Geri git   www.diniforum.net - en çok ziyaret edilen Dini Forum islami forum paylaşım merkezi > Zekat > ZekaT

Malının Zekâtını Vermekten Kaçınan Salebe'nin Akıbeti


www.diniforum.net - en çok ziyaret edilen Dini Forum islami forum paylaşım merkezi sitesindeki ZekaT - kategorisi altındaki Malının Zekâtını Vermekten Kaçınan Salebe'nin Akıbeti isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 12.07.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 3
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Unhappy Malının Zekâtını Vermekten Kaçınan Salebe'nin Akıbeti

Click the image to open in full size.


Ebu Salebe
________________________________________
İslam tarihinde
“Malının Zekâtını Vermekten Kaçınan Salebe'nin Akıbeti “
Diye geçen olayı sizlerle paylaşmak istedim.

Salebenin akıbeti;
Medineli Müslümanlardan Salebe İbni Hâtip Peygamber'imize
" Ya Rasûlallah, Allah'a duâ et de bana mal versin" dedi.
Peygamber'imiz onun bu arzusunu
"Yâ Salebe, şükrünü edâ ettiğin az mal, şükrünü yerine getiremeyeceğin
çok maldan daha iyidir." diye karşılık verdi.
Salabe yine de "Ya Rasûlallah , Allah'a dua et de bana mal versin"
diye ısrar etti.

Peygamberimiz ona
"Ya Salabe, beni misâl almak istemezmisin?
Allah'ın Rasûlu gibi olmak istemezmisin?
Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederek söylüyorum ki,
dağların benim için altın ve gümüş olmasını dilesem, olurlardı."
diye cevap buyurdu. “

"Sen Allah'ın Peygamberi gibi davranışlı olmaya razı değil misin?
Ben sana en güzel örnek değil miyim?
Varlığım Kudret Elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki;
Dağların altın ve gümüş olarak benimle birikte
yürümüş olmalarını istemiş olsaydım, Muhakkak yürürlerdi!" buyurdu.

Salebe: "Ya Resulullah! Sen, bana mal vermesi için, Allah'a dua et!
Seni hak ile peygamber gönderen Allah'a andolsun ki; sen bana dua edecek olursan,
Allah da bana mal verecek olursa. Her hak sahibine hakkını vereceğim!" dedi.
Bunun üzerine, Peygamberimiz (sav):

"Ey Allah'ım! Salebeye mal ver!" diyerek dua etti.
Salebe bir koyun edindi. Koyun bereketlendi. koyunlar böcek gibi üredi.
Öyle ki, sürüsüne Medine dar geldiği için vâdiye taşındı.
Bu yüzden öğle ve ikindiyi cemaatle kılıp, diğer vakitler
Cemaatten geri kalmaya başladı.
Bu arada sürü üremesine devam ettiği için
Salabe başka bir yere taşınmak ihtiyacını duydu ve
Mescidden cikmadigi icin
Cami Kuşu adi verilen Salebe, artik Cumalara dahi gelemiyor
Derken sürü böcek gibi üremeye devam etti.
Salabe de Cuma günleri kervanların yoluna çıkarak
Medine'de olup bitenleri öğrenir oldu.

Peygamberimiz ashaba, Salebe’nin halini sorup öğrenince
"Vâh Salebeye! Vâh Salebe'ye! Vâh Salebe'ye!" buyurdu.

Yüce Allah cc
"Onların mallarından bir sadaka (zekât) al ki, bununla kendilerini
(günahlarından) temizlemiş, bununla onların ( mallarını, hasenelerini)
bereketlendirmiş olasın!" mealindeki âyeti indirdi.

Bu siralarda zekat ayeti geldi.
Efendimiz (s.a.v) servet sahiplerine memurlar gonderdi.
Zekatlarini toplayip hazineye getirecekler, oradan da ihtiyac sahibi fakirlere dagitilacakti.
Salebe’ye ve Süleym oğullarından da filan zata uğrayınız
Salebeyi çölde sürüsünün peşinde bulan zekat memurlari,
Gelen ayetin emri geregi olarak zenginlerin malinin
Kirkta birini zekat olarak toplayip goturmeye geldiklerini anlattilar...

Salebe, vaktiyle verdigi sözu unutmus gibi konustu:

- Mal benim, Çöllerde bu sicaklarda surunerek dolasip kazanan benim.
Size ne oluyor ki benden harac ister gibi koyunlarimin kirkta birini istiyorsunuz?
Bu sizin yaptiginiz dupeduz harac istemektir!

Hele siz şimdi gidin! İşinizi bitirdikten sonra yanıma dönün!" dedi.
Tahsildarlar, Salebe'nin yanından ayrılıp, Sülemî'nin yanına vardılar.
Sülemî, sadaka ve zekât hakkındaki yazıyı dinledikten sonra,
Develerinin en iyisine baktı ve onu sadaka ve
Zekât olarak ayırıp teslim etmek üzere tahsildarları karşıladı.

Tahsildarlar Zekât için ayrılan deveyi gördükleri zaman:
"Senin bunu vermen gerekmez!
Biz bunu senden almayı istemiyoruz!" dediler.
Sülemî: "Hayır! Alınız bunu..! Ben bunu gönül hoşluğuyla (gönlümden koparak) veriyorum.
O da benimdir. (Allah'ın emriyle verildiği için, benim demektir)," dedi.
Bunun üzerine, tahsildarlar Sülemî'nin ayırdığı zekât ve sadakasını aldılar.
Zekât toplama işini bitirince, dönüp

Salebe'ye tekrar uğradılar.
Salebe yine zekâtını vermek istemedi.
Tahsildarlar, Salebe'nin yanından ayrılıp,

Peygamberimizin yanına geldiler.
O onları görür görmez daha kendileri ile konuşmadan
"Vâh Salebe’ye! Vâh Salebe'ye!" "Yazıklar olsun Salebe'ye" dedi. ve
Suleymi 'içinse bereket duası yaptı..
Tahsildarlar da Peygamber'imize gerek
Salebe'nin ve gerekse Suleyni'nin nasıl davrandığını anlattılar.

Bunun üzerine,
Yüce Allah, indirdiği ayetlerde meal olarak şöyle buyurdu:
"İçlerinden kimi de, Allah'a şöyle ahdetmişti:
'Bize lütuf ve kereminden ihsan ederse, andolsun, zekâtını vereceğiz!
Muhakkak, Salihlerden olacağız!'
Allah, kendilerine fazlı ve inayetinden verince de,
Onunla cimrilik edip arka çevirdiler. Onlar öyle dönektirler."
"Nihayet, Allah'a karşı vaat ettiklerini tutmadıkları, yalan söylemekte oldukları için,
O da (bu fiillerinin) akıbetini kalplerinde,
Kendisinin huzuruna çıkarılacakları güne kadar sürecek bir nifak yaptı." (Tevbe: 75-77)

Salebe'nin akrabalarından olup
Resulullah’ın yanında bulunan bir zat, bunu işitince,
Salebe'nin yanına vardı ve:
"Yazıklar olsun sana ey Salebe! Allah senin hakkında şöyle şöyle ayetler indirdi!" dedi.

Salebe, hemen kalkıp Peygamberimize geldi.
Zekâtını kabul buyurmasını istedi.

Peygamber (sav): "Allah senin zekâtını kabul etmekten beni men etti!" buyurdu.
Salebe başına toprak saçınca,
Resulullah (sav):
"Bunu sen kendin yaptın.
Ben sana emretmiştim, beni dinlemedin!" buyurdu,
Onun zekâtını almaya yanaşmadı, vefatına kadar da ondan hiçbir şey kabul etmedi.

Hz. Ebu Bekir halife olunca, Salebe onun yanına geldi:
"Sen benim Resulullah Aleyhisselamın yanındaki mevkiimi,
Ensar içindeki yerimi biliyorsun, zekâtımı kabul et!" dedi.
Hz. Ebu Bekir: "Resulullah Aleyhisselamın kabul etmediğini ben kabul edeceğim ha!" dedi ve
vefatına kadar onun zekâtını kabul etmedi.

Hz. Ömer, halife olunca, Salebe ona geldi ve:
"Ey mü'minler emîri! Zekâtımı kabul et!" dedi.
Hz. Ömer:
"Resûlullah (sav) senin zekâtını kabul etmemiş,
Ebu Bekir de etmemiş! Ben kabul edeceğim ha! Ben senin zekâtını kabul edemem!" dedi ve
vefatına kadar da, onun zekâtını kabul etmedi.

Hz. Osman halife olunca, Salebe onun yanına geldi ve zekâtını kabul etmesini istedi.
Hz. Osman: "Resulullah (sav) da,
Ebu Bekir'in de, Ömer'in de kabul etmedikleri zekâtı,
ben de senden kabul edemem!" dedi ve kabul etmedi.
Salebe, Hz. Osman'ın halifeliği devrinde ölüp gitti.

Peygamberimiz (sav):"Münafığın alâmetleri üçtür.
Söz söylerken, yalan söyler, Vaat ettiği zaman, sözünde durmaz,
Kendisine bir şey emniyet edildiği zaman, hıyanet eder!" buyurmuşlardır

Şimdi Salebenin durumunu tekrar tekrar gözden geçirip,
kendi nefsimizi muhasebe etmeliyiz.
Ya Allah’ın kendi lütfundan verdiği servetimizin
Zekatını yine Allah rızası için verip dünyamızı ve ahiretimizi mamur ederiz.
Yada zekatımızı vermeyerek (yada eksik vererek)
Dünyanın sosyal dengesini bozduğumuz gibi
Allah’ın azabına layık oluruz.

Tercih sizin..! Allah Cümlemizi
Salebenin akıbetinden muhafaza eylesin..!

Zekâtlarını hakkıyla vermeyenleri ahirette bekleyen
Korkunç akıbet hakkında ihtar mahiyetindeki
Şu ayeti kerimeyi de aktararak yazımızı bitirelim;

"Altını ve gümüşü biriktirip de onları
Allah yolunda harcamayanlar için acıklı bir azabı müjdele.
O gün (bu altın ve gümüşler)
cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları,
Böğürleri, sırtları dağlanacak ve (o esnada)
İşte nefisleriniz için toplayıp, sakladıklarınız; artık saklayıp
İstifçilik ettiğiniz bu nesnelerin acısını haydi tadın! (denilecek)" (et-Tevbe 9/34-35).

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Altın ve Gümüşün Zekatı eFe Zekat Malları Çeşidi ve Miktarı 0 19.12.2012 19:19


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları