun asr’a ve Kuran sürelerine.



***


ASR SURESİ ÇALIŞMA NOTLARI
rtfSelectedTabRef*7*3*3*103.003*Asr 1-3**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
rtfBulunanSayi*3*rtfBulunanSayi
rtfSndPly*103.1*
103.1*************وَالْعَصْرِ
103.1 - Vel asr.
SA - Asr'a andolsun ki,
ASara :Sıkmak, suyunu özünü çıkarmak, hapsetmek, menetmek, vergi vermek yağmurun yağması, usare, öz, asır, yüzyıl, zaman, devir, kasırga,
Bu kelimenin geçtiği 2/266 12/36, 12/49, 78/14 ayetlerde asr sıkmak, suyunu çıkarmak, yağdırmak anlamında yer almıştır.
rtfSndPly*103.2*
103.2*************اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ
103.2 - İnnel insâne lefî husr.
SA - İnsan ziyandadır.
Hısira:Hasar, zarar, zayi etmek, eksilmek, helak olma
rtfSndPly*103.3*
103.3*************اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
103.3 - İllellezîne âmenû ve amilus sâlihâti ve tevâsav bil haggı ve tevâsav bis sabr.
SA - Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyânda değillerdir.
Amene: Güvenmek, emin olma, korkmama, emanet, inanma, iman, inanç

Hakaka: Sabitleme, ispat, gerçekleştirme, hak kazanma, layık olma, uygun olma, denk olma, hak, gerçek, adalet, doğruluk, şeriat, tam, mükemmel, caiz, hikmetli, aşikar, diriliş, hakkıyla, gerçek ilimle, kitap, Allah, hukuk, hırslı, düşkün,
SaleHa: Doğru, salih, sulh, barış, anlaşma, ıslah etme, düzeltme,
SÂLİHÂTI İŞLEMEK:عملواالصّلحات - amilu’s-sâlihâtı” Sâlihâtı işleyenler” olarak çevirdiğimiz ifade kalıbı Kur’ân’da toplam 62 âyette yer almıştır. Bu kalıbın pek çok meal ve tefsirde olduğu gibi “amel-i salih işleyenler” şeklinde çevrilmesi yanlıştır. اصلاح- Islâh” sözcüğünden türemiş olan “sâlihât” düzeltmek demektir. “Sâlihâtı işlemek” ise bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, düzeltmeye yönelik işler yapmak anlamlarına gelir. Diğer taraftan da Kur’ân, bu âyette geçen “hakkı ve sabrı tavsiyeleşme”yi, Bakara Sûresinin 277. âyetinde geçen “namaz kılma ve zekât verme”yi, Hud Sûresinin 23. âyetinde geçen “edep ve gönülden Allah’a boyun eğme”yi belirtilen âyetler içinde ayrı ayrı zikretmek sûretiyle “sâlihât”tan ayırmıştır. Yani “hakkı ve sabrı tavsiyeleşme”, “namaz kılma ve zekât verme”, “edep ve gönülden Allah’a boyun eğme” gibi hasenat, Kur’ân’a göre “sâlihât”tan” sayılmamaktadır. Kur’ân’daki bu hususlar dikkate alınarak “sâlihât” konusunda şunları söylemek mümkündür: Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek sâlihâtı işlemek değildir. Ama öğüt verme yolu ile namaz kılmayanı namaz kılar hale getirmek, zekât vermeyeni zekât verir hale getirmek, oruç tutmayanı da oruç tutar hale getirmek, sâlihâtı işlemektir. Bu kavramı toplumsal boyuta taşıdığımızda, bulunduğumuz zaman ve zeminde adlî, idarî, siyasî, iktisadî ve benzeri alanlarda her türlü bozukluğun düzeltilmesi için gösterilecek çaba, yapılacak uygulama, sâlihâtı işlemektir. Bu konuda, “dışa yansımayan işler” demek olan hasenat ile sâlihât arasındaki fark iyi anlaşılmalıdır. Rabbimiz de bu iki konu arasındaki farkı, her bir haseneye on karşılık verirken (En’âm 160) sâlihât karşılığında cenneti vaat etmek sûretiyle çok açık bir şekilde belirlemiştir. (Bakara 25, 82; Nisa 57, 122, 124; Hud 23, İbrahîm 23, Kehf 107 ve daha birçok âyet)HY

Sabera: Sabır, oruç, bekleme, cüret, beka, tahammül, kendini tutma.
SABRI TASVİYELEŞMEK:صبر- sabr” en geniş anlamıyla aklın ve dinin gösterdiği yolda azimle yapılan mücadele demek olduğu, “katlanmak”, “ses çıkarmamak” gibi pasif eylemlerle herhangi bir ilgisinin olmadığı unutulmamalıdır. Bu konuda gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta, sabrın kesinlikle atalet değil, bir hareketlilik içerdiğidir. Miskin ve uyuşuk bir halde eylemsiz kalarak payına düşen rezillikleri “kader böyle imiş, tahammül etmeli” mantığıyla kabullenmek, M. Akif Ersoy’un da çok yerinde olarak saptadığı gibi asla Kur’ân’da geçen “sabr” sözcüğü ile açıklanamaz: “Aman yarabbi! Kur’ân ne söylüyor, biz ne anlıyoruz! Sabır ‘katlanmak’ değil, ‘göğüs germek’ demektir. Neye göğüs germek? Evet, sonunda katlanılamayacak acılara katlanma ıstırabına mahkûm olmamak için, önceden her türlü şedaide [sertliklere, çetinliklere], her türlü mezalime [zulümlere] mertçesine, insancasına göğüs germek… Fedakârlıkların semtine uğramayarak miskin miskin oturmak, sonra da hissesine düşecek rüsvalığı [rezilliği, kepazeliği] ‘kader böyle imiş, tahammül etmeli’ diye hazma [sindirmeye] çalışmak, hiçbir zaman ’sabır’ sözcüğü ile telif olunamaz [bağdaştırılamaz].” (Doç. Dr. Abdülkerim Abdülkadiroğlu, Nuran Abdülkadiroğlu,Mehmet Akif’in Kur’ân-ı Kerim’i Tefsiri, Mev’ıza ve Hutbeleri , Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları) Gerçekten de Kur’ân “sabr” sözcüğü ile katlanmayı değil, göğüs germeyi kastetmektedir. Göğüs germek ise, içinde bulunulan zorlukların verdiği acılara katlanmak ama aynı zamanda o zorluğu yenmek için onunla mücadele etmek demektir. Dolayısıyla “sabr” sözcüğü, tam bir aktivite, tam bir canlılık ihtiva etmektedir.HY
asr suresini
böyle okumak
anlamak
yaşamak
anlatmak
kuranın asrına, usaresine özüne ulaşmaktır.

 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kuran'a göre ideal müslüman kadın karakteri SıLa Dini Konular 3 08.05.2014 11:05
Dünya Kelimesi ile ilgili Ayetler eFe iSlami Bilgiler 2 13.03.2013 15:16
Kuran'da Sayılar eFe Kur'anda Dua Örnekleri 0 04.02.2013 20:03
Ayet ve Hadislerde Ahirette Hesap SıLa Ahirete Iman 0 09.01.2013 12:11
Cehennem ehli ve azabı eSiLa Cennet-Cehennem 0 29.11.2012 19:39


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları