Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Kur'an-ı Kerim > Kur'an-ı Kerim > Tefsir

"Hayatın Gerçekleri" Aldatmacası


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Tefsir - kategorisi altındaki "Hayatın Gerçekleri" Aldatmacası isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 12.01.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Lightbulb "Hayatın Gerçekleri" Aldatmacası

Kuran ahlakına gore yaşamayan insanların en belirgin özelliklerinden biri, müminlerde bulunan derin ruha ve yüksek kişilik kalitesine sahip olmadıkları için tüm olaylara yüzeysel bir bakış açısıyla yaklaşmalarıdır. Kendi küçük dünyalrında yaşayan bu insanlar, aynı zamanda kendi kurallarını da kendileri koymuşlardır. Bu kuralların tümünün çıkış noktası ise,” gerçekleri diye kendilerinin ortaya attığı gerçek dışı mantıktır.
İnsanların bazıları hayatlarını Kuran'da yer alan hükümlere ve ahlak anlayışına göre düzenlemezler. Din ahlakının ve Kuran'ın tüm hayatları için ne kadar önemli olduğunu kavrayamadıkları için de zorluk ve sıkıntı içinde kalmaları, büyük bir tehlikeyle karşı karşıya gelmeleri, ciddi ve acı verici bir rahatsızlık geçirmeleri, kendi güçleriyle üstesinden gelemedikleri bir korku yaşamaları ya da ölüm gibi olaylarla karşılaşmaları dışında, Allah'a dua etmez ve O'na sığınmazlar. En önemlisi de din ahlakının ancak kısıtlı birkaç konuda hayatlarına yön verebileceği yanılgısına sahiptirler. Bunun bir sonucu olarak;

* Din ahlakından hayatları boyunca olabildiğince uzak durmaya, dinle ilgili hiçbir konuyu aralarında konuşmamaya özen gösterir ve

* Yaşamlarını “hayatın gerçekleri” ismini verdikleri Kuran dışı mantığa göre düzenlerler.

"Hayatın Gerçekleri" Aldatmacası Birey ve Toplum İçin Neden Tehlikelidir?

İnsanların yaşayabilmek için mutlaka Allah'ın hükümlerine, Kitabında bildirdiği güzel ahlaka ihtiyaçları vardır. İnsan için kolay ve güzel olan, bizi yaratan Rabbimiz'in Kitabındaki ahlakı yaşamaktır. Bu ahlak olmadan, sağlıklı bir toplum yapısının oluşması düşünülemez.

Çünkü insanın fıtratını yani yaratılıştan gelen yapısını düşünmeden ortaya atılan her türlü kural, gerek insanlar gerekse toplumlar üzerinde yıkıcı etki oluşturur, toplumların dejenerasyonuna neden olur. Toplum ciddi bir sosyal kaosun içine sürüklenir, insan ilişkileri kötüye gider. Bunların sonucunda da dünya savaşlardan, kargaşa ve zulümden kurtulamaz. Bireyler de din ahlakından uzaklaşıp kendi koydukları çıkarlara, bencilliğe ve dünyevi hırslara dayalı kurallara uymaya çalıştıkça, manevi ve maddi olarak çeşitli sıkıntılara maruz kalırlar.

Günümüzde, anlattığımız tüm bu olumsuz sonuçlar yaygın olarak yaşanmasına rağmen, samimi iman edenler dışındaki insanlar "elbette din vardır ama bir de hayatın gerçekleri vardır" mantığı ile cahiliye sistemini yaşatmaya devam etmektedirler. Bu sistemin temeli din ahlakının, yaşam içindeki mutlak gerekliliğini inkar etmek üzerine kuruludur.

Bu çarpık mantığa göre; insanların din ahlakının kurallarıyla yaşaması pratik olarak imkansızdır. Söz konusu kişiler, eğer din günlük hayatın içine girerse, insanın, dünyanın her türlü nimetinden mahrum kalacağını, tekdüze bir hayat yaşayacağını düşünürler. Elbette bu, gerçeklerle ilgisi olmayan ve insanları din ahlakından uzaklaştırmaya yönelik şeytani bir düşünce sistemidir.

Bu gerçek dışı iddiaların aksine; din ahlakı, insan ruhunun en rahat edeceği, en mutlu, en huzurlu ve üretken olacağı bir toplum hayatı meydana getirir. Kendilerini "hayatın gerçekleri aldatmacası"ndan kurtarıp bu üstün ahlakı yaşayan insanlar, toplumda en sağlıklı ruh haline sahip, güzelliklerden en çok hoşnut olan kişilerdir, daima barış, hoşgörü ve özveri ortamının oluşmasında öncü rol oynarlar.

"Hayatın Gerçekleri" Aldatmacası Bencillik Üzerine Kuruludur

Din ahlakından uzak olan insanlar, güzel ahlak göstermeyi bir zayıflık ve saflık olarak değerlendirirler. Örneğin bir insanın ne kadar fedakarlık yaparsa yapsın karşılığında, bencillik ve vicdansızlıktan başka bir karşılık bulamayacağına, dolayısıyla fedakarlık yapmakla akılsız bir konuma düşeceğine inanırlar. Bu nedenle din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda fedakarlık yapan kişiye "iyi niyetli ama saf" gözüyle bakılır. Çünkü bu kişi, hiçbir çıkarı olmadığı halde bir başkasına iyilik yapmaktadır ve yaptığı iyilik için karşılık talep etmemektedir. Onlara göre bencilliğe bencillikle, kine kinle, düşmanlığa düşmanlıkla, sevgisizliğe sevgisizlikle karşılık vermek hayatın gerçek yüzünü yansıtmaktadır.

Ya da karşısındaki, kendisine sürekli olarak kötülük yapan, zarar veren bir insan olmasına karşın, ona iyi davranan, onun iyi huylu olması için uğraşan, kendisine yaptığı kötülükleri affeden bir insanın yaptığı bu iyilik, din ahlakına göre yaşamayan bir toplumda kesin bir akılsızlık olarak yorumlanır.

İnsanlar gösterdiği güzel ahlak nedeniyle o kişiyi, "Ne kadar safmış, ben olsaydım fırsat varken intikam alırdım, gereken karşılığı verirdim" gibi sözlerle küçümserler. Çünkü Kuran ahlakından uzak insanların sahip olduğu "hayatın gerçekleri" mantığına göre kötülüğe kötülükle karşılık vermek en doğru olan davranıştır.

İman etmeyen toplumlar içinde son derece rağbet gören bu mantık, bir düşmanın hiçbir zaman gerçek bir dost olamayacağı tezini savunur. Bu nedenle de onların gerçek dışı mantığına göre kişi ne kadar iyilik yapsa da aradaki düşmanlık bozulmayacak aksine sadece iyilik yapan taraf kaybetmiş olacaktır. Toplum bu kişiyi, “kendisine yapılan kötülüğü kavrayıp anlayamamış, zayıf bir insan” gözüyle değerlendirecektir.

Toplumu Birbirine Kenetleyecek Olan Kötülüğe İyilikle Karşılık Vermektir

Bu çarpık mantık içinde yaşayan insanlar, düştüklerini zannettikleri bu durumdan korunmak için, “hayatın gerçekleri” aldatmacasına sıkı sıkıya sarılmaları ve insanların tepkilerini, yorumlarını, düşüncelerini çok iyi takip etmeleri gerektiğini düşünürler. Çünkü bu kişiler, insanların ne dediğine çok fazla önem verir ve kendilerini insanlara ne kadar beğendirirlerse toplumda da o kadar iyi bir yer edineceklerini zannederler. Toplum memnun olduktan sonra, her türlü çirkin tavrı göstermenin, dünyevi hedeflerine ulaşabilmeleri için muhakkak kullanılması gereken bir yol olduğunu düşünürler.

Oysa Allah Kuran'da insanlardan samimi ve sadece Kendi rızasını gözeten, güzel ahlak gösterdikleri için kendilerini kınayan kişilerin kınamasından çekinmeyen bir ahlaka sahip olmalarını ister. Rabbimiz kulları arasında, sözünü ettiğimiz "hayatın gerçekleri" mantığının tam aksi bir ahlakın hakim olmasını emretmektedir. Buna göre, bir insan ancak kendisine yapılan kötülüğe iyilikle karşılık verdiği takdirde iyi bir insan olabilir. Bu tavır, düşmanlık yerine güçlü dostlukların ve dolayısıyla da kısa zaman içerisinde birbirine kenetlenmiş toplumların inşa edilmesinde önemli bir adımdır. Allah bu sonucu Kuran'da şu şekilde müjdelemektedir:

"İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir." (Fussilet Suresi, 34)

"Hayatın gerçekleri" mantığı acımasızlık, sevgisizlik, bencillik, çıkarcılık üzerine kuruludur. Oysa bu gibi çirkin ahlak özellikleri toplumlara ilerleme değil daima huzursuzluk ve gerileme getirir.

"Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır."(Bakara Suresi, 177)

ilmi araştırma dergisi.

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları